GÖRÜŞ

Ukrayna’dan silah kaçakçılığı Avrupa’yı alarma geçirdi: ‘Silahlar Türkiye için de tehdit yaratıyor’

© SputnikKaradan havaya Stinger füzeleri ve fırlatıcıları
Karadan havaya Stinger füzeleri ve fırlatıcıları - Sputnik Türkiye, 1920, 25.07.2022
Abone olTelegram
Özel
Avrupa Polis Teşkilatı Europol, Ukrayna’dan Avrupa ülkelerine silah kaçakçılığı vakalarını tespit ettiğini, silahların suç ve terör unsurlarının eline geçme riskinin olduğunu açıkladı. Batı ittifakı tarafından Ukrayna’ya ağır ve hafif silah akışı sürerken Sputnik’e konuşan uzmanlar kaçakçılığın yarattığı tehlike konusunda uyarıyor.
ABD, İngiltere ve Avrupa ülkelerinin başı çektiği Batı ittifakı Ukrayna’yı özellikle 2004’ten beri silahlandırıyor. 2014’teki ‘turuncu devrim’in ardından artan ve 24 Şubat’taki Rusya’nın özel operasyonuyla zirveye ulaşan silah akışı Avrupa’nın güvenliğini tehlikeye atan sonuçlar vermeye başladı.
Europol Sözcüsü Jan op gen Oorth, DPA ajansına açıklamasında, Ukrayna’dan Avrupa’ya askeri ürünler ve hatta ağır silah ticaretinin tespit edildiğini anlattı. Yetkili, silahların organize suç gruplarının ve teröristlerin eline geçme riskinin yüksek olduğunu söyledi.
Endişe kaynağı risklerden bahseden Oorth, bazı kişilerin silahla Ukrayna’dan çıkış yaptığını tespit ettiklerini anlattı. Silahların, daha sonra kaçak yollarla satılmak üzere Ukrayna sınırında gizli yerlere saklanmış olabileceğini de dile getiren Sözcü, darknet’te örneğin Javelin füzeleri gibi silah satışıyla ilgili ilanların tespit edildiğini kaydetti.

FT: NATO ve AB, Ukrayna'da silah kaçakçılığına karşı alarma geçti

İngiliz Financial Times (FT) gazetesi de geçtiğimiz günlerde yayınladığı haberinde NATO ve Avrupa Birliği'nin (AB) Ukrayna'da silah kaçakçılığı riskine karşı alarma geçtiğini yazdı.
Kimliği paylaşılmayan bir Batılı yetkili, FT'ye açıklamasında, "Silahlar öncelikle Polonya'nın güneyine götürülüyor, buradan sınıra taşınıyor, daha sonra da bazen kamyonlara, kamyonetlere ya da şahsi araçlara yüklenerek sınırın öteki tarafına gönderiliyor. Bu noktadan sonra silahların yerine dair hiçbir bilgi edinemiyoruz. Silahların nereye gittiğine, kullanıp kullanılmadığına ya da ülke sınırları içinde kalıp kalmadığına dair bir fikrimiz olmuyor" dedi.
FT'ye konuşan bir başka Batılı yetkiliyse bazı NATO üyesi ülkelerin Ukrayna'ya gönderilen silahların takip edilebilmesi için bir sistem oluşturulması amacıyla Kiev'le görüşme yaptığını söyledi.
Ülkelerin adını vermeyen yetkililer, Kiev yönetiminin Batılı devletlerinin desteğiyle daha geniş kapsamlı bir silah denetim ve takip sistemi kurmak için çalışmalar yürüttüğünü de paylaştı.
ABD'nin silah kontrolü ve uluslararası güvenlikten sorumlu müsteşarı Bonnie Denise Jenkins de ABD'nin Ukrayna'ya gönderdiği silahların yanlış ellere geçmesi ihtimalinin endişelendirici olduğunu söylemişti.
Ukrayna Savunma Bakanı Aleksey Reznikov ise 15 Temmuz’da FT'ye verdiği röportajda ülkesine gönderilen Batı silahlarının daha dikkatli izlenmesi gerektiğini kabul etti.

Önce YPG sonra Ukrayna

Öte yandan Ukrayna, Azov taburu gibi neonazi örgütlerin, yabancı paralı savaşçıların ve terör örgütü mensuplarının cirit attığı bir sahaya dönüştü. Örneğin daha önce Suriye’de YPG saflarında bulunan İngiliz paralı asker Aiden Aslin, Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC) güçlerine teslim oldu.

‘O silahların Türkiye açısından da büyük tehdit yaratıyor’

Ukrayna’dan silah kaçakçılığının yarattığı riskleri Moskova Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Perinçek ve dış politika uzmanı Ferit Temur Sputnik’e değerlendirdi.
Dr. Perinçek, Ukraynalı sınır ve gümrük yetkililerinin yolsuzluk ve rüşvet olaylarının tüm dünyada nam saldığını belirterek şunları söyledi:
“Bu kaçakçılık işlerini zaten içinde üst düzey devlet yetkilileri olmadan yapmak mümkün değil. Bu bakımdan böyle bir kaçakçılık mekanizmasının şu anki Ukrayna koşullarında işletebilmesi çok da zor değil. Bu tabii özellikle de Avrupa için büyük bir tehlike. Mülteci akınlarının yaşandığı bir dönemde kaçak silahların Avrupa’ya girmesi demek suç oranının hızlı bir şekilde yükselmesine neden olabilir. Bunun dışında Avrupa’daki terör gruplarının da eline geçme ihtimali bulunuyor. Bunlar da yine Avrupa içinde kullanılabilecektir. Sadece Avrupa tehdit altında değil bu silahların PKK/YPG’nin eline geçmesi de söz konusu. Mesela YPG saflarında bulunan İngiliz paralı asker Aiden Aslin daha sonra Ukrayna’ya gidiyor, neonazi Azov taburuna katılıyor ve Donetsk’te yakalanarak yargılanmasından sonra idama mahkum ediliyor. O verdiği röportajda Ukrayna’daki silahların PKK/YPG’ye de gönderildiğine işaret etti. Bu da o silahların Türkiye açısından da büyük tehdit yarattığını gösteriyor.”

‘Ukrayna’daki krizin uzaması iki güce yarıyor’

Ukrayna’daki krizin uzamasının iki güce yaradığına işaret eden Dr. Mehmet Perinçek, şöyle devam etti:
“Birinci güç ABD, Ukrayna’nın Rusya’nın şartlarını kabul etmesini devamlı engelliyor. İstanbul müzakerelerini sabote etti, neredeyse anlaşma imzalanacakken Buca provokasyonuyla bunun önüne geçti. ABD savaş daha başlamadan kışkırtıcısı olmuş hem de savaşı uzatmaya çalışan taraf olmuştur. Bunu bizzat Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dahi NATO Dışişleri Bakanları toplantısından sonra ‘bazı NATO ülkeleri savaşın uzamasını istiyor’ sözleriyle ifade etmiştir. Savaşın uzamasını isteyen ikinci güç ise Ukrayna içinde bu savaştan nemalanan kesimlerdir. Ukrayna’daki Kiev iktidarı kazanamayacağını çok iyi bilmektedir fakat ceplerini olabildiğince doldurma peşindeler. Zamanı gelip Ukrayna’dan kaçtıklarında ceplerini azami düzeyde doldurarak gitmek, ülkenin kaynaklarını sömürmek istemektedirler. Bu silah kaçakçılığı meselesi de savaşın uzamasından faydalanan Kiev rejimi içindeki güçlerin gelir kaynaklarından biridir.”

‘Batı’nın bu silah kaçakçılığına dair açıklamaları ikiyüzlülüktür’

Dr. Perinçek, “Silah kontrolsüz dağıtımı Ukrayna için de ciddi bir tehdittir. Savaş dönemi ciddi bir kaos ortamı yaratıyor. Ülke içinde çeşitli çeteler, çıkar grupları, mafyalar veya silahlı siyasi/ekonomik gruplar ortaya çıkabilir. Ülke içinde zorbalık Ukrayna halkının bu kişiler tarafından baskı altında tutulmasına, çeşitli mafya-iktidar odaklarının kurulmasına sebep olacaktır. Batı’nın bu silah kaçakçılığına dair açıklamaları da bir ikiyüzlülüktür. Savaşın bir taraftan uzamasına yol açanlar oraya sürekli silah gönderen Batı’dır. Ukrayna tarafı bu mekanizmaların ortaya çıkmasından korkuyor çünkü bunlar aydınlatıldığı zaman devlet içindeki birçok suçlu ortaya çıkacaktır” diye de ekledi.

‘Süreç Avrupa’nın ekonomik kalkınmasını ve güvenliğini riske sokan bir krize evrildi’

Dış politika uzmanı Ferit Temur da “Ukrayna sorununun bu noktaya evrilmesi kuşkusuz Avrupa’nın güvenliği ve istikrarı için ciddi bir risk kaynağıdır” diyerek şunları söyledi:
“Ancak bu fiili durumun oluşmasında 2004 yılından itibaren ABD güdümlü bir Ukrayna politikasına eklemlenerek kaynaklarını bu yönde kullanan AB’nin bizzat kendisinin sorumlu olduğunu da belirtmek gerekir. Adına ‘turuncu devrim’ dedikleri halk gösterilerini teşvik ederek Ukrayna iç politikasında yol açtıkları istikrarsızlaştırıcı süreç bugün Avrupa’nın ekonomik kalkınmasını ve güvenliğini riske sokan bir krize evrildi. Ukrayna’da tüm tarafların haklarını gözeten yeni bir anayasal düzen kurulana kadar Ukrayna merkezli her türlü yasadışı ve sınır aşan suçların doğrudan Avrupa coğrafyasına sıçraması ve toplumsal huzuru tehdit edecek şekilde suç oranlarını artırması söz konusu. Oysa AB’nin en başından itibaren Avrupa merkezli bir dış politika benimsemesi ve sürdürülebilir kalkınması için gerekli olan bölgesel istikrarın Ukrayna’da Rusya ile çözüm odaklı bir işbirliğini gerekli kıldığını anlaması lazımdı. Sonuç itibariyle AB bu fırsatı kaçırdı ve yeniden ABD/NATO’ya tam bağımlı kılacak bir bölgesel denklemin içerisinde kendisini buldu.”

‘ABD ve müttefikleri tarafından Ukrayna’ya da yabancı savaşçı gönderildiği bir sır değil’

Ukrayna’da “uluslararası lejyon” adı altında savaşa katılan yabancı paralı askerler olduğunu hatırlatan Temur, “Bunlardan bazıları Rus Ordusu’nun kontrolüne geçen çatışma bölgelerinde silah bırakarak teslim oluyorlar. Rus tarafı teslim olan bu yabancı askerlerin bazılarının itiraf ve ifşaatlarını kamuoyuyla paylaşıyor. Bu şahısların açıklamalarından da kesin olarak anlaşıldığı üzere bu unsurlar Libya ve Suriye gibi ülkelerde daha önce ‘vekil savaşı’ konsepti çerçevesinde savaştırılmışlar. Örneğin Suriye’de Türkiye tarafından terör örgütü olarak kabul edilen silahlı ve ayrılıkçı hareket YPG’nin saflarında savaştıklarını itiraf ediyorlar. İkiz Kuleler’e yapılan 11 Eylül 2001 tarihli terör saldırısını bahane ederek geniş Avrasya hinterlandında küresel liderliğini pekiştirme hedefiyle bir dizi jeo-stratejik hamle yapan ABD’nin Irak ve Suriye’de merkezi hükümetleri zayıflatmak amacıyla buralardaki ayrılıkçı eğilimli grupları yıllardır silahlandırdığı ve eğittiğini biliyoruz. Dolayısıyla aynı ABD ve müttefikleri tarafından vekil savaşı konsepti uyarınca Ukrayna’ya da yabancı savaşçı ve silah gönderildiği bir sır değil. Türkiye’nin güney hattında ulusal güvenliğine tehdit oluşturan yasadışı silahlı grupların istisnasız hepsinin arkasında ABD ve müttefiklerinin açık desteğini göz önüne aldığımızda elbette kuzey hattında da benzer şekilde ne olduğu belirsiz silahlı tiplerin türemesi önemli bir güvenlik riski yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.
Haber akışı
0
Tartışmaya katılmak için
giriş yapın ya da kayıt olun
loader
Sohbetler
Заголовок открываемого материала