Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD, Türkiye ile müttefikliğini kaybetmiş durumda, S-400 meselesi olayın önemli bir bahanesi'

'ABD, Türkiye ile müttefikliğini kaybetmiş durumda, S-400 meselesi olayın önemli bir bahanesi'
Abone olTelegram
Ünal Atabay'a göre Fransa da ABD de çizdikleri stratejide Yunanistan'ı kullanıyor. Atina'ya Türkiye'yi sabitleyici rol biçildiğini söyleyen Atabay, ABD'nin Türkiye ile müttefikliği kaybettiği görüşünde. Yunanistan'ın Fransa ve ABD'den sonra Mısır'la da anlaşma yapabileceğini belirten Atabay'a göre Ankara, Doğu Akdeniz’de elini çabuk tutmalı.
ABD ve NATO'nun Karadeniz, Balkanlar ve Güneydoğu Avrupa hattında tatbikatlara hız vermesi, Pentagon şefi Lloyd Austin'in Gürcistan ve Ukrayna ziyaretlerinde verdiği keskin mesajlarla yeniden bir gerilim ısıtılırken, Yunanistan'ın Fransa'nın ardından ABD ile savunma işbirliğini derinleşmesi dikkat çekiyor. 'Sorunlu komşular' Türkiye ve Yunanistan ABD'nin NATO'daki müttefikleriyken, Washington yönetiminin Atina ile savunma işbirliği anlaşmasını bu sefer beş yıllığına uzatan anlaşmayı imzalaması dikkat çeakti. ABD'nin son dönemde iki NATO müttefiki içerisinde ağırlığını Yunanistan'a verdiği gözleniyor.
Gelişmelerin etkilediği dengeleri ve Türkiye'nin durumunu 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Strateji Kurulu üyesi Ünal Atabay ile konuştuk.

‘Amerika ve Fransa Yunanistan’ı kullanıyor ve Yunanistan bunu kendi istiyor’

Ünal Atabay'a göre, Türkiye Batı ve Arap eksenli bir cepheleşmeyle karşı karşıya. ABD ve Fransa'nın başını çektiği Batı ekseninde Yunanistan üzerinden hareket edildiğini belirten Atabay, Atina'nın Türkiye ile öteden beri gelen sorunlarını AB meselesi haline getirmeyi başardığını vurguladı. ABD ve Fransa açısından kullanışlı bir Yunanistan olduğu görüşündeki Atabay, "Amerika ve Fransa Yunanistan’ı kullanıyor ve Yunanistan bunu kendi istiyor” dedi:
“Bölgede gerçekten bir jeopolitik bulanıklık var. Bu bulanıklık içerisinde hareket etme kabiliyetini görebilmek, gösterebilmek zor. Çünkü bölge dinamiklere baktığımızda çok hareketli olduğuna şahit oluyoruz. Böyle olunca dış politikanın da çok esnek ve süratle buna mukabele edecek yetenekte ve öngörüyü de birlikte taşıması çok önemli hale geliyor. Bizi çok yakından ilgilendiren meselelerin başında Suriye meselesi en yakın tehdit, aynı zamanda Yunanistan ile olan ilişkilerimiz. Şu anda daha önde cereyan eden faaliyetler açısından bunu ifade etmek istedim. Yunanistan ile meselemize dönersek bizim Batı ve Arap eksenli bir cepheleşme ile karşı karşıyayız, Suriye ile birleştirerek söylemek istiyorum. Karşımızda Batı ve Arap eksenli bir cephe oluşturuluyor. Bu cephe Yunanistan üzerine Ege ve Doğu Akdeniz noktasına döndüğümüzde ABD ve Fransa’nın başını çektiği batılı bir eksenden bahsediyoruz. Yunanistan, Türkiye ile öteden beri var olan sorunlarını kendi aralarında halledilmesinin ötesine taşıyarak bunu bir AB meselesi haline getirip aynı zamanda arkasına almak ve özelde de Fransa ve ABD’yi arkasına almak suretiyle kendi jeostratejik ve Ege-Akdeniz’deki hedefleri doğrultusunda meseleyi tek taraflı çözmeye çalışıyor. 1974 Harekatı’ndan sonra sismik araştırma gemisiyle 1976’da da bir kriz yaşamıştık. 1987’de yaşadık. Kardak krizini 1996’da yaşadık. Önümüzdeki dönemde de böyle bir kriz görünüyor. Özellikle Amerika’nın imza altına aldığı Yunanistan ile savunma işbirliği, Yunanistan ile Fransa’nın imza altına aldığı savunma işbirliğine baktığımızda karşımızda üçlü bir cephe görüyoruz. İkili anlaşmalar üzerinden net olarak bakarsak, AB’yi de arkasına alıyor. Burada kullanışlı bir Yunanistan var. Amerika ve Fransa Yunanistan’ı kullanıyor ve Yunanistan bunu kendi istiyor.”

‘ABD’nin Rusya’nın olası bir nüfuzundan ve Çin’in nüfuzundan çekinmek suretiyle Yunanistan üzerinde girişimleri var’

Washington Büyükelçisi Murat Mercan'ın Defense One'daki makalesinde ABD'yle işbirliği çağrısı yaparken Türkiye'nin 'yetenekli, istekli ve güvenlik müttefikliğinin' altını çizmesini ise "Türkiye’nin egemenliği ve bağımsızlığı ve kendi dinamikleri açısından baktığımızda biz herhangi bir ülkenin koçbaşı olacak durumda değiliz. Bu analize katılmam" diye değerlendiren Atabay, ABD'nin Yunanistan'ı kendine üs yapması ve bu ülkenin yeni doktrini ile örtüşen konumuna dikkat çekti:
“Burada Yunanistan meselesinde ABD, Rusya’nın olası bir nüfuzundan aynı zamanda Çin’in nüfuzundan çekinmek suretiyle Yunanistan üzerinde girişimleri var. Askeri tatbikatları, Dedeağaç’taki faaliyetleri... Bu anlaşmada en kritik nokta bir, oradaki askeri üslerini genişletiyor, yani sınırsız. İstediği askeri üsse çok rahatlıkla erişim sağlayabiliyor. Bir de Amerika’nın yeni doktrini var. Yunanistan özeliyle örtüşüyor. Daimi konuşlanma yerine bundan sonra ABD, geçici konuşlanmayı daha önceleyecek. Sabit üsler yerine bulunacağı ülkelerin altyapılarını da hem o ülkeye yaptıracak hem kendi oradan istifade edecek. Aynı zamanda oradaki üsleri de ortak kullanıma açmak istiyor. Yunanistan’ın uyguladığı doktrinde bu daha az maliyetli hem de konuşlanması için elastiki bir fırsat sunuyor. Amerika’nın bu Yunanistan’da uygulamaya çalıştığı yerleşme ve anlaşmanın içeriğinde bu doktrin yatıyor."

'Saldırı altında dayanışma zaten NATO'de varken...'

Atabay, ABD-Yunanistan anlaşmasında taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin askeri yardımının öngörüldüğünü söylerken, bunun zaten NATO müttefikliğinin gereği olduğunu anımsattı. Atabay, ABD'nin Akdeniz'in ötesinde Rusya'nın Karadeniz'deki etkinliğine yönelik Yunanistan sahasının kullanımı ve Dedeağaç üzerinden Balkanlar'daki etkinliğini kuzeye yaymayı hedeflediğine vurgu yaptı. Atabay, işin ekonomik yönünde de LNG istasyonu tesisi bulunduğunu anımsattı:
"Anlaşmada şunu diyor, ‘Taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğer ülkelerin askeri yardımda bulunması’. Bu NATO içerisinde zaten var. Ama NATO içerisinde bir çatırdama yaratarak, NATO’dan ayıklanmış bir ülke çıkıp iki ülkenin yine NATO üyesi olan bir ülkeye karşı egemenlikleri karşılıklı koruma taahhüdünde bulunuyor. Burada bir strateji var. Akdeniz ve ötesinde güvenliğe katkı sağlıyor bu anlaşma diyor. Demek ki ABD, bir Rusya’nın Karadeniz’deki etkinliğine yönelik Yunanistan sahasının kullanılması ve Balkanlar’daki etkinliğinin daha kuzeye doğru bir ulaştırma, erişim güzergahı olarak görüyor, özellikle Dedeağaç bölgesinden. Bir de aynı zamanda ekonomik yönü de var. Dedeağaç’ta 6 milyar dolar civarında LNG istasyonu da oluşturuyorlar. İki, Çin’e doğru Asya Pasifik bölgesine uzanmak adına Yunanistan’ı kullanışlı ülke, ileri karakol olarak buranın üzerinden Yunanistan bir köprü vazifesi görüyor.”

‘Yunanistan’a adeta Türkiye’yi sabitleyici bir rol biçilmiş durumda’

Atabay diğer yandan Yunanistan, Ege ve Akdeniz üzerinden Körfez'e uzanan bir güzergaha dikkat çekti. ABD'nin kullandığı bu hatta Fransa'ya da yol açıldığını söyleyen Atabay, Paris'in Ortadoğu rolüne eklemlenmesinin de Yunanistan üzerinden tasarlandığı görüşünde. Fransa ve ABD'nin Yunanistan'ı kullanırken Türkiye’yi sıkıştırmak istedikleri görüşünü dile getiren Atabay, Ankara'nın Suriye'ye yönelik enerjisinin bir kısmını Yunanistan, Ege ve Akdeniz’e yönlendirmesi için Atina'ya adeta 'sabitleyici bir rol biçildiği değerlendirmesinde bulundu:

“Yunanistan, Ege ve Akdeniz üzerinden Körfez ülkelerine doğru ulaşan bir pattern var. Bu güzergahı hem Fransa kullanmak istiyor hem Amerika kullanıyor. Fransa’nın AUKUS’la Asya Pasifik’ten tasfiyesinden sonra Fransa’ya da yeni bir rol biçildi. Hem Amerika ile hem Fransa ile imzaladığı için her ikisi eş zamanlı, bir bütün çünkü. Fransa’da bu alandan tasfiye edildikten sonra bir rol biçildi. Bu rol Ortadoğu rolü. Bu Ortadoğu rolüne eklemlenmesi de Yunanistan üzerinden olacak. Onun için Yunanistan ile anlaşmaları bu yöndedir. AUKUS’tan tasfiye olan Fransa’ya Amerika’ya bir parmak bal şeklinde sunulan stratejik bir güzergahtan bahsediyorum. Fransa aynı zamanda Yunanistan ile anlaşma yaparken Akdeniz’deki etkinliğini yitirme kaygısı var. Yani Türkiye’nin donanmasının Doğu Akdeniz’deki etkinliğinden çekinen, hareketinden rahatsız olan bir Fransa var. Fransa küresel bir aktör olmak istiyor. Zaten Amerika’dan sonra ikinci büyük donanması, okyanuslarda kullanabilme kabiliyeti var. Bunun çıkış yolunu Akdeniz olarak görür. Akdeniz’deki bu çatışmanın arka planında bu var. Dolayısıyla burada hem Fransa hem ABD’nin yeni dünya düzenine doğru çizdikleri stratejide Yunanistan’ı kullanıyorlar. ABD, Türkiye’yi de burada sıkıştırmak istiyor. Özellikle Ege ve Akdeniz’e aynı zamanda Yunanistan’ı angaje etmek için bağlamak isteyen bir Amerika fotoğrafı var. Bu, Suriye ekseniyle ilgili. Oradaki bir PKK-YPG devletçiğinin oluşmasına ayıracağımız enerjinin bir kısmını Yunanistan, Ege ve Akdeniz’e yönlendirmememizi istiyor. Yunanistan’a adeta Türkiye’yi sabitleyici bir rol biçilmiş durumda. Burada Amerika hem Türkiye’yi bu anlamda sıkıştırmak hem de Yunanistan üzerinden Rusya’nın nüfuzunu engellemek. Aynı zamanda Çin, Yunanistan’la 2016 yılında anlaşmalar imzalamışlardı. Üniversitelerde anlaşmalar oldu. Hatırladığım kadarıyla Yunanistan’la 9 milyar dolar civarında bir altyapı anlaşması oldu. Aynı zamanda Çin’in de buradaki etkinliğine karşı yerleşiyor. Dedeağaç da vardı bu kapsamda. Ve buraya giriyor ve yerleşiyor.”

‘ABD Türkiye ile müttefikliğini kaybetmiş durumda, Rusya ile olan ilişkilerden son derece rahatsızlar’

Atabay'a göre ABD, Türkiye ile olan müttefikliğini kaybetmiş durumda, S-400 meselesi olayın önemli bir bahanesini oluşturuyor. Atabay, Fransa üzerinde de AB ordusu özerkliği girişimlerine dikkat çekti:
“Amerika, Türkiye ile olan müttefikliğini kaybetmiş durumda. Rusya ile olan ilişkilerimizden son derece rahatsızlar. S-400 meselesi olayın önemli bir bahanesini oluşturuyor. Dolayısıyla burada Türkiye’yi bu anlamda sıkıştırmak istiyorlar. Fransa’nın üzerinden AB sınırları, bir güvenlik hattı sınırı çizilmeye çalışılıyor. Fransa’da da bir AB ordusu sevdası var. PESCO denilen AB’nin ordusu oluşumu için bir altyapı tesis ediyor. Fransa bunun başını çekiyor. NATO’nun beyin ölümünden bahsediyor ve Yunanistan’ı da yanına alıyor. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in açıklamasında aslında bu var. Biz artık Fransa’yla AB’nin özerkliği yolunda ilerliyoruz diyor. Bir yerde de AB ordusunun AB’nin güvenliğini de sağlayacak bir motor rolünü üstlendiğinden bahsediyor.”

‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de elini çabuk tutarak hareket etmesi menfaatine olacaktır’

Atabay, Ankara'nın Mısır konusunda çok geç kaldığı görüşünde. Mısır'ın öneminin gözardı edildiğini söyleyen Atabay, Yunanistan'ın ABD ve Fransa'dan sonra Mısır'la da benzeri bir anlaşma yapabileceğini belirtti. "Strateji boşluk yaratırsanız kurt kapanı gibidir" diyen Atabay, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de elini çabuk tutarak hamleler yapması gerektiğinin altını çizdi:
“Mısır meselesinde geç kaldık. Biraz sürüncemede kaldı. Mısır’ın hem Arap dünyasında hem Doğu Akdeniz’de önemli bir ülke olduğunu göz ardı ettik. İsrail de aynı şekilde. Bir elektrik hattı anlaşması da imzaladılar. Bu Avrupa’ya enerji hattı aynı şekilde Doğu Akdeniz boru hattı fizibilite çalışmaları devam ediyor. Avrupa’ya 12 milyar metreküp nakletmeyi planlıyorlar. Bu da Rusya’nın boru hattını azaltmak adına bir boru hattı. Ben öncelikli olarak Mısır’ı görüyorum. Yunanistan, Amerika ve Fransa ile yaptığı anlaşmanın bir benzerini Mısır ile yapabilir. Çünkü ilişkileri geliştiriyorlar. İşte Türkiye’nin burada ön alıcı rolleri süratle ilerletmesi, görüşmeleri, temasları hızlandırması ihtiyacı var. Mısır ile ilişkiler başlamıştı ama bunu hızlandırmamız gerekiyor. Bu denklemi Türkiye’nin kendi lehine çevirecek şekilde hareket tarzlarını süratle geliştirmesi lazım. İngiltere ile de bir anlaşma imzalayacağına dair tespitler var. Bu tamamlayıcı bir anlaşma olacak. Benim okumalarım o yönde. Mısır ile de böyle bir anlaşmaya girerse tabii ki bu Türkiye’nin karşısındaki Batı ve Arap eksenli cepheden bahsetmiştik, stratejik bir boşluk yaratırsanız kurt kapanı gibidir, hemen boşluğu doldururlar. Türkiye’nin buna fırsat vermeyecek hamlelerini özellikle Doğu Akdeniz’de elini çabuk tutacak şekilde yapması menfaatine olacaktır. Bölgede jeopolitik bir bulanıklık var, bu bulanıklıkta el yordamıyla hareket etmek son derece zor. Ciddi öngörüleri süratle tamamlamamız ve Türkiye’nin dış politikasını bu anlamda çerçevelemesi gerekir diye düşünüyorum.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала