Sayın sitemizin okuyucuları! Rusya’nın Sesi (RS FM) isminin değiştiğini ve yeni web sayfasına kavuştuğunu sizlere memnuniyetle bildiriyoruz. İsmimiz artık Sputnik Haber Ajansı ve Radyosu’dur. Tüm güncellemeleri, son haberleri ve yorumları http://tr.sputniknews.com sitesinden takip edebilirsiniz. Yer imlerinizi güncelleyin ve bizimle kalmaya devam edin!
22 Temmuz 2014, 14:48

Lira-Dolar mücadelesinde ibre Türkiye’den yana

Lira-Dolar mücadelesinde ibre Türkiye’den yana

Avustralya’da düzenlenen G20 Ticaret Bakanları zirvesine katılan Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Rusya Federasyonu Ekonomik Gelişim Bakanı Aleksey Ulyukayev’in gerçekleştirdikleri ikili görüşme esnasında Ankara, Moskova’ya karşılıklı ödemelerde Dolar’ı bırakarak ulusal para birimleri olan Lira ve Ruble’ye geçmeyi teklif etti.

Konuyla ilgili olarak yorum yapan uzamanlar, söz konusu Dolar’dan çıkma kararının ABD Hükümeti’nin mevcut siyasal pozisyonundan ve uluslararası piyasanın önemli oyuncuları olan ülkelere karşı keyfi bir şekilde ve istediği zaman yürürlüğe koyduğu tek taraflı yaptırımlardan kaynaklandığı konusunda hemfikir.

Ankara Ufuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı, Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı ve Genel İdare Kurulu Üyesi, ESAM Uzmanı ve TBMM 21. Dönem Ankara milletvekili Prof. Dr. Oya Akgönenç Muğisuddin, konuya ilişkin görüşlerini Rusya’nın Sesi Radyosu ile paylaştı:

Audio faylı indiriniz
 

Amur Gadjiev: Evet sayın Oya Hanım, şimdi ABD’nin tek taraflı yaptırım politikası uluslararası hukuk ve uluslararası düzen açısından ne gibi tehlikeler içeriyor? 

Oya Akgönenç Muğisuddin: Şimdi efendim devletler arasında hukukun bir parçası olarak yaptırımlar konmuştur. Uluslararası hukuk metinlerinde yaptırımlara ilişkin ilgili maddeler var. Bu, konunun teorik kısmıdır. Var mı? Var. Şimdi pratik kısmına baktığımız zaman, yani bu maddeler uygulanır mı? Uygulanırsa, nasıl uygulanır? Kim kime uygular? İşte orada olay biraz değişiyor. Eğer bir devlet diğer bir devlete yaptırım uygulamaya başlarsa, hemen ilişkiler gerginleşiyor ve daha böyle kritik, daha kırılgan bir hale geliyor. Çünkü yaptırım uygulanmaya başladığı anda, bir taraf öbür tarafa adeta ceza veriyor. O zaman ortaya yeni bir durum çıkıyor. Kimin başka birine ceza verme hakkı vardır? Veya var mıdır? Veya bunu yapabilir mi? Tabi, bunlar her sual başka sualleri açar. Yani, anlayacağınız, bu, tansiyonu arttıran bir durumdur. 

Bugün yaptırım koymaya kalktığın anda ne olur? Karşı taraf buna doğal olarak tepki gösterir. Buna tepki gösterince ilk fırsatta onlar da bir yol bulup yaptırım uygulama yoluna giderler. Yani Dünyada hem kırılganlık, hem de gerginlik arttırılmış olacaktır. Bundan sadece bir taraf mı zarar görür? Hayır, çünkü yapan da yaptıran da bence bu uygulamadan sonunda zarar görür. 

Amur Gadjiev: Şimdi ABD bu yaptırımlarla en başta kendisini izole ediyor gibi, ve uluslararası arenada ABD desteğini giderek kaybetmektedir. Mesela, Avrupa Birliği artık desteğini çekmekte ve yaptırımları abartılı bulup uygulamaktan vazgeçmektedir. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? 

Oya Akgönenç Muğisuddin: Her ülke kararlarını kendi çıkarları doğrultusunda verir. Şimdi en başta Avrupa Birliği mesela Amerika’nın kararına evet demiş olsa bile bir süre sonra Avrupa Birliği’nin içindeki değişik ülkelerin bakış açılarıyla Amerikan kıtasından Amerika’nın bakış açısı çok farklı olur. Dolayısıyla bir süre sonra herkesin kendi çıkarları doğrultusundaki görüşleri ağır basmaya başlar. Nitekim de şu anda o oluyor. En başta evet demelerine rağmen, şimdi her biri ayrı ayrı kendi tarihi ve ekonomik gerçekleri içinde bu ilişkileri düşündüğü zaman şunu söylüyorlar: Tamam, bunu yapıyoruz da, bu hangi olaya ne kadar faydalı? Veyahut da hangi olayı ne kadar çözüyor? İşte bu sual sorulmaya başlayınca da ayrılıklar başlıyor. 

Diğer taraftan Amerika Avrupalıları kızdırdı. Neden kızdırdı? Çünkü Amerika şu anda bütün Dünyadaki konuşmaları, yazışmaları hepsini dinliyor. Ayrıca embargo koyuyor, yaptırım uyguluyor ve herkesin buna uymasını bekliyor. Bir noktada çıkarlar örtüşebilir, ama uzun vadede herkesin çıkarları değişebiliyor. Dolayısıyla kendi çıkarlarıyla çatışma içine girince devletler Amerika’yı dinlememeye başlıyorlar. Bu şekilde ABD’nin prestiji de zedelenmiş oluyor. 

Amur Gadjiev: Amerika’nın hem tek taraflı yaptırımları nedeniyle, hem de yarattığı belirsizlik nedeniyle bazı partnerler uluslararası ticarette dolar yerine milli paralara geçmeyi tercih ettiğini görüyoruz. Türkiye de bu tür ülkelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Mesela, Türk ve Rus bakanlarının son görüşmesinde Türkiye, Rusya ile karşılıklı ticaretinde milli paralara geçmeyi teklif etti. Siz bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Oya Akgönenç Muğisuddin: Dünya son 10 yıl içinde arka arkaya çeşitli ekonomik krizlerden geçti. Bu krizler Amerika’yı da vurdu, Avrupa’yı da vurdu. Özellikle Avrupa’daki etkisi çok güçlü ve bir hayli geniş oldu. Şimdi bu etki, mali sistemlerin birbirleriyle aynı güçte olmadığını ve kurulan enstitülerin tam olarak çalışamadığını gösterdi. Türkiye’nin bir yığın sınır komşusu var. Öte yandan Türkiye son zamanlarda ticaretini çeşitlendirdi. Yani, tek yönlü kalmadı, sadece Avrupa’ya bağlı kalmadı. Kendi parayı kullanarak iş yapma olanağını uyguladı. Herkes kendi parasıyla, kendi hesaplarıyla ödüyor, daha sonra ticaret balansı karşılıklı olarak dengeleniyor. Bu, Türkiye’ye yararlı oldu. Şimdi yararlı olan bir şeyi de normal olarak kullanırsın. Yani, her ülke aynıdır. Kendi çıkarlarına hangi sistem yararsa, onu kullanır. Dolayısıyla, Rusya ile yaptığı alış-verişte Ruslar rubleyi, Türkler lirayı kullanarak ve daha sonra da ortaya çıkan balansı birbirine dengeleyerek gayet güzel idare ettiler. Bunun daha hale gelmesini istemek, bence son derece normaldir. Yani, her bölgede her ülke kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarını düşünerek tabi karar almak durumundadır. 

  •  
    Ve paylaş