Eksen - Sputnik Türkiye
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

‘Alman kamuoyu Ankara’ya sırtını döndü, Merkel’e ağır baskı yapacak’

EKSEN 03032017
Abone olTelegram
Gazeteci Zaptçıoğlu, Die Welt muhabirinin tutuklanması ve AKP’nin başkanlık propagandası girişimlerinin engellenmesiyle Türkiye-Almanya krizinde yeni aşamaya geçildiği görüşünde. Zaptçıoğlu’na göre, Merkel’e eylüldeki genel seçimler öncesinde Ankara’ya tutumunu sertleştirmesi için baskı artacak.

Almanya ve Türkiye ilişkilerinde geçen sene mizah kriziyle başlayan gerginlik Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in gazetecilik faaliyetlerinden ötürü tutuklanması ve AKP’li bakanların Almanya’daki Türkleri başkanlık referandumunda seferber etmek üzere düzenlediği toplantıların Alman yerel yetkilileri tarafından iptal edilmesiyle had safhaya çıktı. Türkiye’deki siyasi sorunların Almanya’ya taşınmasının Alman kamuoyunda yarattığı gerilimi uzun yıllar burada görev yapmış gazeteci Dilek Zaptçıoğlu ile konuştuk.

‘DENİZ YÜCEL’İN TUTUKLANMASI BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLA’

Die Welt muhabiri Deniz Yücel’in tutuklanmasıyla Türkiye — Almanya arasındaki krizlerde yeni bir aşamaya geçildiğini söyleyen Zaptçıoğlu, aslında dumun Berlin’in resmi tutumunu aştığı görüşünde. Zaptçıoğlu, “Bu aşama aslında Merkel’in politikasından kaynaklanmıyor. Yani Alman hükümetinin şu anda Türkiye’ye karşı dediğinin dışında yeni bir poltikası yok” diyerek şu izahatı getirdi: “Yeni olan şey şu, Alman kamuoyu. Alman kamuoyu Türkiye’deki yönetime kesin tavır aldı. Yani bunun içinde bir aşırı sağ var, ki eylüldeki seçimlerde oy oranının yüzde 10’u aşacağı bile öngörülüyor. Geri kalan yüzde 90’ı düşünecek olursak, bunun içinde muhafazakarlar var, sol var, yeşiller var, sosyal demokratlar var. Bütün bu kamuoyu içinde Deniz Yücel’in tutuklanması bir nevi bardağı taşıran damlayı oluşturdu. Alman kamuoyu şu anda Türkiye’deki yönetime çok tepkili. Bu kalıcı bir tepki olacak.”

‘KAMUOYU BASKISI MERKEL’İ ETKİLER’

Zaptçıoğlu’na göre aslında Alman Başbakan’ı Türkiye politikasını idare etmeye çalıştığı ancak artık başarılı olamadı. “Merkel’in Türkiye politikası aslında yoktu. Çok uzun yıllardır görev başında ama Türkiye politikası, Türkiye’nin tam üyeliğine karşıyız ama ayrıcalıklı bir ortaklık verebiliriz’ noktasında tıkanıp kalmıştı. Merkel Türkiye’ye yıllarca gelmedi ve hiç ilgi göstermedi, ta ki, mülteci krizine kadar” diyen Zaptçıoğlu, gelinen noktayı şöyle aktardı: “Bu mülteci krizinden beri, Türkiye’ye sekizinci dokuzuncu gelişi. Nisan referandumundan önce de tekrar gelmesini bekliyoruz. Şimdi Merkel işi böyle idare etmek, Türkiye’ye biraz para verip, Erdoğan ile iyi anlaşıp, kapalı kapalı ardındaki pazarlıklarla bu işi halledebileceğini düşünüyordu. Fakat Alman kamuoyu çok sert bir noktaya geldi şu anda.”

‘SEÇİM YILINDA TÜRKİYE POLİTİKASINDA DEĞİŞİM BEKLEYELİM’

Almanya’da 24 Eylül’deki genel seçimlere kadar üç eyalette seçimlerin yapılacağına dikkat çeken Zaptçıoğlu, “Bunlar 24 Eylül’deki genel seçimlerin provası şeklinde” anımsatması yaptı. Zaptçıoğlu şöyle konuştu: “Alman kamuoyunda, Merkel’den bıkma, iktidarda yıpranma gibi sorunlar söz konusuydu. Bir de karşısına Sosyal Demokratlar’dan şimdiye kadar Avrupa düzeyinde politika yapmış olan Martin Schulz çıktı. Schulz’u aslında kamuoyu o kadar bekliyormuş ki, bir hasretle, alternatif olarak, birden bire SPD’yi birinci parti konumuna bile taşıdı anketlerde. Dolayısıyla Merkel düşüşte, Schulz çıkışta. Seçim yılındayız ve Türkiye politikasında evet, değişiklik bekleyelim. Neden? Kamuoyunun aşırı baskısı yüzünden.”

‘İKİ TARAF DA EKONOMİK İLİŞKİLERİ BOZMAK İSTEMEZ AMA…’

Diğer yandan da Türkiye’nin AB, özellikle de Almanya ile gümrük birliğinden kaynaklanan ve hacmi giderek büyüyen bir ticareti olduğunu anımsat “Bu devamlı eksi veriyor bizim açımızdan. Yani Almanya Türkiye’ye tersi olduğundan çok daha fazla şey ihraç ediyor ve çok daha fazla para kazanıyor. Dolayısıyla Almanya ekonomik ilişkilerini elbette bozmak istemez. Türkiye de istemez” diyen Zaptçıoğlu, gerilimin etkileyeceği alanı ise şu sözlerle izah etti: “Ancak Türkiye’de politikacıların devamlı AB’ye, Batı’ya, özellikle şimdi Almanya’ya, ‘Bunların derin devleti zaten böyledir’, ‘Bunlar bizi birinci sınıf görmez’, ‘Bizden nefret ederler’, ‘Haçlı seferi’ gibi söylemlerle çıktığınız zaman bir tane bile turist gelmiyor. Turizm çok önemli.”

‘AVRUPA’DAN TÜRKİYE’YE TURİST GELMESİ ARTIK ÇOK ZOR’

Geçen hafta Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in Alman mevkidaşı ile görüşmesine atfen “Şimşek, ‘Ekonomimiz çok kötü durumda, özellikle Alman turistlere acilen ihtiyacımız var’ dedi. Fakat Alman kamuoyu bu durumdayken Türkiye’ye gelmezler” diyen Zaptçıoğlu, “Dolayısıyla Türkiye’nin yöneticilerinin oturup düşünmesi gerekiyor. Alman turist neden gelmiyor” diye sordu.

Zaptçıoğlu’na göre alman turistler türkiye’ye geldiğinde zaten güvenli buldukları turistik bölgelerden fazla çıkmadıklarını anımsatırken, gelmemelerinin sebebinin terör olmayacağından hareketle şu tespitte bulundu: “ama şunu düşünüyor, ‘ya bana hizmet edecek olan garson bana nasıl bakacak?’, ‘ben orada bikini ile yatarken sarkıntılığa uğrar mıyım’, ‘otelin müdürü benim gavur ve domuz yiyen pis birisi mi olduğumu düşünüyor’. Bu düzeye geldi olay. Bu sebeple sadece bu yıl değil, önümüzdeki yıllarda da avrupa’dan turist gelmesi çok zor türkiye’ye. Türkiye’nin politikalarının radikal bir şekilde değişmesi lazım. Dolayısıyla türkiye’nin ekonomik kaybı çok büyük olacak bu gelişmeler karşısında.”

‘ALMANYA KENDİ DEMOKRASİSİNİ KORUMAKTA USTA AMA…’

Alman politikasında demokrasiyi koruma refleksinin öteden beri var olduğu ve demokrasiyi gömecek hareketlere izin verse dahi bunlara set çekmek gibi bir tutumunun da bulunduğunu söyleyen Zaptçıoğlu, bunun tarihi kaynaklarını da şöyle anlattı:

“Bu demokrasiyi kullanıp demokrasiyi bertaraf eden hareketlerin tarihteki en somut örneği Alman Neo Nazileri. Onlar da seçim sistemini kullanarak iktidara gelmişti. Ondan sonra demokrasiyi tamamen ortadan kaldırmıştı. Almanya’da aslında, tarih gerçekten çok uzun elimli dalgalarla değişiyor. Yani nasıl Türkiye’de bazı şeyler tekrar ortaya çıkıyorsa, hortluyorsa, bir takım süreklilikleri görüyorsak, Almanya’da da böyle süreklilikler var. Almanya’nın bir Şark politikası var mesela. Yüz sene öncesinden İslam’ın hamiliği olma, Müslümanlar’la iyi geçinme, hatta İngiltere’ye karşı İslamcılığı kullanma gibi bir geleneği de var. Güncel durumda evet, kendi demokrasisini korumakta çok usta, fakat dışarıya karşı çıkar politikalarına çok odaklı. Almanya’da 3 milyon Türk var. Bunların aşağı yukarı yarısı Türkiye vatandaşı ve oradaki seçmenler Türkiye politikasını etkileyebiliyor.”

‘AKP SEMPATİZANI GENÇ KUŞAKTA MİLİTANLAŞMA VAR’

Bu noktada Zaptçıoğlu Almanya’da yeni kuşak AKP sempatizanı gençler olduğunu ve bunların arasında giderek militanlaşan oluşumların türediğine dikkat çekti: “Bu gençler Almanya’daki ırkçılıktan muztarip, başarıya ulaşmak istiyorlar ve AKP’yi kendilerine hem bir hami, hem gururlarını okşayan bir hareket olarak görüyorlar. Kendilerini Osmanlı olarak niteliyorlar. Bu genç kuşak 20’li yaşlarda, 30’lu yaşlarda fevkalade iyi Almanca konuşuyor, çoğunluğu da zaten Almanya’da doğmuş. Bu kuşağın içinde daha militan diyeceğimiz oluşumlar da meydana çıkmaya başladı. Dolayısıyla Almanya devlet geleneği ile Türkiye’de AKP’yi idare eder, pazarlık yapar, çıkarlarına uydurmaya çalışabilirdi. Fakat kendi içindeki uzantılarını kontrol etmekte şu anda çok zorluk çekiyor. Bu ülkedeki aşırı sağı beslemekle kalmıyor, ülkenin genelinde toplumu çok rahatsız ediyor. Alman kamuoyu oradaki sorunların buraya militan bir şekilde sıçrıyor olmasından çok rahatsız. Dolayısıyla bu seçim döneminde Alman politikasına çok etkide bulunacak. Bir militanlaşma var, bu hissediliyor. Bu sebeple politika da sertleşecektir. Normal zamanlarda değiliz artık.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала