Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'Türkiye’nin aslında İsveç ve Finlandiya üzerinden ABD ile pazarlık yaptığı görüşüne katılıyorum'

'Türkiye’nin aslında İsveç ve Finlandiya üzerinden ABD ile pazarlık yaptığı görüşüne katılıyorum'
Abone olTelegram
Emir Aşnas’a göre, 'mesele sadece Suriye' değil, Türkiye, İsveç ve Finlandiya üzerinden ABD ile pazarlık yapıyor. Ancak ne ABD ne de Rusya'nın yaklaşımlarında temel bir değişiklik görmeyen Aşnas, Ankara'nın 'Ukrayna yüzünden bir fırsat doğar mı?' yoklaması yaptığı görüşünde. Aşnas, sığınmacı krizinin de operasyon talebinde etkili olduğunu belirtti.
Ukrayna'ya Birleşmiş Milletler (BM) onaylı Minsk anlaşmalarını çöpe attıran ABD öncülüğündeki Batı'nın Rusya'ya karşı başlattığı hibrit savaşın jeopolitik yankıları devam ediyor. Ukrayna savaşını İsveç ile Finlandiya'nın NATO'ya katılımı için fırsat bilen ABD yönetimi, Türkiye'deki Erdoğan yönetiminin 'meydan okumasıyla' karşı karşıya kaldı. Ankara 'terörle mücadeleden' savunma sanayi yaptırımlarına uzanan bir dizi koşul öne sürerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2019'da önce Trump yönetimi ardından da Rusya tarafından durdurulmuş Suriye operasyonunun yeniden başlatılacağı açıklaması dikkatleri epeydir görece sakin Suriye cephesine çevirdi.
Ankara İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliklerini veto etmemek için ortaya sürdüğü koşullar arasında PYD/YPG'nin* de PKK gibi 'terör örgütü' sayılması yer alırken, Erdoğan ilk açıklamayı 24 Mayıs’ta kabine toplantısı ardından yaptı. "Güney sınırlarımız boyunca 30 km derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da atmaya başlıyoruz" diyen Erdoğan TSK'nın hazırlıklar tamamlandığında operasyonların başlayacağını söyledi. Bu açıklama üzerine PYD/YPG'yi IŞİD'la savaşta 'değerli' bulan ABD yönetiminden Ankara'ya uyarılar gelmesi dikkat çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, böyle bir operasyonun bölgesel istikrarı daha da fazla zedeleyeceğini savundu. Biden yönetimi PYD-YPG tarafından kurulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki bölgeleri, Suriye’ye uygulanan Amerikan yatırım yasaklarının dışına çıkarmıştı.
Diğer yandan bölgede Rusya Federasyonu da etkiliyken, Moskova'nın Ukrayna nedeniyle Ankara'ya 'geçit vereceği' iddiaları da havada uçuşuyor.
Gelişmeleri araştırmacı yazar Emir Aşnas ile konuştuk.

‘Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya üzerinden ABD ile pazarlık yaptığını iddia eden görüşlere katılıyorum’

Emir Aşnas’a göre Rusya’nın Ukrayna’ya operasyon başlatması Suriye’de geri plana itilmesine yol açtığı şeklinde algılanıyor ve bunun Türkiye’ye verdiği bir cesaret var. Meselenin ‘sadece Suriye olmadığını’ düşünen Aşnas, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği üzerinden ‘ABD ile pazarlık yaptığını’ belirtti. Aşnas, konunun iç politikayla da ilgili olduğunu dile getirerek, bir yandan Biden'dan bir telefon gelmesi beklentisi, diğer yandan da ‘Amerika emperyalizmine kafa tutan lider görüntüsü verme amacının’ da olabileceğine işaret etti:

“Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesinden hareket etmek lazım. Rusya şu an Suriye’de geri plana itilmiş gibi, çekilmiş gibi görünüyor. Bunun Türkiye’ye verdiği bir cesaret var. Aslında Cumhurbaşkanı’nın İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği konusunda ortaya attığı birçok şey var. Sadece Suriye meselesi değil, ama bunu daha somutlaştırarak söyledi. Belki dikkatler bunun için Suriye’ye yoğunlaştı. Türkiye’nin istekleri arasından sanki Amerika’ya en kabul ettirilebilir olanı gibi görünüyor. Çünkü Türkiye belki o yüzden gündeme geldi. İsveç ve Finlandiya konusunda Türkiye’nin aslında bu ülkeler üzerinden ABD ile pazarlık yaptığını iddia eden görüşlere katılıyorum. Türkiye’nin Amerika ile birçok sorunu var. S-400 yaptırımları, F35 satışı ve Suriye ile bağlantılı olarak da doğrudan dillendirdiği PKK ya da SDG/PYD’nin bir kısmı askeri bir kısmı siyasi örgüt olarak, bunların yasaklanarak terör örgütü ilan edilmesine ilişkin Türkiye’nin talepleri var. Bence bütün bunları koydu. İç politikayla ilgili boyutları da var. İç politikada bir anlamda Amerika emperyalizmine kafa tutan lider görüntüsü verme amacı da var, gündemin değiştirilmesi var. Biden ile bir temas etme ya da bir emekli büyükelçinin de işaret ettiği gibi hiç olmazsa ondan bir telefon gelmesi talebi var. Bütün bunların içine Suriye meselesi kondu. Ama bu Suriye meselesinin ciddiye alınmayacak, Cumhurbaşkanı’nın dile getirdiği konunun bir kenara itilebilecek bir konu olduğu anlamına gelmiyor.”

‘Ne ABD’nin ne de Rusya’nın yaklaşımında temel bir değişiklik yok’

Suriye konusunda ne Amerika’nın ne de Rusya’nın yaklaşımında temel bir değişiklik görmediğini ve koşulların uygun olduğunu düşünmediğini belirten Aşnas, hükümetin, Ukrayna meselesi nedeniyle ‘bir fırsat doğar mı’ gibi yoklamaları olduğu görüşünde. Aşnas’a göre, ekonomiye bağlı olarak anketlerde Erdoğan'ın mevcut hükümetin ‘normal, serbest’ bir seçimde tekrar iktidara gelmesi mümkün görünmüyor. Hükümetin bu koşulları değiştirme çabası içinde olduğunu söyleyen Aşnas, Erdoğan’ın 'pazarlık arayışına’ işaret etti:
“Koşulların çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Rusya’nın Ukrayna’da olması dışında şartlarda önemli bir değişiklik söz konusu değil. Ne Amerika’nın ne de Rusya’nın yaklaşımında temel bir değişiklik görmüyorum. Bir anlamda Ukrayna meselesi nedeniyle bir fırsat doğar mı gibi yoklamalar var. Bu biraz da içerideki koşullara bağlı. İçeride en azından çok sıkışmış bir iktidar var. Seçime gidilen ve kendisi için uygun olmayan bir konjonktürü değiştirme fırsatı da çıkarabilir. Hem ekonomi vahim hem anketler açısından. Ekonomi Türkiye’nin tarihinde görülmemiş şekilde vahim durumda. Aynı zamanda buna bağlı olarak anketlerde de hükümetin ‘normal, serbest’ bir seçimde tekrar iktidara gelmesi mümkün değil. Bu koşulları değiştirmeye yönelik bir adım için macera olabilir mi, aslında aranan nokta o. Ama açıkçası Cumhurbaşkanı’nın perşembe toplantıdan üç gün önce dile getirip de Perşembe günü milli güvenlik kurulu var demesi, kesinlikle bir pazarlık arayışına işaret ediyor. En azından pazarlığa da son derece açık olduğunu gösteriyor. Bugün Türkiye’nin siyasi rejiminde iktidarın, cumhurbaşkanının söylediğinin aksine herhangi bir şekilde davranması söz konusu değil. O formaliteden ibaret.”

‘Türkiye, Suriye’ye operasyon talebini dillendirirken bir ölçüde mülteciler meselesine dayandı’

Ukrayna krizi süresince Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacının artmış olduğunu belirten Aşnas, Moskova'nın Ukrayna operasyonuna rağmen Suriye’den vazgeçmediğini anımsattı. Aşnas, aynı şekilde Amerikalıların da Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu bir görünüm oluştuğunu vurgularken, Ankara'nın kendisine manevra alanı açıldığını düşünüyor olabileceğine dikkat çekti:
“(ABD'lilerle) Azez’de bir toplantı oldu. Ondan bir hafta kadar sonra da Colani ile Heyet Tahrir Şam lideriyle doğrudan Türk subaylarının toplantı yaptığı iddia edildi. Bunların detaylarını bilemiyoruz. Rusya’nın Ukrayna meselesinden kaynaklanan farklılığı nedir, en azından benim şöyle bir görüşüm var. Kriz süresince Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacının artmış olduğu bir gerçek. Bu da Türkiye yönetimine Suriye’ye yönelik daha geniş manevra alanı verdiğini düşündürüyor olabilir. Rusya, Ukrayna’da bir operasyon yürütüyor ama Suriye’deki temel şeylerden vazgeçmiş de değil. Ama işin böyle bir boyutu var. Bu da Türkiye’nin elini güçlendiren bir şey. Amerikalıların da Türkiye’ye ihtiyacı var. Dolayısıyla burada bir manevra alanının genişlemesi söz konusu olabilir. Suriye tarafında o kadar Türkiye tarafında olduğu gibi iki gün sonra dördüncü operasyona başlanıyor gibi bir hava görmedim. Daha sakin duruyorlar gibi görünüyor.

'Suriyeli mülteciler konusu tamamen Suriye politikasıyla iç içe geçmiş durumda'

Aşnas'a göre, Ankara'nın yeni operasyon ihtiyacının bir ölçüde de Türkiye içinde büyük tartışmalar yaratan sığınmacılarla da ilgisi bulunduğunu söyledi. Ancak Aşnas, '1 milyon sığınmacı yerleştirme' planının ne kadar uygulanabilir olduğunu sorgularken, sığınmacı krizinin tamamen Suriye politikasıyla iç içe geçtiğini anımsattı:

"Mülteciler meselesi de aynı. Sürekli konuşmaya devam ediliyor. Aslında Türkiye bu operasyon talebini ve ihtiyacını dillendirirken de bir ölçüde mülteciler meselesine dayandı. Kendi kontrolü altındaki ‘güvenli bölge’yi genişleterek buradan mümkün olduğunda, 1 milyon rakamı telaffuz edildi ama ne kadarı yapılabilir tartışmalı bir konu. 1 milyon olmaz da 60 bin bir yerlere gönderilir. Öyle bir görüntü yaratma ihtiyacı da var. İçerideki seçim ve diğer konjonktür de iktidara böyle bir ihtiyacı dayatıyor veya kendileri öyle düşünüyor olabilirler. İster istemez bu konu da mülteciler konusuyla ilgili. En azından Suriyeli mülteciler konusu tamamen Suriye politikasıyla iç içe geçmiş durumda. Tek başına bir Suriyeli mülteciler sorunundan bahsetmek mümkün değil. Türkiye’nin Suriye politikasından bahsetmek mümkün. Bütün bunları bir arada değerlendirdiğimizde anlayabilmemiz mümkün oluyor.”

*Ankara, YPG'yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG'nin de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu tezini kabul etmiyor. Ankara, YPG/DSG'ye silah verilmesine de sert şekilde karşı çıkıyor.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала