Türkiye
© AA/ Aytaç Ünal

Çavuşoğlu: Biz S-400'ü aldık, ABD olumsuz adımlar atarsa bizim de atacağımız adımlar var

URL'yi kısaltın
Abone ol

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, AA Editör Masası'nda yaptığı açıklamalarda, "S-400 konusunda hiçbir şekilde geri adım atmayacağız" dedi, ABD bize yönelik olumsuz adımlar atarsa bizim de atacağımız adımlar var" ifadesini kullandı. Çavuşoğlu İdlib'de 3 askerin yaralanması ve bölgedeki durumla ilgili de konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

* ('Türkiye'nin çabalarına ve güvencelerine rağmen ABD'nin şu ana kadar ikna olmamasının başka nedenleri mi var? Washington yönetiminin, F35 programındaki ortaklığımızın bitirilmesi yönündeki adımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna) Biz S-400'ü aldık. Başka bir şeyi yok bunun. Aldık. 

* Patriotları da alamadık. Dolayısıyla biz, başka arayışlara girdik ve en iyi teklifi, en iyi teknolojiyi Rusya'dan aldık. Her şey bitti, şimdi tamamen teslim süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Türkiye'ye bunlar gelecek.

* Bağımsız ve özgür millet olmak için kararlılığımızı devam ettireceğiz.

* Anlaşmayı iptal etmemiz mümkün değil, sonucu ne olursa olsun. 

* ABD, Patriotlar için garanti veremiyor. Fransızlar kendi hava savunma sistemleri için teklifte bulundu. Ancak S-400'leri aldık. S-400'ler konusunda kararlıyız, geri adım atmayacağız. Türkiye'nin menfaati için bu adımı atmak durumundayız.

* Bir ülkenin tek başına başka ülkelere "Al ya da alma" şeklinde talimat vermesini kabul etmiyoruz. ABD'nin bu yaklaşımından vazgeçmesi lazım. ABD'nin bu yaklaşımından Avrupalı ortakları da çok rahatsız. ABD bu hakkı nereden bulunuyor?

* ABD bize yönelik olumsuz adımlar atarsa bizim de atacağımız adımlar var.

* Bizim en ihtiyaç duyduğumuz dönemde Türkiye'den Patriot bataryaları geri çekildi. Bize saldırı olursa NATO'nun koruma kapasitesi yok. 

* Ortaya attıkları iddiaların doğru olmadığını zaten teknik bilgisi olmayan insanlar da biliyor. Neymiş efendim, S-400'ler F35'in sistemine girebiliyormuş. Eğer bu iddialar doğruysa zaten, Suriye'de S-400'ler var ve yüzde 100 Rusya'nın kontrolünde. Bize gelecekler yüzde 100 bizim kontrolümüzde olacak ve NATO'ya tehdit olmaması için biz zaten ön şartlarımızı en başından koyduk.

* Suriye'de İsrail ve ABD'nin F-35'leri S-400'lere çok yakın uçtu. Eğer bu iddia doğruysa zaten çoktan S-400 girdi. Sanki biz bir yere taarruz füzesi almışız gibi, bunu da alabiliriz bu da ihtiyacımız, sanki bir nükleer silah üretmişiz gibi bir savunma sistemi alırken bir müttefikimiz neden bu kadar problem çıkarıyor?

* Bir konuda ABD garanti veremiyor. Fiyatta ve teslim süresinde anlaşsak bile Kongreden geçme garantisi verebiliyor musunuz? Hayır veremiyoruz. Veremiyorsanız, yarın Patriot alamazsak, yine başka sistemler alacağız.

* (F-35 pilotlarının eğitimin durdurulmaya çalışıldığını, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'a mektup gönderdiğini hatırlatıp) Biz onlara şunu söylüyoruz, 'Bu çabalarınız beyhude. Biz S-400'ü aldık.'

* Muhalefete bilgi verme konusunda hiçbir tereddüdümüz olmaz. Veririz. Yeter ki onlar arzu etsinler ama bu bilgileri almadan da 'Türkiye S-400'ü almasın, iptal etsin' gibi açıklamaları da doğru bulmuyoruz. Birilerine hizmet etmesinler. Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hizmet etsinler.

* Astana sürecinin devam etmesinde fayda var. Bugüne kadar Suriye'de sahada ve masada herhangi bir gelişme olduysa, Cenevre süreci orada hiçbir şey olmamasına rağmen canlı kaldıysa, bunun sebebi Astana'da, yer yer Soçi'de bizlerin muhalefetle, rejimle üç garantör ülke olarak, gözlemci ülkeler olarak, şimdi Irak ve Lübnan'ı da oraya davet erme kararı aldık, birlikte attığımız adımlar sayesinde olmuştur.

Diğer taraftan İdlib ve Suriye genelinde ise rejimin garantörü ise Rusya ve İran. Bu nedenle "Rejime söz geçiremiyoruz" diye bir şeyi kabul etmiyoruz. Bu tacizler oldu. Rusya ile ateşkes için beraber çalışıyoruz. Rusya'nın burada sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor.

* Dünkü tacizlerden 3 askerimiz hafif şekilde etkilendi ama ne olursa olsun, hiç etkilenmese bile bu atışların, tam 10. gözlem noktasını hedef almasa bile, oraya yönelik atışların kasıtlı olduğunu düşünüyoruz. Rusya'ya ve diğer ülkelere gerekli mesajları verdik.

© AA/ Cumhurbaşkanlığı/ Yasin Bülbül
* Suudi Arabistan ile ikili bir problemimiz yok. Bu (öldürülen gazeteci Cemal) Kaşıkçı olayını ikili ilişkilerimizden tamamen bağımsız tuttuk. Bu gelişmelerden sonra Suudi Arabistan'ın bize karşı tutumu değişti. Bu bir cinayet meselesi, buna göz yummamızı istiyorlarsa hiç doğru bir yaklaşım değil. Ölen kişinin cesedi nerede, onu bile söylemediler. Biz bağımsız tutuyoruz ama onlar gördüğümüz kadarıyla bağımsız tutmuyorlar. Cumhurbaşkanımızın, Ramazan Bayramı'nda (Suudi Kralı Selman ile) telefon görüşmesini de bu noktada değerlendirmek gerekiyor. 

* Eğer bu cinayete göz yummamızı, kapatmamızı veya hiçbir şey söylemememizi istiyorlarsa bu, doğru bir yaklaşım değil çünkü bu bir cinayet. Bunun sorumluluğu var. Yerel işbirlikçinin kim olduğunu söylemediler. Şimdi 'Hepimiz Müslümanız' diyoruz. İslam Zirvesi de Mekke'de oldu, o da tamam. Öldürdüğünüz kişinin cesedi nerede, bunu bile söylemediniz? Müslüman ölür, öldürülür, şehit düşer, başka türlü ölür ama en azından Müslüman olmasa bile herkes defnetmek ister.

Cenaze nerede? Ceset nerede? Bu konularda hiçbir bilgi verilmedi. Bizden kaynaklanan sorunlar değil.

* Körfezdeki saldırılar gerçekten endişe verici. Biz kimseyi korumuyoruz ama birkaç saati içerisinde suçlunun gösterilmesini de doğru bulmuyoruz. Ciddi bir incelemenin yapılması gerekiyor. İran'a yönelik yaptırımları doğru bulmadığımızı söyledik. İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkeler İran'la INTEX gibi bir mekanizma kurdu. Biz de buna mı dahil olacağız yoksa özel bir anlaşmamı oluşturacağız göreceğiz. Biz İran'la asırlardır komşuyuz. Biz birçok konuda ticaretimizi devam ettiriyoruz.

* (ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararını açıklamasının ardından bu işin koordinasyonu için Türkiye ve ABD'nin bir görev gücü kurduğunu hatırlatıp) Bu görev gücü birkaç defa bir araya geldi. Önce ABD'den bize bir kağıt geldi. Biz, cevabımızı verdik. Şimdi bizim verdiğimiz cevaba yönelik ABD, kendi düşüncelerini bizimle bu hafta içinde paylaşacaklarını söylediler. Güvenli bölgenin oluşturulması, güvenli bölgenin derinliği ve güvenli bölge içinde kimlerin güvenliği sağlayacağı ana konular.

* ABD ve koalisyonun içindeki bazı ülkeler Fransa dahil, bu YPG terör örgütüyle çok iç içe oldular. İş birliği yaptılar ve bu terör örgütüne hep destek verdiler, angajmana girdiler. Şimdi bu güvenli bölgenin içinden onları çıkarma konusunda zorlukların olduğunu görüyoruz.

* (Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi) Şu anda bu gündemde olan bir konu değil.

* Ruslar, Kıbrıs sürecinde kalıcı bir çözüm olması konusunda görüşlerini söylediler. Hatta müzakerelere P5 ülkeleri katılsın diye de taleplerini iletiyorlar ama biz, BM ve AB gözlemci konumunda. Çünkü herhangi bir çözüm olduğu zaman AB ve AB hukukunu da ilgilendiren konular olduğu için onlar gözlemci olarak duruyorlar ve garantör ülkeler olarak bu müzakereleri sürdürdük. Sondaj konusunda Rusya'nın bir taraf tutan bir açıklamasını ya da tutumunu görmedik.