Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD ve destekçileri çok kutupluluğa savaş açtı, birileri 'Ukrayna NATO ve AB üyesi olamaz' demeli'

'Ukrayna-Rusya kavgası patlak verdiği anda AB için 'canım Türkiye' oldu'
Abone olTelegram
Ünal’a göre ABD ve destekçisi ülkeler çok kutupluluğa savaş açtı. AB'nin 'birincil grup' ülkelerinin Doğu Avrupa'nın 'esiri olduğunu' belirten Ünal, ‘Ukrayna’yı NATO’ya alacak değiliz, AB’ye de alamayız’ denilmesi gerektiğini söyledi. Ünal, Türkiye'nin NATO'ya yeni üyeliği bloke etmesi ve Kuzey Kıbrıs'ın tanınması şartı koşması gerektiği görüşünde.
Birleşmiş Milletler (BM) onaylı Minsk anlaşmalarının çöpe atılmasının ardından Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya yönelik özel harekatının Avrupa'daki yankıları sürüyor. Rusya'ya karşı ABD'nin arkasına dizilerek yaptırım silahını çıkaran Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, enerji alanında ise ne yapacaklarını bilemez haldeler. Ukrayna kriziyle birlikte enerji fiyatları tavan yaparken, Avrupa çapında enflasyon oranları on yıllardır görülmemiş düzeylere geldi. Ukrayna krizinin Avrupa'ya faturası da giderek derinleşirken, AB içinde bağımsız bir ses işitilemez halde.
Diğer yandan AB üyesi ülkeler tıpkı ABD gibi Türkiye'nin 'jeopolitik önemini' yeniden anımsamış görünüyorlar.
Avrupa'nın Ukrayna krizini Maltepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hasan Ünal ile konuştuk.

'Rusya’dan enerji alımını toptan kesmediğiniz takdirde Rusya’yı nasıl cezalandırıyor oluyorsunuz?'

Prof. Hasan Ünal’a göre, enformasyonu büyük ölçüde Batı'dan alan Türk medyası şimdiden Rusya Federasyonu'nun Ukrayna savaşını kaybettiği düşüncesini yayıyor ancak gelişmeler buna işaret etmiyor. Ünal, tam aksine özellikle Avrupa'nın Rusya'ya enerji bağımlılığına dikkat çekerken, bunu kırma çabalarının çok daha pahalıya mal olacağını vurguladı:
“Enformasyonu büyük ölçüde Batı'dan alan medyayı takip ettiğimizde sanki Rusya yerle bir oldu. Üst üste darbe alan Rusya’nın rublesi savaştan önceki seviyesinden daha iyi bir pozisyona gelmiş durumda. Biraz daha devam etseler rublenin değeri neredeyse savaştan önceki duruma göre artmış olacak. Hindistan Dışişleri Bakanı, Amerika’ya ‘Rusya’dan niye petrol alıyorsunuz diyorsunuz ama Avrupa’nın Rusya’dan enerji ithalatı yarım günde Hindistan’ın bilmem ne kadar zamanlık ithalatı kadarlık, gidin onlarla konuşun. Bizim üzerimize niye geliyorsunuz?’ dedi haklı olarak. Rusya’dan enerji alımını toptan kesmediğiniz takdirde Rusya’yı nasıl cezalandırıyor olursunuz? Rusya’dan kömür alımını durdunuz, peki bunu kendiniz mi yeniden üreteceksiniz, daha pahalıya çıkaracaksınız, başka yerden mi temin edeceksiniz? Rusya ile ekonomileri arasında belli bir eklemlenme vardı. Rusya elde ettiği bu paralarla bu ülkelerin otomobillerini, beyaz eşyalarını satın alıyordu. Biz de Rusya ile öyleyiz. Enerji alıyoruz, onlar turizme büyük bir katkı sağlıyor. Bizim oradaki şirketlerin muazzam bir ihalelerden pay alma kabiliyeti gelişti. Onların Türkiye’ye yaptığı kar transferleri var. Böylece karşılıklılık oluşuyor. Bunların hepsini ortadan kaldıracak bir girişim bu. Bunun kısa vadede tepetaklak olma durumunun normale dönmesi, alternatifler üretilmesi kolay değil."

'ABD ve müttefikleri çok kutupluluğa karşı savaş veriyor'

Zelenskiy yönetiminin AB'den personel maaşları için para istediğini belirten Ünal, Ukrayna'nın 'devlet olma özelliğini yitirmesine' dikkat çekti. Ünal cephenin dışında sosyal medyada devam eden savaşa atıf yaptı. Ünal'a göre, şu an yaşanan ABD'nin ve dünyanın değişik yerlerinde ona destek verenlerin çok kutupluluğa karşı verdiği bir savaş:
"Zelenskiy, AB Komisyon Başkanı Leyen’e ‘Bizim personel ödemelerimiz için aylık 7 milyar dolara ihtiyacımız var’ dedi. Yıllık 100 milyar dolar da bize para vermeniz lazım demek istiyor. Avrupa ülkeleri bu işin altından kalkabilir mi, böyle bir parayı karşılıksız şekilde verebilir mi? Çünkü Ukrayna’ya bu şartlar altında borç da yazılamaz. Bir diğer durumsa Ukrayna’nın devlet olma özelliğini kaybediyor olması. Personelin maaşını ödeyemediğinizde nereye gidersiniz? Çok bilinmeyenli bir denklem aslında. Ama üç cephede savaş devam ediyor. Biri Rusya ile Ukrayna arasında cephede devam eden savaş, ikincisi medyadaki savaş, sosyal medya dahil olmak üzere Ukrayna bunu büyük bir zaferle noktalamış durumda adeta. Öbür savaş da bundan neredeyse bağımsız şekilde devam eden ve Ukrayna’da ilk tetiğe basıldığı anda başlayan giderek şiddetlenen dünyayı çok kutupluluğa çevirmeye çalışan güçlerle, hayır bu çok kutupluluğa gerekirse her şeyimizle karşı koyarak izin vermeyeceğiz, bizim tek kutuplu dünyamız devam edecek diyen ABD ve ona dünyanın değişik yerlerinde destek veren müttefikleri.”

‘Polonya, Romanya ve Baltık ülkeleri ABD ve İngiltere’nin AB içindeki en militan destekçileri’

Ünal, 20 yıl önce kullanılan kavramlarla uluslararası ilişkiler ve içindeki siyasi yapıların tasvir edilemeyeceği büyük bir tepetaklak olma hali bulunduğu görüşünde. Polonya, Romanya ve Baltık ülkelerinin AB içinde ABD ve Britanya'nın en militan destekçileri olduğunu anımsatan Ünal, ağırlık olarak üçüncü grup sayılacak bu ülkelerin Avrupa'ya düzen vermeye kalkıştığı bir dönemden geçildiğini dile getirdi:
“Avrupa merceğinde gözleyebiliyoruz bunları. Doğu Avrupa, Ukrayna’ya yansımaları var. Bundan 20 yıl önce kullandığımız kavramlarla ne uluslararası ilişkilerin ne de ülkeler içindeki siyasi yapıların genel vasıflarını tasvir edebiliriz. Büyük bir savrulma, tepetaklak olma durumuyla karşı karşıyayız. Güç dengeleri açısından bakarsak Avrupa içinde Polonya’nın başını çektiği, Baltık ülkelerinin tam destek verdiği, kısmen Romanya’nın da katıldığı AB içinde bir drup var. Bunlar AB içinde Rusya’ya karşı Amerika ve İngiltere’nin en militan destekçileri. Geçen Baltıklardan birinin başbakanı, Rusya’dan enerji alımını durdurduklarını açıkladı. Bu komik ve AB ülkelerine de diyorlar ki, ‘Biz yapabiliyorsak siz de yapabilirsiniz’. Oysa yapılan şey şu muhtemelen. Kendisi almayacak ama alan başka bir ülkeden geri alacak. Başka bir alternatifi yok. Ukrayna’ya bunu planlıyorlardı. Kuzey Akım 2 devreye girseydi Ukrayna üzerinden giden ve Avrupa’ya doğal gaz sağlayan hat büyük ölçüde sona erecekti ve böylece Ukrayna doğal gazsız kalacaktı. Ama Avrupa ülkeleri kendilerine aldıkları doğal gazdan Ukrayna’ya geri vereceklerdi. Bu defa doğalgaz batıdan doğuya gidecekti. Ama medya savaşına destek vermek için herkes ayrı bir hikaye uyduruyor. Baltık ülkeleri ve Polonya neticede AB’nin üçüncü grup ülkeleri. Ama bunlar AB’ye çeki düzen vermeye kalkışırsa garip bir yerde buluruz kendimizi. Bunların tarihlerinden kaynaklanan Rusya düşmanlıkları var. NATO ve AB’yi arkalarına alıp Rusya ile bir hesaplaşma şekline götürürlerse AB ve NATO’nun demek gerekir. Ayrıca bizim gibi NATO’nun ciddi ve güvenilir, yıllardır istikrarlı üyesi olan ülkelerin bu konular üzerine düşünmesi lazım.”

'Ukrayna’yı NATO’ya alacak değiliz, AB’ye de alamayız denilmeli'

Ünal'a göre AB'nin Almanya gibi 'birinci grup' ülkelerinde de ciddi sorun var. Scholz hükümetinin ülkeyi yönetemediği ve Yeşillerin savaş kışkırtıcılığına teslim olduğunu söyleyen Ünal, günü gelip barış yapmak gerektiğinde ne yapacaklarını bilemez halde olduklarını dile getirdi. Ünal, "‘Yeter bu saçmalığa son verelim, hem hiçbir anlam olmayan bir savaşta Ukrayna halkı ölüyor, sonuçta biz Ukrayna’yı NATO’ya alacak değiliz, AB’ye de alamayız’ demesi lazım" diye konuştu:
“Birinci grup ülkeler arasında ciddi sorunlar var. Almanya’da Scholz hükümeti yönetemiyor. Çünkü orada savaş kışkırtıcılığı yapan Yeşiller ile koalisyon kurmuş olmaları kolay bir şey değil. Almanya sanayiciler birliğinin bir açıklaması vardı, gıda fiyatları artacak, enerji fiyatları böyle devam ederse Alman sanayi rekabet gücünü kaybeder diyor. Kısacası bu sürdürülemez, Ukrayna’daki savaşın sona ermesi, Rusya ile ilişkilerin normalleşmesi lazım diyor. Yunanlar, Türk düşmanlığı üzerine yıllarca siyaset yaptıkları için günü gelir de Türkiye ile uzlaşmak gerekirse ne yapacağız sorusunu cevapsız bıraktılar. Ondan sonra demokratik bir ülkede demokrasinin kötüye kullanılması gibi bir sonuç çıktı ortaya. Herhangi bir hükümetin sorunları çözme konusunda Türkiye ile masaya oturması adeta mümkün değil. AB ülkeleri, medya savaşına o kadar çok destek verdiler ve kendilerini kaptırdılar ki Avrupa ülkelerinden herhangi birinin radikal bir adım atarak ‘Yeter bu saçmalığa son verelim, hem hiçbir anlam olmayan bir savaşta Ukrayna halkı ölüyor, sonuçta biz Ukrayna’yı NATO’ya alacak değiliz, AB’ye de alamayız’ demesi lazım."

'Ukrayna'yı AB'ye alırlarsa NATO'da çok radikal tavır belirlememiz lazım'

Ünal'a göre Türkiye ise Ukrayna'nın jet hızla AB üyesi yapılması planlarına itiraz etmeli. Ünal, Türkiye alınmazken Ukrayna'nın AB üyesi yapılmaya kalkışılması halinde Ankara'nın NATO'ya yeni üye kabul edilemeyeceği ve Kuzey Kıbrıs'ın da tanınması koşullarının getirilmesi gerektiğini söyledi. Ünal, daha önce Yunanistan'ın benzeri restlerle Rumları AB üyesi yapmasına atıfta bulundu:
"Eğer Ukrayna’yı AB’ye alırlarsa, bizim NATO’da çok radikal bir şekilde tavır belirlememiz lazım. ‘Bizi almıyorsunuz, Ukrayna’yı hızlandırılmış bir şekilde alıyorsunuz, o zaman bunun bir bedeli var. NATO’ya bundan sonra bir tek üye giremez, girerse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tanıma koşuluyla girer’ demeliyiz. İsveç açık açık PYD’ye para ve silah veriyor. İsveç Dışişleri Bakanı en az birkaç kere oraya gitti, Mazlum denen terör ele başıyla görüştü. Türkiye’nin AB’ye girmesine gelince bu kadar zor, kapılar bir türlü açılmıyor, o zaman siz geldiğinizde de bizim şartlarımız bu. PKK ve bütün terör örgütü olduğunu, hiçbir NATO ülkesinde bunların hiçbir faaliyetine izin verilmeyeceğini kabul eder, NATO’ya girmek bütün ülkeler önce KKTC’yi tanır. 1994’teki zirvede Yunanistan bunu AB’ye şart olarak getirdiğinde kimse bir şey diyemedi. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti olarak faaliyet gösteren güneydeki korsan devletin yaptığı başvuruyu öncelikli olarak değerlendirmezseniz AB üyeliği için, o zaman Doğu Avrupa’daki hiçbir devletin AB’ye girmesine izin vermiyoruz’ dedi. Biz de Türkiye de gerçekleşmeyecek bir Avrupa rüyasına kamuoyunu inandırmaya çalışmak yerine 'hiçbir ülke KKTC’yi tanımadan giremez' demeliydik, Avrupa Atlantik sistemi kilitlenmeliydi. Bize gelip ricacı olmalıydılar. Çünkü AB’ye herhangi bir devleti alabilmek için önce NATO’ya almak ve güvenlik sağlamak gerekiyordu. O zaman ya 'bizi de Ukrayna gibi hızlı bir şekilde AB’ye alırsınız ya da o zaman bunların hiçbirisi olmaz' demek lazımdı. Hala denebilir. Bu çok kutupluluk Türkiye gibi orta büyüklükteki bir ülkeye çok büyük imkanlar ve fırsatlar getirecek. Bunların her birine asılmak lazım. Bunlar fantastik senaryolar değil.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала