Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Seyir Hali - Sputnik Türkiye, 1920
SEYİR HALİ
Ali Çağatay, her sabah Türkiye ve dünya gündemiyle, radyo mikrofonunun başına geçiyor. Son dakika haberleri, gazete manşetleri, köşe yazıları, canlı bağlantılar ve çok daha fazlası bu programda.

Eski DİSK temsilcisi: Patron isteğiyle temsilcisini görevden alan sendika işçileri nasıl savunacak?

Eski DİSK temsilcisi: Patron isteğiyle temsilcisini görevden alan sendika işçileri nasıl savunacak?
Abone ol
Eski DİSK Tekstil Gaziantep bölge temsilcisi Türkmen, Uğur Tekstil mücadelesi sonucu kazanımların ertesinde 100 işçinin işten ve kendisinin temsilcilikten çıkarılmasını “Bir sendika patronu isteği ile o fabrikayı örgütleyen bölge temsilcisini görevden alabiliyor. Bu sendika işçilerin hakkını ne düzeyde savunacağı tartışılır" diye yorumladı.
Eski Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Tekstil İşçileri Sendikası (DİSK/Tekstil) Gaziantep Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen, faal olduğu Uğur Tekstil mücadelesini ve fabrikanın açılışı ile işçiler işbaşı yaptıktan sonra fabrikadan 100 işçi ile birlikte kendisinin sendikadan tasfiye edilişini Ali Çağatay’la Seyir Hali programında anlattı.
Türkmen, Uğur Tekstil işçilerinin örgütlenme sürecinin nasıl başladığını “Uğur Tekstil tekrar açıldıktan sonra isim değişikliği ile Hayri Uğur Tekstil oldu, Hayri Uğur fabrikanın patronu bu arada. Biz bu fabrikada Temmuz sonunda örgütlenmeye başladık. Burası görevdeyken benim sorumlu olduğum bölge, Gaziantep bölge temsilcisi olarak ben yürüttüm buradaki örgütlenme çalışmasını ve bu çalışma sonucunda Eylül başında yani kısa bir sürede yetki için yeterli çoğunluğa ulaşarak bakanlıktan yetki tespit yazısı aldık. Fakat bu örgütlenmenin başından itibaren işverenin ve fabrika yönetiminin çok ciddi baskıları oldu: İşçiler tehdit edildi, odalara çağrılıp e-devlet şifreleri vermeye zorlandı. Tüm bunlara karşı işçilerin örgütlü ve kararlı tutumuyla bunları püskürttük ve bunlar da işe yaramayınca bildiğiniz gibi fabrika tamamen kapatıldı. Bu hileli bir kapanmaydı. 3 Ekim tarihinde hafta sonu işçilere giden toplu bir SMS ile fabrikanın kapatıldığı ve artık burada üretimin bittiği ve sanki mevsimlik işmiş gibi mevsimlik işler için kullanılan bir kodla işçilerin çıkışı verildi” diye anlattı.
‘Markanın araya girmesiyle patron geri adım attı’
Fabrikanın kapanmasının ardından sürdürdükleri mücadeleyi aktaran Türkmen, kazanımlarının Urfa bölgesinde diğer işçilere etkisini “Biz bunun sendikal örgütlülükten kurtulmak için başvurulan hileli bir yöntem olduğunu, bir süre sonra sendikasız bir şekilde işçilerin işten alınarak fabrikanın tekrar açılacağını biliyorduk ve fabrikanın önünde direniş başlattık. Bu direniş kamuoyunda ve basında ciddi bir etki yarattı. Bunun da etkisiyle ve küresel sendikanın yani DİSK Tekstil’in de üyesi olduğu Uluslararası Küresel Sanayi İşçileri Sendikası’nın Türkiye temsilciliğinin özel çabasıyla Zara markasının devreye girmesiyle patron geri adım atmak zorunda kaldı. Bu fabrika büyük oranda üretimini Zara’ya yani İnditex’e yapıyor. İnditex’in de pek çok uluslararası marka gibi taraf olduğu bir uluslararası küresel çerçeve sözleşmesi var, uluslararası sendikalar da bu sözleşmeye taraf. Bu çerçeve sözleşmesinde de çalışan işçilerin örgütlenme hakları, çalışma yaşamı ile ilgili hakları güvence altına alınmış. Bu ihlal edildiğinde sözleşmeye göre markanın burayla ya üretim yapmaması ya da bu mağduriyetlerin ortadan kalkması gerekiyor” dedi.
‘300 işçi fabrikanın tekrar açılması sağlanarak işe geri alındı, bu çok önemli bir kazanımdı’
Sendikayla görüşmelerin başlayacağının açıklandığını aktaran Türkmen “Bu görüşmelerin sonucunda 1 Kasım’da işçiler yeniden işe alındı ve 8 Kasım’da fabrikada yeniden üretim başladı. Türkiye’de çok az örneği olan tazminatı verilerek işten atılmış 300 işçi fabrikanın tekrar açılması sağlanarak işe geri alındı. Bu çok önemli bir kazanımdı. Ayrıca Türkiye’de bu örgütsüzlüğe, kölelik koşullarına karşı sendikalaşmayan isteyen ama işten atılma korkusu yüzünden bundan çekinen işçiler için de cesaret verici bir örnek oldu. Bundan dolayı da zaten işçilerin tekrar işe alındığı bir hafta içinde Urfa’da beş fabrikada daha örgütlenmeye başladık” diye açıkladı.
‘İşten atıldığımı bile fabrika yönetiminden öğrendim’
Türkmen, Uğur Tekstil mücadelesinin ertesinde işten çıkarılışı konusunda “Bütün bu olumlu tablo sendika genel başkanının, üzülerek söylüyorum, ihanetiyle terse döndü. Sendika genel başkanı ve işveren arasında bizim onaylamayacağımız, sendikal mücadele içinde olmaması gereken, meşru olmayan bir ilişki gelişti. Bu ilişkide işçilere sormadan bizden habersiz patronla kimi pazarlıklar ve anlaşmalar olduğunu öğrendik. Bu anlaşmalardan biri de patronun isteği ile benim görevden alınmamdı. Biz bunu farklı kaynaklardan da öğrendik. Fabrika patronu bizzat fabrika yönetimi ile de paylaştı. Zaten ben işten atıldığımı bile fabrika yönetiminden öğrendim. Böyle de trajik bir şey yaşandı. Patron sendikayı kabul etmiş ama benim olmamı istememiş. Burada mesele benim görevden alınmam değil. Ben bölge temsilcisi olarak atamayla bu göreve gelmiş biriydim. Sendika yönetimi genel başkanı benim ve onların da açıkladığı gibi uyumsuzluk olarak açıkladılar. Böyle bir gerekçe ile bir çalışanınızla anlayış ya da çalışma tarzı kaynaklı ayırabilirsiniz ama burada sıkıntı benim patronun isteği ile tasfiye edilmemdi” diye konuştu.
‘Benimle birlikte fabrikadan 100 işçi atıldı, hiçbir sendika yetkilisi işçilerin telefonunu dahi açmıyor’
Türkmen, işten çıkarıldığı 18 Kasım sonrasında fabrikadaki sendikalı işçilerin yaşadığı zorluklar hakkında “Bir sendika ile patron arasında ilişki elbette düşman olmak zorunda değil ama sonuçta sendikanın varlık sebebi patrona karşı işçilerin örgütü olarak işçilerin talepleri için işçilerin tarafında mücadele etmektir. Bir sendika patron isteği ile o fabrikayı örgütleyen ve öncülük eden bölge temsilcisini görevden alabiliyor ya da en azından tasfiye etmeye çalışıyor. Bunu yapan bir sendikanın işçilerin haklarını ne düzeyde savunacağı herhalde tartışılır. Asıl mesele oradaki işçilerin mücadelesinin hüsrana uğratılması oldu. 18 Kasım günü işveren işçilere benim sendikada görevim olmadığını açıkladı. Patron bu açıklamayı yaparken işçilerin tek muhatap olduğu kişi ben olduğum için ‘bunu bize sendika açıklasın’ diyorlar. Tam o toplantı esnasında işçilere benim görevden alındığıma dair SMS geliyor. Bu da işçileri ikna etmeyince fabrikaya patronun isteği ile sendikanın genel başkan vekili geliyor. İşçilerle toplantı yapıldığı gün 100 işçi jandarma zoruyla fabrikadan dışarı atılıyor. Bu fabrikada 300 işçinin 150-160’ı sendika üyesiydi ve bunun 100’ü 18 Kasım günü işten atıldı. Benimle birlikte fabrikadan işçiler atılmış oldu. Bu işçiler 40 gündür işe geri dönmek için mücadele veriyorlar. Defalarca fabrika önünde ve Urfa meydanında açıklamalar yaptılar. Hiçbir sendika yetkilisi bırakın katılmayı işçilerin telefonlarını açmıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi sendikanın yöneticileri geçen hafta da patronun lehine liste oluşturmak, işçilerin bir kısmını elemek için patrona açtıkları davadan vazgeçirmeye çalışıyor” dedi.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала