- Sputnik Türkiye, 1920
ANLAT BANA
Siyasetten ekonomiye pek çok konunun alanında uzman kişilerle masaya yatırıldığı Meliha Okur’la Anlat Bana , her pazartesi ve çarşamba Radyo Sputnik’te dinleyicileriyle buluşuyor.

Prof. Dr. Alçın: El yordamıyla sanayi artık sürdürülebilir değil

Prof. Dr. Alçın: El yordamıyla sanayi artık sürdürülebilir değil 11.04.2022 ANLAT BANA
Abone olTelegram
Beykoz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, "El yordamıyla sanayi artık sürdürülebilir değil. Dolayısıyla Türkiye’nin 13 milyonluk genç nüfusunun yeteneklerini anlaması lazım. Eğitimde yaşadığımız en önemli sorunlardan biri iki üst kuşağın iki alt kuşağı eğitmeye çalışması. Bu çok riskli bir durum" dedi.
Radyo Sputnik’te yayınlanan Meliha Okur’la Anlat Bana programına konuk olan Beykoz Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, pandemi sonrası atılan ekonomik adımları değerlendirdi.
Türkiye ekonomisinin ‘kendine has’ birçok problemi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alçın, “Genel anlamda ekonominin yönetilmesiyle ilgili sıkıntılar var. Pandemi, ülkeleri birçok yerinden ikiye böldü. Gelir adaletsizliği arttı, aşıya ulaşabilen ve ulaşamayan ülkeler ortaya çıktı, ticaret bölündü ve bütün bunlar olurken ülkeler pandemiden ekonomik anlamda eşit ölçüde etkilenmedi. Pandemiden nasıl etkilendiğiniz, pandemiye nasıl yakalandığınıza bağlı. Türkiye pandemiye hazinenin güçlü bir borçlanma gereğinin olduğu, nakit akışıyla ilgili sektörlerde tıkanıklıkların ve konkordato şenliğinin ortaya çıktığı bir dönemde yakalandı. O dönemde çift haneye ulaşmış bir enflasyon vardı. Pandemi ortaya çıktığında merkez ülkeler muazzam bir parasal genişleme içerisine girdiler ve teşvik politikaları uyguladılar. Türkiye benzer bir politika izleyemedi. Biz daha ucuza kredi kampanyaları, ücretsiz izin ve kısa çalışma ödeneği gibi riski tabana yayan ama teşvik yaratamayan bir politika seçtik çünkü güçlü olmayan bir hazineyle pandemiye girdik. Öte yandan ciddi anlamda para basıldı ve muazzam bir kredi genişlemesi gördük” dedi.

‘Dünyada en yüksek negatif faiz Türkiye’de’

Bunların ‘enflasyonun fitilini yakan unsurlar’ olarak ülkenin karşısına çıktığına dikkat çeken Alçın “Hazine güçsüz ve enflasyon yüksekse, kredi üzerinden toparlanma yaratılacaksa, belli ölçüde enflasyon zehrine katlanılabilir fakat bunu sonrasında toparlarsınız. Esas sorun orada başladı çünkü biz tam tersini yaptık. Özellikle Eylül 2021’den itibaren Merkez Bankası sıkı para politikasına değil gevşek para politikasına yöneldi. Bu politikanın bugün geldiği noktada politika faizi yüzde 14 seviyesindeyken, enflasyon yüzde 60’ın üzerinde ve yüzde 47 negatif faiz var. Dünyada en yüksek negatif faiz Türkiye’de. Günün sonunda Merkez Bankası’nın para politikaları işlevsiz hale geldi. Birincisi, Merkez Bankası para politikasını işletemiyor. İkincisi emtia fiyatlarında muazzam sıçramalar oldu, bu da küresel enflasyonu besledi. Üçüncüsü ise Türkiye’nin 22 Kasım ile 20 Aralık arasında 3 tane kur şoku yaşaması fiyatlama davranışları büsbütün bozdu ve geçişkenlik etkisi kolay onarılamaz hale geldi. Türkiye’nin sanayisi ortalama yüzde 60 oranında ham madde ve ara malında dışa bağımlı ve dövizdeki yükseliş doğrudan içeriye fiyat artışı olarak yansıyor. Kur korumalı mevduat sistemine geçişte doların 12’lere gerilemesine rağmen fiyatlardaki döviz artışı geri çekilmedi. Fiyatlarda 18 dolardan 12 dolara inişin etkisini göremedik” ifadelerinin kullandı ve ekledi:

‘KDV indirimi ya da fiyat kontrollerinin götürebileceği bir sınır var’

“Bu şunu getiriyor. Enflasyonun bir kısmı reel faktörlerden kaynaklanıyor bir kısmı da beklentilerdeki bozulmadan kaynaklanıyor. Yani gerçekte maliyet artışı o kadar fazla olmasa da üretici kendini kurtarmaya çalışıyor. Buradan çıkış ancak çok güçlü bir para politikası ve mali disiplinle mümkün olur. KDV indirimi ya da fiyat kontrollerinin götürebileceği bir sınır var.”

‘Türkiye ekonomisinde istihdam temel sorun, bu durumda bütün bir tabloya odaklanmak lazım’

Türkiye ekonomisinde istihdam konusunun temel bir sorun olduğunu belirten Alçın, “2022’nin ilk çeyreği Türkiye ekonomisi açısından bir normalleşme tablosu sundu. Ancak bu normale dönüş sancılı bir dönüş çünkü Türkiye ekonomisinde istihdam temel sorun. Böylesi bir durumda işsizlik düşük ya da yüksek diye yorumlamak yerine, bütün bir tabloya odaklanmak lazım. Kadın işgücünün ve gençlerin durumu ortada. Genç nüfus doğru yönetildiğinde büyük bir potansiyel ama yönetilemediğinde büyük bir sorun. Bizde ne işte ne de eğitimde olan gençlerin oranı yüzde 25 civarı. Benzer karşılaşmayı Avrupa ülkeleriyle yaptığımızda oralarda gençlerin bu tip dönemlerde meslek kurslarına devam ettiklerini görüyoruz. Onlarda şu an ‘işsizim fakat yeteneklerimi geliştirirsem çok daha iyi koşullarda çalışma imkânım olur beklentisi’ var. Bizde o beklenti yok çünkü ‘ben ne kadar fazlasını yapsam da karşılığında fazla gelir elde edemeyeceğim’ diyor. Bu konuda çok haklılar. Bir taraftan baktığımızda sektör temsilcileri kısmen haklı olarak yetenek açığı var diyorlar. Yani üniversitelerden mezun olan gençler bizim ihtiyaçlarımıza karşılık verecek yeteneklere sahip değil diyorlar. Diğer taraftan da sektörel açık var. Gençler doğrudan sanayinin ihtiyacını karşılayamıyor olabilir” diye konuştu.

‘El yordamıyla sanayi artık sürdürülebilir değil, Türkiye’nin 13 milyonluk genç nüfusunun yeteneklerini anlaması lazım’

“Sanayi geleceğin ekonomisine hazır mı” sorusunu soran Alçın “Yani karbon ayak izinin azaltıldığı, yapay zeka, kompozit malzemeler gibi bütün bu yenilikleri kabul edecek bir çaba var mı yoksa günü kurtarmak için mi çalışıyor? El yordamıyla sanayi artık sürdürülebilir değil. Dolayısıyla Türkiye’nin 13 milyonluk genç nüfusunun yeteneklerini anlaması lazım. Eğitimde yaşadığımız en önemli sorunlardan biri iki üst kuşağın iki alt kuşağı eğitmeye çalışması. Bu çok riskli bir durum. Onu eğitebilmeniz için diline ve kuşağına aşina olmanız lazım. Sanayinin durumu da öyle. Biz işimizi o gençlerin yeteneklerine nasıl yakınlaştıracağız? Gençler başka bir dünyadan bize sesleniyor. Böyle bir sıkıntımız var. Mesele şu günü kurtarmaya çalışan bir sanayici sadece günü kurtarır. Bizim bununla yetinmememiz lazım” ifadelerini kullandı.

‘Bir gencin Türkiye’ye yarar sağlaması için fiziki olarak Türkiye’de olmasına gerek yok’

Alçın, sözlerini ‘evrensel yurttaşlığa’ vurgu yaparak, şu şekilde son verdi:
“Artık evrensel yurttaşlık diye bir şey var. Gençleri burada tutamazsınız, tutmamanız da gerekir zaten. Yani fiziki olarak Türkiye’de yaşaması gerekmez bir gencin Türkiye’ye fayda sağlaması için. Burada eğer gidip yurt dışında deneyim kazanacak gelip buraya faydası olacaksa ya da burada iş yapan arkadaşıyla yarın start up kurup onu bir unicorna dönüştürecekse o da Türkiye için büyük bir kazanç. Şimdi ABD’nin yatırımlarına bakıyoruz kendisinden çok daha fazla dünyanın dört bir yanında yatırımları var. Burada nasıl gittikleri önemli. Burada donanım kazanıp gülerek mi gidiyorlar yoksa geleceğe yönelik beklentileri kırıldığı için mi gitmek istiyorlar?”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала