03:25 11 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    'Z kuşağı en çok adaletsizlik ve eşitsizliği değiştirmek istiyor'

    Akşam Postası
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 139
    Abone ol

    'Z- Bir Kuşağı Anlamak' isimli kitabı yazan Evrim Kuran, 'Z kuşağı' tartışmaları hakkında konuştu.

    Kuşaklar üzerine araştırma yapan “Z- Bir Kuşağı Anlamak” isimli kitabı yazan Evrim Kuran RS FM’de Atilla Güner’le Akşam postası programına konuk oldu. Kuran,”Z kuşağına ‘En çok neyi değiştirmek isterdin’ diye sorduğumuzda aldığımız yanıt adaletsizlik ve eşitsizlik. Türkiye’de hayatın zor olduğunu düşünüyorlar. Bu kuşağın sorunlarını şimdi çözmezsek 20 yıl içinde çok ağır bedeller öderiz‘’dedi.

    'Kaygıları artan külliyen politik bir kuşak'

    Kuşak araştırmacısı Evrim Kuran Akşam Postası’na Z kuşağının genel özelliklerini şöyle anlattı:

    “Özgürlük sadece bireysel olarak değil bütün bağlam için kendisinin özgür olması yetmeyebilir bu kuşağın. Dolayısıyla bencil, çok kendine odaklı ve ben merkezli bir kulak gibi sığ tanımlamalar da görüyorum ama öyle değiller. Çok fazla dert, tasa ve çok fazla kaygı bıraktığımız dünyada bir kuşak. Sosyoekonomik seviyesi ne olursa olsun dünyanın dört bir yanında kaygılı bir kuşak. Türkiye gibi kırılgan ekonomilerde, siyaseten kırılgan bağlamlarda kaygıları daha da artan bir kuşak bu. Bu kadar kaygılı bir kuşak o kadar zannettiğimiz kadar keyif odaklı, haz odaklı, eğlencesine bakan, politikadan anlamayan bir kuşak değil. Susmaları ya da konuşmaları, okudukları ya da okumadıkları ve tüm tercihleriyle külliyen politik bir kuşak olduğunu düşünüyorum.

    'Yüksek ve düşük zümre Z kuşağı mensupları ortak karakterde'

    Ben bunları bir zümrenin ya da yüksek gelir grubunun veya daha şanslı doğmuş Z kuşağının tercihleri ve eğilimleri olarak değerlendirmiyorum çünkü geçtiğimiz sene Türkiye’nin büyük kentlerinde hem gecekondulaşma oranının yüksek olduğu çok düşük sosyoekonomik seviyelerin arka mahalle diye tabir edebileceğimiz yerlerde hem de orta ve yüksek gelir düzeyi olan ailelerin Z kuşak çocuklarıyla yaptığımız araştırmalarda aslında en belirgin ortak noktalarının bu olduğunu söyleyebiliriz. Duyarlı bir kuşak çünkü o duyarlılığı biz onlara transfer ettik önceki kuşaklar olarak hiçbir şey yapmayarak. Doğayı, toplum ve insanı korumak ve kollamak gelecek kuşaklara olan sorumluluğumuzu hatırlamayarak. Çünkü benim için yaşamın anlamı gelecek kuşağa olan sorumluluklarımızı hatırlayarak üretmek, tüketmek, çalışmak, politika yapmak, ülke yönetmektir. Biz bu sorumlulukları hatırlamayarak o kadar dertli bir dünya ve Türkiye bıraktık ki dolayısıyla bu duyarlılıklarının yüksek olmaması mümkün değil.

    'Otoriter dil istiyorlar' sözlerine hayret ediyorum'

    Atilla Güner’in “Al bunu tüket denilen anlayışa itirazları mı var?” sorusunu Evrim Kuran şöyle yanıtladı:

    “İtirazları var. Nasıl itiraz ettiğini anlayamayabilirsiniz bile öyle sessizce itiraz edeler ki eski jenerasyon itirazlarına benzemez. Dünyanın 61 ülkesinde genç kuşak araştırmaları yapan biriyim ama araştırmalarımın çok büyük kısmı Türkiye ve Türkiye spesifik mahalleden mahalleye fark eden Z kuşaklarını çalışan bir araştırmacı olarak Z kuşağı otoriter bir dil istiyor aslında gibi açıklamaları hayretle takip ediyorum. 60 yaşlarındaki bir siyasetçinin biyolojik öngörüsünün ne olacağı ortada en fazla 15-20 yıl daha belki bu dünyada yaşayabilir ama bu kuşağın önünde çok uzun yıllar var. Dolayısıyla bu dertleri çözmekle mükellefler. Hangi mahalleye giderseniz gidin doğa hakları, çevre, hayvanlar, insanlar, farklı eğilimleri olanlar ve farklılıkların zenginliğini çok iyi gören bir kuşak bu. Ne yazık ki Türkiye’de varlıklı ve yoksul arasındaki kutuplar çok fazla açıldığı için oyun alanı dar bir kuşak.  Kucaklayıcılık çok önemli bu jenerasyon için ama bu politik değiller anlamına gelmiyor.  Bu gençler partizan olmayabilirler ve siz onları partizan edemezsiniz bu beyhude bir çaba olur.

    '20 yıl içinde bedelini ağır öderiz'

    Eylül ayında açıklayacağımız 2020 araştırmalarımızda net gördüğümüz bir tablo var. Orta ve yüksek yetkinlik seviyelerine sahip gençlerin daha fazla Türkiye dışına çıkma eğilimi gösterebileceğini düşünüyorum. Bununla ilgili genel bir yargı oluşmuş durumda Türkiye’nin Z kuşağında. Daha aşağı pozisyonlarda çalışmaya başlasa bile ya da çeşitli duygusal ve fiziksel zorluklar yaşayacak olsa bile Türkiye dışında şansını denemek isteyen tahminimin çok ötesinde oranlarda bir Z kuşağından bahsediyoruz. Bu konuya mutlaka ülkenin bütün kurumları ve kural koyucuları yakından bakmalı. Biz bugün değil ama 20 yıl içerisinde bedelini ağır öderiz. 

    'Türkiye'de yaşam için 'zor' diyorlar'

    Ümit var, çocukları yetiştirmeye devam edelim. Çünkü çok da umutlu değiller. Türkiye’de yaşamayı genellikle ‘zor’ sözcüğü ile tanımlıyorlar. Türkiye’de yaşam deneyimini düşük sosyoekonomik seviyelerdeki Z kuşağı yüzde 15 oranında olumlu tanımlıyor. Yüksek sosyoekonomik seviyedeki Z kuşağı ise yüzde 20 olumlu tanımlıyor. Zenginiyle yoksuluyla Türkiye’de yaşamak deneyimleri çok düşük oranlarda olumlu tanımlanıyor. Her birinin kendine has kaygıları var. En çok neyi değiştirmek isterdin sorusuna aldığımız yanıt ‘adaletsizlik ve eşitsizlik’. Bu gençlerden lütfen partizan olmalarını beklemeyelim. Fırsat eşitliği ve adalet kavramını yeniden canlandıracak kaynaklara ve yüreğe sahip bir kuşak. Yeter ki ayarlarıyla oynamayalım toplumun.’’

    Etiketler:
    Sosyal adaletsizlik, adaletsizlik, Türkiye, Gençlik, Z Kuşağı
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın