Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Seyir Hali - Sputnik Türkiye, 1920
SEYİR HALİ
Ali Çağatay, her sabah Türkiye ve dünya gündemiyle, radyo mikrofonunun başına geçiyor. Son dakika haberleri, gazete manşetleri, köşe yazıları, canlı bağlantılar ve çok daha fazlası bu programda.

Doç. Dr. Köroğlu: Şu an Boğaziçi Üniversitesi Yayınları deposundaki kitaplardan oluşan bir yayınevi

Doç. Dr. Köroğlu: Şu an Boğaziçi Üniversitesi Yayınları deposundaki kitaplardan oluşan bir yayınevi
Abone ol
Doç Dr. Erol Köroğlu “Fiili bir kapatmadır. Şu an Boğaziçi Üniversitesi Yayınları sadece deposundaki kitaplardan oluşan bir yayınevi, bir editör yok. Yayınevinin nasıl devam edeceğine dair hiçbir işaret yok. Var olan editörü işten çıkarırken de bunu söylemişler: Bundan sonra yayıncılık yapmayı düşünmüyoruz” dedi.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Erol Köroğlu, üniversite yayınevinin mevcut durumunu ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun’un Boğaziçi Üniversitesi’ne uygulanış biçimini Radyo Sputnik’te Ali Çağatay’la Seyir Hali programında anlattı.
Doç. Dr. Köroğlu, yayınevinin faaliyetlerinin sonlanması konusunda “Bu hafta Boğaziçi’nde üst üste bizi rahatsız eden ve kamuoyuna yansıyan gelişmeler var. Bir tanesi yayınevi diğeri de dışarıdan eğitim alıp doğrudan üniversiteye atılan hocalar meselesi, aslında bunların her ikisi de özerklik ve özgürlük ile ilgili problemlerdir. Bunun daha görünür olan yanı yayınevi meselesiydi. Yayınevinn eski Yayın Kurulu Başkanı ve çok uzun zaman orada emeği geçmiş olan Prof. Dr. Murat Gülsoy, son editörün de işten çıkarıldığını duyduğunu bizlere iletti. Tabii bu sosyal medyaya yansıdı. Bunun üzerine alelacele bir rektörlük açıklaması çok tatsız bir üslupla Yayın Kurulu Başkanı’nın Melih Bulu atandığında istifa ederek yayınevine zarar verdiğini, zaten yayınevinin para kazanmadığını yani yayıncılıkla ilgili çok temel gerçekleri göz ardı eden kutuplaştırma yaratan bir açıklama yaptı” diye konuştu.

‘Yayınevinin nasıl devam edeceğine dair hiçbir işaret yok’

Doç. Dr. Köroğlu, yayınevinin mevcut durumunu ve Boğaziçi Üniversitesi için önemini “Fiili bir kapatmadır. Şu an Boğaziçi Üniversitesi Yayınları sadece deposundaki kitaplardan oluşan bir yayınevi, bir editör yok. Yayınevinin nasıl devam edeceğine dair hiçbir işaret yok. Var olan editörü işten çıkarırken de bunu söylemişler: Bundan sonra yayıncılık yapmayı düşünmüyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, dünya ve Türkiye ölçeğinde mütevazi bir yayınevi olabilir ama tamamen Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin emeği ile yürüyen bir yayınevidir. Yayın Kurulu hocalardan oluşur. Hocalar emek verirler. Zorlukla kazanılmış çalışanları vardır. Hocalar da kitapların oluşması için emek sarf ederler. Bu bilimsel özgürlük ve akademik özerklik doğrultusunda bilginin öğretilmesi ve kamuoyuna ulaştırılması ile ilgili yan fakat çok önemli bir katkıdır. Üniversite yönetimi üzerinden son verildiğini ve söz konusu edildiğinde hemen yalanlamalara veya karşı saldırılara gidildiğini görüyoruz” diye aktardı.

‘Üniversiteler kendi ihtiyaçları doğrultusunda hoca arıyorlar’

1416 Kanunu’nun ortaya çıktığı dönemi betimleyen Doç. Dr. Köroğlu, yasayı mevcut dönem ile şu şekilde yorumladı:
“Ekonomik buhrana gidilen bir dönemde genç Cumhuriyet yoksulluk ve zorluklarla mücadele ediyor. Hem Darülfünun hem devlet kademeleri gerekli uzmanlığa sahip olacak öğrencileri dışarıya yollama imkanına sahip değil. O zaman devlet, ihtiyacı karşılamak üzere bu kanunu hazırlıyor ama o günden bu güne yükseköğretim çok gelişti. Demokratikleşti, sayılar inanılmaz derecede arttı. Dünyada sağlam burs kurumları var. Rekabetçi bir ortamda kaliteli bir öğrenci bu burslarla yurtdışında eğitim görüyor ve eğitim piyasasına giriyor. Üniversiteler kendi ihtiyaçları doğrultusunda hoca arıyorlar. Hepimiz bu şekilde geldik ve çok aşamalı değerlendirmelerden sonra kabul edildik.”

‘Dünyada hiç kimse yukarıdan memur atar gibi üniversiteye akademisyen atamamalıdır’

Doç. Dr. Köroğlu, 1416 Kanunu’nun kullanımını “Bunun tamamıyla tepetaklak edildiğini ve bütün bunların 2016’dan sonra gerçekleştiğini görüyoruz. 1919'da bu çok anlamlı ve gerekli yasa 2016 sonrasında devletin denetimci bir biçimde tepeden birtakım öğrencileri belirleyip ‘dünyada şu üniversiteye gideceksin sonra dönüp Boğaziçi’nde hoca olacaksın’ diyor. Var olan yasa üniversiteden talep gelmesi gerektiğini söylüyor. Boğaziçi Üniversitesi ihtiyacı olmadığını belirtiyor. Bunun göz ardı edildiğini, bölüme ve fakülteye sorulmadan ancak dekanın imzası gerektiği zaman rektörlüğün konuyu ortaya çıkarttığını görüyoruz. Dünyada hiç kimse yukarıdan memur atar gibi üniversiteye akademisyen atamamalıdır. Türkiye’de uzun zamandır bunun uygulandığını görüyoruz. Boğaziçi’ne de bunu uygulamaya çalışıyorlar. Biz öğrencisi çalışanı ve hocası ile birlikte bilimsel ve akademik özerklik konusunda direnmeye devam ediyoruz. 300 günü geride bıraktık. 300 gündür doğruları söylemeye devam ediyoruz” diye açıkladı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала