06:13 19 Eylül 2019
Canlı Yayın
    ABD'de bir hastaneye silahlı saldırı

    ABD'deki silahlı saldırılar neden önlenemiyor?

    © Fotoğraf : Twitter
    ABD
    URL'yi kısaltın
    130
    Abone ol

    ABD’de bir gün içinde 30’dan fazla kişi silahlı saldırılara kurban gitti, onlarca kişi de yaralandı. Her yıl yüzlerce Amerikalının bu şekilde öldürülmesine rağmen silahlı saldırılar, ABD anayasasında bireysel silahlanmaya izin veren madde yer aldığı için bir türlü önlenemiyor.

    Geçtiğimiz hafta sonu ABD’nin çeşitli noktalarında meydana gelen silahlı saldırılarda kimi ırkçı kurşunlarına, kimi de yanlış zamanda yanlış yerde bulundukları için 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.

    'HİSPANİK İSTİLASINA YANIT'

    ABD'nin Teksas eyaletinin El Paso kentinde düzenlenen ve son bilgilere göre 22 kişinin öldüğü silahlı saldırının faili Patrick Crusius'a ait olduğu öne sürülen manifestoda, ‘saldırının Teksas'a Hispanik istilasına bir yanıt’ olarak düzenlendiği ifade edildi. Saldırgan, 4 sayfalık manifestoda ayrıca (Yeni Zelanda’da 2 camiye düzenlediği saldırıda 50 kişiyi katleden) ‘Christchurch saldırganını ve onun manifestosunu desteklediğini’ ifade etti.

    Manifestoda ayrıca ABD’nin ırk özelliklerine göre farklı alanlara bölünmesi ile ilgili detaylı bir plana da yer veren saldırgan, asıl yabancıların beyaz Amerikalılara ülkeyi dar ettiklerini yazdı.

    Federal yetkililer, Crusius'un dosyasını ‘iç terörizm’ olarak değerlendiriyor. ABD Adalet Bakanlığı yetkilisi John Bash, saldırının faili için federal nefret ve silahlı eylem suçu kapsamında idam cezası isteyeceklerini açıklamıştı. Bash, "Bu saldırıyı terörizm dosyası olarak görüyoruz. Bu yüzden teröristlere ne yapıyorsak Crusius için de aynısını yapacak ve adaleti sağlayacağız" demişti.

    SALDIRILARIN ARDI ARKASI KESİLMİYOR

    El Paso'daki saldırı, ABD’de bir günde ikinci ve bir haftada dördüncü olma özelliğini taşıyor. Crusius tüfeğiyle alışveriş merkezine dalmadan önce Ohio’nun Dayton kentinde Connor Betts adlı 24 yaşındaki genç, bir barın yakınında rastgele ateş açarak, kendi kız kardeşi de dahil olmak üzere 9 kişiyi öldürdü. Polis saldırganı öldürdü. Betts’in tüfeğini internet üzerinden satın aldığı biliniyor.

    Geçen hafta Pazartesi günü Kaliforniya eyaletinde düzenlenen bir yemek festivalinde, silahlı bir saldırgan kalabalığa rastgele ateş açtı. 3 kişi öldü, 15 kişi yaralandı. Polis saldırganı öldürdü. Bundan bir gün sonraysa Mississippi eyaletinde işten çıkarılan bir Walmart çalışanının ateş açması sonucu marketin 2 çalışanı hayatını kaybetti, 1 polis ve saldırgansa yaralandı.

    El Paso katliamından sonraysa bu kez Chicago’da silah sesleri duyuldu. Olay, kentin batı yakasındaki Douglas Park'ta, kimliği belirlenemeyen silahlı bir kişinin siyah bir Chevrolet Camaro'dan ateş açmasıyla gerçekleşti. 7 kişinin yaralandığı olaydan saatler sonra, birkaç blok ötedeki ayrı bir silahlı saldırıda 2 kişi yaralandı.

    Saldırılara ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Trump, saldırıların ‘nefret içerikli ve korkakça işlenmiş olduğunu’ ve bu tür eylemlerin son bulması için elinden geleni yapacağını söylemişti. Ancak Trump'ın, açıklama sırasında saldırganları ‘akli dengesi yerinde olmayan bireyler’ olarak nitelendirmesi, ülke genelinde tepkiye neden olmuştu.

    'EVDE YETİŞEN' TERÖRİSTLER

    FBI değerlendirmelerine göre ‘iç terörizm’ kategorisine dahil olan suçların çoğu ırkçı görüşler neticesinde işleniyor. Ancak FBI Başkanı Christopher Wray, büronun ideolojik görüşleri değil, suçları takip ettiğini söylemişti.

    Bununla birlikte beyaz ırkçıların estirdiği terör, birbirinden ayrı olarak meydana gelen olaylar’, daha çok ‘nefret suçu’ ya da ‘silah yasasının ihlali’ olarak değerlendiriliyor.

    Bu tür saldırılar Amerikalıların gözünde, aşırı İslamcıların ve cihat yanlılarının ‘gerçek’ teröründen çok farklı görünüyor. Fakat iç terörizm, ülke içinde silah satın alan Amerikalıların işlediği bir suç. ‘Evde yetişen’ teröristlerin ne liderleri, ne de örgütleri var. Ancak son yıllarda ulusal ya da dini azınlıkların bu saldırılara daha çok maruz kaldığı görülüyor.

    BİREYSEL SİLAHLANMA HAKKI

    Silah satış kontrolü, Amerikan toplumunda göç ve ırkçılığın yanı sıra en çok tartışılan ve siyasileştirilen konulardan biri. Araştırmalara göre 2017 yılında ABD’de ateşli silahlardan aldıkları yara nedeniyle 39 bin 773 kişi hayatını kaybetti. Bu oran, ülkedeki toplam ölümlerin 6’da birini oluşturuyor.

    Florida eyaletinin Parkland bölgesinde geçen yıl 17 öğrenci ve öğretmenin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırının ardından silah yasaları sıkılaştırılsa da, bu trajediden sonra saldırganın kullandığı uzun namlulu tüfeklerin satışlarında artış görüldü.

    ABD’nin farklı eyaletlerinde silah satışıyla ilgili farklı kurallar uygulanıyor. Örneğin New York ve Kaliforniya’da silah satıcıları, sebebi açıklanmaması durumunda silahı satmayabiliyor. 'Shall-issue' kuralının geçerli olduğu eyaletlerde tabanca ya da tüfek satın almak için özel izin, reşit yaşa ulaşmış olmak ve ruh sağlığını doğrulayan belge gibi şartlar koşuluyor. Wyoming ve Kansas gibi eyaletlerdeyse hemen ve herkese silah satışı yapılabiliyor.

    Ateşli silahlardan gelen ölüm oranı ne olursa olsun, Amerikalılar için silah kullanma hakkı anayasada belirtilmiş temel haklarından biri ve 'özel mülkü koruma' türünden temel değerlerle bağdaşıyor olması nedeniyle bu konuda ciddi kısıtlamalara gidileceğini beklemek doğru olmaz.

    Öğrencilerin ya da market müşterilerinin rastgele ölümlerinin ne şekilde önlenebileceği belli değil. Şeffaf okul çantaları ve yarı otomatik tüfekleri tam otomatiğe dönüştüren ‘kayar dipçiklerin’ yasaklanması ülkedeki durumda herhangi bir değişim sağlamadı.

    Etiketler:
    Donald Trump, silah kontrolü, Bireysel silahlanma, Chicago, Ohio, Dayton, El Paso, Teksas, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın