23:54 21 Temmuz 2017
Ankara+ 17°C
İstanbul+ 26°C
Canlı Yayın
    Yunanistan Bayrağı

    Alman uzman: Avrupa Birliği, Yunan politikasında başarısız oldu

    © Sputnik/ Sergey Yelkin
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    0 26720

    25 Ocak’ta Yunanistan’da cumhurbaşkanlığı erken seçimlerinin yapılacağı ilan edildi. Gözlemciler, fırtınalı haftanın kısa süreceği, ancak seçim kampanyasının ateşli geçeceğini tahmin ediyor.

    Öyle görünüyor ki, Yunan hükümeti kendini tüketti. Parlamento üçüncü turda dahi, cumhurbaşkanını seçme konusunda anlaşmaya varamadı. Üçüncü turda da iktidar koalisyonunun adayı eski AB Komiseri Stavros Dimas başarısız oldu. 25 Ocak’ta Yunanistan’da cumhurbaşkanlığı erken seçimlerinin yapılacağı ilan edildi. Gözlemciler fırtınalı haftanın kısa süreceği, ancak seçim kampanyasının ateşli geçeceğini tahmin ediyor.

    Uzmanlara göre, şu an iktidarda bulunan Yeni Demokrasi, Yunanistan Sosyalist Hareketi ve Demokratik Sol hayatta kalamayacak. Anket araştırmaları Radikal Sol Koalisyonu’nun zafer kazanacağını gösteriyor.

    Yeni Demokrasi ve onun devlet başkanı Antonis Samaras kendini tüketti mi? Alman siyaset bilimcisi ve Yunanistan Uzmanı Paul Kleiser Yunanistan’daki yeni siyasi kriz ile ilgili görüşlerini, Sputnik ile paylaştı:

    "Bunu söylemek zor. Yeni Demoktasi, Yunanistan’ın ana muhafazakar partisidir. Yunanistan Sosyalist Hareketi, uzun vadede krizin üstesinden gelecektir ancak şu an, ciddi bir oy kaybına uğramaktadır. Sosyalistler parlamentoda çoğunluğa sahipti ve son 30 yıl boyunca Yunanistan’ı yönetti. Onların çöküş ve yıkılışı, Yunanistan için çok önemli bir sinyaldir. Sosyalistlerin başarısızlığı olmadan, Radikal Sol Koalisyonu olmazdı."

    Kleiser’e göre, ön seçimlere Yunanistan içi ve dışında maksatlı bir yıldırma ve gözdağı eşlik etmekte olduğu için solcuların kazanma ihtimali tahmininde bulunmak mümkün değil:

    "Federal Maliye Bakanı Schauble’nin Yunanistan’ın mali piyasalardan kopacağını söyledi. Euronun düşüşü de, Yunanistan’ı drahmiyi geri getirme adımı atmaya zorlayacağının, haberini verdi. Drahmi resmi para birimi olduğunda, enflasyon %10-%20 seviyesine çıkmıştı. Yunan halkı tabii ki tüm bunları istemiyor. Bu nedenle olayların gidişatı ve seyrinin nasıl olacağını tahmin etmek oldukça zor. Sadece eski partilerin koalisyonunun kayıplara karışıp parlamentonun dışına çıkacağı açıkça belli."

    Radikal solcuların planları euro ortaklarına korku salıyor. Onlar zafer elde etmeleri durumunda borçların silinmesinde başarılı olmayı planlıyorlar. Konu ile ilgili görüşlerini belirten Paul Kleiser, bu önlemlerin Yunan ekonomisinin ayağa kalkmasına yardımcı olabileceğine inanıyor:

    "Yunanistan’ın devlet borcu GSYH’nin %147’lik kısmını oluşturmakta. Ben özellikle 1953 yılında Almanların borcunun %60’lık kısmının silindiğini hatırlatmak istiyorum. Büyük borcun silinmesi, ekonomik mucize meydana getirmişti. Yunanistan tarafından da böyle bir adım kendini haklı çıkaracaktır. Şunu da unutmamak gerekir ki, şu an Yunanistan’a gelen sermayeden daha fazlası kaçıp gitmektedir. Yunanistan’da sermayeye geçen rakam, borç özelliği taşımaktadır. Kredi her zaman ona kullanım yükümlülüğü getiriyor, yani faiz ödemesi yapılması gerekiyor. Yunanistan 1990-2013 yılları arasında 1 milyardan fazla ödeme yaptı. Bu rakamın üçte ikilik kısmı faiz ödemesi olurken, üçte biri ise kredi borcunun kapatılmasına gitti. Bu şekilde suyu çıkarılmış herhangi bir ülke ayağa kalkma imkanı bulamazdı. Almanya’nın savaş sonrası dönemdeki durumu da aynı şekildeydi. Bu sebeple Yunanistan’ın talebi tamamen haklı bir taleptir."

    Radikal Sol Koalisyonu eylül ayında Selanik adlı paketi gündeme taşıdı. Parti bu programda vergilerin düşürülmesini, asgari ücretin arttırılmasını, kamu ve özel sektörde yeni 300 bin iş sahasının oluşturulmasını, ayrıca aşırı derecede borçlu ailelerin borçlarını silinmesini öngörüyor. Birçok Yunanlı, bu tedbirlerde kurtuluşlarını görüyorlar. Sol Koalisyon'un bu programı, uzun vadede ne derecede gerçekleştirebilir?

    "Zor bir soru. Şunu unutmamak gerekir ki, AB tarafından 2008 yılında öne alınan kemer sıkma politikası başarısızlığa uğradı. Tüm Güney Avrupa’da durgunluk hüküm sürmekte. Fransa’nın büyük sorunları var. Bu durum, bu politikadan vazgeçmek ve yeni yatırım politikasına geçmek, yeni iş sahaları oluşturmak ve ekonomik büyüme kaydetmenin zamanı geldiği anlamı taşımakta. Bu durum, Avrupa ile Amerika’nın karşılaştırılması durumunda belirgin bir hal almaktadır. Amerika’daki kriz anında 750 milyar dolar borç alındı, ama Amerika ekonomisi büyüyor. Avrupa ekonomisi düşüşte, kemer sıkma politikası amaca ulaşmıyor. Tabii ki, solcuların siyasi programının gerçekten gerekli miktarda yatırım yapmayı sağlayıp sağlamayacağının konuşulması gerekir. En önemli konu bu. Yunan ekonomisinin büyümesini sağlamak için her şeyden önce tarım, enerji ve turizm alanlarında orta ölçekli yatırım gerekli. Gerekli yatırım miktarı ile tüketim gücü teşviki arasında denge sağlamak kolay değil. Sol Koalisyon'un içinde de bu konuda şiddetli tartışmalar yürütülmekte."

    Kleiser, "AB, Yunanistan’a ne derecede mali yardım sağladı?" sorusuna ise şu yanıtı veriyor:

    "AB ne demektir? Bu herşeyden önce Fransa, Almanya,  İsviçre ve Lüksemburg gibi birkaç ülkedir. Onların ellerinde Yunanistan’a verilen kredinin %50’den fazla bir kısmı bulunmakta. AB bu yüzden belirli bir etki aracına sahiptir. Ancak, diğer tarafın her zamanki kurallara göre oynamayı, uçuruma götüren yolu ve poker oynama politikasını reddetmesi durumunda ne olacağını kimse bilmemektedir."

    Etiketler:
    Yunanistan, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın