Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Suriye'deki af terör iltisaklılarla ilgili, savaş mağdurlarının dönüşü için affa gerek yok'

'Suriye'deki af terör iltisaklılarla ilgili, savaş mağdurlarının dönüşü için affa gerek yok'
Abone olTelegram
Hamide Rencüzoğulları’na göre, Suriye'deki af terör iltisaklılarla alakalı, savaş mağdurlarının dönüşü için affa gerek yok. Ürdün ve Lübnan'ın Şam ile işbirliğiyle çözüm ürettiğini anımsatan Rencüzoğulları, Ankara'ya asıl bunun sorulması gerektiğini belirtti. Rencüzoğulları'na göre Esad'ın Tahran ziyareti, ABD dahil dünyaya meydan okuma mesajı.
ABD öncülüğündeki Batı bloğunun komşu ülkelerin desteğiyle başlattığı rejim değişikliği hamlesini savuştursa da toprakları üzerinde tam hakimiyeti bir türlü elde edemeyen Suriye'de bugüne kadar en kapsamlı af ilan edildi. Nisan sonunda açıklanan karara göre cinayet hariç tüm suçlara karışanlar için genel af çıkarıldığı duyuruldu. Karar, Türkiye'de hükümetin Suriye savaşındaki müdahilliği nedeniyle 4 milyona dayanmış Suriyeli sığınmacılarla ilgili tartışmaları bir kez daha tetikledi. Çatışmalar nedeniyle kalabalık sığınmacı nüfusu kabul etmiş Ürdün ve Lübnan Suriye yönetimiyle anlaşarak meseleye büyük ölçüde çözüm getirmişken, dikkatler Ankara'da.
Diğer yandan Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad 2019'dan bu yana ilk kez İran'ın başkenti Tahran'ı ziyaret etmesi dikkat çekti. Ziyaret, Suriye yönetiminin başta Esad'ın bizzat ziyaret ettiği BAE olmak üzere Arap ülkeleriyle ilişkileri düzeltme yolunda olduğu bir döneme denk geliyor.
Suriye'de genel af ilanı, Türkiye'deki göçmen tartışmaları ve Şam'ın Arap dünyasına dönüşü eşliğinde Esad'ın İran ziyaretini araştırmacı ve yazar Hamide Rencüzoğulları ile konuştuk.

'Savaş mağdurlarının geri dönüşü için zaten affa gerek yok'

Hamide Rencüzoğulları'na göre, Suriye’de şimdiye kadar en kapsamlı genel af ilan edilmiş durumda. Suriye'de cezaevlerinin boşaldığını, bu affın ise dışarıdakileri de kapsadığını belirten Rencüzoğulları, Suriyeli savaş mağdurlarının dönüşü için zaten affa gerek olmadığını anımsattı. Rencüzoğulları, sığınmacıların dönüşü ABD ve AB'yi gerçekten kaygılandırıyor olsaydı, işbirliği yapacaklarını dile getirdi:
“Şimdiye kadarki en geniş kapsamlı genel af ilan edildi. Bu en kapsamlısı çünkü terörden dolayı aranan ama eli Suriyelilerin kanına bulaşmamış olan herkesi kapsıyor. Dışarıda olanları da kapsıyor. Suriye’de cezaevleri boşaldı ama dışarıdakileri de bu genel af kapsıyor. Bu kapsam önemli. Eli Suriyelilerin kanına bulaşmamış olan herkes gelebilir. Burada ayırmak lazım. Birincisi savaş mağdurlarının geri dönüşü için böyle bir afFa gerek yok. Şimdi sadece evlerinin yok edilmesinden ya da bir güvenlik ortamı olmadığından dolayı, hayatta kalmak için kaçtılar. Bu kesimle bütün bu sınır politikası nedeniyle hücum eden herkesi aynı kategoride değerlendirmek ve üzerinden siyasi tartışmalar yapmak yanlış. Bu kesim hakikaten savaşın mağdur ettiği ve göçe zorladığı kesim. Yaşam alanları hazır olduğunda zaten giderler. Rusya geçen sene Şam’da mülteci konferansı gerçekleştirdi. Başta ABD ve AB köstekledi, dolaylı olarak Türkiye de onlara uyarak köstekledi. Bu mültecilerin evlerine geri dönmesi meselesi, bu ülkeleri kaygılandırıyor olsaydı işbirliği yapılırdı, inşaat sürecine el uzatılırdı ve bu insanlar evlerine dönebilirdi. Türkiye toprakları içinde karmaşık mülteci potansiyeli önemlidir. Ben kategorilere ayırıyorum. Savaşın mağdurları, gerçekten uluslararası hukuka göre mültecilik statüsünde ele alınmalı ve evlerine dönebilmeleri için bu hukuk çerçevesinde her şeyden önce yaşam alanları ve güvenlikleri sağlanmalı.”

'Asıl mesele İhvancılar ve El Kaide türü terörle iltisaklılar'

Ankara'nın sığınmacıların geri dönüşü için hiçbir adım atmadığını düşünen Rencüzoğulları, asıl meselenin terör irtisaklıları, yani Türkiye'de olan İhvancılar ve El Kaide türevi örgüt mensuplarında düğümlendiğini belirtti:

“Türkiye mültecilerin dönüşü konusunda hiç adım atmadı. Beşar Esad genel af çıkardı. Bu kategoride saydığım Suriyeliler suçluymuş gibi muamele ediliyor. Bunlar suçlu değil, bunlara çıkmadı af. Terör iltisaklı için yani Türkiye’de olan başta İhvancılar ve El Kaide türü örgüt mensuplarını kapsar ki Suriyelileri öldürmemişse... Lakin AKP 'gönderirim, göndermem' derken zaten esas olarak bu eli kanlıları kastediyor. Çünkü bunlara garantör olarak himayelerine aldı ve AB anlaşmaları gereği himaye etmek zorunda. Sıradan mültecilerden bahsetmiyoruz."

'Türkiye'ye ABD'nin savaşlarından akın akın gelenler sadece Suriyeliler değil'

Rencüzoğulları meselenin sadece Suriyeliler bağlamında tartışılmasının yanlışlığına da dikkat çekerken, Türkiye'de ABD'nin savaşları nedeniyle akın akın gelmiş Afgan, Pakistanlı yahut Kuzey Afrikalılara atıfta bulundu. Rencüzoğulları 'Suriye'de iç savaş bitti' söylemlerinin de doğru olmadığını söylerken, emperyalistlerin hala bu ülkeye karşı vekalet savaş yürütmelerine vurgu yaptı:
"Mültecilik krizi şu aşamada salt Suriyeli mülteciden ibaret değil. Afgan, Pakistan göçü var. Türkiye’nin oralarda savaşı yok ama ABD’nin savaşından sonra Türkiye’ye akın akın mülteci geliyor. Kuzey Afrika’dan Somali’ye ulaşan o coğrafyaya kadar bir sürü mülteci var. Sadece Suriye ile çatışmalar çerçevesinde tartışılıyor. Ama herkes şu noktada mutabık olmalı. Ümit Özdağ’ın ağzına doladığı ‘İç savaş bitti, niye gitmiyorlar?’ lafını geri yedirmek lazım. 11 yıldır susan bu insanlar şimdi ‘İç savaş bitti’ diyorlar. Suriye’de iç savaş yoktu. Emperyalist Batı’nın ve müttefik bölge ülkelerinin Suriye’ye karşı savaşı vardı. Bu savaş bitti mi, hayır. Emperyalistler hala Suriye ile savaş halinde. Önceki vekalet savaşında başarılı değiller, Fırat’ın doğusunda ayrı, Türkiye eliyle Suriye’nin kuzeyinde ayrı bir vekalet savaşı hala devam ediyor.”

‘Suriye halkı için en büyük savaş ekonomik savaştır’

Suriyelilerin ABD tarafından ağır yaptırımlar gördüğünün altını çizen Rencüzoğulları, bunun Suriye halkı için büyük bir ekonomik savaş olduğunu belirtti. Rencüzoğulları 'savaş bitti, dönsünler' demek için önce topraklarından çekilinmesi ve Suriye hükümetiyle ilişki kurulup insanların yaşam alanlarının oluşturulması gerektiğinin altını çizdi:
“Suriye’ye dönük savaş hala devam ediyor. Fırat’ın doğusunda ABD fiili işgalini sürdürüyor. Suriye halkının buğdayı ve petrolü çalınıyor. Yani Suriye halkı için zafere ulaştıramadıkları bir savaş devam ediyor. Bir yandan Suriye halkı için en büyük savaş ekonomik savaştır. 10 yıldır devam eden yaptırımlar son bir yılda daha da katılaştı. Trump’ın Sezar yasasıyla adeta nefesleri tutulmuştur. Bunu tartışmadan ‘Suriyeliler dönsün’ demek ayakları yere basmayan sadece popülist söylemdir. Göçmen meselesinde oturduğunuz yerden hem Suriye’nin içini, ekonomisini boşaltacaksınız, topraklarını işgal edeceksiniz, üssünü hala tutan ABD’nin koruması altındaki bölgeden IŞİD saldırılarına maruz bırakacaksınız, ama ondan sonra 'iş bitti, dönsünler' diyeceksiniz. Hayır, işi siz bitirmiyorsunuz. Bir kere Suriye’den elimizi çekeceğiz, bu savaşı diplomasi ve siyasi anlaşmalar çerçevesinde bitireceğiz. Suriye halkıyla Suriye yönetimiyle resmi temaslar sonucunda insanların yaşam alanlarını ortaklaşa kuracağız ve geri dönmelerini sağlayacağız.”

‘Ürdün ve Lübnan'dan gönüllü gittiler, geri dönüşler hala devam ediyor’

Rencüzoğulları Ürdün ve Lübnan'ın Şam yönetimiyle anlaşarak Suriyelilerin geri dönüşlerini sağlamış olması örneğini verdi. Bunların Türkiye'deki hükümetin atmadığı adımlar olduğunu anımsatan Rencüzoğulları, "AKP’ye ‘Bu masum Suriyeliler üzerinden cihatçıları masumlaştırıyorsun, onları korumak adına mültecileri genelleştiriyorsun’ demiyorlar bile” ifadelerini kullandı:
“Bunu Ürdün ve Lübnan yaptı. Türkiye’nin atmadığı adımları önce Ürdün sonra Lübnan gerçekleştirdi. Suriye savaşında halka en çok zarar veren Zateri Kampı, Ürdün ile Suriye sınırına yakın, sıfır noktasında kurulmuştu, ardından Türkiye sınırına. Nusra cephesi, diğer El Kaideciler vardı. Bu sınıra sıfır noktadaki kamplar Suriye için bir güvenlik tehdidir ve bu kamplarda mağdur Suriyeliler de vardır. Soçi sonrası Dera tahliyeleri gerçekleştikten sonra Ürdün hemen sınırlarını kapattı, cihatçıların önlerini kesmek istedi. Oradakiler İdlib’e tahliyeyi ve Türkiye garantörlüğünü tercih etti, ama yine de önlemini aldı. Savaş cephesi tahliye edildikten sonra Ürdün ve Şam yönetimi diplomasi sürecini başlattı, geri gitmek isteyenlerin evleri onarıldı ve gönderildiler. Hemen ardından Lübnan sınır hattındaki cepheler tahliye edildikten sonra Lübnan ve Şam hükümetleri arasında aynı süreç işletildi ve öbek öbek dönüşler başladı. Aralıklı ve planlı. Evleri onarılanlar seve seve gönüllü gittiler, Lübnan’dan bu geri dönüşler hala devam ediyorlar. Türkiye’nin yapmadığı bu. Bu iki hükümetin Suriye ile diplomasi sayesinde bunlar oldu. O yüzden AKP hükümetinden bunu talep etmeyenler, Suriyeliler gitsin, istemiyoruz diyorlar. AKP’ye ‘Bu masum Suriyeliler üzerinden cihatçıları masumlaştırıyorsun, onları korumak adına mültecileri genelleştiriyorsun’ demiyorlar bile.”

‘Esad'ın Tahran ziyareti başta ABD olmak üzere yaptırım uygulayan dünyaya meydan okumadır’

Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Suriye ile normalleşme konusunda adım atan ilk ülke olduğunu anımsatan Rencüzoğulları, Katar dışındaki Arap ülkelerinin yavaş yavaş Suriye’ye karşı üsluplarını yumuşatmaya başladığını belirtti. Esad’ın 11 yıl sonra gerçekleştirdiği BAE ziyaretini hatırlatan Rencüzoğulları, ikinci ziyaretin İran’a yapıldığını, her iki ziyaretin de savaş sürecinde bir ilk olduğunu aktardı:
“Esad’ın Moskova ziyareti dışında Şam’ın dışına çıkmadığının altını çizelim. Savaşın 11. yılında bir ilk gerçekleşti ve BAE’yi ziyaret etti. Bu Arap dünyasında manşetlere taşındı. BAE de Suriye ile normalleşme konusunda ilk adımı atan ülkedir. Arap liginde sandalyesi boşaltıldıktan sonra Suriye ile ilk resmi ve fiili teması BAE kurdu, elçiliğini açtı. Burada Umman sultanlığı tarafsızdı. Suriye ile yeniden normalleşme adımını BAE atmıştı. Ziyaretler ve elçiliğin açılması, ardından Arap ligindeki Katar dışındaki Arap ülkeleri yavaş yavaş Suriye’ye karşı üsluplarını yumuşatmaya başladılar. Mısır bu çağrıyı yaptı. Ardından Esad ilk ziyaretini BAE’ye yaptı. İkinci gerçekleşen ziyaret de İran ziyareti. Tahran ziyareti de savaş sürecinde bir ilktir. Bu ziyaretler neden önemli? BAE’ye ziyaret dünyaya Arap liginin Suriye konusunda mesajıydı. ‘Siz yenildiniz, Suriye bir Arap ülkesidir ve ailesine dönecektir’. Bir diğer mesaj da Suriye halkının açlıkla ölmesini hedefleyen yaptırımların dolaylı yoldan esnetileceği veya bypass edileceğiydi. İran ziyareti de bu anlamda ikinci önemli ziyaret olarak okunmalı. İran ile Suriye arasındaki siyasi, ekonomik, güvenlik anlaşmaları var. İki ülke anlaşmalarına bağlı. Fakat bunu bütün dünyanın gözüne sokma ihtiyacı duyuldu demek ki. Suriye Merkez Bankası’na verilen kredilerin geri ödemesi talep edilmiyor. Dünyaya 'yaptırımlarınız vız gelir' mesajıdır. Suriye’nin petrolleri dışarıya akıyor. Petrol konusunda da işbirliği ve Suriye’ye destek, güvenlik işbirliği çerçevesindeki anlaşmalara bağlılık... Ben bunu şöyle okuyorum. Başta ABD olmak üzere yaptırım uygulayan dünyaya meydan okumadır. Çünkü ‘bunu gözünüze sokuyoruz, bizi bitiremezsiniz’ mesajı çıkıyor. Ortadoğu bölgesinde İran’a Suriye’ye düşmanlık güden diğer Arap ülkeleri, İran’ın dostu ve sonsuza kadar müttefiki olan bir Suriye’yi kabul etmeye hazırlar.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала