Akşam Postası - Sputnik Türkiye, 1920
AKŞAM POSTASI
Türkiye ve dünya gündeminde öne çıkan konuların ele alındığı; politikacı, uzman ve gazetecilerin yorumlarıyla katkı sunduğu Atilla Güner'le Akşam Postası, hafta içi her akşam dinleyicilerle buluşuyor.

Beyaz yakalılar ne kadar özgür?

Beyaz yakalılar ne kadar özgür?
Abone olTelegram
‘Çok Çalışıyoruz’ adlı kitabın yazarı Erdem Aksakal, "Paydos kelimesini unuttuk. Daha çok çalışmayı marifet gibi görmeye başladık” dedi. Aksakal, Tüm sektörlerin özgünlüğünün üstüne yoğun bir sis perdesi boca edildi. Her insan belirli hayallerle yola çıkıyor ama bir süre sonra bakıyoruz ki renklerimiz gitgide soluyor" değerlendirmesinde bulundu.
‘Hayalsiz yaşayan beyaz yakalılara kişisel özgürlük rehberi’ diyerek özetlediği, ‘Çok Çalışıyoruz’ adlı kitabın yazarı Erdem Aksakal, Radyo Sputnik’te Atilla Güner’le Akşam Postası’na konuk oldu.
“Paydos kelimesini unuttuk. Daha çok çalışmayı marifet gibi görmeye başladık” diyen Aksakal, şunları söyledi:
“Eskiden fabrika işçilerinin, esnafların paydos anı yani kepenk kapatma anı vardı. Koronavirüs sonrası evden çalışmayla birlikte paydos ihtimali neredeyse tamamen sıfırlandı. Biz neredeyse mecburiyetten değil gönüllü olarak yapmaya başladık. Daha çok çalışmayı marifet gibi görüyoruz. Kitabın içerisinde de hapishane metaforuyla anlatmaya çalıştım. Hapishanede olduğu gibi kimimiz tünel kazıp firari bir şekilde sahil kasabasına gidip kurtulmaya çalışıyor, kimisi af bekliyor, kimisi gününü dolduruyor, kimisi de hapishanede koğuş ağalığına oynar gibi kurumsal hayat içinde çatışmalara giriyor. Ben inanıyorum ki ilk kez çalışan sınıf dünyada bu kadar kentlerde bilinçli hale geldi ve başka bir okuma yapabilir miyiz diye kafa yormak istedim ve beyaz yakalılara kişisel özgürlük rehberi bağlamında ifade ettim.’’

‘Meşhur koşucu Usain Bolt gibi yetiştirildik’

’Kitapta, kendimize ait birçok senaryo yorumladım. Kamu kurumunda üst düzey olmaya da oynayabiliriz, tünel kazıp kaçmaya da oynayabiliriz” diye devam eden Aksakal, şunları söyledi:
“Birçok senaryo var ve bu senaryolar içinde kendimize uygun olanları bulabilecek kadar akıllı, eğitimli ve dünyaya açığız. Kentlerde yaşayan yeni nesil genç çalışanlar; kurumsal şablonlara takılmadan özgür ve özgün bir şekilde kendi geleceğini inşa etmeleri konusunda onlara katkıda bulunmak istedim. Sınav, başarı ve kariyer derken meşhur koşucu Usain Bolt gibi yetiştirildik ama bizim aslında takım oyununa, empatiye ve birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var. Biz sürekli rekabet içinde kızıştırılıyoruz.”
Aksakal, şu ifadeleri kullandı:
‘’Ben istedim ki kendim gibi çalışan insanların kendisine en uygun senaryoyu keşfedebilsin ve bunun için içten irade göstersin. Gazeteciler rakip şirketlerde çalışan arkadaşlarıyla bir araya gelip keyifli zaman geçirebiliyorlar belki ama ne yazık ki kurumsal hayatta çok bu çok kolay değildir. Rakip şirketlerin arkadaş gruplarının bir araya gelip plan yapması pek mümkün değildir. Gazeteciliği bile ne yazık ki kurumsallaştırdık. Tüm sektörlerin özgünlüğünün üstüne yoğun bir sis perdesi boca edildi. Her insan belirli hayallerle yola çıkıyor ama bir süre sonra bakıyoruz ki renklerimiz gitgide soluyor. Hepimiz kopya hayatlar yaşamaya başlıyoruz. Özgün hayallerimize tutunalım, kurumsal hayat bizi grileştireceği yerde biz rengimizi katalım.’’
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала