Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Türk dış politikasına baktığımızda başarı denebilecek bir nokta maalesef göremiyorum'

'Türk dış politikasına baktığımızda başarı denebilecek bir nokta maalesef göremiyorum'
Abone ol
Faruk Loğoğlu’na göre, Fransa ve ABD’nin adımlarının Türkiye’yi hedef alıyor, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk-Amerikan ilişkilerinde yanlışlıklar fırtınası esiyor. Mısır'ın ise Ankara'ya 'İhvan faturası' kestiğini belirten Loğoğlu, 2011'den bu yana yanlış eksende olan Suriye politikasında yeni bir harekatın faturasının da ağır olabileceği görüşünde.
Doğu Akdeniz'de Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır'ın liderleri Atina buluşmalarında Türkiye'ye ağır eleştiriler içeren bir bildiri eşliğinde ortaklıklarını pekiştirirken, Fransa'nın ardından ABD'nin Atina ile savunma işbirliği anlaşmalarının Doğu Akdeniz'e etkileri tartışılıyor. Ankara'nın 2020 yılında Doğu Akdeniz'de 'atak' bir görünüm çizen politikalarının geri çekilişe dönüştüğü değerlendirmeleri yapılırken, bu başlığının AB'nin ilerleme raporuna olumlu yansımaları dikkat çekti. AB, Doğu Akdeniz ve göç başlığı dışında hemen her konuda Ankara'ya eleştirel tavır almış durumda. Batı cephesinde böylesine önce çıkan gelişmeler karşısında Türk dış politikasında Suriye'ye yeni harekat zikrediliyor.
Gelişmeleri ve Türkiye'ye yansımalarını emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

‘Türk dış politikasına baktığımızda başarı denebilecek bir nokta maalesef göremiyorum’

Faruk Loğoğlu’na göre, Türk dış politikasında başarı denilebilecek bir nokta görünmüyor. Ankara'nın uluslararası ilişkilerde esen fırtınanın 'göbeğinde olduğunu' söyleyen Loğoğlu, gelişmelerden olumsuz etkilenildiğini dile getirdi. Ankara'nın AB açısından eksilmeyen stratejik önemine atıf yapan Loğoğlu, "Hem çekiniyorlar hem Türkiye’yi göçmenlere sahip çıkmaya devam etme konusunda belli bir yerde tutmaya çalışıyorlar" değerlendirmesi yaptı:
“Türk dış politikasına baktığımızda başarı denebilecek bir nokta maalesef göremiyorum. Uluslararası ilişkilerde daha geniş planda esmekte olan fırtınanın göz bebeğinde oturuyor. Sağımızda, solumuzda kuzeyimizde, güneyimizde ne yaşanıyorsa hepsi bizi etkiliyor. Genelde de olumsuz etkileniyoruz. Yani Avrupa Birliği’nin son raporunda da daha çok kendilerini gözeten unsurlar var. Ama önümüzün açıldığına dair bir işaret göremedim. AB’nin bu tutumu Türkiye’nin ‘vazgeçilmezliğinden kaynaklanıyor’ dememiz gerek. Çünkü Türkiye’nin mevcut siyasi, ekonomik durumu veya Kopenhag kriterleriyle varamadığı noktayla ilgili de değil. Tarih boyunca Türkiye, Avrupa’nın, Avrupa da Türkiye’nin bir parçası olmuş bir varlıktan bahsediyoruz. O nedenle yolları ayrı düşse de söylemleri itibariyle diyelim ki AB üyeliğinden artık çok fazla söz edilmiyor olsa bile birlikte yaşamaya mahkumuz. Avrupa’nın söylemlerinde bunu görüyoruz. Türkiye stratejik, siyasi ve ekonomik açılardan değişik bir noktada. Bugünün gündemi olan göçmenler konusunda Avrupa için çok büyük bir önem taşıyan bir ülke konumunda. Hem çekiniyorlar hem Türkiye’yi göçmenlere sahip çıkmaya devam etme konusunda belli bir yerde tutmaya çalışıyorlar."

‘Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk-Amerikan ilişkilerinde yanlışlıklar fırtınası esiyor’

Loğoğlu, Avrupa'nın ve özellikle Fransa'nın Yunanistan, Rum Kesimi'nin dahil olduğu Doğu Akdeniz'de tabloyu doğru okumayarak Türkiye'ye yanlış mesaj verdikleri görüşünde. Savunma işbirliği anlamında NATO'nun bir kenara itildiği bir manzara yaratıldığını söyleyen Loğoğlu, özellikle Fransa'nın adımının Atina'yı kışkırtıp şımartan bir etkisi bulunacağına dikkat çekti. Aynı şekilde ABD'nin Yunanistan'la anlaşmasının hedefinin de Türkiye olduğunun ortada olduğunu belirten Loğoğlu, 'Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk-Amerikan ilişkilerinde bir yanlışlıklar fırtınası estiğini' söyledi:
“Yunanistan’la ilişkiler bakımından ise Avrupa'nın özellikle Fransa’nın tavırlarına baktığınızda tabloyu doğru okuduklarını düşünmüyorum. Yunanistan ve Rum Kesimi’ne Doğu Akdeniz bağlamında Fransa ile imzalanan savunma stratejik işbirliği anlaşması bağlamında bunlar Türkiye’ye yanlış mesajlar veriyor. Üye olmayan bir Türkiye’nin Avrupa içindeki konumunu görmezden gelen adımlar. NATO’nun bir kenara itildiğini gösteren adımlar, özellikle Fransa’nın imzalamış olduğu anlaşma. NATO ittifakı içinde müttefik olan iki ülke öyle denmese bile hedef noktası belli olan, o da NATO’nun üyesi Türkiye’yi hedef alan bu adımlar NATO’nun artık geçerli olmadığı anlamında mı görüyorlar bilmiyorum. Özellikle Fransa’nın adımı Yunanistan’ı tahrik eden, kışkırtan, fazla şımartan bir etki yapacağı kesin. Bunun hemen ardından ABD ile var olan 1990’da imzalanmış anlaşmanın yenilenmesi konusu da gündeme geldi. Amerikan Dışişleri Bakanı Blinken’ın mektubu var. Bütün bunlar Amerika’nın Yunanistan’a silah sevkiyatı ve açıklamalar yaparak Yunanistan’ın yanında yer aldığını gösteriyor. Bütün bunlar Arnavutlar ya da Bulgaristan’a karşı değil herhalde. Bütün bunlar herhalde Türkiye’ye karşı olsa gerek. Bu da NATO ittifakının dokusuna ters etki yapan adımlar diye düşünüyorum. O bakımdan Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk-Amerikan ilişkilerinde bir yanlışlıklar fırtınası esiyor."

'Mısır da Türkiye’ye Müslüman Kardeşler faturasını kesiyor'

Loğoğlu'na göre, gelişmelerde Türk hükümetinin izlediği politikaların çok büyük rolü var:
"Türkiye-AB, Türkiye-Yunanistan ve Kıbrıs konusundaki gelişmeler çok ciddi hesaplar yapmamızı gerektiren bir noktaya sürüklüyor. (Gelişmelerde) Türk hükümetinin tabii ki çok büyük bir rolü var. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi, Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’nin 2010 yılından bu yana sessiz ve atıl kalmasının faturasını ödetiyorlar. Mısır da Türkiye’ye Müslüman Kardeşler faturasını kesiyor. Bütün bu benzeri gözlem İsrail için de geçerli. Türkiye’nin izlediği dışlayıcı politikalar, diplomasiyi geride bırakan iç politika önceliklerine ayarlanmış dış politika hamleleri Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde en az karşınızdaki cepheler kadar rolü ve sorumluluğu var.”

'Mısır'la açılan yaralar çok derin'

Ankara'nın Mısır ile restorasyon çabalarının bir yere varmadığını, Kahire'de açılan yaraların çok derin olduğunu söyleyen Loğoğlu, Mısır yönetiminin talep listesinin uzunluğuna dikkat çekti. Diğer yandan Loğoğlu'na göre Mısır da Yunanistan ve Rum Kesimi'yle hareket ederek 'yanlış yapıyor':

“Türkiye en zayıf haliyle bile hiçbir köşeye sıkıştırılamayacak, karşısına alınmasını cesaret edilemeyecek kadar büyük bir ülke. Mısır ile restorasyon çabalarının başından itibaren kuşkuyla karşıladım ve bir yere varamayacağını hep söyledim. Son şeyler de bunu teyit ediyor. Çünkü Mısır ile açılan yaralar çok derin. Özellikle Müslüman Kardeşler bağlamında, darbe konusunda Türkiye’nin tutumu, Mısır açısından kapatılamayacak derin yaralar açtı. Bazı adımlar atıldı, İstanbul’da yayın yapan Müslüman Kardeşler taraftarları ve kuruluşların biraz kontrol altına alınması gibi ama Mısır’ın Türkiye’den talep listesi uzun. Anlaşılan atılan adımları da Mısır yeterli bulmadı. Bence burada Mısır da yanlış yapıyor. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile işbirliği yapmak Mısır’a bir yere götürmez. Türkiye karşıtlığı Yunanistan-Kıbrıs Rum Kesimi-Mısır dayanışma için yeterli değil. Daha pozitif şeylere dayanıyor olması lazım o da yok. İşleri daha çok karıştıracak bir adım olur."

'Türkiye'nin Suriye politikası 2011'den beri yanlış eksende'
Loğoğlu Erdoğan yönetiminin Suriye politikasının 2011'den beri yanlış eksende olduğunu ve bunda ısrar edildiğini belirtirken, Suriye'yi hedefleyen son askeri eylem söylemlerinin hem ABD hem de Rusya'dan karşılaştığı itirazları anımsattı. Diğer yandan da Beşar Esad yönetiminin Arap dünyasıyla yeniden ilişkiler tesis etmekte olduğunu vurgulayan Loğoğlu, Ankara'nın 'değerli yalnızlığının' siyasi anlamda tam bir kuşatmaya dönüştüğü görüşünü dile getirdi. Loğoğlu bu koşullarda Suriye'ye yeni bir operasyonun faturasının ağır olabileceğini vurguladı:
"Türkiye’nin Suriye politikası 2011’den beri yanlış bir eksende gidiyor. Bu yanlışa da isyan ediliyor. Yeni bir askeri operasyon ki bu konuda hem Rusya hem ABD hem Suriye devletinin ciddi uyarı ve itirazları var. Türkiye’nin şunu dikkate alması lazım. Bugün Arap dünyasında Suriye ile ilişkileri normalleştirme yolunda ciddi adımlar atılmakta. Birçok Arap ülkesi Beşar Esad yönetimiyle ilişkiler tesis etmekte ve bu yönde ciddi adımlar atılıyor. Türkiye’nin ‘değerli yalnızlığı’ siyasi anlamda artık tam bir kuşatmaya dönüyor. O bakımdan Türkiye’nin içerideki ekonomik, siyasi sıkıntıları bahane ederek ve bunların üstesinden gelmek için özellikle Suriye bağlamında kapsamlı bir askeri operasyona geçmesi herhalde çok ciddi sıkıntılara yol açar. Neticede bu hava desteği olmadığı için kara harekatı olacak. Bu da çok ciddi çatışmalara yol açabilir, süresi uzun olabilir. Türkiye’ye böyle bir şeyin faturası ağır olur. İstenilen sonuçlara nasıl ulaşıp ulaşmayacağımız ayrı bir konu. PYD/YPG, PKK’nın uzantısı hiç şüphe yok. Ama askeri operasyonlar bunun üstesinden gelmek için yeterli olmadı. Çünkü meseleye Amerika’nın itirazları var, Rusya’nın başka nedenlerden Türkiye’yi geride tutan yaklaşımları var. O nedenle Suriye opsiyonu, kozu Türkiye bakımından çok kötü bir koz. Elendiği takdirde elimiz tamamen olmasa bile büyük ölçüde boşalır ve çok ciddi sıkıntılara yol açabilir.”
Haber akışı
0
Önce yenilerÖnce eskiler
loader
LIVE
Заголовок открываемого материала
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала