Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Lübnan, Meclis Başkanı'nın söylediği üzere Titanik gibi batmanın eşiğinde, halk iç savaş senaryolarını konuşur oldu'

29032021-Eksen.mp3
Abone ol
Hediye Levent'e göre, Lübnan 'batmanın eşiğinde'. Meclis Başkanı'nın 'Titanik' benzetmesine dikkat çeken Levent, ekonomik ve siyasi krizin derinleşmesiyle halkın 'iç savaşı' anmaya başladığını söyledi. Ordunun sokaklarda görünür hale geldiğini belirten Levent, Ortadoğu'daki çatışma yerlerinden deneyimli radikallerin büyük tehlike olduğu görüşünde.

'Minyatür Ortadoğu' diye anılan Lübnan derin bir ekonomik ve siyasi krize gömülmüş durumda. Öyle ki ülkede artık 1975-1990 yıllarındaki iç savaştan söz edilir hale gelindi.

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron - Sputnik Türkiye, 1920, 30.03.2021
Fransa'dan Lübnan'a 'ekonomi tümden çökmeden evvel acilen hükümeti kurun' baskısı

Kovid-19 pandemisinin ardından 4 Ağustos 2020'de Beyrut limanındaki patlama nedeniyle ekonomik krize çare olması umut edilen Hasan Diyab başkanlığındaki teknokrat hükümet, doğrudan sorumluluk taşımasa bile istifasını vermek durumunda kalmıştı. Devam eden süreçteki pazarlıklar, mezhep ayrımlarına dayanan sistemde yeni hükümet kurulmasına imkan vermedi. Lübnan'daki farklı dinlere ve mezheplere mensup nüfus, uzun süren hükümet pazarlıklarına alışkınken, bu kez bankaların sermaye çıkışını engellediği, para çekme kısıtlamalarının konulduğu bir ortamda, zayıf kamu idaresi ve hizmetlerin yokluğunda kriz daha da derinleşerek iç barışı tehdit eder hale geldi. Lübnan'da güçlü Hizbullah hareketinin Genel Sekreteri Hasan Nasrallah iç ve dış güçlerin ülkeyi iç savaşa sürüklemeye çalıştığını söylüyor. Siyasi pazarlıklarla geçmiş başarısızlıklarına rağmen Sünni kesimden yeniden hükümeti kurması umulan Saad Hariri, Hıristiyan Cumhurbaşkanı Michel Aun ile sıkıntılar yaşıyor.

Lübnan'daki büyük altüst oluşu Şam ve Beyrut'ta yaşayan Evrensel Gazetesi yazarı ve TAE TV yorumcusu Hediye Levent ile konuştuk.

‘10 yıldır savaş görmüş Suriye Lübnan'a oksijen tankı yardımı yapacağını duyurdu'

Hediye Levent'e göre, Lübnan batmanın eşiğinde. Meclis Başkanı Nebih Berri'nin ülkenin 'Titanik gibi batmakta olduğu' sözlerini aktaran Levent, yıllar sonra ilk defa iç savaş ihtimalinin konuşulmaya başlandığını belirtti. Lübnan lirasının düşüşünün engellenemediğini belirten Levent, esnafın çoğunun kepenk kapattığını, marketlerde ürün bulunamadığını, ihracat zaten yok denecek kadar azken, ithalatın da durma noktasına geldiğini kaydetti. Hepsinin üzerine pandeminin binmesiyle hastanelerdeki durumun vahimleştiğini vurgulayan Levent 10 yıldır savaşı yaşayan Suriye'nin Lübnan'a oksijen tankı yardımı yapacağını duyurduğunu söyledi:

“Lübnan zaten bir süredir ekonomik ve siyasi krizlerle çalkalanıp duruyor, açıkçası batıyor. Bugün Meclis Başkanı Nebih Berri’nin de ‘Lübnan Titanik gibi batıyor’ şeklinde bir açıklaması var. Asıl tehlike şu. Lübnan denince akla ilk iç savaş gelir. Ağır bir travmadır Lübnanlılar için. Bu nedenle günlük hayatlarında geçmişi yad ederken ya da bugünün sorunlarından bahsederken iç savaştan bahsederler ama gelecekle ilgili iç savaş ifadelerini kullanmamaya dikkat ederler. Ancak son dönemde iç savaş çıkar mı diye senaryoları konuşmaya başladılar. Bu Lübnan için tehlikeli bir durum. Çünkü ekonomik kriz derinleşiyor. Dolar karşısında Lübnan lirasının düşüşü dengelenemiyor. Esnafların çoğu kepenk kapatmaya başladı. İhracat zaten yok denecek kadar az. İthalat bile durma noktasına geldi. Komisyoncular, dolar fiyatlarının sabit olmaması sebebiyle işlerini durdurmuş durumdalar. Marketlerde bile ürün bulmak oldukça zor. İşsizlik zaten tırmanmış durumda. Bunun üzerine Kovid var, hastaneler çökmüş durumda. İlaç gibi çok basit sayılabilecek ihtiyaçlarını bile karşılayamıyorlar. 10 yıllık savaş görmüş Suriye, geçtiğimiz günlerde Lübnan’a oksijen tankı yardımı yapacağını duyurdu. Lübnan bu noktada genel olarak ifade edecek olursak."

'Son iki yılda ordu sokaklarda daha görünür oldu'

Lübnan'da iki sene öncesine kadar ordunun sokaklarda fazla görünür olmadığını anımsatan Levent, bu durumda geçiştire geçiştire biriken ekonomik ve siyasi krizin artık patlamasının etkili olduğu görüşünde. Ekonomik krize karşı protestoların başlamasının iki yıl öncesini bulduğunu ancak sokaktaki gösterici profilinin de değişmeye başladığını aktaran Levent, artık özel mülklere, dükkan ve mağazalarla bankalara saldırıların arttığını belirtti. Levent zaman zaman sivil gruplar yahut mahalleler arasında da çatışmaların yaşandığını, suikastların da yapıldığını aktardı. Levent bu koşullarda ordunun sokaklarda yavaş yavaş görünür olduğunu vurguladı:

Ever Given- Süveyş Kanalı - Sputnik Türkiye, 1920, 30.03.2021
Şüveyş Kanalı'ndaki tıkanma Lübnan'ı elektriksiz bıraktı: Ülkenin en önemli santrali çalışmayı durdurdu

"Lübnan’da normalde ordu sokakta çok fazla görünmezdi iki yıl öncesine kadar. Aslında Lübnan’daki ekonomik veya siyasi kriz yeni değil. On yıllara öncesine uzanan kökleri var. Ne yazık ki geçiştire geçiştire bugüne kadar getirmişler. Bugüne kadar Lübnan’da üretime dayalı bir ekonomi sistemi oluşturulamamış. Çok kronik birtakım kamu hizmetleri dahil olmak üzere sorunlar var. Bunlar da katlanarak büyüdü. Son bir buçuk yıldır gösterici profili oldukça değişmeye başladı. Bu nedenle gösteriler iyice şiddetlenmeye başladı. Bu süreç yaklaşık bir buçuk yıl önce başladı. Özel mülklere, dükkanlara, mağazalara, bankalara saldırılar başladı. Bunlar hala devam ediyor. Zaman zaman Lübnan içerisindeki sivil gruplar ya da mahalleler arasında çatışmalar da meydana gelebiliyor. Suikastlarda artışlar var. Bu nedenle yaklaşık bir buçuk yıl önce ordu sokaklara inmeye başlamıştı. Beyrut başta olmak üzere ülke içindeki önemli stratejik diyebileceğimiz kurumların etrafında görev yapmaya başlamışlardı. Bunların önemli bir kısmını polis koruyordu aslında. Daha sonra bu iyice yaygınlaşmaya başladı. Şu anda şehirlerarası yollarda ya da küçük şehirlerdeki bazı kurumların çevrelerinde bile Lübnan ordusunu görüyoruz. Şu anda Lübnan ordusu fiilen sokakta. Özel güvenliğin ya da polisin koruduğu noktalar ya da bölgelerin çok büyük bir kısmını artık ordu korumaya başladı.”

‘Aun ile Hariri arasında teknokrat hükümetin yapısıyla ilgili sorunlar var'

Lübnan'daki mezhep ve din esaslı anayasal düzenin kamu düzeni ve hizmetleri yönetecek hükümet yapısının belirlenmesini zorlaştırdığını belirten Hediye Levent, Hasan Diyab hükümetinin istifası sonrası yeni hükümet kurulamamasında da bu durumun etkili olduğunu vurguladı. Levent, Cumhurbaşkanı Aun ile Hariri arasında teknokrat hükümete dair uzlaşmazlıklar yaşandığını söylerken, yine Hizbullah'ın ikazlarıyla siyasi sorumluluk tartışmalarının da etkili olduğunu vurguladı:

“Lübnan’daki siyasi yapı, mezhep ve din esaslı bir yapıya dayanıyor. Anayasaya dayanıyor yani. Bu nedenle toplumun bütün kesimlerinin aynı zamanda Lübnan’da aktif olan çeşitli ülkelerin onayını alan bir isim olması gerekiyor. Başbakanın Sünni Müslüman olması lazım. Said Hariri dışında hem ülke içindeki çeşitli dini mezhebi ve siyasi kesimlerin hem de Lübnan’daki aktif aktörlerin onayını alabilecek başka bir Sünni başbakan adayı çıkmadı şimdiye kadar. Bu nedenle Hariri üzerinden devam ediyor haliyle. 110 gün kadar oldu teknokrat hükümeti istifa edeli. Ama hala görevdeler, çünkü idari işleri devam ettirmek durumundalar. Şöyle bir liste savaşları başladı Mişel Avn ile Hariri arasında. Hariri, bir teknokrat hükümeti kurulması gerektiğini düşünüyor, aslında Mişel Avn da aynı görüşte. Ancak bazı isimler arasında uzlaşmazlık vardı. O da şuna dayanıyor. Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve bazı çevreler Hariri’nin hazırlayıp da sunduğu listenin fazla Sünni Müslüman ya da Müslüman kesim ağrılıklı olduğunu düşünüyorlardı. Bu nedenle Mişel Avn’ın da aralarında bulunduğu bir kesim bu liste dengelenmeli, üçte biri Hristiyan olmalı şeklinde talepte bulundular, böylece iş birbirine girdi. Hizbullah da sadece teknokratlardan olmasın, siyasiler de olsun dedi. Bu bir taraftan hem bu krizi karmaşıklaştırıyor gibi görünüyor ama şöyle bir mantığı da var. Diyab hükümeti de teknokrat bir hükümetti, niye başarılı olamadı? Lübnan’da çok fazla siyasi çevre var. Her çevre teknokrat hükümeti kurulsa bile kendi çıkarları ve öncelikleri doğrultusunda o hükümeti rahat bırakmıyorlar. Hizbullah dedi ki, hem teknokratlar hem siyasiler olsun kimse sorumluluktan kaçamasın. Ama hem teknokrat olacak hem siyasi olacak, zaten 20 kişilik bir kabine hazırlanması gerekiyor. Bütün bunların Lübnan gibi bir ülkede bir arada bulunması çok kolay değil."

'Yolsuzluğun korkunç boyutlarda sürmesi de uluslararası destek ve fon bulmaya engel'

Hediye Levent diğer yandan siyasi kavga sürerken insanların siyasi yahut teknokrat olmasından bağımsız olarak olası hükümete artık çok güvenleri de bulunmadığını belirtti. Lübnan'da kamu kurumlarının her zaman sıkıntılı olduğunu ancak artık temel hizmetlerin bile sağlanamadığı bir ortam bulunduğunu vurgulayan Levent, ülkede derin işsizlik, sermaye ve insan gücü kaçışı eşliğinde göz göre göre bir batış bulunduğunu kaydetti. Levent yolsuzlukların da devam etmesinin uluslararası fon bulmayı zorlaştırdığını ekledi:

Ekmek - Sputnik Türkiye, 1920, 24.03.2021
Lübnan'da enflasyon nedeniyle bir poşet ekmeğin fiyatı 3 bin Lübnan lirasına yükseldi

"Siyasi kavga devam ededursun, diğer taraftan insanların kurulacak olan siyasi ve teknokrat hükümetine çok güvenleri de yok. Lübnan’da kamu kurumları tam olarak oturmamış, bağımsızlıktan bugüne kadar. Lübnan’da elektrik krizi çok yoğun, günlük 8-10 saate çıkmış kesintiler. Ama Lübnan’ın merkezinde aylık 3500-4000 dolar kira ödenen evlerde de günde ortalama 2 saat kesinti vardı daha önce. Temel kamu hizmetlerini bile sağlayamayan bir devlet sistemi var. Bu sistemi bir teknokrat hükümetinin kısa sürede düzene sokması, projeler üretmesi, projelerin devreye girmesi, finansman bulması ve neticesinde sonuçlarının alınması zaten imkansız. İnsanlar siyasi kavgaya çok bakmıyorlar şu anda. Daha ne kadar sıkışabilir bu süreç, bu ekonomik kriz daha ne kadar derinleşebilir diyorlar. İnsanlar çocuklarına süt bulamıyor. Süpermarkette parası olduğu halde bulamayan insanlar var. İşsizlik korkunç durumda. Özellikle genç kesim kaçıyor, Dubai, Fransa, Rusya gibi ülkelere gitmeye çalışıyorlar. Çok ciddi bir kapital sermaye kaçışı var. Aynı zamanda da bir taraftan Lübnan göz göre göre batarken diğer tarafta siyasilerin hala 20 kişilik bir listeyi oluşturamaması, yolsuzluğun korkunç boyutlarda devam ediyor olması da uluslararası destek ve fon bulmalarına da engel oluyor. Siyasi kriz çözülse bile ekonomik kriz doğrudan çözülebilecek gibi durmuyor. Ekonomik kriz çözülse bile bunun karşılığında IMF ya da Avrupa ülkelerine ne karşılığında teminat verilecek? Çünkü Lübnan Devlet Bankası’ndaki rezervler de erimeye başladı."

‘Lübnan’da radikaller zemin oluşturdu, bir iç savaş niyeti olursa alevlendirilmesi çok kolay olacak gibi görünüyor’

Lübnan'ın tam bir çıkmazda olduğunu belirten Levent, bu koşullarda ülke içinde özellikle Suriye, Irak ve Mısır'daki çatışmalara katılıp geri dönen radikal unsurların yarattığı tehlikeye dikkat çekti. Radikal eğilimlere sahip olanların artık ideolojik, örgütsel ve finansal bağlarının da bulunduğunu anımsatan Levent, bu kesimlerin hazla taban genişlettiklerini aktardı. Giderek Lübnan ordusunun kontrolünden çıkan vakaların yaşandığına atıf yapan Levent, Lübnan'da Körfez'in mutlak monarşilerinin bağlantılarının da güçlü olduğunu anımsattı. Levent, ülkede bir iç savaşı kışkırtma niyeti eğer varsa bunu alevlendirmesinin çok zor olmayacağı koşulların doğmakta olduğuna işaret etti:

“Lübnan tam olarak şu anda bir çıkmazda. Bu nedenle bir iç savaştan bahsediliyor. İçişleri Bakanlığı şahısların silah ruhsat başvurularını askıya aldı, izinleri yenilemeyeceklerini duyurdular. İç savaş bir Müslüman-Müslüman, Hristiyan-Hristiyan, Müslüman-Hristiyan savaşı şeklinde olmayacaktır büyük ihtimalle. Ama Lübnan’da ciddi bir cihatçı potansiyeli de var. Lübnan içindeki bazı çevreler, akademisyenler, birkaç gazeteci buna dikkat çekmeye çalışıyor. Suriye savaşına katılıp da sonra Lübnan’da dönen, Lübnan içinde Filistin kampları vardır ya da Trablus gibi tarihsel olarak radikal eğilimleri olan bazı mahalleler var. Suriye ve Irak’ta, bir kısmı da Mısır’da savaşıp Lübnan’a geri dönen, Lübnanlı veya yabancı olan insanlar var. Giderek bunlar ideolojik, örgütsel ve finansman olarak zaten Suriye savaşından önce de deneyimleri vardı. Suriye, Irak ve Mısır’daki çatışmalar döneminde bilgi ve tecrübelerini aynı zamanda teşkilat ağlarını, ideolojik söylemlerini iyice güncellediler. Lübnan’da oldukça güçlenmeye başladılar. Bazı noktalara Lübnan ordusunun müdahale edemediğine dair birtakım çatışmalar yaşandı birkaç yıl öncesinde de. Bu ciddi bir mesele. Lübnan’da aktif olan Körfez ülkeleri de var. Lübnan bir tarafta İran, diğer tarafta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar gibi birçok ülkenin müdahil olduğu bir ülke. Özellikle radikal eğilimli ya da silahlı gruplara yoğun destek veriyor Körfez ülkeleri. Bunu da açıkça yapıyorlar. Lübnan’da bir iç savaş senaryosundan bahsediliyor. Ancak bu Lübnanlıların kendi içindeki bir savaştan çok, 1975-90 arasındaki o iç savaş profilinden biraz farklı olacağı söyleniyor. İçeride radikal yapılar var. İdeolojik olarak kendilerine çok köklü bir zemin oluşturdular. Diğer taraftan hızla derinleşen bir fakirleşme var. Bu örgütlerin hızla fakirleşen kendi ülkelerinde de olsa gettolaşan kesimlerde çok etkili olduklarını biliyoruz, tecrübelerinden dolayı. Hızla tabanlarını genişletme şansları da var. İç savaş zaten bölgenin gerçeklerinden biri haline gelmeye başladı ne yazık ki. İnsanlar sadece maaş alabilmek için bile çeşitli grupların mensubu olabiliyorlar. Bu sadece ideolojik olarak inanmış gençlerin, insanların bir araya toplandıkları gruplar olmayacaktır. Bir iç savaş başlatma niyeti olursa eğer Lübnan’da, alevlendirilmesi çok kolay olacak gibi görünüyor.”

‘Bir başka iç savaş Batı, Körfez ve İran için ülkede savaş olması çok ciddi problem yaratır’

Bölgede farklı derecelerde olmak üzere ülkelerin kaos halinde olduğunu anımsatan Levent'e göre, Lübnan'ın tek şansının dış güçlerin bu ülke üzerinden yeni bir kriz yaratmak istenmemesi olabileceği görüşünde. Levent, küçük bir kıvılcımın ülkeyi ateş topuna çevirebileceğini söyledi:

“Arap basınında birtakım yorumlar zaman zaman çıkıyor. Lübnan’ın şöyle bir özelliği var. Bu Lübnan’ın şu anki ‘tek fırsatı’ gibi görünüyor. Mesela Mısır, Suriye, Irak hatta kısmen Ürdün’de tam olarak istikrar sağlanabilmiş değil. Farklı derecelerde olmak üzere bu ülkeler hala kaos yaşıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, Amerika, Körfez ülkeleri ve İran açısından Lübnan’da bir savaşın olması çok ciddi problem yaratır. Çünkü güvenli liman olarak bir yerin kalması gerekiyor. En azından bir yerde büyükelçiliklerin tamamının açık olması lazım. Uluslararası kuruluşların, Birleşmiş Milletler’in açık olması lazım. Lübnan limanı da olan bir ülke. Hava sahası da açık. Bu açıdan Lübnan’da patlama olmasını hiç kimse istemiyor şu anda. Ama aynı zamanda bölge içinde bir Suudi Arabistan, İran saflaşmasını görüyoruz. Trump’ın son dönemde hızlandırdığı İsrail ile bölge ülkelerinin normalleşme sürecinin nereye evrileceğini bilmiyoruz. Bu durum Lübnan içindeki o kaosun ve her an patlamaya hazır kaynamanın çok kolayca koza dönüştürülmesini de sağlayabilir de. Diğer yapılar açısından söylüyorum. Kimse buna niyet etmese bile küçücük bir kıvılcım Lübnan’ı ateş topuna da çevirebilir.”

‘Lübnan’da bir karmaşa ya da kıvılcım ortaya çıkarsa, bu tamamen yapay bir vekalet savaşı olmayacaktır’

Levent’e göre, Lübnan’da bir karmaşa ya da kıvılcım ortaya çıkarsa, bu tamamen yapay bir vekalet savaşı olmayacak, aksine kimsenin engel olamayacağı boyutlar kazanır:

“Kimse buna engel olamayabilir. Çünkü burada Lübnan’ın kendi iç dinamikleri, sorunları var. İşsizlik var, gençlerin öfkesi var. Son dönemde polis ve askerin şiddetli şekilde müdahaleleri var. Aynı zamanda iyice keskinleşmeye başlayan din ve mezhep esaslı söylemler var. Lübnan’da bir karmaşa ya da kıvılcım ortaya çıkarsa, bu tamamen yapay bir vekalet savaşı olmayacaktır. Lübnan’da uzunca bir süredir radikal grupların köklendiğini dile getirenler var. Zaten Lübnan’da bir devlet sistemi tam anlamıyla kurumsallaşmış bir yapı olmadığı için bunu dile getirseler bile kim plan program hazırlayacak da bu yapılarla mücadele edecek de kontrol altında tutmaya çalışacak da… Zaten Lübnan’ın kendi iç güvenlik birimleri bile kaç tane oldukları belli değil, kendi aralarında sürekli koordinasyonsuzluktan kaynaklanan sorunlar var. En kanlı ve acı örneği Beyrut Limanı’ndaki patlama.”

Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала