Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Türkiye'nin ilişkileri onarma girişimleri ekonomik sebepler ve siyasi zemin kaybı yüzünden'

'Türkiye'nin ilişkileri onarma girişimleri ekonomik sebepler ve siyasi zemin kaybı yüzünden'
Abone olTelegram
Faruk Loğoğlu’na göre, 'ekonomik ve siyasi zemin kaybı' Türkiye'de iktidarı komşularla ilişkileri onarmaya zorluyor. Ancak Mısır'dan İsrail'e sonuç elde etmek için bütüncül strateji ve Dışişleri'nin ön çalışmasını yürüteceği çalışmalar gerekiyor. Loğoğlu, Türk dış politikasında asıl zihniyet değişikliğinin anahtarının ise Suriye olduğu görüşünde.
Türk dış politikasında 2022 yılına son yıllarda ilişkilerin içinden çıkılmaz hale geldiği ülkelerle 'normalleşme' adımları ile girildi. Ermenistan'la atanan özel temsilciler aracılığıyla ön görüşmeler Moskova'da yapılırken, iki ülke arasındaki uçuşların şubat başında başlaması bekleniyor.
Dikkatler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail liderliğine yönelik davet niteliğindeki mesajları ve şubat ayında Suudi Arabistan'a yapması beklenen ziyarete çevrildi. 2021'de Mısır'la Türkiye ilişkilerini onarma bakımından somut gelişme elde edilebilmiş görünmezken, Ankara'nın 'normalleşme' adımlarının en somut sonucu Birleşik Arap Emirlikleri'nden (BAE) yapılan ziyaretler ve Türkiye ekonomisine yapacakları yatırımlar oldu.
Diğer yandan 'normalleşme' başlığı altında adımlar atmaya çalışan Ankara, Rusya Federasyonu ile Ukrayna ve Balkanlar'da da 'arabuluculuk' arayışlarına girmiş bir görüntü çiziyor.
Türk dış politikası ve 'normalleşme' adımlarını; öne çıkan Ermenistan, İsrail, Körfez başlıkları ile Türkiye'nin 'arabuluculuk' arayışlarını emekli Büyükelçi Faruk Loğoğlu ile konuştuk.

‘Ekonomik sebepler ve siyasi zemin kaybı iktidarı adımlar atmaya yöneltiyor’

Faruk Loğoğlu’na göre, Erdoğan yönetiminin attığı adımlar için 'normalleşme' yerine 'ilişkileri onarma' ifadesini kullanmak daha doğru. Ankara'nın son yıllarda ilişkilerin bozulduğu ülkelerle adımlar atmasının iki nedeni bulunduğunu belirten Loğoğlu, bunlardan ilkinin kötüleşen ekonomki durum, ikincisinin ise iktidarın siyasi zemin kaybettiğini fark etmiş olması:
“Normalleşme kavramı bana biraz ilginç geliyor. Şimdi normalleşiyorsak bundan önceki durum anormaldi. Anormalliği de bu kadar uzun sürdürme yeteneğini gösteren başka bir ülke de olmamıştır. Normalleşme nedenlerine baktığımızda sorunlu ama sonuç verdiği takdirde her şeye rağmen olumlu olabilecek bir süreç diye görmemiz lazım. Ben normalleşme yerine ilişkileri onarma kavramını tercih ederim. Türkiye’deki iktidarın bu yönde adımlar atmasını meşru kılan iki türlü neden var. Birincisi ekonomik durum. Para yok, kasalar boş, onun için her tarafa özellikle parası olan Körfez ülkeleri Suudi Arabistan, BAE’ye açıldık. Katar ile de iyiydik ama oraya da iyice açıldık. Balkanlar’da bir hareket var. Ermenistan var. Türk ekonomisi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. İkincisi, giderek siyasi planda objektif olarak zemin kaybettiğini gören bir iktidar var. Bu zemin kaybetme de 2023’te yapılması gereken seçimler ışığında bir gerçek olarak ortaya çıkıyor. Ekonomik sebepler ve siyasi sebepler bu iktidarı dışarıda öncelikle para bulmak için adımlar atmaya yöneltiyor. İkincisi ekonomik arayışları bir sonuç verirse kendisine siyaseten de yardımcı olacağını düşünüyor.”

'Paldır kültür açılım Mısır'la ilişkilerin bir çırpıda onarılmasına yetmedi'

Ankara'nın attığı adımlara karşın Mısır ile ilişkilerde fazla ilerleme kaydedilmediğini belirten Loğoğlu, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e desteğinin Mısır’da derin yaralar açtığını anımsattı:
“Onarma sürecine baktığımızda özellikle Mısır ile bu arayışta fazla bir ilerleme kaydedildiğini göremiyorum. Çünkü paldır küldür açılım, ilişkileri onarma atılımları çerçevesinde ağır yaralar açılan Mısır ile ilişkilerimizi bir çırpıda onarmak için yeterli olmadı. Mısır çok daha sorulu durumlarla karşı karşıya kalmış bir ülke. Ama Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’e desteği Mısır’da derin yaralar açtı. O nedenle süreç klasik anlamda dışişleri bakanlıkları tarafından yönetilmiş olsaydı, bunun ön çalışmaları çok daha sağlıklı yapılır ve daha hissedilir ilerlemeler kaydedilebilirdi. Ama en üst seviyede açıklamalar yaparak Mısır ile ilişkilerimiz tekrar normalleşecek şeklinde bir açılım... Temaslar devam ediyordur. Hiçbir ilerleme olmadı da diyemem. Çünkü birebir bir istihbarat bilgim yok. Ama Mısır’ın bu işi çok yavaştan alacağını, birtakım talepleri olduğunu görüyoruz. Buna karşılık Türkiye, İstanbul’da Müslüman Kardeşler’in televizyon yayınlarını kıstı. Ama Mısır’ı tam olarak ikna ettiğimiz ve gönlünü aldığımız şeklinde bir yorum yapmak bana göre çok erken.”

'İsrail de Mısır da Türkiye ile ilişkileri onarmak için Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ilişkilerin zarar görmesini istemeyecektir'

Loğoğlu'na göre Mısır'la benzer bir durum İsrail ile ilişkiler için de geçerli. Üst düzeyde açıklamalar yapıldığını ancak bunların tam karşılıklarının henüz bilinmediğini belirten Loğoğlu, İsrail açısından Arap ülkeleriyle kurulan ilişkiler nedeniyle bölgede değişen iklime dikkat çekti. Loğoğlu'na göre İsrail de Mısır gibi Türkiye ile ilişkileri onarmak için Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile geliştirdiği ilişkileri feda etmeyecektir:
“Benzer bir durumu İsrail açısından da görüyorum. Yüksek seviyede açıklamalar yapılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Devlet Başkanı’nın Türkiye’ye geleceğini söylüyor. İsrail inkar etmedi ama bu tür ilişkilerin dibe vurduğu bir yerde dipten çıkmak için alttan başlayarak yukarı gitmek lazım. Şimdi Mısır, İsrail hatta Ermenistan ile bile yukarıdan aşağı bir onarma arayışı içinde. Bunun da sebepleri ekonomik ve siyasi ihtiyaçlar. Türkiye’nin İsrail bakımından önem ve konumu Mısır lideri El Sisi gibi değil. Eskiden sadece Türkiye vardı, böyle büyük bir Ortadoğu bölgesi, nüfusu çoğunlukla Müslüman olan bir ülke olarak. İsrail’i ilk kuruluşundan beri tanımış ve diplomatik ilişkilerini kesintisiz olarak sürdürmüş tek bir Türkiye vardı. Ama bugün İsrail çoğu Arap ülkeleriyle Fas, BAE, Mısır ile ilişkilerini düzeltmiş vaziyette. İlişki belki değerli ama İsrail, Türkiye’ye baktığında tek başına geleneksel ağırlığı değişmiş bir ülke olarak görüyor. Mısır nasıl ki Türkiye ile ilişkileri onarmak için Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerine zarar gelmesini istemeyecekse, aynı husus İsrail için de geçerli. İsrail de o cephede yer almaya devam eden bir ülke."

'Bütün bu tablo son 15 yılın birikimi'

Loğoğlu'na göre Türk dış politikasındaki tablo 15 yılın birikimi. Loğoğlu durumun değişmesi için öncülüğünü Dışişleri Bakanlığı'nın yapacağı ciddi çalışmaların gerekli olduğunu vurguladı:
"Bunlar son bir yılın değil son 15 yılın birikimi bütün bu tablo. Bunları ‘onarmak’ kapsamlı, ciddi ön çalışmalar gerektirir. Bu da dışişlerinin işidir. Diğer ülkeler bakımından bu durum var ama bizim bakımımızdan yok. Bugün Dışişleri Bakanlığı ve bakanı da bu konularda devre dışı. Yöntemi yanlış olsa bile niçin Türkiye’nin ilişkilerini onarmada sonuçları olumlu olursa ne güzel. Bundan memnuniyet duyarız. Ama bir işe soyunduğunuzda bu işe bilinen yöntemlerle yaklaşmak sonuca daha sağlam götürür. Ama şimdi böyle Türkiye’nin ekonomik ve siyasi kasırgalarına çare bulmak için dış ilişkilerde aynı hızla üst üste gelen hamleler yapılıyor.”

'Türkiye'nin itibarı öngörülebilir, yapacaklarını söyledikleriyle uyumlu bir ülke olması halinde...'

Loğoğlu, Ankara'nın 'arabuluculuk' arayışlarını da değerlendirdi. Türkiye'nin itibarı öngörülebilir, yapacaklarını söyledikleriyle uyumlu bir ülke olması halinde Bosna Hersek'te de Ukrayna-Rusya konusunda da girişimlerde bulunabilecek bir ülke olduğunu söyleyen Loğoğlu ancak bugünkü iktidarda böylesine bütüncül bir strateji bulunmadığı görüşünde. Loğoğlu'na göre Türkiye yönetimi, bugün 'bir yandan para diğer yandan itibar arayışı içinde bir görünüm veriyor':
“Böyle bir arabuluculuk kapasitesi olabilirdi. Eğer Türkiye, demokrasisini işleten, hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu, itibarı öngörülebilir yapacaklarını söylediklerine uyumlu bir ülke olsaydı Balkanlar’daki hatta Rusya-Ukrayna konusundaki girişimlere sonuca gidici bir değer taşıyabilirdi. Yine burada bir bütüncül yani birleşik bir strateji göremiyorum. Yine bir yandan para arayışı bir yandan itibar arayışı içinde görünümünü veriyor. Bu boşa harcanan çabadır bilemem. Taraflar buna sahip çıkarsa belki bir işe yarar. Türkiye, Balkanlar’da en çok söz sahibi olması gereken ülkelerden biri. Ama içeride bu kadar sorunları olan, bütün bölge ülkeleri, AB ve ABD ile ilişkileri bu kadar sorunlu olan bir ülkenin ağırlığı ne kadardır, pek inandırıcı göremiyorum. İsrail mesela Türkiye’ye Suriye ve İran konusunda bazı beklentilerini iletecek. İsrail, Suriye konusunda Türkiye’nin bastırmasını isteyecek. Nükleer konuda İran’a şöyle yapın diyebilir. Türkiye bunları yapabilecek mi, onu da göremiyoruz."

‘Türk dış politikasının sınavı hala Suriye'

Loğoğlu'na göre, Türkiye için dış politikada zihniyet değişikliğine işaret edecek anahtar Suriye'de:
"Dış ilişkilerde bütün anahtar yine Suriye. Açılımların bir kısmı ekonomik, parasal, mali nedenler, bir kısmı itibar edinme ama dış politikada gerçek bir zihniyet değişikliğine işaret edecek yer Suriye politikasının değişmesidir. Suriye’den askerlerimizin çekilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü, ulusal bağımsızlığına gerçekten sahip çıkıp ilişkilerimizi Suriye yönetimiyle onarmak. Türk dış politikasının esas sınavı hala Suriye olmaya devam etmektedir."
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала