Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın

Uslu: Parlamenter sistemin olmadığı 1982 Anayasası'ndan beri belli

Uslu: Parlamenter sistemin olmadığı 1982 Anayasası'ndan beri belli
Abone ol
Sitem dolu bir konuşma ile istifa eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, satır arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a mesaj gönderdi. ANAR'ın kurucusu İbrahim Uslu'ya göre, Davutoğlu’nun konuşması tamamen MKYK üyelerine dönük. Rejimin değiştiğine yönelik iddialara da değinen Uslu, 1982 Anayasa’nı işaret etti.

Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
Davutoğlu böyle bitirdi: Mutabakatın olmadığı yerde aday olmayı düşünmem
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la aralarındaki fikir ayrılıkları nedeniyle koltuğu bırakmak zorunda kalan Başbakan Ahmet Davutoğlu, yaptığı basın açıklamasında kendisinin ‘karizmatik ve kurucu lider'den sonra göreve gelen bir başbakan olduğunu ve hatalarının olmadığını ifade etti. Davutoğlu, Erdoğan hakkında açıkça kötü bir şey söylemedi ama MKYK üyelerine yaptığı sitem konuşmasının satır aralarında Erdoğan'a atıfta bulunduğu da konuşuldu.

RS FM'de Yavuz Oğhan’ın hazırlayıp sunduğu 'bidebunudinle' programına katılan ANAR'ın kurucusu İbrahim Uslu'ya göre, Davutoğlu'nun tüm serzenişi MKYK'ya. Alt metin okumak yanlış bir yorum. Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki fikir ayrılığının Davos kriziyle başladığını ifade eden Uslu, MKYK'nın son tavrının bardağı taşıran son damla olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
Erdoğan'dan Davutoğlu için ilk yorum
​Uslu, "Davutoğlu konuşmasının önemli bir kısmında yanlış anlaşmalara mahal vermemek için Erdoğan'la olan hukukuna ayırdı. Serzenişini MYK'ya yaptı, Erdoğan'a değil. ‘Bana darbe yapmanız için hiçbir gerekçe yok.  Bunu hak etmedim. O arkadaşlarla yürümenin anlamı kalmadı.  Ya parti içinde kriz çıkaracaktım ya kendim gidecektim ama ben kriz çıkaran olmak istemiyorum' dedi. Cumhurbaşkanını bilinçli şekilde ayrı tuttu. Aradaki fikir ayrılığı üslup ayrılığı Davos'a gidilsin gidilmesin tartışmasıyla başladı. Merkez Bankası politikaları, ekonominin yönetimi, arkasında Hakan Fidan olayı, milletvekili listeleri ve 12 Eylül'de yapılan kongre süreci. Tamamında fikir ayrılığı vardı.  Bunların en önemlisi de Dolmabahçe mutabakatıydı.  Belli birikimim sonucuydu MKYK'nın tavrı bardağı taşıran son damla oldu" dedi.

'AB İLİŞKİLERİ İSTİFA İÇİN GEREKÇE DEĞİL'

Recep Tayyip Erdoğan - Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
GÖRÜŞ
'Erdoğan’ın şahsi hırsı yüzünden Davutoğlu’nun ipi çekildi'
Tayyip Erdoğan'ın 'Emanetçi başbakan istemiyorum' sözüne atıfta bulunan Davutoğlu, "Bütün bunları yaparken temel saikim Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak taşıdığım ağır sorumluluğun hakkını vermekti" dedi. Kulislerde ikilinin arasındaki krizin derinleşmesinde Davutoğlu'nun dış politikada danışmadan yaptığı hamlelerin etkili olduğu konuşuldu. Örneğin Avrupa Birliği ile geliştirilen ilişkiler, Davutoğlu'nun vize için kendi inisiyatifiyle önerilerde bulunması, Obama'dan randevu talebi gibi.  

İbrahim Uslu, bu iddialara da katılmadı, "AB süreci için parlamentoda yasaları değiştirmesi gerekiyor. Daha parlamentonun yerine getirmesi gereken kriterler var. Eğer AK Parti bu ödevleri yerine getirmekten imtina ederse AB ile yapılan görüşmelerin bu süreçte etkilediği yorumu yapabiliriz. Ama parlamento bu yasa değişikliklerini yapmak için çalışmaya devam ederse demek ki AB ilişkileri bir gerekçe olmamıştır" dedi.

'BAŞBAKAN DAHA 'UYUMLU' OLACAK'

Recep Tayyip Erdoğan - Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
FT: Erdoğan, Davutoğlu'nu hayal kırıklığına uğrattı
AK Parti'de kongre tarihi 22 Mayıs olarak belirlendi. Şimdi herkesin gözü o tarihte. Hükümetin başına kimin geçeceği ve profilin nasıl olacağı merak konusu. İbrahim Uslu, Davutoğlu'nun başa gelirken yapılan kongreleri anımsattı: "İki olasılık vardı bir emanetçi genel başkan ya da halkta karşılığı olan güçlü bir genel başkan. O zaman AK Parti da halkta karşılığı olan güçlü bir genel başkan tercih etti. Fakat bunun bazı sorunlara yol açtığı ortaya çıktı. Şimdi daha çok uyumlu çalışacak bir profilde durulur."

İktidar partisinin genel başkanı dolayısıyla ülkenin de başbakanı değişiyor. Erken seçim ya da referandum olasılığı da gündemde. İbrahim Uslu, bunun seçmenleri etkileyip etkileyeceği konusunda henüz yorum yapmanın erken olduğunu söyledi ve ekledi:

"Seçmenin bundan tesir almayacağın söylemek ağır bir iddia. Ölçeği ne olacak bekleyip görmek gerekir. Seçmen için yeni bir olay. Seçmen, olay olur olmaz kanaat şekillendirmiyor. Önce anlamaya çalışacaktır. Bunun nasıl yönetileceği önemli. Tahmin yapmak zor."

'SİSTEMİN ADI REFERANDUMDAN SONRA KONMUŞTU'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu - Sputnik Türkiye
GÖRÜŞ
‘Türkiye fiili başkanlığa geçti'
Süreç içerisinde kuşkusuz en çok eleştirilen de tarafsız olması gereken cumhurbaşkanının partiye müdahale ettiği ve yönetim şeklinin fiilen değiştirildiğiydi. Eleştirilere ANAP ve DYP örnekleriyle cevap veren Uslu, "Parlamenter sitem 1982 Anayasası kabul edildiğinden beri yok" dedi ve şöyle devam etti:

"Türkiye'nin yönetim şeklinde değişiklik görmüyorum. Türkiye'de parlamenter sistem varmış gibi konuşuluyor; ama parlamenter sistemin olmadığı 1982 Anayasa'sı kabul edildiği günden beri belli. 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı referandumundan sonra şu anki şekli, adı konmuştu. Cumhurbaşkanları da daha önce partilerine bu tarz tasarruflarda bulundular. Rahmetli Özal'ın ANAP'ın kongresine yaptığı müdahale ya da Demirel'in DYP kongresine etkisi gibi. Asıl tartışılması gereken Türkiye, güçlü Cumhurbaşkanı, güçlü başbakan, zayıf parlamento, adı ne olduğu belli olmayan sistemle mi devam edecek yoksa taşların daha yerine oturacağı bir anayasal değişiklik yaşayacak mı?"

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала