GÖRÜŞ

Kılıçdaroğlu’nun ‘elektrik faturamı ödemeyeceğim’ söylemi ne anlama geliyor?

© AATBMM Genel Kurulu’nda, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerine başlandı. Görüşmelere katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşma yaptı.
TBMM Genel Kurulu’nda, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerine başlandı. Görüşmelere katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşma yaptı.
 - Sputnik Türkiye, 1920, 12.02.2022
Abone olTelegram
Özel
Elektriğe yapılan zamların ardından gelen CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘zamlar geri alınana kadar faturamı ödemeyeceğim’ söylemi ne anlama geliyor? Bu hükümet kanadının nitelendirdiği gibi bir ‘isyan teşviki’ mi yoksa ‘sivil itaatsizlik’ mi? Prof. Dr. Barış Doster ve siyaset bilimci Onur Erim, Sputnik’e değerlendirdi.
Yapılan elektrik zamları Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Sosyal medyada elektrik faturası paylaşma ile başlayan tepkiler, çeşitli şehirlerde fatura yakma protesto gösterilerine de evrilmiş durumda. Türkiye Barolar Birliği (TBB) de, elektrik fiyatlarına yapılan zamlara karşı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararlarının iptali için Danıştay’a dava açtı.

Kimler destek verdi?

Zamların tepkilerin yükselmesinin ardından, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir video paylaşarak elektrik faturalarının üzerindeki yüzde 18'lik KDV'nin yüzde 1'e indirilmesini istedi ve "Erdoğan 31 Aralık'ta imzaladığı zamları geri çekinceye kadar ben, bugünden itibaren gelecek hiçbir elektrik faturamı ödemeyeceğim" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu’nun bu söylemine İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu destek verdi, CHP Bursa İl Başkanlığı, 11 bin 331 lira gelen elektrik faturasını parti binasına asarak afişe ‘ödemiyoruz’ yazdı. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de, “Bir kurumsal karar almamış, aldırmamıştır. Kişisel protestosudur, Adalet Yürüyüşü gibi tek başına başlamıştır” diye konuştu. Halkların Demokratik Partisi Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan “Kesinlikle bu protestoya katılıyoruz ve ödemeyeceğiz” sözleriyle Kılıçdaroğlu’na destek verdi.

Hangi tepkiler geldi?

Ancak bir diğer Millet İttifakı üyesi olan İYİ Parti’den bu söylem henüz olumlu karşılık bulmadı. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem katıldığı bir televizyon programında "Genel başkanım kanuna aykırı hiçbir şey kendi de yapmaz, söylemez ve tavsiye etmez. Ödenmesi gereken fatura ödenecektir" diye konuştu.
CHP liderinin bu çıkışına hükümet kanadı tarafından sert tepkiler gelmeye devam ediyor. AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesi Şamil Tayyar bunu ‘isyana teşvik’ ve ‘yıkıcı’ olarak nitelendirirken, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli bunun ‘sivil itaatsizlik maskesi altına iliştirilmiş bir isyan denemesi’ olduğunu söyleyerek “Nasıl olsa Kandil’e yabancı değildir, nasıl olsa Kandil’in köhne ışığıyla yolunu bulmaya çalıştığını görmeyen de kalmamıştır” ifadelerini kullandı. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan da bu söylemi ‘provokasyon’ olarak gördüğünü açıkladı.
Peki, daha önce CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun MİT tırları davasında hapis cezasına çarptırılmasının ardından ‘Adalet Yürüyüşü’nü de gerçekleştirmiş olan parti liderinin bu çıkışını siyaseten nasıl okumak gerekiyor? Bu bir ‘sivil itaatsizlik’ midir, yoksa ‘isyan’ mı? Marmara Üniversitesi öğretim üyesi ve Cumhuriyet yazarı Prof. Dr. Barış Doster ve siyaset bilimci Onur Erim, Sputnik’e değerlendirdi.

‘Bir siyasi parti genel başkanının bu meseleyi siyasallaştıracak çok çeşitli araçları vardır, sivil itaatsizlik yöntemine başvurmaması gerekir’

Bir parti genel başkanının sivil itaatsizlik yöntemine başvurmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Doster “Sivil itaatsizlik kavramı Gandhi ile özdeşleşmiş, Hindistan ulusal bağımsızlık mücadelesi sırasında barışçıl eylemlerle gündeme gelmiş, bir ulusal kurtuluş hareket ile etkili sonuca ulaşmış bir eylem. Dolayısıyla bir kafamıza göre her türlü eyleme ‘sivil itaatsizlik’ yaftası, sıfatı, tanımlaması yapamayız. Sıradan, eli kolu bağlı olan, kendisini medyada ifade etmekten yoksun olan bir vatandaş meselede sivil itaatsizlik yöntemlerine başvurabilir. Ama bir siyasal parti genel başkanı, hele de ana muhalefet partisinin genel başkanı, milyonlarca oyu, 100 küsür yıllık bir geçmişi olan bir partinin başındaki kişi bir sivil itaatsizlik yöntemine başvurmamalıdır. Başvurmaması gerekir. Onun bu meseleyi toplumsallaştıracak, siyasallaştıracak, kitleselleştirecek, başta parti örgütü olmak üzere elinde çok çeşitli araçları vardır dedi.

‘Bir parti genel başkanı her türlü eylem ve söylemleriyle partisini bağlar’

Siyasi parti liderinin hiçbir hareketinin partisinden azade olamayacağını belirten Doster “Bir parti genel başkanı her türlü eylem ve söylemleriyle partisini bağlar. ‘Bu benim kişisel tasarrufumdur, kimseye düşün peşime demiyorum, kimsenin arkama düşmesini beklemiyorum, bu benim şahsi kararımdır’ diyebileceği hiçbir konu yoktur. ‘Canımın istediği yerde yemek yiyemiyorum’; neden, parti başkanıdır çünkü. Dünürüne giderken canının istediği gibi giyenemiyor; niye, partinin genel başkanıdır çünkü. Nasıl ki, bu onun özel ve kişisel hayatına bir kısıtlama getiriyor, konumu gereği de kişisel olarak ifade ettiği bir düşünce doğal ve haklı olarak partisini bağlar diye konuştu.

‘CHP 1 milyondan fazla üyesi olan bir siyasal parti, acaba bu 1 milyon üyenin kaçta kaçı ‘arkadaş, bu faturaları ödemiyorum’ diyecek’

Fatura ödememe tavrının nasıl karşılık bulacağını da değerlendiren Doster “Acaba CHP genel başkanının bu çağrısına, partili veya partisiz kaç yurttaş iştirak edecek? CHP kurultay delegeleri, kurultay meclis üyeleri, oy veren milyonlarca seçmen olmak üzere insanlarımızın, yurttaşlarımızın ödememe eylemine iştirak edeceğini düşünüyor musunuz? Ben düşünmüyorum. CHP 1 milyondan fazla üyesi olan bir siyasal parti. Acaba bu 1 milyon üyenin kaçta kaçı ‘arkadaş, bu faturaları ödemiyorum’ diyecek? CHP milletvekillerinin, merkez karar yönetim kurulu üyelerinin, parti meclis üyelerinin, 81 il başkanının kaçta kaçı bunu diyecek? Acaba 2022 yılında herkesin cep telefonlarıyla, tabletleriyle, bilgisayarlarıyla, kar kış koşullarında, salgın hastalık ortamında; teknolojiyle bu kadar iç içeyken alışverişini kredi kartı ile yaptığı, sipariş verdiği, evinde temizliği pahalı robotlarla çözdüğü, insanların ev ofis sistemine biraz gönüllü biraz gönülsüz alıştığı, öğretmenlerin uzaktan ders yaptığı, şirketlerin Zoom’da toplantı yaptığı ortamda elektrik faturasını ödemeyenler bütün bu işleri nasıl yapacaklar? Günlük yaşam pratiğinde acaba bunun karşılığı var mı? Mümkün mü? Cep telefonumuz, bilgisayarımız olmadan acaba kaçta kaçımız işimizi yapabiliriz dedi ve ekledi:

‘Amaç konuya dikkat çekmek ise maksat hasıl oldu, ancak bu eylemin kitleselleşmesi pek mümkün görünmüyor’

“Bunun bir de hayatta, pratik anlamda olgusal olarak bir karşılığının olması gerekir? Bu ne kadar mümkün? Eğer amaç konuya dikkat çekmek ise maksadın hasıl olduğunu düşünüyorum. Ama eğer CHP genel başkanı konuyu siyasallaştırmak, toplumsallaştırmak, şahsi olarak başlayan eylemin kitleselleşmesini, örgütlü hale gelmesini, CHP’liler başta olmak üzere CHP’li olmayan yurttaşlardan da büyük destek almasını bekliyor ise amacı bunun pek mümkün olmadığını düşünüyorum.”

‘‘Enerjiyi kar getiren bir alan olarak görmüyoruz, iktidara gelince bunu kamulaştıracağımız gibi kar gözetmeden direkt maliyetine halka ulaştıracağız’ denilebilirdi’

Elektriğe yapılan zamma karşı mahkeme yoluna teşvik ya da kamusallaştırma söyleminin, meseleyi toplumsal hale getirebileceğini savunan Doster “Ben olsam şöyle yapardım. CHP örgütlerine, yöneticilerine, teşkilatına, ilçe başkanlarına ‘ilinizde elektrik üretim ve dağıtımını ama kamuda ama özel sektörde, 21 şirketin adı geçiyor, kimler yapıyorlar parti örgütlerinizle beraber gidin basın açıklaması yapın’ derdi. Bu bir yöntemdir. ‘81 ilde enerji çalıştayları yapıyoruz ve iktidara gelince tüm enerji özelleştirmelerini kamulaştıracağız, enerji sektöründe yüzde 100 kamu, devletçilik ilkesi olacak, biz enerjiyi kar getiren bir alan olarak görmüyoruz, iktidara gelince bunu kamulaştıracağımız gibi kar gözetmeden direkt maliyetine halka ulaştıracağız’ diyebilirlerdi. Eğer vatandaşlarımız tek tek, ferdi anlamda anayasa ve ilgili yasaları gerekçe göstererek mahkemeye gideceklerse, ki yönde vatandaşlar arasında çeşitli kampanyalar söz konusu, biz de CHP avukatlarını seferber edeceğiz, yurttaşlarımıza bu konuda hiçbir ücret talep etmeksizin hukuki hizmet sunacağız, da olabilirdi” ifadelerini kullandı.

‘Milyonlarca vatandaşın ‘ben de faturamı ödemiyorum’ şeklindeki bu eyleme iştirak edeceğine pek ihtimal vermiyorum’

Doster “Eğer CHP liderinin yerinde olsam ben bunları yapardım. Ancak bu meseleyi daha fazla toplumsallaştırır, kitselleştirir ve CHP örgütünü ve örgütsüz olan vatandaşları daha fazla bu işin içine çekebilir. Ama CHP genel başkanının şahsi olduğunu iddia ettiği eylemin, ki bence değil her türlü eylem ve işlev tüzel kişi ile CHP’yi bağlar, ben CHP örgütü de dahil olmak üzere kitleselleşeceğini, yurttaşlardan geniş bir katılım göreceğini, milyonlarca vatandaşın ‘ben de faturamı ödemiyorum’ şeklindeki bu eyleme iştirak edeceğine pek ihtimal vermiyorum diye devam etti.

‘Parti yetkilisinin böyle bir hakkı yok, buna isyan belirtisi demesek de isyan belirtisine teşvik diyebiliriz’

Siyaset bilimci Onur Erim de ‘bir parti yetkilisinin böyle bir hakkı olmadığı’ görüşünde. Erim, bu tavrı ‘isyan belirtisine teşvik’ olarak gördüğünü söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu bireysel bir eylem olsa ve çok uç olarak demokratik haklar kapsamında ki bazılarına göre sivil itaatsizlik de demokratik hak ve benim bu konuda rezervlerim var olsa da bence esas soru bir parti başkanının böyle bir tavra hakkı var mı? Daha doğrusu, bir partinin yetkilisi hele de genel başkanı ‘bu benim şahsi fikrim ve tavrımdır’ diyebilir mi? Bence işin püf noktası burası ve bir parti yetkilisinin böyle bir hakkı yok. Dün aynı hatayı meclisteki basın toplantısı odasından Özgür Özel de yaptı. Bir sonraki adımı Kemal Bey’in Abant toplantısında Eylül’de dediği gibi tüketimi kısıtlama eylemi yapabiliriz dedi. Parti yetkililerinin özellikle bu tip tartışmalı konularda ‘bu benim şahsi tavrımdır’ demesi bence kabul edilebilir bir tavır değil. Buna bu ‘isyan’ belirtisi demesek de isyan belirtisine teşvik diyebiliriz. Şimdi ben İSKİ ve İGDAŞ faturamı ödemiyorum desem ne olacak, ya da markete alışverişe gidip para ödememenin ne farkı var?”
Kılıçdaroğlu’na gelecek karşılığın aynı zamanda CHP’nin mevcut politikalarına olan desteği göstereceğini ifade eden Erim, Bahçeli’nin sözlerini “Bahçeli bu niyetle mi referans yaptı bilemem ama, sivil itaatsizlik ve isyana teşvik PKK’nın da sıkça başvurduğu diğer teröristler gibi tipik bir eylem türüdür. Bu açıdan da Kemal Bey’in hareketi ayrıca analiz edilmeli” şeklinde değerlendirdi.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала