Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Emirlikler Erdoğan hükümeti için oksijen oldu, bütün atlara para yatıran BAE kaybetse bile kazanır'

'Emirlikler Erdoğan hükümeti için oksijen oldu, bütün atlara para yatıran BAE kaybetse bile kazanır'
Abone ol
Yanarocak'a göre, İbrahim anlaşmalarıyla Ortadoğu'da yeni çağ açıldı. BAE'nin yatırım kararının Erdoğan yönetimi için 'oksijen' olduğunu söyleyen Yanarocak, İsrail ile ise 'çift yönlü' ilişkisi bulunduğunu belirtti. Yanarocak, "15 Temmuz'la itham edilenler Türkiye'nin ekonomik zaafından yararlanıp dış politikasını şekillendirecek" yorumu yaptı.
Türkiye, son yıllarda dış politikada her başlıkta karşı karşıya geldiği Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid el-Nahyan'ı üst düzede ağırladı. Siyasetin geri planda kaldığı, ağır kriz yaşayan Türk ekonomisine BAE'nin katkılarını içerecek mutabakatların imzalandığı ziyaretle birlikte Ankara'nın Körfez hattına yönelik politikalarının nasıl şekilleneceği merak ediliyor.
Ortadoğu'da Araplarla İsrail'i barıştıran Abraham/İbrahim anlaşmalarında öne çıkan BAE, Suriye'deki Beşar Esad yönetimiyle de ilişki içerisinde. Aynı şekilde Libya'da Halife Hafter'in safını tutan BAE, Mısır'daki Sisi yönetiminin en önemli destekçilerinden.
Türkiye-Körfez hattındaki gelişmeleri Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Ortadoğu Araştırmaları Merkezi ve Kudüs Güvenlik ve Strateji Araştırmaları Enstitüsü’nden Hay Eytan Cohen Yanarocak ile konuştuk.

‘Bütün atlara para yatıran BAE kaybetse bile kazanan pozisyonda’

Hay Eytan Yanarocak'a göre, İbrahim anlaşmaları Ortadoğu'da yeni bir çağı başlattı. ABD'nin Çin'i daha iyi çevrelemek için bölgeden çekilirken, ali çıkarlarını sürdürecek aktörleri seferber ettiğini anlatan Yanarocak, BAE'nin de Suudi desteğiyle anlaşmaların öne çıkan yüzü olduğunu belirtti. Yanarocak tüm aktörlerle ilişki içindeki BAE için "Sanki altılı ganyana gitsek bugün BAE bütün atlara para yatırıyor. Bu tarz bir kafayla hiçbir şekilde kaybetmesi mümkün değil" dedi:

"İbrahim anlaşmaları ilk defa yapıldığında Ortadoğu’nun artık eski Ortadoğu kalamayacağını ve Ortadoğu’da yeni bir çağa girildiğini söyledim. Türkiye’deki bazı meslektaşlarım benimle aynı fikirde değildi. Halklara nüfuz etmemiş anlaşmalar olarak görüyorlardı. Ben hala kendileriyle aynı fikirde değilim. Bugün BAE’de İsraillilerin nasıl karşılandığını bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Bu değişim öyle alelade kağıt üstünde iki liderin kapalı bir odada gerçekleştirmiş olduğu bir değişim değil. Biz şu anda İbrahim anlaşmalarıyla neye müsaade ediyoruz? Amerika, Çin’i daha iyi bir şekilde çevreleyebilmek için bölgeden çekilmeye başladı. Ancak bölgeden çekilmesi demek Amerika’nın ali çıkarlarından vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Amerika bölgede güvenliği bazı aktörlere kendi nüfuzunu bir şekilde delege ediyor. Emirliklere diyor ki, ‘Sen ekonomi alanında’ etkili ol. Suudi Arabistan, İsrail ve diğer aktörlere çeşitli görevler dağıtmak suretiyle bölgeyi bir şekilde vekaletname ile yönetmek istiyor. İbrahim anlaşmalarının ana tutkalını oluşturan İran karşıtlığıydı. Şu anda da Suudi Arabistan’ın arkadan desteğiyle beraber BAE, İbrahim Anlaşması’nın en önde gelen yüzü konumunda. Ortadoğu içerisinde İran’ın dışındaki bütün aktörlerle bir araya gelen yegane ülke BAE. Birleşik Arap Emirlikleri bugün Türkiye, İsrail, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye ve hatta İran ile diyalogdan kaçınmıyor. Sanki altılı ganyana gitsek bugün BAE bütün atlara para yatırıyor. Bu tarz bir kafayla hiçbir şekilde kaybetmesi mümkün değil. Kaybetse bile diğer tarafta kazanan pozisyonda olan ilginç bir stratejiyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla her ülke BAE’yi yanında görmek isteyecektir."

'Emirlikler, Erdoğan hükümeti için oksijen oldu'

BAE Veliaht Prensinin Türkiye'ye sadece ayak basmasıyla doları düşürdüğünü belirten Yanarocak, Emirliklerin Erdoğan yönetimi için 'oksijen olduğunu' söyledi. Yanarocak, daha düne kadar BAE'nin 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tutulduğunu anımsatan Yanarocak, bunun büyük bir U dönüşü olduğunu ve İsrail'le ilişkiler açısından da işaret niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu:
"BAE'nin Türkiye'deki yatırımı haberlere 10 milyar dolar diye yansıdı. Yenilir yutulur bir rakam değil. Muhammed Bin Zayed el Nahyan geldi, Ankara’nın havasını aldı; 13 TL olan dolar 11.95’e indi. Sadece ayak bastı ve anlaşmaları duyurdu diye. Bu Emirliklerin Erdoğan hükümeti için bir şekilde bir oksijen olduğu manasına geliyor. Dünün kabul edilmeyen makbul olmayan Emirlikler hükümeti, komik hatta ironik ama Erdoğan hükümetinin bir şekilde can simidi diyebiliriz. Daha dün Türkiye’de Emirlikler, 15 Temmuz’dan sorumlu tutuluyordu. Bu kadar büyük bir U dönüşü Erdoğan için de kolay değil ama hani herkes diyor ya Erdoğan bunu tabanına nasıl anlatır diye... Buyrun bütün bayrakların önünde basın toplantısıyla anlaşmalar açık açık imzalandı. Demek ki Erdoğan bütün bu U dönüşlerini yapma konusunda muktedir. Yeter ki bu U dönüşlerini kendisi yapmak istesin. Buradan da satır arasından İsrail ve Türkiye arasındaki normalizasyona bir gönderme yaptım.”

‘BAE karşısında büyük geri adım yüzünden İsrail'i eleştirerek tabanını konsolide etme çabası’

Yanarocak, diğer yandan Türkiye'de 'casusluk' ithamıyla gözaltına alınan ve diplomatik girişimlerle kurtarılan turist çift olayında en üst düzeyde temas kurulması ile açılan diyalog yolunun Erdoğan'ın 'İsrail'e dur demeliyiz' söylemiyle yine kapandığı görüşünde. Erdoğan'ın bunu BAE karşısında atılan geri adımları telafi ve tabanını konsolide etmek için yaptığı değerlendirmesinde bulunan Yanarocak, diyalog kapısının bir süre sonra yine Türkiye tarafından atılacak adımla açılabileceğini söyledi:
“İsrail'e yönelik söylemler 'Erdoğan ne kadar daha geri adım attı, dün BAE’ye böyle diyordu, bugün böyle diyor' izlenimini minimize etmek için Erdoğan tarafından düşünülmüş ve atılmış bir adım. BAE ile yakınlaşmanın İsrail ile yakınlaşma manasına gelmeyeceğini kendi tabanına anlatmak için iç politika saikiyle yapılmış bir açıklama olabilir. Erdoğan’ın açıklamalarına baktığımızda gerek Batı Şeria ve Kudüs ile ilgili sözlerin İsrail’de pek karşılığı yok. Pek yapıcı olmadı bu. Turist çiftin Türkiye’den İsrali’e iadesi gerçekleştikten sonra İsrail Devlet Başkanı İzak Herzog ve Başbakan Bennett’in Erdoğan ile telefon görüşmesi yapmasının ardından ‘Her şerde bir hayır mı vardır, bu çiftin iadesiyle beraber yeni bir diyalog kapısı açılır mı?’ gibi söylemler vardı. Dün gece bu söylemin üzerinin örtüldüğünü gördük. Büyük ihtimalle bir iki ay sonra belki Türkiye kanalından atılacak olan bir adımla bu açılabilir. Çünkü İsrail’in penceresinden Türkiye bu olası normalizasyonun kapısını dün gece yine kendi elleriyle kapattı. Türkiye’de belki bazı şeyler ‘Erdoğan da kendi iç siyaseti için böyle konuşuyor’ diyor ama Erdoğan’ın konuşmaları burada tıpkı bütün dünyada olduğu gibi tercüme ediliyor ve gerekli karar mercileri tarafından analiz ediliyor. Siz İç Anadolu’daki diğer yerleri rahatlatmak için yaptığınız açıklamalar Kudüs’te ve dünyanın diğer yerlerinde de duyuluyor.”

‘Emirlikler, Türk pazarına girip yatırım yapıyor; İsrail ile ise çift yönlü bir ilişkisi bulunuyor'

Türkiye ile BAE arasında ağır suçlamaları, sokak isimlerinin değiştirilmesini ve suç dünyasının liderlerinden Sedat Peker'in Dubai'deki varlığını anımsatan Yanarocak, buna karşılık İsrail'in Emirlikler'le giderek derinleşen ilişkilerine dikkat çekti. Yanarocak, sadece BAE değil, Ürdün ile yeni iklim ve enerji anlaşmalarına dikkat çekerken, Ortadoğu'yu savaşlardan çıkarıp cazibe merkezine dönüştürecek projelerin öne çıkarıldığını belirtti. BAE'nin Türk pazarına yatırım yaparak girmesine karşılık İsrail ile çift yönlü bir ilişkisinin bulunduğunu anımsatan Yanarocak, "İsrail’in beyin gücüne Emirlikler parasını koyarak yatırım yapıyor" diye vurguladı:
“Belki bir önyargı olarak Türkiye de Emirlikler de Müslüman ülke diyebilirsiniz ama insanların olduğu gibi bence devletlerin de hafızası var. Ankara’da BAE’nin elçiliğinin sokağının adının değiştirildiğini de hatırlıyoruz. Karşılıklı suçlamaların nasıl yapıldığını hepimiz biliyoruz. Sedat Peker hala Emirlikler’de. Hala ortada bazı pürüzler mevcut. Buna karşılık İsrail ile Emirlikler arasında hiçbir özel pürüz görmüyoruz. Tam tersine İsrail, Emirlikler’in istemekte olduğu Arap dünyasının birleştirici gücü profiline su taşıyor. Ürdün ile İsrail arasında iklim değişikliği konusunda Dubai’de anlaşma imzalandı. Bu anlaşmaya göre İsrail, Akdeniz’in tuzlu suyunu arıtıp Ürdün’e pompalayacak. Ürdün de kendi boş arazilerine güneş panelleri kurup İsrail’e elektrik sağlayacak. Bu anlaşma Amerika’nın gözetiminde Emirlikler’de imzalandı. Amerika yine vekalet verdi ama Emirlikler’in istediği tablo var. Emirlikler bölgeyi müreffeh bir ortama dönüştürmek istiyor. Ortadoğu’nun adını savaşlardan soyutlayıp bölgeyi turizm, cazibe merkezi haline getirmek istiyor. Bu bölgede Güneş mi var, o zaman kullanalım. Bu bölgede İsrail’in başını çektiği su arıtma ve damlama sistemiyle yapılan bir su devrimi var. O zaman bunu bütün Arap dünyasına ve Afrika ülkelerine yayalım diyen bir Emirlikler var. Burada hem parasal olarak hem dünya görüşü olarak büyük bir örtüşme söz konusu. Şu anda baktığımızda Emirlikler, Türk pazarına girip burada bir yatırım yapıyor. Emirlikler ile İsrail arasındaki ilişki ise çift yönlü bir yol. İsrail’in beyin gücüne Emirlikler parasını koyarak yatırım yapıyor. Emirlikler bunun bir şekilde hasadını daha sonra alıyor.

'Öyle bir para yatırırsınız ki, bu ülke size artık hışımla yaklaşamaz hale gelir'

Katar'ın da oynadığı rollere işaret ederken, BAE'nin daha büyük potansiyeli olduğu görüşündeki Yanarocak, İran'ın nükleer dosyasında arabuluculuk rolü de görülebileceğini söyledi. Bin Zayed'in Türkiye yatırımına atıfla, "Öyle bir para yatırırsınız ki bu ülke size artık hışımla yaklaşamaz" diyen Yanarocak, "15 Temmuz'un mimarına diz çöktürdük gibi şeyler okuyorum. Tam tersine Türkiye'ye gelip ekonomik zaafından yararlanıp dış politikasını istedikleri şekilde sınırlandırır hale geldiler" vurgusu yaptı.
“Emirlikler, Katar’ın Türkiye üzerindeki etkisin azaltmak için de bu denli büyük bir meblağı Türkiye’ye pompalamış olamaz mı? Ortada bir de Katar örneği var. Katar dediğimiz küçücük ülke olarak Afganistan’da Amerika ile Taliban arasında bir şekilde platform olmayı başardıysa, BAE’nin Katar’a göre çok daha iyi bir potansiyeli var. Katar burada bir başarı hikayesi yarattıysa, yarın Muhammed Bin Zayed’in birdenbire Batı ile İran arasında nükleer krizle alakalı bir arabulucu rolüne soyunduğunu duyarsanız hiç şaşırmayın. Zayed inanılmaz derecede pragmatik, elinde bulundurduğu parasal gücün çok farkında, mükemmel şekilde yönetiyor ve doğru yerlere yatırım yapıyor. Türkiye gibi bir ülkeyle hiçbir şekilde kavgalı olmak istemezsiniz. O zaman hışmını minimize etmek için bu ülkeye öyle bir para yatırırsınız ki, bu ülke size artık hışımla yaklaşamaz hale gelir. Zayed, Türkiye’ye öyle bir sarılıyor ki Türkiye Zayed’i yarın vurmak istese artık vuramayacak hale geliyor. '15 Temmuz’un mimarlarına diz çöktürdük' gibi şeyler okuyorum. Tam tersine 15 Temmuz’un itham edilen kişileri bir şekilde Türkiye’ye gelip ekonomik zaafından yararlanıp dış politikasını kendi istedikleri şekilde sınırlandırır hale geldiler.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала