Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
BM Güvenlik Konseyi (BMGK) - Sputnik Türkiye, 1920
POLİTİKA
Türkiye ve dünya politikasından en güncel haberler, açıklamalar

2021’de Türk dış politikasında Batı’dan ‘kriz’, Doğu’dan ‘normalleşme’ rüzgârları esti

© REUTERSCumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Akar ile birlikte.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Akar ile birlikte. - Sputnik Türkiye, 1920, 31.12.2021
Abone ol
Özel
Türk dış politikası için 2021 yılı bir yanda “normalleşme” diğer yanda “kriz” başlıkları ile geçti. Türkiye’nin özellikle ABD ve Batı ülkeleri ile ilişkileri gerilimli kalmaya devam ederken geçmişte ihtilaflı olan Körfez ülkeleri ve Ermenistan’la yeni sayfalar açıldı. Sputnik, kronolojik sırayla Türk dış politikasında 2021 yılının özetini hazırladı
2021 yılında ilk dış politikada hamlesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun 12 Ocak’ta Ankara’daki Avrupa ülkelerinin büyükelçileriyle yaptığı toplantı oldu.
Bu toplantıda Avrupa büyükelçilerine uzun vadeli bakış açısıyla hareket ettiklerini belirten Erdoğan, olumlu gündem oluşturmak ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri rayına yeniden oturtmak için hazır olduklarını vurgulayarak, Avrupa’dan da aynı tavrı göstermesini beklediklerini kaydetti. Zorlu geçen bir senenin ardından 2021 yılında ilişkilerin düzelmesini sağlamanın tarafların elinde olduğunu aktaran Türkiye Cumhurbaşkanı, AB ile ilişkiler konusunda düzenli zirvelere ve üst düzey diyalog toplantılarına tekrar başlamanın faydalı olacağını vurguladı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki gerginliği düşürdüğü dönemde verilen bu mesajlar, Türkiye-AB ilişkilerinde bir yumuşama sinyali oldu.

4 buçuk yıllık aradan sonra Yunanistan’la ilk toplantı

Bu süreci Türkiye ile Yunanistan arasındaki istikşâfi görüşmelerin 4,5 yıllık aradan sonra yeniden yapılması takip etti. 61’inci tur istikşâfi görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, “Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde Ege dahil tüm sorunların çözümü mümkündür ve bunun için irademiz tamdır. Bölgesel barış ve istikrar herkesin menfaatinedir” açıklamasında bulundu. Ancak Yunanistan ile ilişkilerdeki gerilim ve karşılıklı hamleler azalmadı.

Biden yönetimi Türkiye’ye yönelik mektupla başladı

ABD cephesinde de Türkiye karşıtı tutum yılın ilk aylarından itibaren devam etti. Henüz 20 Ocak’ta görevi alan ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’a mektup yazan ABD Senatosu’nun 54 üyesi Türkiye’ye çeşitli suçlamalar yöneltti. 9 Şubat tarihli mektupta senatöler, ABD başkanından “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve yönetimine otoriter istikametten dönmesi, insan haklarına saygılı olması, siyasi ve vicdani tutukluları serbest bırakması ve bunları hemen yapması için baskı uygulamasını” istedi. 26 Şubat’ta ise 170 Temsilciler Meclisi üyesi ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’e benzer taleplerin olduğu bir mektup daha gönderdi.
Türkiye’nin ortak üreticisi olduğu F-35 programından atılması da 2021’in en önemli gündem maddelerinden biriydi. 19 Şubat’ta medyaya düşen habere göre Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraklerinden SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri AŞ, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programındaki haklarını korumak amacıyla ABD'de yapacağı girişimlere yönelik stratejik ve hukuki danışmanlık hizmeti almak için uluslararası hukuk şirketi Arnold&Porter ile anlaşma imzaladı. Yıl sonuna ulaştığımızda bu konuda herhangi bir yeni gelişme medyaya yansımadı. Ancak Türkiye’nin F-35’teki haklarını ve ödediği parayı geri alma çabası sürdü.
Türkiye ilk F-35 uçağını teslim aldı - Sputnik Türkiye, 1920, 22.02.2021
DÜNYA
‘Türkiye, F-35 programında gasp edilen hakları için girişim başlattı’

Mısır’la yeni adımlar

Türkiye’nin Arap Baharı döneminde iktidara gelen Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammed Mursi’nin devrilmesi ve iktidarı Abdülfettah es-Sisi’nin almasıyla Mısır’la ilişkileri durmuştu. 2021 yılında bu konuda önemli bir adım Mısır’ın hidrokarbon yataklarının aranması için açtığı ruhsat ihalesinde Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate alması oldu. Mısır, 18 Şubat’ta 24 parsel üzerinden açılan uluslararası ihalede, arama/sondaj alanlarını Türkiye’nin 2019 yılında Birleşmiş Milletler’e bildirdiği kıta sahanlığının güney sınırında sonlandırdı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Mısır'la deniz yetki alanlarını müzakere ederek bir anlaşma imzalayabiliriz” derken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da “Bu, çok önemli bir gelişme, bunun devam etmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da konuyu, “İki ülkenin birbirleriyle konuşması, ikili ve bölgesel ilişkilerimizi geliştirebilir” sözleriyle değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Mısır'la istihbari, diplomatik ve ekonomik olarak işbirliği sürecimiz devam ediyor. Sıkıntı söz konusu değil. Bunu en üst düzeyde değil de bir tık altında devam ediyor. Gönlümüz ister ki Mısır'la olan bu süreci çok daha güçlü devam ettirelim. Bu istihbari, diplomatik ve siyasi görüşmeler netice verici olduktan sonra bunu daha ileri taşırız. Mısır halkıyla Türk milletinin ayrı olması söz konusu değil. Mısır halkını Yunanistan’ın yanına yerleştirmek söz konusu değil. Olması gereken yerde görmek isteriz” açıklamasında bulundu.

HDP ve İstanbul Sözleşmesi kararları ABD’nin eleştirilerine neden oldu

Şubat ayının önemli gündemlerinden biri de HDP hakkında kapatma davası açılmasına ve Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesine ABD ve AB’den gelen tepkilerdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price tarafından yapılan yazılı açıklamada, kararlar "Türk demokrasisinin altını oymak" olarak nitelendirildi.
Türk Dışişleri Bakanlığı da ABD ve Avrupa'nın HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi kararına ve HDP hakkında açılan kapatma davasına yönelik tepkilerine yanıt verdi. Açıklamada, “Tutarsız ve içişlerine müdahaleye yeltenen çevreleri, bağımsız mahkemelerce yürütülen yargı süreçlerine saygı duymaya davet ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılması da Mart ayında dış politika gündeminde yer aldı. ABD Başkanı Joe Biden, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi kararına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada "Türkiye'nin ani ve nedensiz yere İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nden çekilmesi derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır" denildi.

AB liderleri ile ‘koltuk krizi’

6 Nisan’da ise AB’nin en üst düzey iki yetkilisi AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüştü. Charles Michel, görüşme sonrasındaki açıklamasında “Türkiye’deki insan hakları ile ilgili derin endişelerimizi Erdoğan’a ilettik. Hukuk devleti ve insan haklarına saygı, AB’nin en temel değerleridir” dedi. “Türkiye insan haklarına saygı göstermelidir” diyen Ursula von der Leyen ise Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasının üzüntü verici olduğunu söyledi. İki yetkili de bununla birlikte, Türkiye’nin AB için önemli bir ortak olduğunu vurgularken, Ankara’nın özellikle Suriyeli göçmenleri ağırlayarak önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Bu görüşmeye damga vuran ise “koltuk krizi” oldu. Von der Leyen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Charles Michel yan yana koltuklarda otururken kendisinin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun karşısında kanepede oturtulmasına yönelik tepki gösterdi. Von der Leyen "Bir kadın olarak, bir Avrupalı olarak incinmiş ve yalnız hissettim" dedi.
Ankara'da yaşanan "koltuk krizine" sert tepki gösteren İtalya Başbakanı Mario Draghi, "diktatör" olarak nitelendirdiği Erdoğan'ın von der Leyen'i küçük düşürdüğünü söyledi. Draghi'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadeleri nedeniyle İtalyan Büyükelçi Türk Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı. Çavuşoğlu, "Atanmış İtalya Başbakanı Draghi’nin kabul edilemez popülist söylemini ve seçimle göreve gelmiş Cumhurbaşkanımız hakkındaki çirkin ve hadsiz ifadelerini kuvvetle kınıyor, kendisine iade ediyoruz" sözleri ile tepki gösterdi.

Yunan bakanla canlı yayında tartışma

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın 15 Nisan’daki Ankara ziyaretinde Türk mevkidaşı Çavuşoğlu gerçekleştirdiği basın toplantısı ise canlı yayında yaşanan sert tartışma ile gündemde yer edindi. Yunanistan'dan Türkiye'ye 2 yıl sonra gerçekleşen ilk bakan ziyareti dostça başladı, gergin sona erdi. Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs sorunu ve göç konularının masada olduğu görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısı sorunların çözümüne yönelik ılımlı mesajlarla başladı.
Daha sonra Dendias, "Türkiye eğer bizim egemenlik haklarımızı ihlal etmeye devam ederse o zaman yaptırımlar gündeme gelecektir. Biz inanıyoruz ki komşu ülkeler olarak her iki taraf ve biz Türkiye'den çok fazla şey kazanabiliriz. Ancak buna karar verecek olan biz değiliz" dedi. Bu açıklamaya sert tepki gösteren Çavuşoğlu, "Ben Yunanistan’ı itham edici bir konuşma yapmadım. Ama siz basının önünde ülkemi ve milletimi itham ederseniz bunun da cevabını vermek durumundayız. Türkiye kimsenin egemenlik hakkını ihlal etmedi. Gerginliği sürdürürseniz biz de sürdürürüz" diye konuştu.
Yeniden söz alan Dendias sözlerine, "Tahmin ettiğim gibi sen ve çalışma arkadaşların kraldan daha fazla kralcısınız" diye başladı. Dendias, "Siz bunları ilk defa duymuyorsunuz ki, daha önce de Türkiye'nin egemenlik haklarımızı ihlal ettiğini söyledik. Benim bugün Ankara'da bunları söylememem mi gerekiyordu. Yunanistan'ın görüşleri gayet açık. Türkiye hem Ege'de hem Doğu Akdeniz'de uluslararası deniz hukukuna aykırı davranıyor" dedi.
Çavuşoğlu ise "Burada ikili şekilde konuları çözebiliriz. Yaşanan süreçte medet umduğunuz AB ülkelerinin bu konuda bir fayda sağlayamayacağını da görmüş olduk. Görüşmeye devam mı edeceğiz, böyle kavga mı edeceğiz? Bizim arzumuz komşu ülke olarak tüm bu meseleleri diyaloglarla çözmek" diye konuştu.
Son söz hakkını alan Dendias, Çavuşoğlu'nun konuşmasının farklı bölümlerinde AB'den "üçüncü taraflar" diye söz etmesine yanıt vererek, "Avrupa Komisyonu üçüncü taraf değil. Biz Yunanistan olarak onun bir parçasıyız. Biz bu komisyonda, burada yer alan ülkelerle aynı değerleri, aynı ortak geleceği paylaşıyoruz" dedi.

Biden önce Erdoğan’la görüştü sonra ‘soykırım’ dedi

Tarihler 23 Nisan’ı gösterdiğinde yaklaşık 3 aydır beklenen Erdoğan-Biden’ın ilk telefon görüşmesi gerçekleşti. İletişim Başkanlığı iki liderin “ikili ilişkilerin stratejik doğası ve karşılıklı çıkar ilişkileri temelinde işbirliğinin genişletilmesi amacıyla birlikte çalışmanın önemi hususlarında mutabık kaldığını” açıkladı. Açıklamada, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ’nün ABD’deki varlığı ve ABD’nin Suriye’de PKK/PYD terör örgütüne verdiği destek gibi konuların çözüme kavuşturulmasının, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha ileri seviyelere taşınması için önemli olduğunu ifade etti” denildi.
Ancak bu görüşmeden bir gün sonra Biden ülkesinin 24 Nisan’ı Ermeni soykırımı anma günü olarak tanıdığını ilan etti. Biden böylelikle 1915 olaylarını “soykırım” olarak anan ikinci ABD Başkanı oldu. Daha önce 1981’de ABD Başkanı Ronald Reagan da 1915 olaylarına “soykırım” demişti. Biden’ın bu açıklaması başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere Türkiye’den büyük tepki gördü.

‘Hamdolsun hiç gündeme gelmedi’

Ve nihayetinde Erdoğan-Biden arasındaki ilk yüz yüze görüşmesi ise 14 Haziran’daki Brüksel'deki NATO zirvesinde oldu. 90 dakika süren görüşmenin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, toplantının 'samimi ve yapıcı geçtiğini' aktardı. Erdoğan, Brüksel'e yola çıkmadan önce havalimanında düzenlediği basın toplantısında Biden'ın 1915 olaylarını "soykırım" olarak kabul etmesini gündeme getireceğini söylemiş; "Bu yaklaşım bizi ciddi manada üzmüştür. Bunu gündeme getirmeden geçmemiz doğru değildir. Türkiye rastgele bir ülke değildir" demişti. Ancak Erdoğan, Biden'ın 1915 olayları ile ilgili 'soykırım' kelimesini kullanmasının görüşmede gündeme gelip gelmediği sorusuna, "Hamdolsun hiç gündeme gelmedi" yanıtını verdi.

Erdoğan: Biden ile iyi başladık diyemem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 22 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak ve New York’taki Türk Evi’nin açılışını gerçekleştirmek için gittiği ABD’de Biden ile görüşememesi ve ardından yaptığı açıklamalar da oldukça konuşuldu. Erdoğan, New York dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Biden ile ilgili şunları söyledi:

Temennim odur ki iki NATO ülkesi olarak birbirimizle hasmane değil, dostane davranalım. Ama iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidiş pek hayra alamet değil. Benim Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak yaklaşık 19 yıllık yöneticilik hayatımda Amerika ile olan münasebetlerimde geldiğimiz nokta maalesef iyi bir nokta değil. Ben oğul Bush ile iyi çalıştım, Sayın Obama ile iyi çalıştım, Sayın Trump ile iyi çalıştım ama Sayın Biden ile iyi başladık diyemem.

Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı onaylayacağını açıklaması ise hem Türkiye’de hem de uluslararası mecrada olumlu karşılandı.

Putin ile ‘stratejik’ görüşme

Türkiye-Rusya ilişkileri açısından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 29 Eylül’deki Soçi zirvesi de önemliydi. Kritik görüşmenin ardından yapılan açıklamalarda “stratejik konularda işbirliği” vurguları öne çıktı.
Bu görüşmenin ardından Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan noktalar şunlar oldu:
(Akkuyu Nükleer Santrali) Nasip olursa 2023'ün mayıs ayında birinci üniteyi bitirme sözünü kendilerinden aldık. Ondan sonra iki, üç, dört numaralı üniteler var. Tabii bizim 3 nükleer santral yapma hedefimiz var. Sayın Putin'le 'Bu iki nükleer santrali de sizinle birlikte yapabilir miyiz?' diye de görüştük. O zaman Türkiye, 3 nükleer enerji santraline sahip olacak. 'Bu konuyla ilgili çalışalım' dediler.
Türkiye olarak Suriye'de, Rusya'yla birlikte kararlaştırdığımız her hususa bağlılığımızı sürdürüyoruz. Buralardan herhangi bir geri adım atmak söz konusu değil. Bütün mutabakatlara uymaya ve güvenlik koridorundaki radikal unsurların temizlenmesine de Türkiye olarak biz devam ettik. Bundan da taviz yok. Ama tabii aynı yaklaşımı muhataplarımızdan da bekliyoruz.
Sayın Putin, uzayla ilgili Türkiye ile beraber çalışmaya var. Uzayla ilgili atılabilecek adımlarla ilgili de heyetlerimizi, ekiplerimizi çalıştıracağız. Yapılacak çalışmayla da bunun zamanlamasını, yol haritası belirleyeceğiz. Ona göre de inşallah ilerleyeceğiz. Yani uzay çalışmalarında da çok daha ileri boyutta bir teklif var. Bir tane karada, bir tane denizde platform oluşturmak suretiyle, buradan uzaya roket fırlatma çalışmalarını beraber yapabileceğimizin teklifini sağ olsun yaptılar. Bu konuda da ilgili arkadaşlarımızı görevlendirerek çalışacağız.
Bir defa S-400 konusunda bizim sürecimiz devam ediyor. Geri adım atmak gibi bir şey söz konusu değil. Bu yararlı görüşmemizde tabi ki bunları da etraflıca konuştuk ve bunları daha ileri boyutlara nasıl taşıyacağımızı görüştük. Hatta uçak motorları yapımında ne gibi adımlar atacağız, savaş uçaklarıyla ilgili ne gibi adımlar atacağız; bunları da yine etraflıca konuşma imkanımız oldu. Allah nasip ederse uçak motorları konusunda da aynı adımı atacağız. Bir diğer konu, gemi inşasında da yine beraber birçok adım atabiliriz. Denizaltılara varıncaya kadar, burada da yine Rusya ile müşterek adımlarımız inşallah olacaktır. Çalışacağız. Durmak yok yola devam.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı uğurladı - Sputnik Türkiye, 1920, 30.09.2021
GÖRÜŞ
‘Rusya ve Türkiye savunma, güvenlik ve bölge politikaları konusunda ileri çalışma dönemine başlıyor’

Büyükelçi krizi

ABD, Almanya ve Fransa dahil 10 ülkenin Ankara'daki büyükelçilerinin Osman Kavala’nın serbest bırakılması için 10 Ekim’de açıklama yayınlamaları da “büyükelçi krizi”nin doğmasına neden oldu. Kriz büyüdü, büyükelçiler Türk Dışişleri’ne çağrıldı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise "Talimatı Dışişleri Bakanımıza verdim, 'Bu 10 büyükelçinin bir an önce istenmeyen adam ilan edilmesini hemen halledeceksiniz' dedim" açıklamasını yaptı. Bu konuda büyükelçiliklerden “Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesine riayet etmeyi teyit ediyoruz” şeklinde açıklamalar gelmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ise açıklamaları olumlu karşılayarak kararından vazgeçti.

Biden ile ikinci görüşmede F-16 konusu gündeme geldi

Erdoğan ve Biden’ın ikinci yüz yüze görüşmesi de 31 Ekim’de Roma’daki G-20 zirvesinde gerçekleşti. 20 dakika olarak planlanan görüşme, 70 dakikaya yakın sürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biden ile görüşmede F-16'lar konusunun da gündeme geldiğini söyledi ve şunları kaydetti:

F-35'ten kaynaklanan ödememizi nasıl daha iyi bir konuma taşırız bunun üzerinde durduk. F-16'lar gündeme geldi. Elimizdekilerin modernizasyonu ya da yeni F-16'ların alınması gündeme geldi. Savunma bakanlarımız süreci takip ediyorlar. Sayın Biden'ın olumlu yaklaşımını gördüm. Bunun diğer bir boyutu Temsilciler Meclisi ve Senato. Biden'a 'Sizin buralarda artık ağırlığınız var, Sizden bu noktada ihtimam bekliyoruz' dedik.

İsrail’le art arda görüşmeler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Üsküdar'daki konutunun görsellerini çektikleri gerekçesiyle tutuklanan İsrailli Mody ve Natali Oknin’in serbest bırakılması Ankara-Tel Aviv arasında üst düzeyden yeniden iletişim kurulmasına vesile oldu.
İlk önce İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Kasım’da telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un görüşmesinde, Türkiye-İsrail ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı. Görüşmede, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un, İsrailli çiftin serbest bırakılması nedeniyle Erdoğan’a teşekkür ettiği bildirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı'yla görüşmesinde, Türkiye-İsrail ilişkilerinin Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarı bakımından da önem taşıdığını belirtti. İkinci görüşme ise aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in arasında gerçekleştirildi. Bu görüşme, son 8 yılda İsrail ve Türkiye liderleri arasında gerçekleşen ilk temas oldu.

BAE ile yeni dönem

Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın 24 Kasım’daki Ankara ziyareti ile Türkiye-Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Türkiye-BAE arasındaki ziyaret trafiği aslında geçtiğimiz yaz ayında hız kazanmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önce 18 Ağustos’ta BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı Şeyh Tahnoun Bin Zayed Al Nahyan'ı kabul etmiş, 31 Ağustos’ta ise Muhammed bin Zayed el Nahyan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmelerin ardından verilen olumlu mesajlar dikkat çekmişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan'ın Ankara’daki görüşmesi ise atılan en son adım oldu. Görüşmenin ardından iki ülke arasında 10 önemli anlaşma imzalandı. Abu Dabi Kalkınma Holdingi Yönetim Kurulu Başkanı Mohamed Hasan Al Suwaidi de "Birleşik Arap Emirlikleri Türkiye'ye yatırım yapmak üzere, 10 milyar dolarlık bir fon ayırmıştır" açıklamasında bulundu.

Türkiye, Ukrayna’nın doğusu için arabulucu olmak istedi

Ukrayna’nın doğusundaki gerginliğe ilişkin Türkmenistan dönüşünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ve Ukrayna arasında arabulucu rolü üstlenmek istediklerini belirtti. Erdoğan, “Bununla ilgili arabuluculuk olur, kendileriyle bu konuyu görüşmek olur; gerek Ukrayna ile gerek (Rusya Devlet Başkanı) Sayın Putin ile bu görüşmeleri geliştirerek inşallah bunun çözümünde bizim de bir payımızın olmasını isteriz” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine açıklama yapan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise Rusya ile Ukrayna’nın Türkiye arabuluculuğunda bir araya gelmesinin, Ukrayna’nın doğusundaki sorunun çözümüne yardımcı olacağına inanmadığını kaydetti. Kremlin Sözcüsü, “Mesele şu ki Rusya Donbass’taki krizin taraflarından biri değil. (Rusya, Türkiye ve Ukrayna temsilcilerini bir araya getirecek) böyle bir zirvede sorunun çözüm yolunu bulmak mümkün olmaz. Krizin tarafı, bir taraftan Kiev; diğer taraftan (Ukrayna’nın doğusunda) tek taraflı bağımsızlıklarını ilan etmiş olan cumhuriyetlerin (Donetsk ve Lugansk) temsilcileridir” açıklamasında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 3 Aralık’ta gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından da bu konuya dair net bir açıklamaya yer verilmedi. Kremlin'den yapılan açıklamaya göre Putin ve Erdoğan, Minsk anlaşmalarına ve Normandiya formatındakiler de dahil Donbass ile ilgili diğer anlaşmalara uyulmasının önem taşıdığını vurguladı.
Görüşmenin Türk tarafının inisiyatifiyle yapıldığını belirtilen açıklamada, "Putin, Kiev'in Minsk Anlaşmalarının bozulmasına yönelik yıkıcı bir çizgi izlemeye devam ettiğine dikkat çekti. Bayraktar tipi silahlı insansız hava araçlarının kullanılması da dahil Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin çatışma bölgesindeki provokatif eylemleri bunu doğruluyor. Kiev'in Donbass'a güç yoluyla müdahale etme girişimlerinden vazgeçmesi gerektiğinin altı çizildi" ifadelerine yer verildi.

Katar’da ‘Türk ekonomisi’ gerilimi

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye - Katar Yüksek Stratejik Komite 7. Toplantısı için 6 Aralık’ta Doha’ya resmi ziyarette bulundu. Katar’daki görüşmeler bu sefer Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed Abdulrahman Al Sani’nin basın toplantısında Reuters muhabirinin “Türkiye, Katar’a para talep etmek için mi geldi?” sorusu üzerine gergin başladı.
Katar Dışişleri Bakanı Al Sani, Türkiye’nin ekonomik gidişatı nedeniyle ortaya çıkacak fırsatları değerlendirdiklerini söyledi ve "Katar’ın Türkiye’deki yatırımları büyük ve olumlu. Bu kriz geçici bir krizdir. İnşallah aşılacaktır” dedi.
Bakan Çavuşoğlu ise “Biz bugün buraya, Katar'dan herhangi, spesifik olarak Türkiye'ye para göndermesi için değil, ilişkilerimizi her alanda geliştirmek için geldik. Zaten SWAP anlaşması da kendi aramızda var. Daha önceki yıllarda bu anlaşmaya varmıştık" açıklamasında bulundu. Çavuşoğlu ayrıca "Öyle bir tablo çizdiniz ki, Türkiye ekonomisi tamamen bitmiş tükenmiş gibi. Bu doğru değil, ekonomik göstergelere baktığınız zaman, Türkiye ekonomisinin büyümesi dünyada ilk sıralarda" diye ekledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından Emirlik Divanı'nda resmi törenle karşılandı. - Sputnik Türkiye, 1920, 07.12.2021
POLİTİKA
Siyasi ortaklıktan ekonomik ve askeri işbirliğine: Türkiye-Katar ilişkileri nasıl gelişti?

Ermenistan’la ilişkilere yeni bir şans

Aralık ayından “normalleşmeye” dair bir önemli gelişme de 13 Aralık’ta oldu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi için karşılıklı temsilciler atanacağını duyurdu. Bu açıklamanın ardından karşılıklı temsilciler atandı ve süreç devam ediyor.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала