GÖRÜŞ

Barış çağrısı yapmak suç mu?

Barış çağrısı yapmak suç mu?
Abone olTelegram
Beyaz Show'a katılarak 'Çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın' çağrısı yapan Ayşe Çelik'in sözleri üzerine başlayan tartışma sürüyor. RS FM'de tartışmanın hukuki boyutunu değerlendiren Prof. Ersan Şen, "Konuşmada terör propogandası yok" dedi. Gazeteci Oya Baydar ise, "Beyazıt Öztürk kimden özür diledi? Ölülerden mi?" diye sordu.

Diyarbakır Sur - Sputnik Türkiye
Ayşe öğretmene 'terör propogandası' soruşturması
Cuma gecesi Beyaz Show'a bağlanan ve kendisini öğretmen olarak tanıtan Ayşe Çelik, Güneydoğu'daki ölümlere karşı daha hassas olunmasını, annelerin ve çocukların ölümüne karşı çıkılması gerektiğini söyledi ve Türkiye'de kıyamet koptu.

Hükümete yakın medya, Doğan grubunda terör propogandası yapıldığını iddia etti ve hem grubu hem Beyazıt Öztürk'ü çok sert eleştirdi. Bunun üzerine Beyazıt Öztürk canlı yayında, Doğan grubu ise yazılı bir açıklama ile özür diledi.

'KONUŞMA İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ÇERÇEVESİNİ AŞMIYOR'

RS FM'de Yavuz Oğhan'ın hazırlayıp sunduğu 'Bidebunudinle' programında tabloyu değerlendiren hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen, önce Türkiye'nin çok hassas bir dönemden geçtiğini söyledi. Terörle, olağanüstü gelişmelere karşı olağan hukuk kurallarıyla mücadele edildiğini anlatan Şen, Ayşe Çelik'in açıklamalarıyla ilgili şöyle konuştu:

​"Açıklamayı yapan kişi, devlet sivilleri, çocukları öldürüyor şeklinde bir ithamda bulunmuyor. Konunun bütünlüğü itibariyle bir eleştiri var. Rahatsız edici olabilir. Kimin ne yaptığı konusunda bir nitelendirme yok. Biri çıkmış insanların ölmemesini, duyarsız kalınmamasını söylemiş ve kimin yaptığı, ne şekilde yaptığı gibi nitelendirmelerde de bulunmamış. Olayı takip edemeyen sunucu olaya müdahil olamamış konu da istenmeyen boyuta gitmiştir."

'HER KONUŞMA CEZA KONUNLARININ İŞİ DEĞİLDİR'

Tartışmanın büyümesini Türkiye'deki kutuplaşmaya bağlayan Prof. Ersan Şen, propoganda ile eleştiri arasındaki ince çizgiyi de anlattı.

Selahattin Demirtaş - Sputnik Türkiye
Demirtaş'tan Beyaz Show açıklaması: İnsan anlam veremiyor
Şen, "Hukuk devletinde, ifade hürriyetinde,  eleştirmek, ağır eleştirmek, barış çağrısı yapmak suç değildir. Niyet okuyuculuğu yapıp 'samimi değil' diyebilirsiniz ama o insanların sesini kısamazsınız. Bunun ötesinde terör örgütünün eylemlerini ve şiddetini, tehditlerini övecek şekilde açıklama yapacaksanız, o noktada ceza kanunları devreye girer. Buradaki mesesle hassasiyet ve basının yaklaşımıdır. Canlı yayında sıkıntı da olabilir o anda. Sunucu işin hassasiyetiyle ilgili değerlendirme yapsaydı isabetli olurdu. Ama bunlar tamamen meselenin sosyolojik, ahlaki ve insani boyutlarıdır. Hemen her meselede her konuşmayı ceza hukuku kapsamına taşıyıp insanların suç işlediğini söylerseniz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile 82 Anayasası ve kanunlarımızla koruma altına alınan ifade hürriyetinin bir anlamı kalmaz" ifadelerini kullandı.

'75 YAŞINDAYIM BÖYLE BİR ŞEY GÖRMEDİM'

Geçen hafta Başbakan Ahmet Davutoğlu'yla görüşen barış grubundaki gazeteci Oya Baydar, tartışmaları dehşet içinde izlediğini söyleyerek, "Aynı mesajı biz de paylaştık, hatta onu da aştık, çözüm bulmaya çalıştık. 75 yaşımdayım böyle bir şey ile ilk defa karşılaştım" dedi.

Davutoğlu aydınlar ve STK temsilcileriyle görüştü - Sputnik Türkiye
Barış Heyeti, Çankaya'da Başbakan Davutoğlu'yla görüştü
Baydar, ​"Ankara'dan önce Batı'dan 108 aydın ve sanatçıyla birlikte Diyarbakır'a gittik. Bizim o mesajımız fırtınalar yaratan Ayşe öğretmenin sözlerinin aynısıydı.  'Farkında mısınız' diye sesleniyorduk. İnsanlar ölmesin silahlar sussun, hayat konuşsun diyorduk. Çeşitli kesimlerden 11 kişi Başbakanlık'a gittik. AKP'ye yakınlığı ile bilinen isimlerde vardı aramızda. Aynı mesajı dile getirdik. Onu da aştık, gerçeklerin yansıtılmadığını anlattık. Nasıl çözüm bulunur onu konuştuk. Üzerine bu olay oldu. Amiyane tabirle 'koptum' gerçekten. Bugüne kadar  ülkedeki bütün zorlukları, askeri darbeleri her şeyi yaşadım böyle bir şeyle ilk defa karşılaşıyorum" diye konuştu.

'KİMDEN ÖZÜR DİLENİYOR, ÖLÜLERDEN Mİ?'

Oya Baydar Beyazıt Öztürk'ün olaydan sonra dilediği özrü de gündeme getirdi, niye diye sordu. Bu durumu yaratılan korku ortamına bağlayan Baydar, Beyazıt Öztürk'ü eleştirmeyelim, onu yüreklendirelim, 'korkma' diyelim dedi.

Beyazıt Öztürk - Sputnik Türkiye
Beyazıt Öztürk'e 'terör' soruşturması
Baydar şöyle devam etti:

"Benden beklenebilir mi diye soruyor Beyazıt Öztürk; barışı savunmak, insanları savunmak tabii ki senden beklenebilir. Ama şunu demek istiyor: Öyle bir baskı altındayım ki beni terörist ilan ediyorlar, terörist olabilr miyim ben? Bunu da babasının polisliğiyle açıklamaya çalışıyor. Benim asıl ağrıma giden bu. İnsanlar öyle bir korkutuldu ki benimsemeleri gereken ve övünmeleri gereken şeyi yaptıklarında özür diliyorlar. Özür kimden dileniyor? Ölülerden mi? Benim utancım ve tepkim ne o kanala, ne Beyazıt Öztürk'e. Onları bu zavallı duruma düşürenlere. Herkes korkuyor. Söylediklerim Beyazıt'ın şahsında değil. Zaten yeterince linç ediliyor. Tam tersine arkasında durup korkma demek lazım. Bizim gibi insanlar o suça iştirak etmesi lazım."

'CESARET YOKSA ESARET VARDIR'

Gazeteci Tayfun Atay da yaşananları otoriterleşmenin bir parçası olarak değerlendirdi.

​Olay Doğan grubuna ait bir kurumda olmasa bu kadar fırtına kopmazdı diyen Atay, hem Beyazıt Öztürk'ün hem de Doğan grubunun açıklamalarını korku atmosferine bağladı ve "Cesaret yokse esaret vardır" diye konuştu.

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала