Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Dünya haritası - Sputnik Türkiye
DÜNYA
Rusya, ABD, Avrupa ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından son dakika haberleri, analizler ve özel dosyalar.

Yunanistan’ın yüzen bariyer kararı: Avrupa sığınmacılara karşı karada ördüğü tel örgüleri denize taşıyor 

© REUTERS / Giorgos MoutafisYunanistan'ın Midilli Adası'ndan feribotla Pire limanına getirilen sığınmacılar
Yunanistan'ın Midilli Adası'ndan feribotla Pire limanına getirilen sığınmacılar - Sputnik Türkiye
Abone ol
Atina yönetimi, petrol sızıntısı ve çöpleri durdurmak için kullanılan yüzen bariyerleri, sığınmacıların topraklarına ulaşmasını engellemek için kullanma kararı aldı. BM Göçmen İşçiler Komitesi Başkanı Doç. Dr. Can Ünver’e göre “insanlık dışı” bu uygulamayla birlikte, Avrupa sığınmacılara karşı karada çektiği tel örgüleri, denize de taşımış olacak. 

Avrupa, 2016’dan beri sayıları giderek düşen sığınmacı dalgasıyla baş etmek için insan haklarına aykırı yöntemlere başvurmaya devam ediyor. Bunun son örneği, Yunanistan’ın, topraklarına Ege Denizi'nden  geçişi engellemek için ‘yüzen barikat’ sistemi kurma kararı oldu. Halbuki, hem BM hem de sivil toplum örgütlerinin rakamları, kıtaya geçen sığınmacıların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü isimli sivil toplum kuruluşunun rakamları, 2017 yılının ilk 11 ayında kıtaya kara ve denizden ulaşanların sayısı 172 binin üzerindeyken, 2019'da aynı sayının 107 bin 900’a düştüğüne işaret ediyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göreyse Yunanistan’a ulaşanların toplam sayısı 2017’de 35 bin, 2018’de 50 bin ve 2019’un ilk 6 ayında 25 bin civarında. Üstelik bu sınırlı rakamlara rağmen, Yunanistan bu yıl 10 bin kişiyi, halihazırda 3.6 milyonun üzerinde yalnızca Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’ye geri göndermeyi planlıyor. 

Yunan adalarındaki mültecilerin durumu: Çöp yığınları içinde yaşam, belirsiz gelecek

Yunanistan’ın topraklarında ağırladığı sığınmacı ve mülteci sayısı bir yana, ülke genelindeki kamplarda bulunanların yaşam koşulları da tartışma konusu. Midilli Adası'nda 3 bin kişi için tasarlanan ve 13 bin kişiye ev sahipliği yapan ve Avrupa’nın en büyük mülteci kampı olarak bilinen Moria’daki derme çatma çadırlar ve çöp yığınları, çok defa bizzat Batı basınında yer almış durumda.

Atina yönetimi, 2019’un son çeyreğinde, yaklaşık 30 bin mülteciye ev sahipliği yapan Midilli, Sakız ve Samos adalarındaki yerleşkeleri kapatıp onun yerine anakarada toplam 15 bin kapasiteli yerleşkeler yapılacağını duyurmuştu. Bu değişikliğin ardından mültecilerin yarısının akıbetinin ne olacağı belirsizliğini korusa da Yunanistan önceliğini açık bir dille şu sözlerle aktarıyor: “Adadaki kalabalığı dağıtmak”. 

Yunanistan’dan mültecilere, petrol sızıntısı ve çöpler için kullanılan yüzen barikat tedbiri

Mülteci karnesi kırıklarla dolu Yunanistan’ın ülkesine Ege Denizi yoluyla ülkeye geçen göçmenleri engellemek için ‘yüzen barikat’ kuracakları açıklaması, yukarıdaki gelişmeleri takip etmesi sebebiyle dikkate değer. Yunanistan Savunma Bakanlığı’nın verdiği bilgiye göre, 2.7 kilometre uzunluğunda ve 1.1 metre yüksekliğinde ağ veya bariyer şeklinde olacağı öngörülen bu sistemin kurulumu için 500 bin euro harcanacak. Peki, daha önce çeşitli bölgelerde çöpü ve petrol sızıntılarını engellemek için kullanılan bu sistemle, geçişleri engellemek meşru kabul edebilebilir? Yunanistan’ın bu tartışmalı uygulamasını Sputnik’e değerlendiren Birleşmiş Milletler (BM) Göçmen İşçiler Komitesi Başkanı ve İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Can Ünver’e göre, bu uygulamanın kabul edilir yanı yok. 

‘Atina’nın denize bariyer çekme planı insan hakları açısından kabul edilemez’

İnfografik - Sputnik Türkiye
Rakamlarla Türkiye'deki Suriyeli gerçeği
Doç. Dr. Can Ünver “Meseleye öncelikle insan hakları penceresinden bakmak lazım. Bu pencereden baktığınızda da bu uygulamanın kabul edilir hiçbir tarafı veya emsali olmadığı ortada. Yunanistan hem geçmişte hem de bugün insan haklarını hiçe sayan tavırlar sergilemekte. Hatta bunlar zaman zaman ekranlara yansımak suretiyle kayıt altına alındı. Şişme botları patlatan, insanları ölüme terk eden, adalara ulaşmaya çalışan sığınmacıları insan haklarına tamamen aykırı muamelelere tabi tutan, hatta sığınmacılar oraya gittikten sonra da onların yaşam koşullarını düzeltme niyeti ortaya koymayan bir Yunanistan var. Yunanistan’ın tutumu, neredeyse 5 milyona kapılarını açan ve ekmeğini paylaşan Türkiye’nin tutumu ile taban tabana zıt. Bir yanda 5 milyona yakın sığınmacı ağırlayan Türkiye, öte yandan da topraklarına 2019’da ulaşan 60 bin civarında sığınmacıyla bile baş edemeyen bir Yunanistan söz konusu. Üstelik Yunanistan, işi denize bariyer kurmaya kadar götürdü. Bu insan hakları açısından kabul edilemez” değerlendirmesinde bulundu. 

‘Avrupa, karadan sonra denize de tel örgü çekmeye başlıyor’

Halihazırda Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olan eski Portekiz Başbakanı Antonio Guterres’in 2015 senesinde İstanbul’da bir konferans sırasında sarf ettiği “Bir tarafı açmışken, öbür tarafı kapamayamazsınız” ifadelerine atıfta bulunan Doç. Dr. Ünver “Ben bu söze çok önem veriyorum. Çünkü insanlar canlarını kurtarmak için bir yerlere gitmeye çalışırken, birilerinin ‘aman benim vatanıma gelmesin’ , ‘aman, benim ekmeğimi paylaşmasın’ şeklinde tutumu son derece haksız bir tavırdır. Bu tutum, meselenin kökünden çözülmesini değil, her türlü insan hakkı ihlalini sineye çekmek suretiyle bir sorunu bir yere sıkıştırma tavrıdır. Bu tavır kabul edilemez. Avrupa Birliği Üye Ülkelerinin Dış Sınırlarının Yönetimi için Operasyonel İşbirliği Ajansı Frontex'in karadaki tel örgüleri yetmezmiş gibi, şimdi de o tel örgü mantığını denize taşıyorlar. Kara ve denizler bu kadar çok sınırlamaya ne kadar dayanabilir, bu da düşünülmeli. Bu felsefi olduğu kadar hukuki de bir tartışma” diye konuştu. 

‘Bir botun üzerinde Yunan bariyerine kadar giden sığınmacılar, geri dönemezse ölebilirler’

Yunanistan’ın deniz bariyerlerinin insanların can güvenliğini tehlikeye atacak nitelikte olduğunun altını çizen Ünver “Bir irade ortaya koyup, kararlılıkla yola çıkan sığınmacılar, bir şişme botla yola çıkmışlar. Bu kişiler bariyere ulaştıklarında geri dönme imkanına sahip olabilecekler mi? Yoksa bu bariyerden dolayı, Allah korusun, boğulacaklar mı? Bunların da düşünülmesi lazım. Halbuki devletlerin, daha insani çözümler bulma potansiyeli var. Geçmişte, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait personel, Yunanistan’ın bilerek botlarını patlatan sığınmacıların canını defalarca kurtarmıştır” diye ekledi. 

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала