Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'İran'ın 6 yıl sonra Suudi Arabistan'a diplomat göndermesi görüşmelerde ilerlemenin işareti'

'İran'ın 6 yıl sonra Suudi Arabistan'a diplomat göndermesi görüşmelerde ilerlemenin işareti'
Abone olTelegram
Bursa’ya göre, İran'ın 6 yıl sonra Suudi Arabistan'a diplomat göndermesi ilerleme işareti. Bursa, Viyana'daki nükleer masada Rusya ve Çin'in aktifliği ve Körfez'deki 'Çin faktörünün' çözümü etkileyeceği görüşünde. Bursa, Yemen, Katar ve son olarak Türkiye'ye karşı birlikte cephe alan Suudiler ve BAE'nin ise aralarında artan rekabete işaret etti.
Ortadoğu yeni yıla geçmiş yıllara oranla daha sakin bir atmosferde girerken, rekabet ve hatta husumet altında olan güçler arasında yeni temaslar dikkat çekiyor.
İran, 6 yıl önce Şeyh Nimr'in idamının ardından ilişkilerin kesildiği Suudi Arabistan'a İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde diplomatlarını gönderirken, geçen yıl Irak'ın arabuluculuğunda başlayan temasların ilişkilerin yeniden tesisine yol açması umuluyor. Ancak İran'ın nükleer müzakereleri ve Yemen savaşı ilişkileri durumu derinden etkiliyor.
Körfez'de yılın ilk sıcak gelişmesi ise Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Abu Dabi kentindeki sanayi bölgesine insanlık hava araçlarıyla düzenlenen saldırı oldu. 3 yakıt tankerindeki patlama geniş bir alanı enkaz yerine çevirdi. Yemen'deki Husi hareketinin üstlendiği olayın arkasında ABD İran'ın bulunduğu iddiasında.
Bu ortamda dikkatler bir yandan da şubat ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekleştirmesi beklenen Suudi Arabistan ziyaretinde. Ankara, BAE'nin ardından Suudi Arabistan'la Kaşıkçı cinayetinden bu yana husumete dönüşen ilişkileri onarmak beklentisinde.
Erdoğan'ın ziyareti öncesinde Körfez'deki durumu gazeteci-yazar Ramazan Bursa ile konuştuk.

'İran'ın 6 yıl sonra Suudi Arabistan'a diplomatlarını göndermesi görüşmelerde ilerleme kaydedildiğinin işareti'

Ramazan Bursa’ya göre, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerginlik azalacak ancak bitmeyecek. Geçen sene Irak arabuluculuğunda başlayan temaslara dikkat çeken Bursa, diplomatik temsilciliklerin yeniden açılmasının da dahil olduğu görüşmelerde en öne çıkan konulardan birisinin yedi yıldır bir türlü bitmeyen Yemen savaşı olduğunu anımsattı. Bursa'ya göre 6 yıl sonra İran'ın Suudi Arabistan'a İslam İşbirliği Teşkilatı için diplomatlarını göndermesi ilerleme kaydedildiğine işaret:
“Körfez ile İran arasındaki gerginlik noktaları azalacak ama tamamen bitmeyecek. Suudi Arabistan ile İran arasındaki bu diyalog Irak aracılığıyla yapılıyor, iki tarafın heyetleri bir araya geliyorlar. Birçok başlık konuşuluyor, diplomatik temsilcilik meselesi var. Ayrıca Körfez’in güvenliği meselesi var. Körfez’in iddiasıyla İran’ın Arap ülkelerinin iç işlerine karıştığına dair iddialar var. İlaveten Yemen meselesi belki de en çok konuşulanlardan biri. Dolayısıyla bunlarda yer yer göreceli olarak ilerleme kaydedildiği ifade ediliyor. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın merkezi Suudi Arabistan’da. İran’ın 6 yıl sonra burada görev yapmak üzere diplomatları göndermesi haberlerde çıkan İran-Suudi görüşmelerinden ilerleme kaydedildi iddialarının aslında doğru olduğunu da kanıtlıyor. Suudi Arabistan-İran arasında belki büyükelçilik düzeyinde olmasa bile belli bir düzeyde diplomatik temasların yeniden başlamasının da habercisi olabilir. En son diplomatik temaslar Nimr’in idamı sonrası Tahran’daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonrası kesilmişti. O günden bugüne dünyada, Körfez’de epey bir şey değişti. Dolayısıyla yeni adımlar, haberler bekleyebiliriz.”

'Körfez'deki Çin faktörü kendisini hissettirmeye başladı'

Bursa'ya göre ABD'de yeni yönetimin tutumuna paralel olarak Körfez'deki Çin faktörü kendini hissettiriyor:
“Dünyada çok ciddi anlamda dönüşümler var. Çin faktörü kendini ciddi anlamda hissettiriyor. Amerika’dan dolayı Çin ile yakın ilişkiye girmeyen ülkelerin artık Çin ile de temas kurmanın hem siyasi hem ekonomik ilişkileri geliştirme noktasında adımlar attığını görüyoruz. Diğer tarafta Asya bölgesinin yükselişini görüyoruz. Buna paralel olarak da Körfez’deki diplomatik hareketliliği gözlemliyoruz. Amerika’daki yönetim değişikliği ve NATO ve Avrupa’nın kendi içinde bulunduğu durum ve gelişmeler tüm dünyada birbirini etkileyen, ciddi, belki de bir 5-6 sene sonra daha net anlayacağımız olaylar cereyan ediyor."

'ABD'de yönetim değişikliği hem Viyana sürecini hem de İran ile Körfez ülkeleri arasındaki iletişimi hızlandırdı'

Bursa, İran'ın Viyana'da ABD'nin tek taraflı olarak çekilmiş olduğu nükleer anlaşmaya dönülmesi için yürütülen görüşmelerine atıf yaparken, Çin ve Rusya'nın uzlaşma arayışındaki çabalarına vurgu yaptı. Bursa, hem Viyana sürecinden hem de Trump'ın ABD siyasetinden çekilmesiyle politikalarını değiştiren Körfez ülkeleriyle İran arasında iletişimin hızlandığı bir ortam oluştuğu görüşünde:

"Viyana’da tıkanıklık şu. İki tarafın ortaya koyduğu gerekçeler ya da taleplerin birbiriyle çatışması. İran, ‘ABD nükleer anlaşmadan çekildi, ben de nükleer anlaşmaya uygun olarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerimi arttırdım’ diyor. Dolayısıyla ABD ön koşulsuz şekilde anlaşmaya geri dönerse ben de gerekli adımları atarım diyor. İran anlaşmaya dönülmesi ve yaptırımların kaldırılmasını istiyor. ABD ise ilk adımın İran’dan gelmesini istiyor, ‘Sen anlaşma çerçevesinde faaliyetlerini yeniden düzenle, ben de gerekeni yapacağım’ diyor. Burada ciddi bir anlaşmazlık var idi. Ama önceki hafta Rusya’nın Viyana’daki daimi temsilcisi çok dikkat çekici bir açıklama yaptı. 'Çin ile beraber İran’ı bazı taleplerinden vazgeçme noktasında ikna ettik' ifadesini kullandı. Hangi taleplerden vazgeçildiğine dair detay vermedi. İran tarafından da bir açıklama gelmedi. ABD’den de. Bizler için bir belirsizlik oluşturuyor. Günün sonunda Viyana’da nükleer anlaşmaya dönüleceği kanaatindeyim. Çünkü gelişmeler bunu gösteriyor. Bu da İran ile Körfez ilişkilerine ve İran ile Körfez ülkelerinin bir masaya oturup görüşmesine katkı sağlayacak. Zira Körfez, ne zaman Trump’ın başkan olmayacağını anladı, Biden'a göre hızlı bir şekilde bölgesel ve uluslararası politikalarını dizayn etmeye başladı. Dolayısıyla hem Viyana’daki görüşmeler hem de İran ile Körfez ülkeleri arasındaki iletişimi hızlandırdı ve daha müspet sonuçlar alınması konusunda da katkı sağladığını söyleyebiliriz.”

‘Suudi Arabistan ve BAE, kavga ettiği ülkelerle barışırken rekabet içerisine girdi’

Bursa, bu süreçte Suudi Arabistan ile BAE'nin arasının açıldığı görüşünde. Bu durumun en başta Yemen savaşında belirgin olduğunu söyleyen Bursa, Yemen’e ve Katar’a karşı beraber hareket eden, Türkiye’ye karşı da beraber cephe alan Körfez’in bu iki önemli ülkesinin kavga ettikleri ülkelerle barışırken aralarında bir rekabete tutuştukları değerlendirmesinde bulundu. Bursa'ya göre bunun sebebi bölgede 'ağabey' rolü kapmak için yürütülen rekabet:
“BAE’nin son yıllarda Suudi Arabistan’ın da önüne geçecek şekilde bölge meselelerinde aktif olmasının iki nedeni var. Bunlardan birisi, Suudi Arabistan’ın ABD’ye, BAE’ninse İngiltere’ye daha yakın olduğu hususudur. Dolayısıyla burada BAE ile Suudiler arasında yaşanan bölgesel aktör olma krizi veya rekabeti aslında İngiltere ve ABD rekabeti olarak da okunması bence gerçekçidir. İkinci bir neden ise bunun bir yansıması olarak görünür şekilde Suudi Arabistan ile BAE, bölgede ağabey rolü kapmak için bir rekabet içerisinde. Uzun zamandır bölgeyi domine eden Suudi Arabistan idi. Ama BAE artık ortaya çıkma noktasında bir karar verdi ve beraber girişmiş oldukları 2015 başında Yemen savaşında farklı bir projeksiyon ortaya koydu. Suudi Arabistan birleşik bütün bir Yemen’in kontrolünü sağlamayı savunurken, BAE bölünmüş bir Yemen politikasını yürütmeye başladı. Bu koalisyon içerisinde de birtakım çatlaklar oluşturdu. Bin Zayed ile Bin Salman arasında çok dostane görülen, abi-kardeş olarak kabul edilen bu ilişki zedelendi. Daha yakın bir zamanda BAE Dışişleri Bakanlığı’nda hazırlanmış, Bin Salman’ın yetersiz olduğunu ve küresel siyaseti anlamakta zorlandığını dile getiren bir rapor sızdı. Burada ana rekabet noktası bölgenin belirleyici gücü olmak. En net örneğini Yemen üzerinden görüyoruz. Buna karşılık Bin Salman’ın da bir adımı oldu. Küresel şirketlerin bölgesel ofisleri Dubai ve Abu Dabi’dedir, bunları Riyad’a taşıma noktasında ciddi hamleler yaptı. BAE de bu hamlelere karşı sessiz kalmadı. O da tavrını ortaya koydu. Nispeten petrol üzerinden bir kriz yaşandı. OPEC’te de fikir ayrılığı yaşadılar. Dolayısıyla aslında çok enteresan bir tabloyla karşı karşıyayız. 2015’te Yemen’e karşı beraber hareket eden, 2017’de Katar’a karşı beraber hareket eden, yine 2013’ten sonra Türkiye’ye karşı beraber cephe alan Körfez’in iki önemli ülkesi tüm kavga ettikleri ülkelerle barışırken kendileri arasında bir rekabet içerisine girdiler. Bu açıdan fevkalade önemli. Körfez ülkeleri, Asya, Çin ile hatta Afganistan Taliban yönetimiyle irtibat kurarken, Türkiye ile ilişkilerini tamir ederken, Afrika’da da benzer hareketler içerisinde olmalarına rağmen aralarındaki fikir ayrılığının kısa zamanda nihayete ereceği kanaatinde değilim.”

'Türkiye, Abu Dabi saldırısına karşı geçmiştekilerden daha net tavır aldı'

Bursa, Abu Dhabi'deki son saldırı karşısında Türkiye'nin son yıllardakinin tersine saldırıyı kınayan net tutumuna atıfta bulundu. Bunun ilişkilere verilen hassasiyetin ifadesi olduğunu belirten Bursa, Yemen krizinin de artık uzatığı ve BAE'nin kendini ayırarak sahada attığı adımların yeniden müzakere masasına oturmanın yolunu açabileceği görüşünde:
“Türkiye’de Husiler olarak ifade edilen Ensarullah veya SANA yönetimi evvelden de Abu Dhabi’ye benzer saldırılar yaptı, havaalanını hedef aldı. Fakat şimdiki ise daha kapsamlı bir saldırı. Türkiye’nin daha önceki saldırılara karşı bu kadar net bir tavır almadığını söyleyebilirim. Lakin şimdi ilişkilerin gelişme aşamasında olmasından dolayı net bir tavır aldı. Bu da Türkiye’nin BAE ile düzelen ilişkilerine hassasiyetini ve verdiği önemi gösteriyor. Yemen krizi epeyce uzadı ve uzun zamandır bir müzakere masası kurulamadı. BAE’nin son dönemde Yemen sahasında aktif olarak kendini vekil milis güçleri yönlendirmesi noktasında bu saldırı gerçekleştirilmişti. Bazı adalara üsler kuruyor ve insansızlaştırıyor. Bu Yemen-BAE gerginliğinin kontrollü olduğunu düşünüyorum. Çünkü normal zamanda bir müzakere masasını kurmanız çok mümkün olmayabilir. Ama gerginlik ve kriz tırmandığı müddetçe ‘Bu böyle devam etmeyecek’ deyip tarafları bir masa etrafında toplama imkanınız var. Ben bu tırmanan gerginliğin müzakere masasının kurulmasına vesile olacağını düşünüyorum.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала