Eksen - Sputnik Türkiye, 1920
EKSEN
Ceyda Karan’ın hazırladığı Eksen’de her gün dünyanın farklı bölgelerine dair gelişmeler masaya yatırılıyor.

'ABD kurallara dayalı düzen edebiyatı yaparken Putin tek kutupluluğun sonunu ilan etti'

'ABD kurallara dayalı düzen edebiyatı yaparken Putin tek kutupluluğun sonunu ilan etti'
Abone olTelegram
Hasan Erel’e göre, ABD kerameti kendinden menkul 'kurallara dayalı düzen edebiyatı' yaparken, Putin, St. Petersburg'da tek kutupluluğun sonunu ilan etti. Ukrayna'daki tavırlarıyla Avrupa'nın büyük zarar gördüğünü belirten Erel, BRICS'in genişlemesiyle yeni G8'in konuşulduğunu vurguladı. Erel'e göre Batı'ya endeksli Türkiye de ciddi ikilim içinde.
Batı bloğu; Ukrayna üzerinden Rusya Federasyonu'na açılan savaşta 'birlik görüntüsü' sergilerken, uyguladıkları ağır yaptırımların bumerang gibi dönüp kendilerini vurmasının sancılarını yaşamaya başladı. ABD ve AB çapında enflasyon oranları on yıllardır görülmemiş rekor seviyelere ulaşırken, enerji ve gıda krizi Batı siyasi ve ekonomik düzenini giderek zorlamaya başlıyor. Euro Bölgesi'nde nisanda yüzde 7.4 olan yıllık enflasyon, mayısta yüzde 8.1'e kadar yükseldi. En yüksek yıllık enflasyonun yüzde 39.2 ile enerjide gerçekleştiği görülüyor.
Bu koşullarda Batı bloğu AB ve NATO liderler zirvesine hazırlanırken, Rusya Federasyonu da St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu'nda çok kutuplu dünya düzeni için alternatif iş birliklerine yoğunlaştı. Forumda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna harekatının yanı sıra küresel duruma dair de kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. AB'nin 'siyasi egemenliğini yitirdiği' ve bürokratik elitlerin 'başkasının dansına eşlik ettiği' saptaması yapan Putin, Rusya'ya açılan savaşta Avrupa'da eşitsizliğin derinleşeceği ve yapılan ekonomik hataların elitlerin koltuklarından edecek gelişmeleri tetikleyeceğini öngördü. “Batı'nın planı, Rus ekonomisini küstahça yok etmekti ancak işe yaramadı" diyen Putin, Moskova'nın kendisiyle çalışmak isteyenlerle işbirliğini geliştireceği mesajı verdi. Rusya lideri ABD'nin kendisini 'Tanrının yeryüzündeki elçisi' ilan ettiği tek kutuplu düzeninin devam etmesinin imkanı olmadığının altını çizdi.
Ukrayna çatışmasının küresel yankıları ve Putin'in St. Petersburg Forumu’ndaki konuşmasını gazeteci ve yazar Hasan Erel ile konuştuk.

'ABD kerameti kendinden menkul kurallara dayalı düzen edebiyatı yapıyor'

Hasan Erel’e göre, Rusya Devlet Başkanı 2007'deki Münih konuşmasındaki uyarılarını çağrıştırırcasına St. Petersburg konuşmasında 'tek kutupluluğunun' artık bittiğini ilan etti. Batı'nın kerameti kendinden menkul bir 'kurallara dayalı düzen' edebiyatı yaptığını söyleyen Erel, bunun ABD'nin adaletsiz hegemonyası olduğunu herkesin bildiğini dile getirdi. Erel, buna karşılık Putin'in ‘Artık yarı sömürge diye bir şey olmaz, ya koloni ya da egemen devletsiniz’ mesajının önemli olduğu görüşünü dile getirdi:
“Putin’in söylemi çok net. Bunu ilk kez 2007’deki Münih Güvenlik Konferansı’nda söylemişti, tek kutuplu dünyanın sonuna geldik diye. St. Petersburg’da da bundan 15 yıl sonra tek kutupluluğun bittiğini ilan etti. Jeopolitik mesajlar verdi. Amerika, kerameti kendinden menkul kurallara dayalı düzen edebiyatı yapıyor. Bu düzenin kurallarının ne olduğunu açıkça söylemiyor. Ama bu herkesin bildiği gibi tamamen Batı’nın çıkarlarının ön planda olduğu, Amerika’nın büyük abi olduğu bir düzenin adı bu. Geçmişte sömürgeci Avrupa imparatorluklarında 'kaderin buyruğu budur, beyazların tüm dünyayı yönetmesi' gibi, 'kurallara dayalı düzen' de tamamen adaletsizlik içeren bir şey. Afrikalıların köle olarak kullanılmasını ya da Amerika’daki yerlilerin soykırıma uğratılması bu kapsama giriyor. Bugün dünyada yaşanan birçok savaş, çatışmalar da bunun içerisinde. Putin’in orada bir önemli mesajı vardı, ‘Artık yarı sömürge diye bir şey olmaz, ya koloni ya da egemen devletsiniz’ dedi. Burada verdiği mesaj küreselciler ile ulusalcılar savaşında, küreselcileri Batılılar olarak alırsak, ulusalcılar ulusal egemen devletler Rusya, Çin ve gelişen diğer ülkeler olarak algılanabilir. Burada sadece Rusya-Amerika çatışması değil dünyanın bir doğu-batı çatışması gibi bir jeopoilitik bir çatışmayı ortaya koydu.”

‘Dünyada fay hatları harekete geçti'

Rusya için Ukrayna harekatının başarılı bir şekilde ilerlediğini ve bunu artık Biden ve Stoltenberg gibi isimlerin de teslim etmek durumunda kaldığını belirten Erel, ancak meselenin burada bitmediği görüşünde. Erel, Balkanlar'dan Çin'in Tayvan dosyasına pek çok bölgede fay hatlarının harekete geçtiği görüşünde:
”Şu anda Ukrayna’da Rusya’nın harekatı kendi planlarına göre başarıyla yürütülüyor. Sıra Odessa’ya geldi. Ukrayna’nın karaya kapalı bir ülke olarak kalması söz konusu. Polonya ile Ukrayna’nın geri kalanının birleşmesi bile konuşuluyor. Putin, burada Rusya’nın sahada bir üstünlüğü de varken, ona dayanarak konuştu. Dünya nüfusunun sadece yüzde 12’sini oluşturan başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımların ters teptiğini söyledi. Avrupa’nın 400 milyar euro zarara uğradığını ve Almanya’daki üretici enflasyonun yüzde 33’lere geldiğini, sonuçta yaptırımların ters teptiğini söyledi. Bunda kazanan bir tarafın lideri gibi bir hava vardı. Çok da haksız değil. Normalde Kissenger’ın devreye girip 'Ukrayna’nın toprak kaybını kabul edip uzlaşmaya varalım, Çin ile Rusya’yı birleştirmeyelim' uyarıları dinlenmiş gibi gözükse Biden ve Stoltenberg de Ukrayna'nın sahada kaybettiği ve Rus nüfusun ağırlıklı olduğu Donbass’ın Ukrayna’da kalamayacağını kabul etse de olay hemen bitmiyor. Kaliningrad yolunun kapatılması, Polonya’nın Ukrayna’nın içine girmesi yine alarmları çaldırıyor. Balkanlar gerilim içinde. Türkiye’de Montrö anlaşması ve Karadeniz’in önemi ortaya çıktı. Türkiye ile de Yunanistan gerginliği, İsrail’İn İran’a karşı hava savunma ittifakı adı altında Arap ülkeleriyle Amerika sahasında ittifak hareketi başlatması; Çin’in Tayvan meselesinde dikenlerini göstermesi; dünyada fay hatlarının harekete geçtiğini gösteriyor.”

‘Batılı ülkeler siyaseten hem iç kamuoylarında hem ekonomik olarak büyük zarara uğradı’

Avrupalıların gidişattan büyük zarar gördüklerini anımsatan Erel, Scholz, Draghi ve Macron’un geçen hafta trenle yaptıkları Kiev ziyaretini takiben savaşın sürmesi için bastıran Britanya'nın Başbakanı Johnson'ın da ayrıca Kiev'e gitmesine atıf yaptı. Erel, Kiev'in 'savaşı kaybediyoruz' söylemleri ortadayken, Britanya ve Almanya genelkurmay başkanlarının nükleer savaşı bile göze alan açıklamalarının yarattığı tehlikelere dikkat çekti:
“İngiltere burada oyunu bozan bir ülke gibi görünüyor. AB'nin tren yolcusu üç lideri aslında Zelenskiy’e 'Rusya ile anlaş, toprak kaybını kabul et' telkini yapmak için gittiler, yoksa 'silah vereceğiz' demeye gitmediler. Avrupalılar büyük zarar görüyorlar, bunlar refah toplumları. Refahları etkilendiğinde ona göre tavır almak durumundalar. Burada demokrasi ve seçimler var. Herkesin koltuğu tehlikede. Macron, parlamentoda şu anda azınlığa düştü. Almanya’da da sıkıntı var. İngiltere’de de var. Biden’ın onay oranları çok düştü. İtalya öyle. Bütün bu krizde olan Batılı ülkeler burada siyaseten hem iç kamuoylarında hem ekonomik olarak büyük zarara uğradılar. Kiev’den de sinyaller geliyor, biz bu savaşı kaybediyoruz, her gün 1000 askerimiz ölüyor. En son 50 subayın vurulduğu haberi vardı. Almanya Genelkurmay Başkanı da sert bir açıklama yaptı. Nükleer savaşa hazırlıklı olun gibi bir açıklamasını gördüm. Almanya siyaseten özerk olsa da dış politikada Amerika’nın etkisi altında. Acaba İngiltere Genelkurmay Başkanı’na bir destek mi diye düşündüm, nükleer savaşa da hazır olmalıyız gibi bir açıklama yapmış. Orada da içeride zıtlaşmalar var demek ki.”

'Türkiye çok ciddi ikilem içinde tek başına bütün NATO’ya meydan okuyabilir mi, bilemiyorum'

Batı'ya endeksli bir ülke olan Türkiye'nin ciddi ikilem içinde olduğunu belirtirken, tek başına NATO'ya meydan okumasının güçlüğüne dikkat çeken Erel, Türkiye'nin siyasetin Batı kampında dursa bile jeopolitik çıkarları açısından burada olmadığı görüşünde. Erel'e göre Türkiye'nin doğu ve güney ülkeleriyle işbirliği yapması gerekecek:
“Türkiye çok ciddi bir ikilem içinde. Hem Batı’ya endeksli bir ülke, ilişkileri çok fazla ağırlıkta. Tek başına bütün NATO’ya meydan okuyabilir mi, bilemiyorum. Pazarlık yapılacaktır. İsveç ve Finlandiya’nın üye olması karşılığında teröre destek verilmesine karşı çıkılması, Doğu Akdeniz, Ege’de bazı tavizler alınması ya da Montrö’nün fazla zorlanmaması gibi tavizler istenecektir. Öbür taraftan farklı bir durum da var. Türkiye siyaseten Batı’nın kampında dursa bile jeopolitik çıkarlar açısından Batı kampında değil. Şimdiye kadar Amerika’nın ileri karakolu olarak Sovyetler’i Asya’yı kontrol altına alması için ‘kullandığı’ bir ülkeydi. Türkiye’nin bu koşullar altında daha fazla kullanılacak bir durumu yok. Bugün Türkiye’deki iç politik denkleme dayalı olarak konuşmuyorum, teorik olarak söylüyorum. Türkiye’nin yıllar içerisinde diğer doğu ülkeleriyle, güney ülkelerle işbirliği yapması gerekecek."

‘BRICS'in genişletilmesiyle yeni bir G8’den söz ediliyor’

Özellikle Rusya-Türkiye ilişkilerinin çok önemli olduğu görüşündeki Erel, BRICSR'in genişletilmesiyle yeni bir G8'den söz edildiğini aktardı:
"Özellikle Rusya ve Türkiye ilişkileri çok önemli. Türkiye, doğalgazını Rusya’dan alıyor. Karadeniz’de Rusya ile denge sağlıyor. Doğu Akdeniz’de hatta Ortadoğu’da Astana çerçevesinde ilişkileri var. Aynı zamanda Çin’in Kuşak Yol projeleri, Rusya’nın Avrasya Ekonomi Birliği, şimdi BRICS’in genişlemesi söz konusu. Yeni bir G8’den söz ediliyor; Rusya, Çin, Brezilya, Hindistan, Meksika Türkiye, Endonezya ve Arjantin ya da başka büyük bir ülkenin eklenebileceği söyleniyor. Rusya’nın şu anda Türkiye’ye çok fazla ihtiyacı var. Türkiye, Rusya’nın dünyaya açılan kapısı oluyor. Rusya şunu da düşünüyor. İran üzerinden bir Hazar geçişli Basra Körfezi’ne yeni bir rota çizdi. İran üzerinden geçen rota 7200 km, Hint Okyanusu’na inecek bir rota. Bu da yine bypass edecek alternatif bir rota olarak görülüyor. İsrail’in Amerika’nın desteğiyle bir anda İran’a karşı atağa kalkmasını buna da bağlıyorum. Aslında yaşadığımız dünyadaki meselelerin hepsi jeopolitik ve enerji koridorları üzerinden çatışma şeklinde yürüyor. Çin’in Kuşak Yol projesi Suriye’de büyük bir iç savaşa neden oldu. Amerika’nın o rotaları kapamak için istikrarsızlık getirmesi sonucu oldu. Ukrayna da bağlantılı. Buradaki savaşın altı yıl önce Pentagon’da simile edildiği ortaya çıktı."

'İran veya Çin üzerinden sertleşmelere yönelik farklı senaryoları göreceğiz'

ABD'nin Rusya'yı Çin'in yanına iterken Avrupa'yı yanına çektiğini ancak Asya-Pasifik'te Çin'e karşı attığı adımlara karşılık Latin Amerika'dan Afrika'ya sıkıntılar yaşadığını söyleyen Erel, buna karşılık St. Petersburg Forumu'na dünyanın dört yanından yapılan katılımlara atıfta bulundu. Erel'e göre fay hatları sarsılmaya devam edecek ve İran veya Çin üzerinden sertleşen farklı senaryolar gündeme gelebilir:
"Şu anda Amerika’nın önceliğinin Rusya ile Çin’i bir araya getirmemek olarak söyleniyor ama Amerika’nın önceliği Avrupa’yı elinden kaçırmamakmış. Rusya’yı sonuçta Çin’in yanına itti ama Avrupa’yı da yanına çekti. Arktik’ten Hint-Pasifik deniz ve kara yollarında küresel olarak Çin ya da Asya merkezli ticaret yollarının hepsinde bir blokaj uygulamaya çalışıyor. Afrika ve Güney Amerika da var bunun içinde. Güney Amerika’daki pek çok ülkenin yönetimi Amerika’ya muhalif sol iktidarlar. Afrika Kongo’da Amerikan yanlısı yönetim devrildi. Pek çok Afrika ülkesi Petersburg zirvesine geldi, Rusya’dan tahıl alıyorlar, petrolden de önemli. Rusya’nın en büyük tahıl ithalatçısı Mısır, baş konuktu. Bütün bu küresel dengeler ulaşım ve enerji koridorları üzerine kurulu. Amerika en başta Ukrayna ile Kuzey Akım 2’yi kesti. Bu fay hatları sarsılmaya devam edecek. Madrid’de ortaya çıkar. Bir an önce bütün bu savaşın bitirilip, ortalığın istikrara varması. Amerika’da büyük bir buhran da ortaya çıktı, resesyona varan ekonomik bir bunalım. Merkel’in aracı olması söz konusu. Türkiye zaten dünden arabulucu olmak için hazır. Ya da Litvanya, Baltıklar, Polonya yani Avrupa merkezli, İran veya Çin üzerinden sertleşmelere yönelik farklı senaryoları göreceğiz.”
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала