19:14 27 Ocak 2020
Canlı Yayın
    Afrika
    URL'yi kısaltın
    Yazarı ,
    0 20
    Abone ol

    Prof. Dr. Mensur Akgün ve Gazeteci Hüsnü Mahalli, Yemen’e yönelik başlatılan askeri operasyonu ve bölgedeki önemli aktörlerin tutumunu Sputnik’e yorumladı.

    Suudi Arabistan öncülüğündeki 10 Arap ülkesi Husilerin ilerleyişini durdurmak için Yemen'e, askeri operasyon başlattı. İran Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik hava operasyonunu “Uluslararası hukuka ve ulusal egemenlik haklarına aykırı, tehlikeli bir hamle. Saldırılar derhal durdurulmalı” ifadeleriyle kınadı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise dün yaptığı açıklamada Türkiye’nin operasyona lojistik destek verilebileceğini söyleyerek “İran bölgeyi adeta domine etmeye çalışmaktadır. Buna tahammül etmek mümkün değil. Tüm bu güçler Yemen'i terk etmeli ve Yemen halkının kendi toprağında özgürce yaşamasına izin verilmeli” dedi.

    Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile bir telefon görüşmesi yaparak Yemen’deki gelişmeleri de ele aldı. İki liderin görüşmesinde Yemen ve Ukrayna krizininyanı sıra İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin ele alındığı bildirildi.

    Şii Husilerin iktidar yürüyüşüne karşı gerçekleştirilen Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen operasyonunu ve Türkiye dahil bölgedeki önemli aktörlerin tutumunu  Prof. Dr. Mensur Akgün ve Gazeteci Hüsnü Mahalli, Sputnik için değerlendirdi.

    Star gazetesinin dış politika yazarı, akademisyen Mensur Akgün, Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen operasyonunu Husilere yönelik bir uzlaşma ve müzakere çağrısı olarak değerlendirirken, Riyad’ın asıl hedefinin iç karışıklıklar nedeniyle askıya alınan yeni anayasa yazım sürecinin tekrar başlatılması olduğunu söyledi.

    Gazeteci Hüsnü Mahalli ise, Türkiye’nin Yemen operasyonuna verdiği desteği, “Erdoğan Suudi Arabistan’la yeni bir dönem başlatmak istiyor” dedi. Mahalli’ye göre, Riyad bölgede yeni bir ‘Sünni ittifak’ kurguluyor.

    'TÜRKİYE İRAN İLİŞKİLERİ: HEM REKABET HEM İŞBİRLİĞİ'

    Bölgedeki iki etkin ülke olan Türkiye ve İran’ın ilişkilerindeki olası bir gerilimin yaşanmayacağını vurgulayan Mensur Akgün, Washington ve Tahran arasındaki nükleer müzakerelere de dikkat çekti:

    “Türkiye ile İran bölgesel bir rekabet içerisinde olsa da aynı zamanda işbirliği de gerçekleştiriyorlar. Bu işbirliğinin Yemen’deki bir sorun ya da Irak’taki hesaplaşmalar yüzünden bozulmasını ne İran ne de Türkiye isteyecektir. Ayrıca ABD de şu sıra İran’la rekabet değil işbirliği halinde. Nükleer müzakerelerin sonuçlanması için verilen tarih yaklaşıyor. Temmuz ayına kadar onun içini doldurmaya çalışacaklar. Obama zaten yönetim olarak İran karşısında çok ciddi bir risk aldı. Hatta İsrail’le olan ilişkilerini bile zorladı.”

    “OPERASYON MÜZAKEREYİ HEDEFLİYOR”

    Peki Washington yönetiminin tarihi bir risk alarak, Tahran’la yürüttüğü nükleer müzakerelerde sonuç alınmasına yaklaşılırken, Suudi Arabistan’ın başlattığı bu operasyon ne anlama geliyor? Akgün’ün bu soruya yanıtı şöyle:

    “Batı’yla varılan uzlaşmanın İran’ın Yemen’deki etkisini azalttığını söyleyenler çıkacaktır. Ancak Suudi tarafın yaptığı açıklamalara ve kara harekatının yapılmamış olmasına baktığınızda aslında operasyonun Husileri bir müzakereye, çağrı niteliği taşıdığını görebilirsiniz. Daha önceden de Yemen’de bir federasyon önerisi vardı. Yeni bir anayasa yazılması konusunda müzakereler sürüyordu. Suudi Arabistan önderliğindeki müdahaleyi bu müzakerelerin tekrardan zemin kazanmasını sağlayacak bir çaba olarak da görebiliriz.”

    ‘YEMEN OPERASYONU’ İSRAİL – TÜRKİYE İLİŞKİLERİNİ NORMALLEŞTİRİR Mİ?

    Suudi Arabistan’ın başını çektiği, Katar ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerinin de içinde bulunduğu ve ‘Sünni ekseni’ olarak adlandırılan ülkelerin başlattığı Yemen operasyonuna İsrail’in de destek vermesi tartışma yarattı. İran’ın temsil ettiği Şii eksenine karşı, Türkiye’nin İsrail’le birlikte bu eksende yer alması önümüzdeki dönemi nasıl şekillendirecek? Yıllardır bozuk olan Ankara – Tel Aviv ilişkileri, Yemen operasyonuyla birlikte düzelecek mi?

    “Her ne kadar çıkarlar örtüşse de şu ana kadar İsrail’le ilişkilerin normalleşmesini sağlayacak bir gelişme olmadı. Hele ki Netanyahu’nuniktidara bu kadar güçlü bir şekilde seçilmesinden sonra daha hükümet bile kurulmadan,  bunun Yemen üzerinden gerçekleşmesi mucize olur. Çıkarların örtüşüyor olması en fazla ilişkilerin daha fazla soğumamasını önler.”

    'OPERASYON UZUN SÜRERSE MEZHEPSEL ÇATIŞMALAR ALEVLENİR'

    Operasyonu yürüten Sünni eksenli körfez ülkelerinin içinde aynı zamanda azımsanmayacak büyüklükte bir Şii nüfus var.  Örneğin Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 25’i Şiilerden oluşuyor. Akgün’e göre operasyona dahil olan ülkelerdeki Şii nüfus, Husilerin yanında yer almak ister ve destek verirse bu durum mezhepsel çatışmalara yol açabilir. Bunun emsallerinin bazı bölgelerde, özellikle de Irak’ta görüldüğüne işaret eden Akgün şu açıklamayı yaptı:

    “Ülkelerin içerisindeki toplulukların birbirleriyle çatışmasının önüne geçmek amacıyla siyasi bir projeyle ortaya çıktılar. Eğer o siyasi proje gerçekleşecek olursa bu müdahale başarıya ulaşmış olacak. Ardından Yemen istikrara kavuşacak. O zaman herkesin hakkı korunacak. Böylesi bir tehdidin ortaya çıkmasına zemin olmayacak. Ama operasyon uzun sürerse ve insan kayıpları artacak olursa hem bu ülkelerin hem  bölgenin bu sorundan etkilenmesi kaçınılmaz hale gelir.”

    Erdoğan, Mart başında yaptığı Suudi Arabistan ziyareti sırasında basına verdiği demeçte, Riyad'daki temasları kapsamında Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşüp görüşmeyeceğine ilişkin soruya sert bir yanıt vermiş, böyle bir görüşmenin söz konusu olmayacağını belirtmişti. Yemen’e yönelik başlatılan operasyonun en büyük destekçilerinden biri de Mısır.  Peki bu durum ortak bir operasyonda yer alan Mısır ve Türkiye arasında askıya alınmış ilişkilerin seyrini nasıl etkiler?

    Mensur Akgün bu konuda tahmin yürütmenin kolay olmadığını belirtmekle beraber bu tür bir olayın işbirliğinin arttırılmasına ve iki ülke arasındaki sorunların çözülmesine yardımcı olacağını ifade etti. Akgün,  “Sorunlar çözülecek olursa, o zaman Türkiye’nin de Mısır’ın da rahat hareket etme imkanı artar. Türkiye’nin Mısır’la tekrar ilişki içerisinde olması,  orada korumaya çalıştığı değerler açısından bir getiri olur” dedi.

    'ERDOĞAN’IN İRAN’LA İLGİLİ SÖYLEMLERİ DAHA ÖNEMLİ'

    Hüsnü Mahalli göre ise bu operasyon kapsamında Cumhurbaşkanı’nın İran’la ilgili söylemleri çok daha önemli.  Erdoğan’ın ilk defa bu kadar açık, net ve kararlı bir biçimde İran’a yüklendiğini vurgulayan Mahalli şunları söyledi:

    “Erdoğan, Suudi Arabistan’la yeni bir dönem başlatmak istiyor. Suudi Arabistan bu bölgedeki en karanlık oyunların başrol oyuncusu. Suriye ile Mısır’ı barıştırmaya çalışıyor. Türkiye’nin de barışmaya hazır olduğunun sinyallerini Davutoğlu’nun açıklamalarında gördük. Operasyonla ilgili demeçlerle önce Suudi Arabistan’a, onun üzerinden de Mısır’a göz kırpılıyor. Bölgede yeni bir Sünni ittifak kurgulanmaya çalışılıyor.”

    Erdoğan’ın İran’la ilişkilerin bozulmasını göze aldığını söyleyen Mahalli, bunun neye mal olacağının bilinemeyeceğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu coğrafyada yarın sabah ne olacağını hiç kimse kestiremiyor. Yemen artık bütün bölgenin kaderini belirleyecek bir noktada. Türkiye körfez ülkelerinden aldığı ekonomik yardımlar karşılığında İran’la olan ilişkilerini feda etmiş olabilir. Bu çok büyük bir oyun. Nükleer müzakerelerinin sonuçlanmasına az bir kala başlayan operasyonun zamanlaması önemli. Büyük resmi görmek lazım, İsrail, Mısır, Suudi Arabistan hepsi aynı çizgide.”

    'KONUNUN MEZHEPLERLE İLGİSİ YOK'

    Erdoğan açıklamalarında İran’ın Irak’taki etkinliğini arttırmak istediğini ve IŞİD’i bölgeden kovmaya çalışarak onun yerine geçmek istediğini savundu. Mahalli bu tespitin enteresan olduğuna vurgu yaparak, bu tespiti şöyle yorumladı:

    “ABD’liler dahil İran’ın IŞİD’e karşı savaşa olumlu baktığını herkes biliyor. O zaman İran Irak’a girmesin ve IŞİD’e karşı savaşmasın. Madem ki İran’ı Şii diye suçluyorlar o zaman İran’a “Sen dur şurada kenarda” desinler. Erbil’i kurtaran ülke, İran. İran müdahale etmeseydi bugün IŞİD Erbil’de olurdu. Irak’taki  Sünni aşiretler IŞİD’le işbirliği yaptı. Tarık el-Haşimi, Musul Valisi Nuceyfi gidip Tikrit’i, Ramadi’yi, Musul’u IŞİD’e teslim ettiler. Sonra İran gelip onlarla savaşınca İran’daki Şiilerin, Sünni kasabalarına girdiğini söylüyorlar, neden böyle yaptığını sorguluyorlar. Orada da büyük bir oyun var bunun Sünnilikle, Şiilikle hiç ilgisi yok. Bu coğrafyayı alabildiğine kana bulamak istiyorlar. Paramparça etmek istiyorlar. Libya’da bir tane Şii yok, hepsi Sünni. Peki oradaki insanları niye birbirine kırdırıyorsunuz? Suudi Arabistan bu coğrafyanın hatta dünyanın en tehlikeli en ilkel yönetimidir. İkinci dünya savaşından beri emperyalizmin uşaklığını yapıyor. Suudi Arabistan’ın bölgedeki en büyük müttefiği İran şahıydı. İran şahı Şiiydi. Niye o zaman Şaha Şii demiyorlardı. Şiilik bahane ihanet şahane.”

    İlgili konular:

    Yemen'de stratejik noktalar vuruldu, Husiler karşılık verdi
    'Yemen, İran'sız da kendini savunur'
    Yemen Cumhurbaşkanı Hadi Riyad'da
    Erdoğan: Yemen'deki operasyona lojistik destek verebiliriz
    Etiketler:
    IŞİD, Husiler Hareketi, Hüsnü Mahalli, Mensur Akgün, Recep Tayyip Erdoğan, Mısır, İran, Suudi Arabistan, Yemen
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın