Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Trump'ın pandemiyi yönetme biçimi Amerikan motorunu çalıştırmaya dayalı vahşi batı tarzı'

21042020-eksen
Abone ol
Çağlar Tekin'e göre, pandeminin ABD'yi vurma sosyal devlet mefhumunun hiç olmaması. Trump'ın karantina karşıtı aşırı sağın eylemlerine seçim stratejisi gereği destek verdiğini belirten Tekin, açıklanan devlet desteğinin şirketlere gideceğini vurguladı. Tekin'e göre, Erdoğan yönetiminin Türkiye'de krizi yönetim mantığı Trump yönetimine çok benzer.

Koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin en sert vurduğu ülkelerin başında gelen ABD'de, başkanlık seçimi senesinde sert tartışmalar yaşanıyor. Başkan Donald Trump, bir an önce normale dönmekten bahsederken, hızını kesmeyen salgına karşı özellikle Demokratların yönetimde olduğu eyaletlerle kapışma halinde. Gerilim haftasonunda Trump yanlısı aşırı sağcıların sokağa çıkma kısıtlamalarına karşı gösteriler düzenlemesine kadar vardı. Trump'ın da teşvik ettiği gösterilerde sosyal mesafe kurallarına uyulmazken, kimi yerlerde elde silah sokağa çıkılması dikkat çekti. Kongre'nin art arda çıkardığı 'kurtarma paketlerine rağmen işsizliğin tavan yapması beklenen kapitalizmin kalesinde ekonomik krizin maliyetleri bugünden yarına kestirilemez halde.

ABD, koronavirüs - Sputnik Türkiye
KORONAVİRÜS
ABD'de 2 bin 700'den fazla Kovid-19 hastası daha hayatını kaybetti

Gelişmeleri gazeteci-yazar ve TV programcısı Çağlar Tekin ile konuştuk.

'Sosyal devlet dediğimiz mekanizma ABD'de yok'

Çağlar Tekin, ABD'de kapitalizmin işleyişinin dünyadaki pek çok ülkeden farklı olduğunu belirtirken, sosyal devlet mefhumunun aslında hiç bulunmamasına dikkat çekti. Sosyal devlet mefhumunun Avrupa merkezli bir mücadele sonucunda ortaya çıktığını, 20'inci yüzyılda da SSCB'nin varlığı sayesinde mümkün olabildiğini anımsatan Tekin, ABD'de ise hayatın özel sektör ve borsa üzerinden döndüğünü vurguladı. Tekin, sağlık sektörünün de tamamıyla özel şirketlerin elinde bulunduğu ABD'nin krize bu koşullarda yakalanmış olmasının zayıf performans gösterilmesinde etkili olduğu görüşünü dile getirdi:

Donald Trump - Sputnik Türkiye
Trump, ABD'ye göçmen kabulünün 60 gün süreyle askıya alınacağını duyurdu

“Amerika ile bizim bildiğimiz dünyanın arasında farklar var. Bunları ortaya koymadan Amerika’yı anlama şansımız pek yok. Sosyal devlet dediğimiz mekanizma Amerika’da yok. Sosyal devlet bize gökten bize gökten gelmedi, Avrupa merkezli bir mücadele sonucunda ortaya çıktı. Yani Avrupa’da sol ve işçi sınıfının, sendikal hareketin siyasi alana yansıdığı sosyalist hareketlerin mücadele sonucunda devletler, toplumun genelinin güvenceye alan kimi başlıklarda adım atmak zorunda kaldı. Bu tercih etmediler, zorlama oldu. Uzun bir işçi sınıfı mücadele tarihi var. Sosyal devletinin yükselişinin ikinci ana kısmıysa dünyada Sovyetler Birliği’nin siyaset tarihine girmesiyle yaşandı. Avrupa’nın yanı başında bir Sovyetler Birliği olgusu yani işçi sınıfı iktidarının ortaya çıkışından itibaren Avrupa’da bir sosyal devlet inşa süreci başladı. Bunun en fazla yükseldiği dönemin de İkinci Dünya Savaşı sonrası olduğunu söyleyebiliriz. Sovyetlerin Almanya’nın doğusuna kadar erişmiş olması, Avrupa ülkelerinin de kendi işçi sınıfına karşı daha güvenceli yaklaşmak zorunda bıraktı. Amerika’da işler bizim bildiğimiz şekilde işlemiyor. Borsa yüzde 40 civarında Amerika’da değer kaybetti. Bizde borsanın düşmesi çok kıymetli değildir. Bizde ekonomiye döviz piyasaları üzerinden bakılır. Ama Amerika da bu iş de böyle değil. Çünkü insanların emeklilik fonları özel şirketlerdedir, sağlık sigortaları da oradadır. Bunlar doğrudan borsa üzerinden yatırımlarla döner. Yüzde 40 düştüğünde borsa, insanların hayatları boyunca yaptıkları birikimin tamamı da yüzde 40 eridi aslında. Geçen sene bir Amerikalı çalışan 100 bin dolarlık bir sağlı poliçesine sahipse şu an bu 60 bin dolara düştü. Orada sosyal devlet mekanizmasının olmaması bu tarz etkilere sahip. Haliyle orada yaşanan gelişmeler, bizdeki gibi araya dolayımlı devlet girme sürecine dahil olmuyor. Doğrudan insanlar özel şirketlerle karşı kaşıyalar. Bu yüzden hayata tutunma şansları çok daha az. Amerikan sağlık sisteminin zayıflığı burada yatıyor. Bir bütün olarak bu sistem özel sektöre yaslı. Siz muayeneye gittiğinizde iki aylık gelirinizi hastaneye bırakıp çıkan bir işçisiniz orada. Amerika’nın büyük çoğunluğu böyle yaşıyor. Böyle yaşadığı için de sağlık sisteminden yaralanmak insanların akıllarına gelmiyor."

'Trump eylemlere seçim stratejisi olarak destek veriyor'

Tekin, pandeminin hayatı derinden etkilediği ABD'de Trump'ın karantina kısıtlamalarına karşı düzenlenen eylemlere destek vermesinin arkasında kasım ayındaki başkanlık seçimine dair bir stratejinin yattığı görüşünde. Trump'ın özellikle Cumhuriyetçilere dönebilecek 'Demokrat eyaletleri' hedef seçtiğini belirten Tekin, silahlı eylemcilerin önlerini kesen sağlık çalışanlarına 'komünist' ithamları getirdiği bir resimde Trump'ın 'Amerikan motorunu çalıştırmaya' dayalı 'vahşi batı' söylemleri yarattığını söyledi:

ABD Senatosu - Sputnik Türkiye
ABD Senatosu'ndan koronavirüs için 484 milyar dolarlık ek bütçeye onay

"Trump’ın virüs karşıtı eylemlere destek vermesini seçim stratejisi olarak görmek mantıklı. Çünkü Amerikan seçim sisteminde yüzde 60 oy aldınız diye başkan olacaksınız diye bir şey yok. Eyalet merkezli olarak yürür bu işler. Hangi eyaletten ne kadar temsilci çıkardınız, oraların kendi ağırlıkları üzerinden Amerika’ya yansımasına iş varır. Ağırlıklı olarak eyaletlerin Demokrat mı Cumhuriyetçi mi olduğu bellidir. Bu iki parti arasında çekişme yaşanan 8-10 tane eyalet var. Trump’ın zaten bu eyaletlerin ismi anmasının Michigan, Wisconsin demesinin altında yatan budur. Bu eyaletler dönem dönem Demokratlara, dönem dönem Cumhuriyetçilere destek verirler. Trump’ın Teksas’ı almamasının sebebi budur. Teksas, oldu olası Cumhuriyetçidir. Önümüzdeki Kasım seçimlerinde de Cumhuriyetçileri destekleyecek. Trump o yüzden Teksas’ı birincil derecede önemsemez. Colorado’da yapılan eylemler vardı. Sokağa çıkan silahlı grupların önüne sağlıkçılar çıkıyor ve maskeleriyle onları durdurmaya çalışıyorlar. Oradaki bir sağlıkçıya bir eylemci tüfek doğrultarak ‘Defol komünist’ diye bağırdı. Bu Amerika’daki gerçekliği yansıtan da bir tablo. Orada Trump’ın yaratmaya çalıştığı ikilik şu. Açsınız, çünkü gereksiz söylemden kaynaklı Amerikan motorunu çalıştıramıyoruz, bunu yapamadığınız için de aç kalıyorsunuz. Amerika’nın zihninde bir sosyal devlet algısı olmadığı için devletin çalışmadığı anda aç kalacağı duygusuyla ayakta kalıyor. Trump da bu korkuyu teşvik etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de vahşi batı figürlerini yaratmak zorunda kalıyor. Çünkü burada çalışmayana iş yok. Sosyal devlet yapısı olmadığı için insanlar ya çalışacak ya da aç kalacaklar. Amerika’da borçluluk sistemi yoğundur. Mortgage ile daire alır ve 20-30 yıl ödersiniz. Bu ödeme esnasında aksama yaşadığınız anda elinizdeki evraklara banka gelir, çöker. Buna benzer girişimlerden kaynaklı olarak bu dürtüyü sürekli olarak propaganda etmeye çalışıyor."

'Devlet desteği getirdiler ama onlar da şirketlere gidiyor, Türkiye ile çok benzer'

Tekin, koronavirüs krizi yüzünden ABD'nin devlet desteğini devreye sokmak zorunda kaldığını anlatırken, ancak burada da paraların çoğunun şirketlere harcanacağına dikkat çekti. ABD'deki durumun Türkiye'de de geçerli olduğunu söyleyen Tekin, emekçilere 1000 TL'yi reva gören yönetimin şirketlerin tek kalemde milyarlık vergi borçlarını silebildiğini anımsattı. Tekin'e göre, tek fark, Türkiye'nin eskiden kalma sağlık sisteminin ABD'ye göre çalışır olmasında:

Trump ve New York Valisi Cuomo - Sputnik Türkiye
Trump ve New York Valisi Cuomo Beyaz Saray'da koronavirüsü görüştü

"Amerika’da bir devlet desteği toplamı açıklandı sokağa yönelik. Ama orada da devlet desteğinin detaylarına baktığınızda aslında işin ne kadar acı olduğunu da görüyoruz. Yani toplamda 1 trilyon dolara yakın desteğin aşağı yukarı yüzde 60’ı büyük şirketlere gidiyor. Hane halkına yapılan destek sürekli olmayacak ve çok da küçük bir kısım olarak ortada kalıyor. Siz Amerikalı çekirdek bir aileyseniz, kişi başı ebeveynler 600-1200 dolar civarı alacak, çocuk için de 500 dolarlık ek bir destek verilecek. Size tek seferde 2500 dolar civarında katkı sağlamış olacak devlet. Ama aynı devlet, 10 milyar dolar tek bir şirkete teşvik fonu veriyor. Bir aileye 2500 dolar verirken, bir şirkete de bu kadar verebiliyor. Türkiye’de yaşanan süreç ile bağ kurabileceğimiz kısım burada başlıyor. Türkiye’de de devlet ‘çok ciddi yardımlar’ açıkladı. Ama bunun hane halkına, çalışana bir yansıması yok. 1000 lira alabilmek için insanlar PTT kuyruklarında bekliyor. Ama tek bir şirketin tek bir kalemde 600 milyar liralık vergi borcu siliniyor mesela. Türkiye küçük Amerika olur mu tartışması tam da bu dönem neticeye vardı. Evet, Türkiye küçük bir Amerika haline getirilmeye çalışılıyor. Şu an yapılan tek şey sağlık sistemimizin çalışması, onlar da geçmiş dönem Cumhuriyet’in kazanımları olarak kalan şeyler."

'Trump eyalet valilerine, Erdoğan da muhalif belediyelerin başkanlarına çıkışıyor'

Çağlar Tekin'e göre Trump'ın seçimler öncesinde ABD'deki Demokrat eyalet valileriyle kapışması da Türkiye'de muhalefetin elindeki belediyelere yönelik sergilenen tavırla benzerlik taşıyor:

ABD, koronavirüs - Sputnik Türkiye
KORONAVİRÜS
ABD'deki eyaletler koronavirüs tedbirlerini hafifletmeye hazırlanıyor

"Trump’ın kimi eyaletlerin valileriyle kavga etmesi de kasım ayında gerçekleşecek seçimler için Trump’ın bir hamlesi olarak yorumlanabilir. Trump çalışmayan üretim mekanizmasını, çalıştırmayanların valiler olduğunu söylüyor. Çünkü Amerikan devlet mekanizmasında Trump’ın doğrudan bir eyaletin karantinasına müdahale etme şansı yok, bu valilere bağlı bir karar. Bundan yola çıkarak şunu söylemeye çalışıyor: ‘Siz valiler devlet içinde devlet gibi hareket ediyorsunuz. Bırakın, insanlar çalışsın’. Aslında bunun çok paraleli Türkiye’de var. Erdoğan’ın da muhalif parti belediyelilerine yönelik çıkışları tam olarak üç aşağı beş yukarı bu bantta okunabilir. İbrahim Kalın’ın ‘Karantina o kadar maliyetli ki biz son ana kadar karantinayı düşünmüyoruz’ açıklaması vardı. Trump’ın da yaptığı aşağı yukarı bu. Trump ‘Açın, insanlar işlerine gitsin, bundan kaynaklı oluşan açlıktan siz sorumlusunuz’ diyor valilere. Oysa devlet dediğimiz şey, Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasal olarak da var olan kavramı sosyal devlettir. Sosyal devlet böyle durumlarda insanlara ‘Sen otur, çalışma’ dediğinde devlet boşuna yok, işte burada destek olmak zorunda’ söylemi, bizim anayasamız buna ilişkindir. Ama Amerikan anayasası buna ilişkin değil. ‘Açın devleti, sokağa çıkma yasaklarını durdurun’ diyen eylemlerde kullanılan sloganlara baktığınızda en dikkat çeken şeyler biri ‘Benim bedenim, benim kararım’ başlıklı pankarttı. Gayet de güzel bir kadının elinde, bütün ajanslarda o fotoğrafları geçtiler. ‘Benim bedenim, benim kararım’ kısmını çok bireycil bir yandan aldığınızda insanların böyle bir durumda modernin dışında bir birey yarattığınız andan itibaren o insanın ölüm hakkını tanımış oluyorsunuz. Yaşam hakkını değil. Böyle bir salgın varken insanların böyle söylemesi bundan kaynaklı. Bunun Amerika için arka planı da var. Bizde yakın zamanda bu anlamda tartışmalar vardı; bilime karşı şüphecilik, bilim düşmanlığı… Aşı karşıtlığı mesela son dönem yükseltilmeye çalışıldı. Türkiye’deki verilere de yansıdı bu. Aslında Amerika’da bu çok daha yüksek oranda var. 100 yıl önce kaybolmuş hastalıklar bile bugün o yüzden ortaya çıkıyor tekrar. Buna benzer modernite dışı, karşıtı söylemler insanlığın bu zamana kadarki kazanımlarını yok sayan söylemler elbette Amerika’da da böyle bir kitleselleşmenin önünü açıyor.”

‘ABD'nin Ortadoğululaştığı bir tablo’

Tekin, Trump destekçilerinin sokaklardaki eylemlerine baktığında 'Amerika'nın Ortadoğulaştığı' bir tabloyu gördüğünü söylerken, silahlı insanların 'ne sağlığı, açın işimize gideceğiz' tutumu sergilemesinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Tekin'e göre Trump, örneğin önemli bir merkez olan New York'u Cumhuriyetçilerin kazanamadığı bir eyalet olduğu için önemsemiyor:

ABD Başkanı Donald Trump - Sputnik Türkiye
ABD'de Trump ve eyalet valileri arasında 'test kapasitesi' krizi

"Son 2-3 gündür silahlı Trump destekçilerinin görüntülerine baktığınızda Amerika’nın Ortadoğulaştığını görüyorum. Bir yanda elinde otomatik silahlı, tüfekli insanlar, askeri kamyonlardan inen koca koca adamlar sağa sola silah sıkacaklarmış gibi geliyorlar. Öte yandan Orta Çağ korkusu bir zihinle ‘Ne sağlığı kardeşim, açın biz işimize gideceğiz, para kazanacağız’ diyorlar. Diğer yandan sırf New York’ta aşağı yukarı yarım milyon evsiz var. New York rakamlarını alırken evsizlerin, soğukta yaşayanların öldüğünü duymuyoruz bile. Verilerin hepsi bu anlamda hatalı geliyor bir yandan. New York gibi eyaletleri Trump da çok önemsemiyor. Çünkü Trump da bir kutuplaşmacı politikacı, klasik muhafazakar sağ çizgiden kaynaklı olarak. New York’u Amerika’da şöyle gösteriyor: ‘New York dediğimiz yer siyahların, Avrupalıların, Asyalıların, Ortadoğuluların olduğu bir yer. Beyaz Amerika ırkına benzemeyen Amerikalıların olduğu yerlerden bir tanesi. Orada ne oluyorsa olsun, orayı ben önemsemem’. Verdiği mesaj kabaca bu. New York zaten Cumhuriyetçilerin kazanamadığı bir eyalet olduğu için Trump’ın çok da önemsemediği hatta şeytanlaştırarak Cumhuriyetçilere yakın eyaletlerdeki desteği tekrar toparlayabilme çabasını sunduğu yerlerin başında geliyor aslında."

'Biden'ın Trump'tan farkı yok'

Tekin, Trump karşısında Demokratların arkasında birleştiği Joe Biden'ın ise Amerikan sistemi düşünüldüğünde çok büyük bir farkı bulunmadığı görüşünde:

"Amerikan siyaset sisteminde Cumhuriyetçilerle Demokratlar aslında o kadar da farklı değil. Daha sol kesimler Demokratlara oy veriyor. Ama bir iktisadi programda, topluma yaklaşım biçiminde Trump ile Biden arasında öyle bir fark yok. Eğer Bernie Sanders çekilmemiş olsaydı, kısmi, çok küçük bir farklılık olacaktı. En azından söylem düzeyinde bir sosyal devlet benzeri sistemi Amerikan siyaset sahnesine yıllar sonra üst perdeden girmiş olacaktı belki. Bunlar ortadan kalktıktan sonra Biden’ın Trump’tan bu anlamıyla bir farkı yok. Trump bu işi biraz daha deli ve ne yapacağı belli olmayan adam rolüne yatarak daha iyi oynuyor. Biden o anlamla Trump’tan bir artısı yok. Amerikan seçimlerinden öyle ya da böyle bir sonuç çıktığında, Amerika’nın iç politikasına da bunun ciddi bir yansıması olduğunu düşünmek için çok gerçekçi bir sebebimiz gözükmüyor.”

'Ya yeni bir dünya yaratacağız...'

Beyaz Saray - Sputnik Türkiye
Beyaz Saray'dan Erdoğan-Trump görüşmesi açıklaması
ABD gibi Latin Amerika'da Brezilya'daki neo-faşist Bolsonaro yönetiminin koronavirüs salgınına karşı benzeri tavırlarla dikkati çektiğini anlatan Çağlar Tekin, Brezilya liderini çok eleştiren Avrupalıların işlerine geldiğinde kendisine ciddi ticaret boyutu açabildiklerini anımsattı. ABD gibi kapitalizmin merkez ülkesinin bile bu krizde sapır sapır döküldüğünü belirten Tekin, yeni bir dünya arayışı hızlanmadan insanlığın sonunun hayırlı görünmediğini ekledi:

“Bolsonaro bir Neonazi. Ondan kaynaklı olarak Bolsonaro’nun salgın öncesinde de Amazon ormanlarındaki yangına nasıl yaklaştığını da hatırlıyoruz. ‘Tarım arazisi, mera açacağım, banane ormanlardan, yakarım ben burayı’ diyerek dünyanın en büyük hazinelerinden bir tanesine girdi. Bir kirli yüz de vardı orada. Avrupa ülkeleri, Bolsonaro’ya ufak çıkışlar yaparken diğer yandan Bolsonaro ile ciddi ticaret boyutu açtılar Amazon ormanlarının yok edilen kesimleri üzerinden. İnsanlık bir yol ayrımında. Yıllardan beri hep kullanılan bir söylemdi belki. Ama bu salgınla beraber gördüğümüz en net işlerden biri. İnsanlığın bugüne kadar yarattığı birikimi ve bugünden sonra gelecek planlarını yok edecek miyiz, etmeyecek miyiz, bunun bir çatışması var şu an. Bir toplumu bütün olarak sosyal devletten, soldan izole edip bunun yerine tamamen kar güdüsünü, üretimi ve karlılığa endeksleyerek yürüdüğünüzde bunlarla karşılaşmanız içten bile değil. Karşılaştığımız virüsle baş edememe gibi bir talihi yok şu an, böyle bir işle baş ederiz. Ama elimizdeki kaynaklarımızı nereye ayırdığımızla alakalı bir sorun var. ABD dediğimiz ülke dünyanın en merkezi ülkesi. Onun en göz önündeki, örnek gösterilen kenti New York patır patır dökülüyor. New York’un üstünde şu an akbabalar uçuyor. Çünkü akbabalar birkaç kilometreye kadar ceset kokusunu alırlar. New York ceset kokuyor. New York dünya kapitalizminin merkezi ve sembolüdür. Dünya kapitalizmi sembol semtinden başlayarak artık leş kokuyor. Buradan yola çıkarak ya özlediğimiz herkese dokunabileceği, herkesin bir arada yaşayabileceği yeni bir dünya yaratacağız ya da şu karanlığın içinde özellikle emeğiyle geçinenler, kent yoksulları, çiftçiler hep beraber kaybolacağız. Bu işin daha ön periyodundayız, daha ikinci kısmına geçmedik. Hastalığın ilk yayılım düzeyini atlattık, sonra ne olacak? Amerika’da kriz sürecinde 25 milyon insan işsizlik ödeneğine başvurmaya kalktı. 24 milyon insandan bahsediyoruz. Türkiye’de şu an muhtemelen fiili işsizlik eylül gibi yüzde 70’lere erişecek. Şu an hükümetin buna karşı tedbir alabileceğini düşünen var mı? Halihazırda tablo bu kadar karanlıkken, 23 Nisan’dan itibaren başlayacak 4 günlük karantinada bile çalışılabilir alanların sayısını arttırıp çok daha fazla işçiyi sokağa çağırmıyorlar mı? Üstelik bu kararları alanlar kendi saraylarından çıkmıyorlar. Böyle bir durumda dünya nereye gidebilir? Bu dünya açıkçası bizi öldürür. Buradan bir şekilde çıkmak zorundayız.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала