Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Akşam Postası - Sputnik Türkiye, 1920
AKŞAM POSTASI
Türkiye ve dünya gündeminde öne çıkan konuların ele alındığı; politikacı, uzman ve gazetecilerin yorumlarıyla katkı sunduğu Atilla Güner'le Akşam Postası, hafta içi her akşam dinleyicilerle buluşuyor.

'Ekonomik OHAL' iddiasını AYM eski Başkanvekili Osman Paksüt yorumladı: 'Sonuçları ağır olur'

'Ekonomik OHAL' iddiasını AYM Eski Başkanvekili Osman Paksüt yorumladı: Sonuçları ağır olur
Abone ol
Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası yayınına katılan eski AYM Başkanvekili Osman Paksüt, 'ekonomik OHAL' iddiasına ilişkin "Sonuçları ağır olur" yorumunda bulundu.
Prof. İzzet Özgenç’in “Ağır ekonomik bunalım nedeniyle OHAL gelebilir” sözleriyle başlayan ‘Ekonomik OHAL’ tartışmasını eski AYM Başkanvekili Osman Paksüt Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na yorumladı. Paksüt, “Ekonomik ağır bunalım şartları olmadığı gibi bunun düşünülmekte olduğu izlenimi verilmesi de yanlış. Böyle bir kararın sonuçları ağır olur” dedi.
Osman Paksüt’ün açıklamalarından satırbaşları şöyle:

'Bu söylentiler kesilmeli'

“Her devrin bir hukuku var. Bugün de çağdaş ülkelerde insan hakları ilkelerine dayalı uluslararası normlar var ki, biz de bunların altına imza da atmışız. Dolayısıyla uygulayacağız. OHAL gelirse sonuçları çok ağır olur. Ekonomik olarak hiçbir şeyi çözmediği gibi çok daha kötü durumlara düşürür ülkeyi. Hükümetimizin bunu düşüneceğine ihtimal vermek istemiyorum ama bu söylentileri de kesmek için bir an önce en yüksek yetkili kişiden, ‘biz ekonomik sebeplerden dolayı OHAL düşünmüyoruz, böyle bir çalışmamız da yoktur. Biz ekonomiyi hukuk devleti kuralları içerisinde serbest piyasa rejimi içerisinde düzelteceğiz. İddiamız ve yapacağımız budur’ şeklinde net bir açıklamayı çok büyük yarar görürüm.

'Ağır bunalım şartları yok'

Ekonomik ağır bunalım şartları olmadığı gibi bunun düşünülmekte olduğu izlenimi verilmesi de yanlış. OHAL yapılması seçime engel değil. Seçimlerin ertelenmesi mümkün değildir. Hangi sebeple OHAL olursa olsun, seçimler yapılacaktır. Savaş hali dışında seçimler ertelenemez ve onun da şartları çok başkadır. Herhangi bölgesel bir çatışma veya sınır olayı savaş değildir, Uluslararası hukuka uygun olarak; TBMM olarak savaş hali ilanı edilip savaş kararı alınması gerekiyor. OHAL ile seçim erteleme meselesiyle bir ilgisi yok. 'OHAL olmayacaktır' diye çok kararlı ve açık bir dille ilan edilmelidir.

'Hukuk devleti olmazsa ekonomi sıkıntıya girer'

Canlı, iyi işleyen, gelişen ve üreten, refah payını arttıran ve bunu da insanlarına adil bir şekilde dağıtan bir sistem ancak demokratik hukuk devleti içerisinde olabilir. Dolayısıyla demokratik hukuk devletinde mahkeme kararlarına uymamak, keyfi şekilde yorumlamak, mahkemelere baskı yapmak ya da mahkemeleri tehdit etmek düşünülemez şeyler... Eğer yapılıyorsa ekonomiye de yansıyacaktır. Eğer bunlar yoksa ülkedeki ekonominin işleyişi, refah ve kalkınma sıkıntıya giriyor ki Türkiye’de şuan olan da budur. Anayasa mahkemesiyle ilgili olarak yapılan spekülasyonlar biraz ‘ülke, millet bütünlüğüne uygun davranılmıyor’ gibi ama Anayasa Mahkemesi'nin ülke menfaatlerine nasıl çıktığının takdiri siyaset kurumlarına veya siyasetçilere ait değil. Oradaki yargıçlar da elbet ülke menfaatlerini gözetiyorlar ama ülke menfaati orada belirli doğrultuda kararlar vermek değil, hukukun gereğini yapmak. Önemli olan hukuk devleti olmakta, asıl menfaat orada ülke menfaati hukuka uymakta.

'Bunun istisnası yok'

Dış yatırım kadar iç tasarruf ve yatırımın da önemi var. İçeride eğer sermaye üretip yatırım sağlayamıyorsak dolayısıyla istihdam ve refah elde edemiyorsak ki ihracatta bunun bir parçası ama bunun temeli de kendi iç dinamiklerimizle kalkınmak. İnsanlar eğer ihalelerde adil davranılmadığını, şeffaflık olmadığını, torpil, rüşvet, kayırmanın olduğu inanca sahipse o zaman tabi ki kimse iş yapmak istemeyecektir. İş yapmaya kalkanlar da 'nasıl işimizi halledeceğiz' diye hukuk dışı çareler arayacaklardır. O zaman da bu ülkenin sağlıklı ekonomik kalkınma içinde ileriye gideceğini söyleyemeyiz. Çağın en büyük imparatorluğu Roma İmparatorluğu hukukuyla büyümüş ve genişlemiş ki bugüne kadar Roma hukukunun yansımaları Avrupa kanunlarında devam etmiş. Hukuk dışı sistemler bazen kalkınma sağlayabiliyor . Mesela diktatörlüklerde de ilk başta hızlı bir kalkınma var gibi görünebiliyor ama sonunda hepsi iflas ediyor. Osmanlı İmparatorluğu da hukuk ve adaletin geçerli olduğu dönemlerde büyümüş, o dönemin şairlerinin dediği gibi ‘selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar’ sözü gibi çöküş dönemine girilmiştir. Bunun istisnası yok."