Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Türkiye'nin mülteci sorununu Suriye hükümetiyle görüşmeden çözmesi mümkün değil'

‘Türkiye’nin mülteci sorununu Suriye hükümetiyle görüşmeden çözmesi mümkün değil’
Abone olTelegram
Emir Aşnas’a göre, mülteci sorunu Suriye yönetimini yıkmak için 'özellikle istenildi, kast edildi'. Ürdün ve Lübnan'da mülteci sayısı azalırken, Türkiye'de artmasına dikkat çeken Aşnas, sorununun Şam ile görüşmeden çözülemeyeceğini vurguladı. Ancak Aşnas, ne dağılmış iktidarda ne muhalefete topluma çözüme yönelik bir proje sunma eğilimi görmüyor.
Suriye’de ABD öncülüğündeki Batı'nın, siyasal İslam'ı araçsallaştırarak giriştiği savaş büyük ölçüde teskin olsa da, 12 yılda yarattığı şok dalgaları en fazla Türkiye'yi vurmuş durumda. Erdoğan yönetiminin Suriye'nin kuzeyindeki statükoyu sürdürme ve Şam ile anlaşmamaktaki ısrarı sürerken, Türkiye'de 5 milyonu bulan mülteci sorunu iç siyasetin önemli malzemesi. Başlangıçta savaştan kaçan insanların akını, ekonomik sebepli göçle birleşmişken, 'göçmenlerin geri gönderilmesi' başlıklı hararetli tartışmalar, Suriyelilerin memleketlerine 'bayram ziyaretleri' temasıyla birleşerek yeniden yoğunlaştı.
Özellikle Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi'nin konuyu gündemde tutması dikkat çekiyor İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu kez, “Bu bayram için de önümüzdeki bayram için de güvenli bölgelere gidiş konusunda da kısıtımız söz konusu. Bayramda gidişlere müsaade etmemek konusunda değerlendirmemiz var” açıklaması yaptı.
'Bitirilmeyen' Suriye savaşı ve sığınmacı krizini araştırmacı yazar Emir Aşnas ile konuştuk.

‘Türkiye dahil Batı mülteci kartını Suriye yönetimini yıkmak için kullandı'

Emir Aşnas’a göre, Türkiye açısından Suriye'den kaynaklı mülteci sorunu 'düzensiz göç' olarak tanımlanamaz. Bunun en başından itibaren 'özellikle istenildiğini, kast edildiğini', BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin de göz yumduğunu belirten Aşnas, bunun nedeninin Türkiye dahil Batı'nın mülteci kartının Suriye yönetimini yıkmak maksatlı kullanması olduğunu vurguladı:
“Özellikle Türkiye açısından Suriye'den kaynaklanan mülteci sorununun düzensiz göç içinde tanımlanabileceğini düşünmüyorum. Çünkü bu en başından itibaren umulmadık sayılara ulaştı, konjonktür değişti. Ama bu özellikle istenildi, kastedildi ve mültecilerle silahlılar bir araya kondu. BM Yüksek Komiserliği de buna göz yumdu. Dolayısıyla meseleyi temelinden almazsak belki de çok iyi sonuçlara varamayabiliriz. Şu an Türkiye’nin de başka ülkelerin de düzensiz göç sorunu var. Türkiye’nin sığınmacı sorunu da var, can yakıcı bir sorun haline geldi. Televizyonlar sürekli bu konuyu işlediler. Ama bu Suriye meselesinde bilinçli olarak başlatıldı. Mülteci kartı başta Türkiye olmak üzere Batı tarafından Suriye’deki yönetimi yıkmakta kullanılmak istendi. 2014-15’ten sonra, 2016’da Halep’in geri kalan bölümü kurtarıldıktan sonra bu işin olamayacağı anlaşıldı. Ama sığınmacı boyutu itibariyle de kontrolden çıkmıştı, oldu bitti ile çok farklı yerlere geldi."

‘Bütün toplumu derinden etkileyen bir sorun ve bir çözüm bulunması gerekiyor’

Aşnas, ırkçılık yapılmaması gerektiğini ancak mülteci meselesinin Türkiye toplumunu derinden etkileyen ve çözülmesi gereken büyük bir sorun olduğunu vurguladı. Ancak Aşnas'a göre hem iktidar hem muhalefet bu meselede dağılmış durumda, topluma hiçbir somut proje sunan yok:
"Seçimlerin yaklaşmasıyla gittikçe daha çok tartışılır oldu. Şüphesiz bunun yarattığı siyasi, demokratik, sosyal, ekonomik sorunlar var, bunları görmezden gelemeyiz. Ama bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde hem hükümetin hem muhalefetin kendi naçizane görüşüm dağılmış durumda olduğu. Öyle boyutlara geldi ki bu işin içinden çıkılamıyor. Anketlerde hayat pahalılığından sonra halkın en çok şikayet ettiği konu bu. ‘Marjinal’ görünebilecek bir parti bile aslında çok popüler bir hale geldi. Daha önce Dışişleri Bakanlığı yapmış, başbakan yardımcılığı yapmış profesörler bu partiye katıldılar. Devlet ne yapacağını bilemez durumda, çelişkiler içinde. Daha kötüsü karşısındaki muhalefet dediğimiz Millet İttifakı da öyle, kendi içinde çelişkili. Bu Millet İttifakı’nın en büyük partisi, bugüne kadar çok adım attı gibi görünüyor ama bu adımlara baktığınızda bir bütünsellik göremiyorsunuz, kendi içinde çelişkili. Herhangi bir somut projeyi Türk toplumuna sunan yok. Irkçı olmak zorunda değiliz ama bu bütün toplumu derinden etkileyen bir sorun ve buna bir çözüm bulunması gerekiyor.”

‘Ürdün ve Lübnan'da mülteci sayısı azalma trendinde, sadece Türkiye’de artıyor’

Savaşın bir aşamasında Ürdün ve Lübnan’da Suriyeli mülteci sayısının dengelendiği ve azalma trendine girdiğini belirten Aşnas, sayının sadece Türkiye’de arttığını anımsattı. Aşnas'a göre bunda Türkiye'nin Suriye topraklarına müdahalesi de etkili:
“Gazeteci Ali Örnek’in de işaret ettiği bir nokta var. Savaşın bir noktasına kadar Suriye’nin sınır komşularındaki mülteci sayısı aşağı yukarı yakındı. 2016’dan itibaren Ürdün, Lübnan zaten ikircikli bir tutumdaydı. İlk yıllarda kendi iç dengeleri nedeniyle bu işten çekilmeye çalıştılar, bunlar çıkınca mülteci sayısı sabitlendi. Türkiye’deki ise gittikçe artmaya başladı. Çünkü savaş Türkiye’nin hemen sınırındaki yerlerde ve Türkiye’nin müdahalesiyle oldu. Savaşta insanlar doğal olarak kaçarlar. Lübnan’da 1.5 milyonu aşıyordu, bugün 800 bin civarlarına inmiş durumda. Neredeyse yarıya yakın bir dönüş var. Lübnan da istikrarlı bir ülke değil. Suriye’den nefret edenlerin devlet içinde konumları var. Ürdün’de bu kadar olmamakla birlikte yine rakam aşağı çekildi. Irak konusu bambaşka, kendine has bir özelliği var, orada IŞİD hala duruyor. Orada mültecilerin 150-200 bin arası oldukları tahmin ediliyor. Yalnızca Türkiye’de bu rakam artıyor. Diğer ülkelerde azalma oranları farklı olmakla birlikte iniş trendine girdi ama Türkiye’de bu olmadı."

'Türkiye’de hükümet ve muhalefet ABD ve NATO politikaları dışına çıkmıyor'

Ankara'nın 194 bin Suriyelinin vatandaş yapıldığı açıklamasına güvenmeyen Aşnas, gönderildiği söylenen 400 bin kişinin de yine Türkiye kontrolündeki İdlib'e yollandığını anımsattı. Aşnas'a göre Türkiye'de iktidar ve muhalefetin Suriye'de istedikleri tavizleri alana kadar sorunların çözülmesini istemeyen ABD ve NATO politikalarının dışına çıkmaması asıl sorun:
"Türkiye’de vatandaş olan 194 bin dediler ama açıkçası Türkiye’nin mültecilerle ilgili hiçbir verisine güvenemiyorum. Ne kadar kişiyi vatandaş yaptıklarını da bilemiyorum. 400 bin kadar kişiyi de gönderdik dediler. Gönderdikleri yer de Türkiye kontrolündeki yerler. Suriyeli sığınmacılarla ilgili yaratılan sorunlar sadece Türkiye’de olmadığı için İdlib’de, Türkiye sınırının dibinde ve güneyinde kaç yüz milyon insanın çok zor koşullarda yaşadığını da bilmiyoruz. Bu birbirine o kadar karıştı ki Türkiye bazı kişileri sınır dışına gönderiyor, genelde İdlib’e. Afganları bile gönderdiği oldu. Türkiye’de hükümet ve muhalefet ABD ve NATO politikaları dışına çıkmıyor. Çünkü onlar Suriye’deki istikrarsızlığın devam etmesi ve Suriye’de kendi istedikleri tavizleri alana kadar sorunların çözülmesini istemiyorlar. Türkiye de buna en büyük katkıda bulunan ülke. Seçim yaklaştığı için ve bu halk arasında gittikçe şikayet konusu olduğu için iktidar bile daha önceki söylemleriyle çelişen adımlar atmaya, belki de Suriye ile görüşmeye çalıştı.”

'Türkiye'den daha zayıf bir ülke olsa da Suriye önşartlarını değiştirmiş değil'

Aşnas'a göre Türkiye'nin mülteci sorununu Suriye hükümetiyle görüşmeden çözmesi mümkün değil. Ancak Erdoğan'ın taa 2011'de meseleyi 'Türkiye'nin iç sorunu' olarak tanımladığını anımsatan Aşnas, mülteci meselesinin çözümü için temel paradigma değişimi gerektiğini, böyle bir eğilimin ise ne iktidar ne de muhalefette bulunduğunun altını çizdi. Aşnas, Ankara'nın karşısında ise Türkiye'den daha zayıf bir ülke olsa da ilkesel olarak önşartlarını değiştirmemiş olan Şam yönetimi bulunduğunu anımsattı:
“Ürdün ve Lübnan’dan farklı olarak Türkiye’nin Suriyeli sığınmacı sorunu var. Bu sorunu Suriye hükümetiyle görüşmeden çözmeniz mümkün değil. Ne kadar kamuoyunu tatmin edecek çözümlere ulaşırsınız, o ayrı bir tartışma. Ama çözüm istiyorsanız, beğenirsiniz beğenmezsiniz BM’nin tanıdığı bir devlet var, onunla görüşmek zorundasınız. Onunla görüşebilmek için de politikanızı değiştirmeniz lazım. Mesele sığınmacı meselesi değil. Suriye ile olan sorun Türkiye’nin Suriye politikası, bu basit bir dış politika konusu da değil. 2011 Ağustos’undan beri Erdoğan’ın söylediği gibi 'Türkiye’nin bir iç sorunu', temel siyasi sorunlarından haline gelmiş, tamamen Türkiye tarafından bu hale getirilmiş durumda. Tamamen paradigma değiştirmeye ihtiyacımız var ama böyle bir eğilim yok. Muhalefette de ne kadar olduğundan şüpheliyim. Televizyon izlerken Gelecek Partisi’nin genel başkan yardımcısı bir emekli büyükelçi Ümit Yardım, AKP ve MHP’den daha sert karşı çıktı, ‘Nasıl göndereceksiniz? Birincisi uluslararası kuruluşlarla anlaşmanız lazım. İkincisi Esad kendisi için tehlike oluşturduğunu biliyor ve istemiyor’ dedi. Bu şekilde yaklaştığınızda adım atabilmeniz çok mümkün değil. Yıllardır aynı noktadayız. Suriye ile Türkiye’nin sorunları çözmesi için Adana mutabakatına atıfta bulunuluyor. Fakat burada önemli olan, Suriye tabii ki her açıdan Türkiye’den zayıf bir ülkedir. Ama geri adım atmadığı bir şey var. Türkiye ile temas kurabilmek, siyasi anlamda müzakere yapabilmek için iki ön şartı var, asla değiştirmiyor. Adana mutabakatı ortaya atıldığından ve Soçi mutabakatına girdiğinden beri Suriye Dışişleri aynı açıklamayı yapıyor. ‘Topraklarımdan çekilmedikçe, teröristlere desteği kesmedikçe sizinle görüşmeyiz’ diyor. Yıllardır bu anlamda mesafe alabilmiş değiliz. Bunlar olmadıkça Türkiye’nin Suriye sorunu ve sığınmacı sorununda herhangi bir gelişme olmasını beklemiyorum.”
Erbil Daraşakran sığınmacı kampı Suriyeli sığınmacılar yardım dağıtımı  - Sputnik Türkiye, 1920, 27.03.2022
TÜRKİYE
Göç İdaresi: 500 bine yakın Suriyeli kendi iradeleriyle dönüş yaptı
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала