Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
GÖRÜŞ

‘AB’nin olası yaptırımlarıyla karşı karşıya olan Türkiye, Rusya’yı yanına çekmeli’

© AP Photo / Petros KaradjiasDoğu Akdeniz, sondaj
Doğu Akdeniz, sondaj - Sputnik Türkiye
Abone ol
Fransa, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yle yaşadığı gerilim sonrası AB’yi 13 Temmuz’da Ankara’ya yeni yaptırımlar uygulanması için toplanmaya çağırdı. Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller’e göre Türk yönetiminin bu karmaşık denklemden çıkışı, Moskova’yı yanına çekmesinden geçiyor.

Fransa Dışişleri'nden Türkiye karşıtı yeni yaptırım girişimi geldi. Paris yönetiminin çağrısı üzerine 13 Temmuz’da gerçekleşecek AB toplantısında, Türkiye’ye, Libya özelinde, Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri sebebiyle yeni yaptırımlar uygulanması gündeme gelecek. Bu esnada Türkiye’den Fransa’ya dönük sert açıklamalar birbirini takip etse de Ankara’nın bu süreci nasıl yöneteceği belirsizliğini koruyor. Ancak Türkiye’nin NATO ve AB’ye yönelik nasıl bir tutum takınacağı önem arz ediyor. 

‘Ankara, Moskova’yı yanına çekerse Amerikancıların ABD’yle çalışma hevesi boşa çıkar’

Peki, Türkiye Doğu Akdeniz’deki pozisyonunu korumak için nasıl bir yol izler? Ankara’nın AB’ye karşı tutumu ne olmalı? Bu çıkar çatışması, Türkiye’nin AB yolundaki hedeflerinden vazgeçmesiyle sonuçlanır mı? Sputnik’in sorularını yanıtlayan gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller’e göre Türkiye’ye düşen bu denklemde Rusya’yı yanına çekmek olmalı:

“Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve Libya’da izleyeceği çizgi, Rusya’yı yanına çekmek olmalı. Libya’da her ne kadar iki ülke karşıt konumlarda da olsa, Ankara ile Moskova’nın pozisyonlarını yaklaştırmaları iki ülkenin de çıkarınadır. Türkiye açısından bu, AKP hükümetinin ve Türkiye’deki kimi Amerikancıların ABD’yle ortak çalışma hevesini boşa çıkarır. Bu aynı zamanda Türkiye’nin Fransa ve AB’ye karşı da elini güçlendirir.”

‘Türkiye için AB bir hayalden ibaret, yapılması gereken Asya kuvvetleriyle işbirliği’

Türkiye için AB’nin “bir hayalden ibaret” olduğuna işaret eden Güller “Türkiye’nin AB’ye karşı tutumunu ilerletebileceği bir alan yok, zira AB üyeliği bir hayal. En başından beri AB’nin Türkiye stratejisi, onu olabildiğince kapıda tutmaktı; böylece Türkiye ne içeriye alınacak, ne de kapıdan dönüp başka seçenekler arayacaktı. ABD için de AB için de hedef buydu. Nitekim bunu gören Türkiye’deki Avrasyacılar, ulusalcılar en başından beri bu pozisyona itiraz etmiş ve Türkiye’nin İran ve Rusya’yla bölgesinde işbirliği yapması gerektiğini savunmuştu. Gidişat böyledir ve ABD’nin Libya’yı fırsata çevirerek Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirme çabaları, uzun vadede sonuç vermeyecektir. Bu hükümet ekonomik sıkışıklık nedeniyle ABD’yle ‘ortak çalışmayı’ seçse bile, Türkiye son tahlilde Asya kuvvetleriyle işbirliği yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu. 

‘Ankara, Gümrük Birliği anlaşmasını derhal iptal etmeli’ 

Güller “AB’ye karşı bu saatten sonra geliştirilecek tutum, Gümrük Birliği konusunda olmalı. AB’ye girmeden Gümrük Birliği’ne girmiş olmanın Türkiye’ye 25 yıllık ekonomik kaybı devasa boyutlarda. Zaman zaman Türkiye’den bu kaybın büyüklüğü nedeniyle anlaşmayı güncelleme talepleri gelmektedir ancak doğru olan bu anlaşmayı tamamen iptal etmektirdiye devam etti. 

‘Ticaret savaşları sebebiyle süregelen yaptırımların yanında 13 Temmuz’da eklenecek olanlar küçük kalır’

“13 Temmuz’da AB’den Türkiye’ye yeni yaptırımlar çıkar mı?” sorusuna ise Güller’in yanıtı şu oldu: 

Gümrük Birliği sonuçları itibariyle bir AB yaptırımı değil mi fiiliyatta? 25 yılda Türkiye’ye Gümrük Birliği’nin faturası 500 milyar dolar civarında hesaplanıyor…. Bunun yanında AB’nin Türkiye’ye uygulayacağı yaptırım küçük kalır. O nedenle yaptırım endişesiyle siyasi tavizler verilmemeli. Kaldı ki yeni dönem ticaret savaşları dönemi ve pek çok ülke pek çok ülkeye yaptırım uyguluyor… ABD’nin hedef ülke ilan ettiği İran ve Suriye’ye yaptırımlarından bahsetmiyorum; ABD’nin müttefiki olan AB ülkelerine, müttefiki olan Türkiye’ye yaptırımlarından ya da rakipleri Çin ve Rusya’ya yaptırımlarından bahsediyorum… Aynı şekilde AB’den de başka ülkelere yaptırımlar var. Kısacası nükleer savaş riski nedeniyle çağımızda savaşlar bir yandan vekalet savaşları olarak, bir yandan da ticaret savaşları olarak sürüyor zaten.”

‘AB’den resmen vazgeçiş, üretimi esas alan bir yönetimle gerçekleşebilir’

Son olarak, Türkiye ne zaman kendisi için “hayal” sayılabilecek AB hedeflerinden resmen vazgeçer? Güller bunu “Bu sorunun yanıtı, o noktanın tespitinden ziyade, Türkiye’yi hangi kuvvetin yönettiğiyle ilgilidir. Zira AB’nin hayal olduğu nokta çoktan geçti. Aslında daha ilk noktaydı o hayal olduğu görülen nokta. AB hedefinden vazgeçecek bir hükümet, kapitalist emperyalist dünyayla ilişkilerini kesmekten çekinmeyecek bir hükümet olabilir. Yani bunu ancak ABD ve AB’yle bağlar zayıfladığında kamulaştırmayı göze alabilen, üretimi esas haline getirebilen, finans kapital yerine tarımı canlandırmayı ve fabrika bacalarını tüttürmeyi önüne koyabilen bir hükümet yapabilir. Başka bir deyişle, tam bağımsızlıkçı, halkçı, kamucu bir iktidar” diye yanıtladı.

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала