Kayıt işlemi başarıyla tamamlanmıştır!
Lütfen 'a gönderilen e-postadaki bağlantıya tıklayın
Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD, Ukrayna'yı Rusya'nın üzerine sürerek Avrupalı müttefiklere ambargo uygulatmaya çalışıyor'

'ABD, Ukrayna'yı Rusya'nın üzerine sürerek Avrupalı müttefiklere ambargo uygulatmaya çalışıyor'
Abone ol
Prof. Hasan Ünal’a göre, ABD, Ukrayna'yı Rusya'nın üzerine sürüp Avrupalı müttefikleri ambargoya çekmeye çalışıyor. Ünal, iyi senaryonun Kiev'e 'NATO üyeliği olmaz, Minsk'i müzakere edin' denilmesi olduğunu belirtti. Kazakistan olaylarını 'Türkiye'nin 15 Temmuzu'na benzeten Ünal, jeopolitik saldırıyı anlayan Tokayev'in KGAÖ’yü çağırdığı görüşünde.
Rusya Federasyonu'nun, ABD liderliğindeki NATO'nun çevreleme hamlelerine karşı ilk kez hukuki bağlayıcılığı olan anlaşma sunmasının ardından Cenevre, Brüksel ve Viyana'da ABD, NATO ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) çerçevesinde görüşmeler gerçekleştirildi.
Moskova, ABD ve NATO'nun sürekli genişleme, sınırları yakınlarına silah sistemleri konuşlandırma ve tatbikatlar yoluyla giriştiği çevrelemenin 'hayati çıkarlarını' tehdit ettiğini belirterek, Avrupa güvenlik mimarisini de etkileyecek bu girişimlere son verilmesini talep ediyor. Ancak görüşmelerin ardından ABD'nin başını çektiği Batı bloğu, Rusya'nın taleplerinin ana unsurları yerine tali unsurlar üzerinden sorunu sürüncemede bırakacak bir tavır almış görünüyor.
Rusya, anlaşmaya varılamaması halinde yanıtının 'askeri-askeri/teknik' düzeyde olacağını vurguluyor. ABD yönetimi ise 'Rusya'nın Ukrayna'yı işgal edeceği' söylemleri üzerinden Rusya'ya benzersiz bir ekonomik savaş açılacağı tehdidini öne çıkarıyor.
Rusya ile ABD/NATO arasındaki görüşmelerin hemen öncesinde Kazakistan'daki olayların patlaması da dikkatleri çekti. Kazakistan yönetiminin talebiyle Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) devreye girmesiyle kriz teskin olurken, teşkilatın konuşlanmasına da kısa sürede son verilmesi için düğmeye basılmış durumda.
Rusya'nın sunduğu güvenlik garantileri anlaşması, sürecin nereye gittiği ve Kazakistan faktörünü Maltepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

'Neyin savaşını yapacaksınız?'

Prof. Hasan Ünal, Biden yönetiminin ikinci kez Ukrayna'yı Rusya'nın üzerine sürerek ve askeri unsurlar içeren bir kriz yaratarak Avrupalı NATO üyelerinin Moskova'ya ambargo uygulamasını sağlamaya çalıştığı görüşünde. Ancak başta Almanya olmak üzere Avrupa'nın Rusya ile ekonomik ilişkilerine dikkat çeken Ünal, Batılıların askeri teknik üstünlüklerinde sıkıntılar nedeniyle savaşı da göze alamaz durumda olduklarını anımsattı. 'Neyin savaşını yapacaksınız?' diye soran Ünal, sorunun bir çıkmazın içine hapsedilmiş olduğunu söyledi:
“Bu zirvelerden hiçbir şey çıkmayacağı kanaatindeydim. Burada en önemli sorun nedir derseniz, tarafların kendilerini çıkmaz bir sokağa hapsetmiş olmaları. İkinci defadır Biden, Ukrayna’yı Rusya’nın üzerine sürerek hatta askeri unsurlar içeren krizler yaratarak ne yapmak istiyor anlamış değilim. Avrupalı NATO üyelerini bu işin içine çekerek Rusya’ya ambargo uygulanmasını sağlamaya çalışıyor. Ama başta Almanya olmak üzere bu ülkelerin her birinin Rusya ile ciddi ekonomik ilişkileri var. Bunların hepsini Ukrayna üzerinden zorladığınızda sonuç alabilir misiniz? İkinci krizde de görüyoruz ki zirve açıklamalarının arka planına baktığımızda yeterince sonuç alınamıyor. O coğrafyada Rusya’ya karşı bir askeri girişimi de göze alamıyorlar. Rusya ile Batı arasındaki dengede Rusya mesafeyi çok ciddi bir şekilde kapatmış durumda. Gerek klasik silahlarda gerek nükleer başlıklarda gerek balistik füzelerin ileri versiyonu hipersonik füzelerde devrim yaratmış durumda, onu da göze alamıyorlar. Zaten göze almaları çok aptalca bir şey olur. Neyin savaşını yapacaksınız? Dolayısıyla sorun, bir çıkmazın içine hapsedilmiş durumda. Rusya ise buradan bir fırsat çıkararak ‘Bana yazılı güvenceler verin. Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO’ya almayacaksınız’ dedi. Bunu da Batılı ülkeler ve Amerika’nın Rusya’nın istediği gibi vermesi hemen hemen imkansız. Bütün müzakerelerden varılamayan sonuç bu.”

'İyi senaryo Ukrayna’ya kısa vadede NATO üyesi olmanız mümkün değil, Minsk'i müzakere edin denilmesi'

Ukrayna’yı NATO’ya almanın çıkmaz bir sokak olduğunu dile getiren Ünal, içerik çok farklı olsa da içine ideolojik ve duygusal unsurların boca edildiği bir jeopolitik sorun yaratıldığını, buradan çıkışın da zor olduğunu söyledi. Batı'nın Ukrayna'nın daha fazla teşvik edilmesiyle yeni Donbasslar yaratılmasına yol açabileceğini belirten Ünal, iyi senaryonun ise Ukrayna'nın NATO üyeliğinin dışlanarak Minsk anlaşması çerçevesinde müzakereye oturması olduğu görüşünü dile getirdi:
“Biden’ın herhangi bir dış politika konusunu akıl ve mantıkla yönetebilen biri olduğu kanaatinde değilim. Zaten Amerika’da da ne yapmak istediği konusunda çok ciddi bir tartışma var. Her bölgede kafası çok karışık bir lider. Kafasının net olduğu bir tek konu var o da Türkiye düşmanlığı. Bu krizleri niye zorluyorsun? Bu krizlerin ardında Rusya, Ukrayna’yı işgal etti, ne yapacaksınız? Kuzey Akım’ı engellediğinizde şöyle bir durum var. 50 milyar dolar ya da euroluk bir tazminatı var. Kuzey Akım-2’yi, Rusya’nın o tarafa doğalgaz satışını engellediniz, peki Rusya o ülkelerden elde ettiği doğalgaz geliriyle Almanya’nın ürünlerini satıyor, aralarında ekonomik ilişkiler var. Bunları Almanya da kabul etmek istemez. Neden Ukrayna’nın NATO’ya alınmasını zorluyorlar? Bu bir çıkmaz sokak. Bu bence içerik itibariyle çok farklı olmakla birlikte Türk-Yunan sorunlarına dönüştü, yani çözülmesi mümkün olmayan. Büyük miktarda da ideolojik ve duygusal unsurun reel sorunların içine boca edildiği bir büyük jeopolitik sorunla karşı karşıyayız. Buradan nasıl çıkacağımız da çok zor. Ukrayna’yı teşvik edebilirler, Donbass’taki ayrılıkçıların üzerine git derler. Rusya da eli armut topluyor şeklinde durmaz burada. O da tam tersine yeni Donbasslar yaratır. Olumlu senaryo ise şu olabilir. Bu gerginlik bir süre devam eder ve Batılı ülkeler diplomatik olarak el altından Ukrayna’ya ‘Sizin kısa vadede NATO üyesi olmanız mümkün değil. NATO’nun prestiji adına söylüyoruz bunu, geri adım atmamış olmak için. Bizim size tavsiyemiz 2014 eylülünde imzalanan Minsk anlaşması çerçevesinde müzakere etmeniz’ diyebilirler.”

‘Batılılar bir yere el atarsa sadece karıştırırlar; Kıbrıs sorunu, Filistin ortada’

Kiev'in Donbass'ta uzlaşmaz tutumunda Kırım'ı 2014'te kaybetmişliğin yattığını belirten Ünal, Donbass'ta bulunacak federal çözümün de Ukrayna'da kurulacak seçim sandıklarında siyasi sonucu etkileyeceğini vurguladı. "Batılılar bir yere el atarsa sadece karıştırırlar" diyen Ünal, Kıbrıs ve Filistin sorunlarına atıfta bulundu:

“Ruslar diyor ki, ‘Kırım bizim toprak bütünlüğümüzün bir parçası.' Donbass gibi bütün bölgeleri Ukrayna içine federalimsi bir yapı şeklinde nasıl entegre edeceksin? Bir ateşkes ikincisi de bunun müzakeresi. Böyle bir müzakere başlarsa bu fiilen Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmiş olması ama hiçbir zaman vazgeçmeyecektir. Eğer Ukrayna böyle bir müzakereyle Donbass ve diğer bölgeleri otonom, cumhuriyet gibi statülerle Ukrayna içine entegre ederse şöyle bir şey de olur. Donbass’dakiler oy kullanmaya başladığında ve Ukrayna halkının doğu kısmında yaşayanlar da ‘Rusya ile düşmanlık politikası bize sonuç vermiyor. Doğalgazdan olduk’ gibi sebeplerle seçimlerde yeni bir Yanukoviç demeyelim ama ona benzer bir devlet başkanı seçilmesini de sağlayabilir. O noktada yavaş yavaş Ukrayna ile Rusya arasında Kırım konusu da çözülebilir. Şu anda Rusya’nın sıkıntılarından biri şu; Kırım’ı aldı, Donbass’ı Ukrayna toprak bütünlüğü içinden çıkardı ama bu defa da Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimlerini etkileme kabiliyeti azaldı. Çünkü onlar oy kullanmıyorlar. Batılılar bir yere el atarsa sadece karıştırırlar. Kıbrıs sorunu ortada. Bütün post kolonyal dediğimiz sömürgeciliğin tasfiyesi sonrası ortaya çıkmış sorunlarda ortak proje olarak bütün uluslararası kamuoyunun üzerinde resmen ya da fiilen mutabık kaldığı şey iki devletli çözüm. Her millet kendi devletini oluştursun. En belirgin olan da Filistin. Peki Kıbrıs’ta niye bunu bu kadar karmaşık hale getirdiniz?”

'Amerikan sivil toplum örgütleri çok fazla plan proje üretmeye başlıyorsa kuşkulanırım'

Kazakistan'da riskler olsa da bu denli büyük bir olayın çıkmasının beklenmedik olduğunu söyleyen Ünal, gelişmelerde yönetimin kendine güven ve acemilikle Amerikalı STK'lara çok açılmasının etkisinin bulunduğu değerlendirmesi yaptı:
“Bu denli kapsamlı bir ayaklanmanın ortaya çıkması beklediğim bir şey değildi ama bu riskleri görüyorduk. Olayların iç dinamikleri var. Fakirlik diyoruz ama Kazakistan milli gelir itibariyle son 10 yıldır hatta daha fazla bir süredir Türkiye’nin kişi başına düşen milli gelirinden daha yüksekti. İşsizlik oranı Türkiye’den daha düşük bir ülke. Yatırımlar açısından da çok ciddi başarılı bir ülke. Gelir dağılımındaki sorunlar devam ediyor. Bölgesel farklılıklar devam ediyor. Ama esas meselelerden birisi içeride bir güç mücadelesi var. Kazakistan kendine güveninin verdiği belki bir acemilikle ya da aşırı kendine güven duygusuyla bu sivil toplum faaliyetlerine kendini çok açtı. Gittiğimizde ben de görüyordum. Amerikan sivil toplum örgütleri çok fazla plan proje üretmeye başlıyorsa giderek kuşkulanırım bundan. Masum gibi başlar, bir süre altından ne çıkacağını bilemezsiniz."

'Kazakistan yönetiminin çıkarması gereken epeyce ders var, Tokayev hadiseyi kavramış durumda'

Ünal, diğer yandan Kazakistan'da işin içine ulusal güvenlik konseyi üyeleri dahil elitlerin karıştığı iç mücadelelere ve Batılı ülkelerden alınan vatandaşlıklara dikkat çekti. Meselenin Türkiye'nin 15 Temmuzu'na benzediğini söyleyen Ünal, Tokayev'in ikinci günden itibaren bir jeopolitik saldırıyla karşı karşıya olduğunu anlayarak tedbirini aldığı ve KGAÖ’den yardım istediğini belirtti. Kazakistan yönetiminin çıkarması gereken epeyce ders bulunduğunu da vurgulayan Ünal, Tokayev'in tutumunun meseleyi kavradığına işaret ettiğini dile getirdi:
"Bu iç mücadelede bunun başını ulusal güvenlik konseyinin başkanı Kerim Masimov çekiyor. Nazabayev’in ortanca kızının damadı olan Timur Kulibayev’in başını çektiği grup var. Bir eski maliye bakanı var. Bunlar büyük paralar dolandırarak yargılanmışlar ama Batılı ülkelerden vatandaşlık almayı başarmışlar. Bunların yönlendirdiği bir iç mücadele var. Bu Kerim Masimov da Nazarbayev görevi bırakırken, Tokayev’e değil kendisine bırakmasını istiyor. Bütün bunlar işi ilginç bir yere getirdi. Bir tür Türkiye’nin 15 Temmuz’una benziyor. Tokayev hadisenin ikinci gününden itibaren bunun başlangıcının masum bir gösteri olmakla birlikte 10 yıl önceki gösteriler de orada başlamıştı. Tokayev ikinci günden itibaren bir jeopolitik saldırıyla karşı karşıya olduğunu anladı ve ona göre tedbirler aldı. Onun için KGAÖ’den yardım istedi. 'Bana bir jeopolitik saldırı var. Buna karşı ben kendi müttefiklerimle birlikte hareket hazırım'. Oradaki 'hazırım' meselesi askeri olarak sembolik. Bir yandan Çin’in desteğini aldı, öbür yandan da Türk Devletleri Teşkilatı da benzer bir tavır gösterdi. Kazakistan halkının yanında olduklarını açıkladılar ve olay bastırılmış oldu. Buradan Kazakistan yönetiminin çıkarması gereken epeyce ders var. Önceki gün Tokayev’in yaptığı açıklamaları bu açıdan çok olumlu buluyorum. Hadiseyi kavramış durumda. Orta Asya coğrafyasının en kıymetli bölgesinde oturuyor Kazakistan. Onun için aşırı kendine güven ya da benzeri zaaflardan ortaya çıkacak sorunları daha önceleyerek düşünmek lazım.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала