GÖRÜŞ

‘Rusya’dan çekilenleri Türk yatırımcılar ikame edebilir, garantörlük mekanizması oluşturulmalı’

© AARusya - Türkiye bayrak
Rusya - Türkiye bayrak - Sputnik Türkiye, 1920, 19.05.2022
Abone olTelegram
Özel
Türkiye ve Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin potansiyelini ve milli para birimleriyle ticaretin avantajlarını anlatan yatırım bankacısı ve Aydınlık yazarı Latifoğlu, ambargolar sebebiyle Rusya’dan çekilenlerin yerini Türk yatırımcıların doldurabileceğini ancak garantörlük mekanizmasının oluşturulması gerektiğine işaret etti.
Donbass operasyonuyla beraber hız kazanan Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımlar, dedolarizasyon sürecini de tetiklemiş görünüyor. Zira, Avrupa Birliği ve ABD Rusya’ya karşı enerji ambargosu konusunda anlaşmaya varma çabasındayken, Avrupalı firmaların Ruble hesabı açmaya başladığı haberleri de art arda geliyor. Öte yandan, Batı’nın uyguladığı ambargolara katılmayan Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler için büyük bir fırsat da ortaya çıkmış görünüyor.
Rusya Başbakan Yardımcısı ve Rusya-Türkiye Karma Ekonomik Komisyonu Eş Başkanı Aleksandr Novak’ın Türkiye ziyareti sonrasında yaptığı açıklamada Batılı ülkelerin Rusya'ya uyguladığı yaptırımların Türkiye'ye tahıl ürünleri ihracatını engellemediğini söyledi. Rusya ve Türkiye'nin ticaret hacminin sadece 2022'nin ilk çeyreğinde 2.1 kat artarak 13.7 milyar dolar seviyesine çıktığını bildiren Novak, Türkiye'den Rusya'ya sanayi ürünleri tedarikinin artırılabileceğini söyleyerek Rus Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın otomotiv sanayi, gemi inşaatı, hafif sanayi gibi alanlarda ilgi duyduğu tüm ürünlerin listesini Türk tarafına ilettiği bilgisini de paylaştı. Novak’ın işaret ettiği diğer nokta ise ulusal para birimleriyle yapılan ödemelerin hacminin sürekli arttığı ve yeni mekanizmaların geliştirildiğiydi.
Yatırım bankacısı ve Aydınlık yazarı Serhat Latifoğlu Sputnik’e Rusya ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin potansiyelini ve yerli para birimleriyle ticaret yapmanın faydalarını değerlendirdi.

‘Rusya dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde, yaşananlar Türkiye’ye kapıyı açtı’

Latifoğlu’na göre, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler 4 ana başlık altında incelenebilir. Bu başlıklardan ilkinin dış ticaret olduğunu söyleyen Latifoğlu, Türkiye’nin Rusya’dan enerji ithalatına dikkat çekerek “Türkiye Rusya’dan enerji ithal ettiği için ciddi anlamda dış ticaret açığı veriyor. Sadece 6 milyar dolar ihracat yapılıyor. Bu iki taraf için de bir fırsat doğuruyor. Rusya açısından, Türkiye Batı’nın ambargosuna uymadığı için delme fırsatı yaratıyor. Türkiye açısından da şöyle bir avantaj var; dış ticaret açığını kapatma şansına sahip olur. Aşağı yukarı 2021 itibariyle 23 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı mevcut. Zaten Türkiye’deki mal ve hizmetler çok sayıda sektörde Avrupa standartlarına sahip. Dolayısıyla Rusya bu eksikliği Türkiye’den ikame edebilir. Hatta 3 yıl önce Ticaret Bakanlığı Türkiye’nin ihracat potansiyelini anlatan bir veri çalışması yapmıştı. Hem gıdada hem de sanayi ürünlerinde toplam 32-33 milyar dolarlık bir ihracat potansiyeli Türkiye’nin Rusya’ya var. Rusya Türkiye için çok büyük bir pazar, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında. Şu an yaşananlar bu kapıyı açtı” dedi.

‘Türkiye Rusya’dan çekilen yabancı yatırımcıların bir kısmını karşılayabilir, iki ülke arasında garantörlük mekanizması oluşturulmalı’

İki ülke arasındaki yatırım potansiyelini de değerlendiren Latifoğlu, Türkiye’nin KOBİ’lerine vurgu yaparak “Türk KOBİ’leri açısından Rusya çok iyi bir pazar. Rusya’nın bu konudaki açığını kapatmaya talip olabilirler. Rusya’dan çekilen yabancı yatırımların bir kısmını Türkiye’den karşılayabilir. Uzun vadede çoğu da olabilir. Hatta birkaç yüz milyon dolarlık yatırım yapmak isteyen bir şirket Rusya’nın cumhuriyetlerinden birine yatırım yapacak, görüşmeler başladı. İki devletli bir garanti mekanizması oluşturulabilirse yatırımcılar açısından daha hoş olur. Savaştan ötürü bir çekingenlik var yatırımcılarda, ben bunu sahada görüyorum. Bu çekingenliği kırmak için yapılması lazım hem Rus hem Türk hükümeti tarafından. Bir koordinasyon kurulu oluşturulmalı. Böyle bir yapı var ancak aktif değil. Böyle bir mekanizma çalıştırılırsa Türk bankaları zaten yapacaktır, Rusya tarafından ise Putin’in aldığı kararla ülkeye yapılacak yatırımları tam anlamıyla destekleyecekler. Benim gördüğüm kadarıyla finans kaynağı sorunu da yok” ifadelerini kullandı ve ekledi:
“Rusya’nın yüzlerce milyon dolarlık zengin kaynakları var. Amerikan ortaklı bir altın şirketinde bu ortaklık çekildi. Bunlara Türk ortaklar bulunabilir, Türk şirketleri ve Ruslar için büyük bir fırsat. Çekilen yabancıları Türk yatırımcılar ikame edebilir, hükümetler arasında bir garantörlük oluşturulması gerekiyor. Burada bir ‘win-win’ durumu oluşur.”
Latifoğlu, Rusya ve Türkiye arasındaki turizmin artması için uçak ve seferlerinde sübvansiyona gidilmesi gerektiğini söyleyerek “Bir de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne de yönlendirilebilirler. Çünkü coğrafyası Rusların da sevdiği bir coğrafya. Hizmetleri de gelişti” dedi.

‘Türkiye dolarizasyondan çok muzdarip olduğu için milli paralarla ticaret her iki ülkenin de menfaatine olan bir şey’

Finans açısından milli paralarla ticaretin yaygınlaştırılması gerektiğine işaret eden Latifoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Milli paralarla ticaretin, her iki paranın da dolar karşısında dalgalanması çok yüksek olduğu için bu konuda ortak bir mekanizma kurulabilir. Avantajı ise şu olur; dolar ve euroya karşı hesaplanma yapmak durumunda kalınmaz, içeriden talepte bulunmak zorunda kalınmaz. Özellikle Rusya açısından bu çok önemli. Türkiye açısından da önemli çünkü dolarizasyondan çok muzdarip olduğu için milli paralarla ticaret her iki ülkenin de menfaatine olan bir şey. Bu mekanizmanın kurulmasının çok değişik yolları var. Bir platform oluşturulabilir, karşılıklı anlaşmalar yapılabilir. Rus ve Türk merkez bankaları SWAP anlaşmaları yapabilir. Onlar TL alır, biz Ruble alırız. Merkez bankalarının kasasında milli paralarla ticarette bir açık yaşanması halinde likidite sağlanır. SWAP anlaşmaları milli paralarla ticareti destekleyen bir yapıdır, bunun mutlaka yapılması lazım.”

‘SPFS’nin kurulması ülkenin ticaret hacmini çok geliştirir, her iki ülke için de daha güvenli bir durum oluşturur’

Rusya’nın SPFS sisteminin daha fazla ülkede kullanılmaya başlanacağının emarelerinin görüldüğünü söyleyen Latifoğlu “Türkiye’nin de bunu yapması lazım, 2019’da bir niyet anlaşması imzalanmıştı. Bildiğim kadarıyla bu aktif değil. Ama SPFS illa Merkez Bankası tarafından kullanılmak zorunda değil. Burada bir kamu bankası ya da özel bir şirket kullanabilir. Yeter ki bir yerden bir giriş olsun. Aynı SWİFT gibi üyelik gerektiren bir mesajlaşma sistemi bu. Türk bankaları şu anda bir para transferi yapıyor. Şu anda büyük bir sıkıntı yok ama çok büyük bir yığılma var. Burada da bir düzenlemeye gidilmesi gerekiyor. Türk bankaları Batı ülkelerinden borç aldığı için ambargodan korkuyor. Ama bunun çaresi bulunur, yeter ki niyet edilsin. SPFS’nin kurulması bu ülkenin ticaret hacmini çok geliştirir. Aynı zamanda her iki ülke için de daha güvenli bir durum oluşturur. Kıbrıs’ta Rum Kesimi Rusya’yı büyük hayal kırıklığına uğrattı. Sayın Lavrov da Kıbrıs ile ilgili güzel bir açıklama yaptı. Bunun da değerlendirilmesi gerekir. Kıbrıs’ın sadece turizm için değil, ticaret açısından da güzel bir potansiyeli var. Özellikle gıda konusunda Rusya standartlarına uygun üretim yapıyorlar. İhracatı da Türkiye üzerinden de olsa yapıyorlar” diye konuştu.
Latifoğlu, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin Türkiye’nin enerji güvenliğinin de artacağı ve daha uygun imkanlarla enerji sağlanması yol açacağı görüşünde.

‘Batı’nın Rusya’ya uyguladığı ekonomik yaptırımlar, bu ülkelerle sorun yaşayabilecek olanlarda bir uyanışa sebep oldu, bu dolarizasyonun belki de sonu anlamına gelecek’

Batı ülkelerinin Rusya’ya uyguladığı ekonomik yaptırımların bir ‘uyanışa’ sebep olduğuna dikkat çeken Latifoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün dünya şunu gördü; Batı keyfi ve hukuk dışı bir şekilde Rus kökenli insanların, iş insanı ya da sporcu olsun, mallarına mülklerine el koydu. Bu da bir uyanışa sebep oldu. Artık merkez bankaları, özellikle Batı ülkelerinde tuttukları dolar, eurolarının hiçbir güvencesi yok. Her an her saniye keyfi bir şekilde el konulabilir. Bu bütün ülkeler için çok ciddi bir tehdit. Batı ile herhangi bir sorun yaşayabilecek ülkelerin hepsinde bu soru işareti oluştu bir kere. Bu da artık dolardan kaçışı tetikliyor ve başladı bile. Merkez bankaları dolar rezervlerini azaltmaya, altın ve Yuan rezervlerini artırmaya başladı. İsrail Merkez Bankası bile Yuan rezervini artırmaya karar verdi. Az bir oran ama bunun sembolik bir önemi var. Çok kısa vadeli bunun etkisini görmeyeceğiz ama yıllara yayılsa bile bu ambargo dolarizasyonun belki de sonu anlamına gelecek. Gittikçe daha çok farklı para birimlerini başta Yuan olmak üzere, göreceğiz. Rusya SPFS sistemini yaygınlaştırabilirse Ruble de öne çıkabilir. Dedolarizasyon artık daha güçlü bir şekilde artmaya başlayacak, bu ambargo bir vesile olmuş oldu. Suudi Arabistan ile Çin arasındaki enerji ticaretinde Yuan kullanılması söz konusu, bu da petrodoların sonu anlamına gelir. Petrodolara ilk darbeyi Rusya vurdu, ikinci darbeyi de Çin vurmuş oluyor.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала