Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD'nin Afganistan'dan çekilmesiyle en uzun savaşı biterken, Avrasya'nın en uzun savaşı başlıyor'

'ABD'nin Afganistan'dan çekilmesiyle en uzun savaşı biterken, Avrasya'nın en uzun savaşı başlıyor'
Abone olTelegram
Dr. Barış Adıbelli’ye göre, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlıyor. Kabil saldırısıyla 'lansmanı yapılan' IŞİD-Horasan yahut Doğu Türkistan İslam Partisi gibi terör gruplarına atıf yapan Adıbelli'ye göre, ABD şiddet ve kaosu tüm coğrafyaya yaymak ve ‘Avrasya Baharı’nı başlatmak istiyor.
ABD’nin 20 yılı bulan en uzun savaşının ardından nisan ayında alınan kararla Afganistan'dan başlatılan çekilmeyi tamamladı. Taliban'ın şeriat rejimi dayatmasının eline düşmekten kurtulmaya çalışan Afganlar ve Batılıllar için çalışanların yarattığı kaos görüntüleriyle yaşanan tahliye fiyaskosuna geçen hafta IŞİD-Horasan grubunun terör saldırısında 13'ü Amerikan askeri 170 kişinin hayatını yitirdiği terör saldırısı eklendi. BM Güvenlik Konseyi, saldırıyı kınadı ancak ABD, Britanya ve Fransa'nın hazırladığı tasarıda IŞİD ve Doğu Türkistan İslam Partisi gibi terör örgütlerinin anılmaması Rusya ve Çin'in çekimser kalmasını getirmiş durumda.
ABD ve NATO'nun çekilmesi sayesinde Afganistan'ı kontrol altına alabilmiş olan Taliban 'zafer' ilan ederken, tüm dünyadan BM'nin terör örgütlleri listesindeki radikal İslamcı harekete 'kapsayıcı hükümet ve insan haklarına saygı' çağrıları yapılıyor.
ABD'nin çekildiği Afganistan'da IŞİD-Horasan, El Kaide gibi terör örgütlerinin durumu, Taliban'ın vaatleri ve Asya'yı bekleyenleri Dumlupınar Üniversitesi’nden Asya politikaları uzmanı Dr. Barış Adıbelli ile konuştuk.

'NATO ve Amerika’nın çekilmesi sorumluluğu sona ermiyor'

Dr. Barış Adıbelli’ye göre, ABD Afganistan'dan çekilip giderken, karmaşık bir tablo ortaya çıktı. Bu tabloda Kabil'deki terör saldırısıyla IŞİD-Horasan örgütünün anılmaya başlandığına belirten Adıbelli, BM Güvenlik Konseyi'nin 170 kişinin canını alan bu saldırıyı da kınaya tasarısında spesifik olarak IŞİD ve Doğu Türkistan İslam Partisi gibi terör örgütlerine atıf yapmaması ve Çin ile Rusya'nın tasarıya bu nedenle çekimser kalmalarına dikkat çekti:

“Bugün gelinen noktada IŞİD-Horasan diye yeni bir aktör çıktı. Ahmet Şah Mesud’un oğlu, Ahmet Mesud çıktı. Bir de Eşref Gani var. Birleşik Arap Emirlikleri’nin sözünde bir Afgan hükümeti kurabilir. BMGK’nın almış olduğu karar var. Amerika’nın Kabil Büyükelçiliği’ni tamamen askıya alıp Katar’a çekmesi. Sanki ABD her şeyini kapattı da gitti. AB başından itibaren Taliban’a destek vermiyor. Aksine Fransızlar üzerinden Ahmet Mesud’a sanki biraz oynuyor gibi bir izlenim var. Bu denklemin dışında Rusya ve Çin var. BMGK toplandı, aldığı kararlar var, 13 ülke kabul etti. Çok böyle göz doldurur kararlar değil. İnsani yardımlara kapılarınızı açın, tahliyelere göz yumun gibi. Ama orada Rusya ile Çin çekimser kaldı, bu da çok gündeme gelmedi. Rusya’nın orada gündeme getirdiği bir şey var. Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’ndeki Büyükelçisi bunu anlattı: ‘Tamam bir şeyler yapılıyor ama başka durumlar var. Örneğin IŞİD dünya çapında uluslararası kabul görmüş bir terör örgütü, Doğu Türkistan İslami Hareketi yine böyle. Bunların metinde yer almasını istedik’ diyor, anladığım kadarıyla Çin ile birlikte talep etmişler. ‘Buradaki artan teröre yönelik bu kararda herhangi bir ifade yok’ diyor. Bu örgütlere yönelik neler yapılacağı konusunda BM’nin herhangi bir tespiti yok. Dahası diyor ki ‘Bizim teröristimiz, sizin teröristiniz; bu ayrım niye başladı?’. O zaman sahada kim kimin teröristi? Burada Rusya’nın dolaylı bir iddiası var. ‘Adı geçen örgütler birileri tarafından korunuyor’a getiriyor işi. Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Temmuz sonunda Ortadoğu’daki IŞİD militanlarının Afganistan’a taşınmasıyla ilgili açıklaması var, onu hatırlattı. Burada IŞİD Horasan meselesinin farklı boyutları olduğuna işaret ediliyor. Çin de, ‘Burada sorumsuz bir çekilme olmuştur. Tamamen bir beceriksizlik var. Burada NATO ve Amerika’nın çekilmesi her şeyi sona erdirmiyor yani buranın sorumluluğu sona ermiyor. Aksine yeni bir sorumluluğunuz başlıyor ve bunu yerine getirin’ dedi. Bu iki ülke karşı çıkmadılar ama çekimser oy verdi. Bu da Afganistan’ın Batı’yla Doğu arasında bölündüğünü gösteriyor. Doğu; Rusya ve Çin."

‘Amerika’nın en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlıyor’

Adıbelli'ye göre 31 Ağustos itibarıyla çekilmişlik hali ile ABD'nin en uzun savaşı biterken, Avrasya'nın en uzun savaşı başlıyor. ABD'nin Afganistan'ı Avrasya'yı alma adına bir terk edişi olduğu görüşündeki Adıbelli, olayın da 'taktik çekilme' olduğu değerlendirmesini yaptı. Taliban'ın Vietnam'da olduğu türden ABD ile çatışarak ve büyük bedeller ödeyerek iktidarı ele almadığını anımsatan Adıbelli, olan bitenen biraz da danışıklı dövüşlü bir teslim alma ve teslim etme olduğunu söyledi:
"31 Ağustos sürecini şöyle tanımlıyorum. Amerika’nın en uzun savaşı biterken Avrasya’nın en uzun savaşı başlıyor. Afganistan’ı ABD terk etti. Ama bunu yaparken Avrasya’yı alma adına bir terk ediş olarak görüyorum. Bir taktik çekilme. Afganistan’da Taliban ABD ile çatışarak ya da büyük bedeller ödeyerek iktidarı ele geçirmedi. Şunu anlamıyorum. Bir Taliban zaferi narası var. Rusya, Çin’e avantaj kazandırma durumları var, Türkiye’de böyle garip analizler var. Savaş olur, bir direniş savaşı verilir, karşılığında Amerika terk etmek zorunda olur; bu o zaman zafer denilebilir. Vietnam’da öyle oldu. Acaba 20 yıl boyunca gerçekten savaştı mı, Taliban gerçekten ABD’nin düşmanı mıydı? 1990’ların ikinci yarısında nasıl iktidara geldiğini biliyoruz. ABD’nin Taliban’a tavrını da biliyoruz. Bu yirmi yıl içinde bazı şeyler halledildikten sonra Obama döneminde başlamış görüşmeler. Bu biraz danışıklı dövüşlü bir teslim alma, verme. Amerika, Afganistan’ın aslında sadece bir cebinden alıp diğer cebine mi koyuyor?”

‘Taliban IŞİD-Horasan konusunda bir şey yapamaz, bunun farkında olan Rusya ve Çin birlikte hareket ediyor’

Taliban'ın vaadlerine karşın IŞİD-Horasan yahut Doğu Türkistan İslam Partisi hakkında fazla bir şey yapamayacağı görüşündeki Adıbelli, Çin ve Rusya'nın da bu durumun farkında olarak hareket ettiklerini ve aynı resimde durduklarını belirtti. Taliban’ın bölgesel veya küresel hedefleri bulunmazken diğer grupların olduğunu belirten Adıbelli, Güney ve Orta Asya’da bir İslam Halifeliği hedefinin hem Rusya hem de Çin için bir numaralı tehdidi oluşturduğunun altını çizdi. Adıbelli'ye göre son Kabil saldırısı IŞİD-Horasan grubunun adeta 'lansmanı' gibi oldu:
“Taliban ile Çin görüştü. Hatta Buda’nın heykelleri yıkılmasaydı tanıyacaktı. Ama tanımanın dışında her türlü ilişkileri vardı, çok yakındalar. Taliban ile bir diplomasi yürütüyor. Taliban’ın kendi adına verdiği sözler var; mesela Afganistan’ın Çin’e karşı kullanılmayacağı… Çin bunu diplomatik nezaketin ötesinde bir söylem olarak görmüyor. Çin’in esas endişesi IŞİD-Horasan grubu. Çünkü bu grup hemen Çin sınırında ve içerisinde Kafkaslardan tutun Orta Asya, Uygurlara, Ortadoğulu gruplara kadar birçok militanın bulunduğu bir yapı. 2020’de BM’nin yayımladığı rapora göre, 3500 Uygur’un Doğu Türkistan İslami Hareketi içerisinde olduğu, bunun da IŞİD-Horasan’ın içinde olduğu söyleniyor. Çin, bu konuda Taliban’ın herhangi bir şey yapamayacağının farkında. Onun için temkinli davranıyor. Taliban kendine düşen sözü verdi. Ama Çin’in esas endişe duyduğu bölgeler kimin kontrolünde o önemli. Çin, bu noktada IŞİD-Horasan’a bakıyor. BMGK’da Rusya’nın dile getirdiği endişe boşa değil. Çin tek başına bu işin üstesinden gelemez, Rusya ile birlikte hareket ediyorlar. Rusya’nın pozisyonu başından beri açık. Taliban’ı terör örgütü olarak görüyor. Ama geçici hükümet kim tarafından kurulursa diyalog kurarız diyor. Ama ilkesel olarak Çin ile Rusya yine Taliban’ın yanında, IŞİD-Horasan, El Kaide gibi daha radikal gruplara karşı. Buna karşı ilkesel olarak Taliban’ın yanında durmak zorundalar. En azından şu anda meşru şey oraya doğru kayıyor. Ama bu yanında duruş IŞİD-Horasan’ı engelleyecek mi? Taliban’ın bölgesel veya küresel hedefleri yok. Ama IŞİD Horasan’ın var. Güney ve Orta Asya’da bir İslam Halifeliği kurmak istiyor. Dolayısıyla bu hem Rusya hem Çin’in bir numaralı tehdit başlığını oluşturuyor. Kuşak ve Yol’dan tutun, ŞİÖ, KGAÖ ve Avrasya Ekonomik Birliği var, hepsi bu sahanın içinde. Dolayısıyla burada bir numaralı tehdit IŞİD-Horasan. Geçmişi belirsiz bir örgüt, hayalet bir örgüt. Yani çok bilindik bir örgüt değil. Ama o günkü havaalanı saldırısı Horasan’ın uluslararası camiaya lansmanıydı. Taliban dedi ki, bu saldırı olduğunda Amerikan askerleri etrafa rastgele ateş açtı. Ölümlerin çoğu böyle gerçekleşti’ dedi. Bunları üst üste koyduğunuzda Rusya ile Çin bu maceraya girmez. Hele ki Rusya deneyimleri olan bir ülke.”

‘ABD, Afganistan’daki şiddet ve kaosu tüm coğrafyaya yaymak ve ‘Avrasya Baharı’nı başlatmak istiyor’

“Öyle gelişmeler ortaya çıkacak ki Taliban gözümüzde çok daha ılımlı bir gözükecek” diyen Adıbelli, diğer yandan Taliban'ın IŞİD-Horasan'ı 'yerli/milli' gördüğünü ve ABD'nin bu örgütü hedef alan saldırılarını da kınadığını anımsattı. IŞİD-Horasan'ı kimlerin kullandığının önem taşıdığını vurgulayan Adıbelli, ABD’nin, Afganistan’daki şiddet ve kaosu tüm Avrasya coğrafyasına yaymak ve Ortadoğu’daki Arap Baharı’nı bir şekilde Avrasya’ya taşımak istediği değerlendirmesinde bulundu:
“Taliban, bir ehveni şer olarak görülüyor. Artık mesele Taliban’ın ötesine geçti. Önümüzdeki günlerde belki öyle gelişmeler ortaya çıkacak ki Taliban gözümüzde çok daha ılımlı bir yapıya dönüşmüş olarak gözükecek. IŞİD-Horasan, Taliban’ı aşan bir şey. Ortadoğu’daki benzerine baktığınızda eğer bu şekilde devam edilecekse, çünkü Orta Asya ülkeleri çok tedirgin, ben Afganistan’ın hedef olduğunu zannetmiyorum. Taliban bir açıklama yaptı, ‘IŞİD-Horasan yerli ve millidir, içinde bir tane bile yabancı yok’ dedi. Tamamen Afganlardan oluşan bir grup. Bu da kafa karıştırıyor. Amerika’nın IŞİD-Horasan’a yapılan operasyonuna Taliban karşı çıktı. Bu da kafa karıştırıyor. Önümüzdeki günlerde IŞİD-Horasan, Penşir Vadisi’ndeki direniş gruplarını hedef alırsa, yegane amacı bu olursa şaşırmayın demiştim. Daha bu açıklamayı yaptıktan bir saat sonra havalimanı saldırısı oldu. IŞİD-Horasan’dan bahsettiğimizde bir heyecan yaratmıyordu, bir isim gibi gelip geçti. Ama esas sıkıntı burada. Taliban’ın kontrolünde değil. Rusya’nın BMGK’daki ifadeleri çok önemli, özellikle bu gruplara dikkat çekmesi. Rusya’nın elinde önemli bir istihbarat var, Rusya’nın bunları paylaşması lazım. Şoygu, birkaç ay önce IŞİD dedi, bıraktı. Birazını da BM’de söyledi. Rusya’nın artık bunu ciddi manada elindeki istihbaratları açıklaması lazım. Nedir bu istihbarat? Ortadoğu’dan kimler geldi, kimler getirildi, kimler yetiştirildi, kimler tarafından koruyup kollanıyor. Bu adamlara silahı ve istihbaratı kim veriyor. Avrasya coğrafyasında silah ticareti Rusya ve Çin gibi ülkelerin gözünden kaçmaz. Güney Asya’da Çin’in dolaylı kontrolü var. Rusya’yı da biliyoruz. Bu tip ülkelerin sıkı denetimi varken, göz önünde tutarken IŞİD-Horasan'a desteği kim veriyor, bunlar önemli. Önümüzdeki günlerde Taliban’dan çok IŞİD-Horasan’ı konuşacağız gibi."

'ABD’nin muhakkak arka planda başka bir hazırlığı var'

Dr. Adıbelli'ye göre IŞİD-Horasan grubunun devreye girmesinin ABD için bölgede askeri varlık bulundurma ve üs taleplerini daha meşru hale getirebilir. Afganistan'dan çekilme kararını Biden vermiş olsa da, ABD'nin bir kurumlar devleti olduğunu anımsatan Adıbelli, mutlaka arka planda bir hazırlıkları bulunduğu yorumunu yaptı:
"Biden’ın saldırıdan sonra konuşması bana 11 Eylül’ü hatırlattı, sanki sonrasında yaşanan süreci gördük. Sert bir açıklama, ‘Bundan sonra onlarla mücadele edeceğiz’. Bu sanki ABD’nin bir şekilde Afganistan’da var olması için de bir gerekçe gibi önümüze çıkmaya başladı. Söylemlere dikkat edelim, askeri birlik bulunduracak. Daha önemlisi Orta Asya devletleri ve Pakistan gibi ülkelerden daha önce talep ettiği askeri üsleri, şimdi daha bir rahatlıkla talep edecek. Çünkü IŞİD-Horasan var, terörizmle mücadele deyince de aklımıza 11 Eylül’den bu yana ABD geliyor. Yine aynı hikaye, kendini tekrar ediyor. ABD, Afganistan’daki şiddet ve kaosu tüm Avrasya coğrafyasına yaymak istiyor. Çünkü kaostan besleniyor, kaosu iyi yönetebiliyor. Çekilmede başarısızlıklar oldu, Biden’ın üzerine yıkıldı ama Amerika bir kurumlar devletidir, bürokrasi devletidir. Politikayı sadece Biden yönetmiyor. Pentagon’u var, Kongre’si var. Dolayısıyla ABD’nin muhakkak arka planda başka bir hazırlığı var. Ortadoğu’daki Arap Baharı’nı bir şekilde Avrasya’ya taşımak istiyor. ‘Avrasya Baharı’nı başlatıp bir kaos yaratmak istiyor. Suriye’de, Libya ve Irak’ta beceremedi. Bu işin en kötü senaryosu şu. Afganistan’da birden fazla yönetim, güç merkezi ortaya çıkar, bir iç savaş olur. Tıpkı Libya’daki gibi her ülke grubu kendi çıkarına göre birini destekler. Sonuç olarak Afganistan’da bitmek bilmeyen uzun savaş dedikleri Avrasya coğrafyasına yayılarak devam eder. BM’nin dünkü açıklaması, Afganistan’ın imarıyla, inşasıyla, siyasi yapısının oluşumuyla ilgili hiçbir şey yok. Sadece uçaklar insin kalksın. Peki sonra ne olacak, sonrası yok. Rusya bir öneri getirdi, kabul etmediler.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала