GÖRÜŞ

‘Rusya’yı kışkırtma kararlılığı, Avrupa’nın ABD’ye bağımlılığının artırmasını beraberinde getiriyor’

Joe Biden - AB - Sputnik Türkiye, 1920, 11.04.2022
Abone olTelegram
Özel
NATO’nun Rusya sınırına ordu konuşlandırması ve ittifakın yayılmaya devam etmesi planını Sputnik’e değerlendiren Prof. Dr. Hasan Ünal “Rusya’yı kışkırtmak konusunda belli bir kararlılık içerisindeler. Bu tabii aynı zamanda Avrupa’nın Amerika’ya olan bağımlılığını mümkün mertebe artırmasını beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.
Ukrayna krizini ittifakın ülkeye kapısını kapatmayacağını söyleyerek ve silah göndererek perçinleyen Batı bloğu, bu yöndeki adımlarına devam ediyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın çevresine ‘caydırıcı bir ordu’ konuşlandırma planının Haziran ayında yapılacak NATO zirvesinin gündeminde olacağını söyledi. Halbuki Rusya, ABD ile yaptığı güvenlik görüşmelerinde açıkça, NATO’nun genişlemesinin önlenmesi, sınır yakınlarına saldırı silahı sistemlerinin yerleştirilmesinin reddedilmesi ve ittifakın Avrupa'daki askeri altyapısının 1997'deki durumuna geri döndürülmesini talep etmişti.
Öte yandan, ülkelerin yerel basınında ve Batı kaynaklı medyada, İsveç ve Finlandiya'nın NATO’ya katılmayı planladığına ilişkin haberler çıkmaya devam ediyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov bununla ilgili soruya “İttifakın çatışmaya yönelik bir enstrüman olduğunu defalarca söyledik. NATO, barış ve istikrar sağlayan bir ittifak değil. Dolayısıyla ittifakın daha da genişlemesi, tabii ki Avrupa kıtasını daha güvenli yapmayacak” şeklinde yanıt verdi.
Maltepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal, Batı’nın Rusya’ya karşı adımlarını Sputnik’e değerlendirdi.

‘Rusya’yı kışkırtmak konusunda belli bir kararlılık içerisindeler, bu süreç aynı zamanda Avrupa’nın Amerika’ya bağımlılığını artırmasını beraberinde getiriyor’

Prof. Dr. Ünal, ‘Rusya’yı kışkırtmak konusunda belli bir kararlılık içerisinde’ olduklarını söyleyerek şu ifadeleri kullandı:
“ABD açısından kışkırtmanın sebebi görünebilir olarak Avrupa’yı yanında tutma konusu. Rusya’yı saldırgan bir ülke olarak gösterip, ‘buna karşı Avrupa ve ABD işbirliği içerisinde olmalı’ diyorlar. Bu tabii aynı zamanda Avrupa’nın Amerika’ya olan bağımlılığını mümkün mertebe artırmasını beraberinde getiriyor. Bu Amerika açısından izah edilebilir bir çıkar, özellikle Amerikan derin devleti açısından. Çünkü beraberinde Avrupalı ülkelere daha fazla Amerikan silahı satmayı, doğalgazı satmayı, ekonomik olarak Amerika’nın kontrolü altında daha fazla tutmayı getiren bir süreç.”

‘Amerika Avrupa’yı yanında tutarak dünyadaki hegemonik üstünlüğünü uzatmaya çalışıyor, Avrupa ülkelerinin buna alet olması enteresan’

ABD’nin çok kutuplu dünya düzenine geçişte hegemonik üstünlüğünü uzatmaya yönelik hamlelerinden bahseden Ünal “Rusya-Ukrayna arasındaki savaş 3 cephede cereyan ediyor. Birincisi cephede devam eden savaş, ikincisi medyadaki savaş, üçüncüsü de Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi ile başlayan ancak giderek bundan bağımsızlaşan dünyadaki ekonomik ticari savaş. Çok belirgin bir biçimde çok kutuplu dünya düzeninin oluşmasının başlangıcındayız. Buna ilişkin muazzam bir savaş da devam ediyor. Böyle bir dönemde Amerika Avrupa’yı yanında tutarak dünyadaki hegemonik üstünlüğünü ne kadar sürdürebilirse o kadar uzatmaya çalışıyor. Ancak Avrupa ülkelerinin buna alet olmaları enteresan. Bunu ne kadar devam ettirebilirler, bu da enteresan. Çünkü bu tür girişimler Rusya’dan enerji alımını da dışlamayı beraberinde getirecekse, özellikle sanayi malı üreten Avrupa ülkeleri açısından çok ciddi sorunlar meydana getirecektir. Almanya, İtalya, Fransa, Hollanda, İspanya gibi ülkeler ürünleri dünya piyasalarına daha yüksek fiyatlarla pazarlamak zorunda kalacaklar. Buna karşılık Rusya’dan ucuz enerji ithal ederek işini gören ülkeler ise daha iyi durumda olabilecekler. Dolayısıyla bunların hepsi önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak, bu birliktelik ne kadar devam edebilir diye dedi.

‘Finlandiya ve İsveç’in Rusya’ya karşı dikkatli politikası sona ermiş görünüyor’

Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerin Rusya’ya karşı dikkatli davranma politikasının değişim geçirdiğine dikkat çeken Ünal, “Finlandiya 2. Dünya Savaşı’nda Sovyetler Birliği’ne saldıran ülkelerden birisi. Biz hep Almanya Sovyetlere saldırdı diye düşünürüz, bu doğrudur. Ama Almanya ile birlikte, 30 tümenden fazla güçle Finlandiya, Macaristan ve Romanya alana sürdüler, tümüyle Alman generallerin komutasında bu birlikler savaştılar. Bu yüzden bir tür savaş suçlusu hissettikleri için kendilerini dikkatli davranırlardı. Örneğin Finlandiya NATO’ya girmezdi. İsveç o coğrafyada eskiden hakimiyet kurma çabası olan bir ülkeydi. Bu ülkeler genellikle Rusya’ya karşı dikkatli davranırlardı. Şimdi bütün bu dikkati sona erdiren bir politakadan bahsediyoruz. Bu ülkeler çok şahince davranıyorlar. Baltık ülkeleri sanki savaş olsa bütün yükü kendileri çekecekmiş, Moskova’ya doğru ilerleyecek tümenlerin sahibi kendileriymiş gibi konuşuyorlar ve davranıyorlar. Bu da çok tehlikeli. Finlandiya gibi ülkelerin NATO’ya girmek istemeleri Rusya’yı olabildiğince kışkırtacak bir hamle. Burada da sorun şu; Rusya’nın herhangi bir NATO ülkesine saldıracağını nereden çıkarıyorlar? Böyle bir ihtimal yok ortada. Görünebilir bir gelecekte de yok. Bunu Amerika’nın Atlantik bağını güçlendirmek üzere yaptığı hamleler ile ilgili” diye konuştu.

‘Türkiye Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliği söz konusu olursa PKK’nın terör örgütü olarak tanınması meselesini masaya getirmeli’

“Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya girmesi söz konusu olacaksa, Türkiye bu işi bedavaya vermemeli” ifadelerinin kullanan Prof. Dr. Ünal “Özellikle İsveç PYD’ye hem silah hem para yardımında bulunuyor. İsveç Dışişleri Bakanı utanmadan PYD’lilerle birkaç kez Kuzey Suriye’de görüştü. Türkiye masaya ‘madem NATO içerisinde bir dayanışma olacak, o zaman PKK, PYD ve bütün türevlerinin bütün NATO ülkeleri tarafından mutlaka ve mutlaka terör örgütü olarak tescil edilmesini, faaliyetlerinin yasaklanmasını, bana tam destek verilmesini istiyorum, çünkü bu örgütlerin bütünü benim ulusal birliğime ve milli güvenliğime kast etmiştir, bunu yapmazsanız NATO’nun genişlemesine izin vermiyorum’ konusunu getirmeli” dedi ve sözlerine şu şekilde son verdi:
“Hatta bunu bir adım ileri götürerek NATO’ya girmek isteyen her ülkenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımasını da istemeli. Vaktiyle Avrupa Birliği içerisinde Yunanistan bu şirretliği yaptı. Avrupa Birliği’ne girmek isteyen her ülkenin mutlaka önce Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği’ne başvurmuş olan Kıbrıs Rum Kesimi’nin üyeliğini kabul etmesini ve eğer Avrupa Birliği’nin üyeliğe kabul etmezse başka ülkenin girmesine izin vermeyeceğini söyleyerek şantaj yapmış ve Avrupa Birliği de bunu kabul etmiştir. Kabul edelim ki, Avrupa Birliği ve NATO’nun genişleme dalgaları birbirine paraleldir, bütünleyen dalgalardır. Dolayısıyla Türkiye bu iki konuyu mutlaka masaya getirmeli. ABD ve İngiltere bu konuda Türkiye’nin üzerine gelirse Türkiye’nin ‘o zaman siz ikiniz tanıyın, Avrupa Birliği ile bir alakanız yok, ötekilerle ayrıca konuşuruz’ demeli.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала