11:12 23 Mart 2017
Ankara+ 15°C
İstanbul+ 8°C
Canlı Yayın
    AK Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu

    AK Partili Zorlu: Paris saldırısı asla tasvip edilemez

    facebook
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Yurdagül Şimşek
    0 77 0 0

    İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Üyesi AK Partili vekil Zorlu, mizah dergisi Charlie Hebdo'ya yapılan saldırıyla ilgili olarak, "Hz. Muhammed bizim değerimiz ama onunla ilgili karikatür yayınlanması böyle bir saldırının tasvip edilebileceği anlamına gelmiyor" dedi.

    TBMM AB Uyum Komisyonu, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu ve İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Üyesi AK Parti Konya Milletvekili Cem Zorlu, Paris saldırısını Sputnik Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Yurdagül Şimşek'e değerlendirdi.

    Aynı zamanda İslam Tarihi Profesörü olan, İslam tarihinde muhalefet ve isyanlar üzerine kitapları bulunan Zorlu, "Hz. Muhammed bizim değerimiz, onunla ilgili yapılan uygunsuz karikatürler asla tasvip edilmez, ama bunun karşılığında böyle bir saldırının tasvip edilmesi de mümkün değil" dedi.

    Zorlu, bu noktadan hareketle Batı'nın İslamofobiyi körüklemesinin de tasvip edilemeyeceğini söyledi. AK Partili Cem Zorlu'nun Sputnik Haber Ajansı'na yaptığı açıklamalar şöyle:

    "ÖLDÜRÜLEN İNSANLARIN HEPSİ MASUM"

    - Paris'te mizah dergisi Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? 'Fransa'nın 11 Eylül'ü yorumları da yapılıyor, sizce de böyle midir?

    "11 Eylül'leri bazı devletlerin kendileri oluşturuyorlar, bazı şeylere zemin hazırlamak için. Öyle bir 11 Eylül olur mu olmaz mı bilemiyoruz, süreç gösterecek bunu. Ama İslami açıdan baktığınız zaman bunun tasvip edilmesi asla mümkün değil. Hz. Muhammed bizim değerimiz, peygamberimiz, onunla ilgili yapılan uygunsuz karikatürler asla tasvip edilmez, ama bunun karşılığında böyle bir olayın da tasvip edilmesi mümkün değil. Baskın yapılan ortamlarda öldürülen insanların hepsi masum. İslam asla ve katla savaş durumu hariç bir insanın öldürülmesine cevaz vermez, tasvip etmez. Hatta Kuran bir kimsenin öldürülmesini bütün dünyadaki insanların öldürülmesi gibi değerlendirir. Bu noktadan baktığımızda hassasiyetleri olan dindar bir Müslüman olarak dini vecibelerini yerine getiren ve ilahiyat profesörü olarak meseleye baktığımızda saldırının asla tasvip edilen bir yanı olmadığını düşünmüyorum."

    "AMAÇ İSLAMOFİBİYİ KÖRÜKLEMEKSE SALDIRININ VAHİMLİĞİ ARTAR"

    "Bu noktadan hareketle Fransa'nın ve diğer Batı ülkelerinin İslamofobiyi körüklemesini de tasvip etmiyorum. Eğer böyle bir hareket tarzı için zemin hazırlanan bir senaryonun ürünüyse olayın vahameti daha da büyür. İslami değerlerin yükseldiği, İslam ülkelerinin dünyada özellikle belli noktalarda güçlerinin arttığı bir süreçte sadece kendi iç siyasetlerine alet edilmek suretiyle İslamofobinin körüklenmesi amacıyla yapılmış, arkasında birtakım karanlık odakların bulunduğu bir olay ise zaten olayın vahameti bir kat daha artar."

    "SUÇ KİŞİSELDİR"

    - Karanlık güç odakları derken neyi kastediyorsunuz?

    "Ben tabiatı ile bazı büyük devletlerin istihbarat örgütlerinin var olabileceğini düşünüyorum."

    - Paris saldırısı için de mi böyle düşünüyorsunuz?

    "Bu saldırı içerisinde olmayabilir. Ben sadece bu olayın doğru olmadığını söylüyorum ama daha önce benzer saldırılar yaşandı. Mesela 11 Eylül olayında pek çok şey gündeme geldi. Amerika'nın Afganistan'a ve Irak'a saldırmak için zemin hazırlaması noktasında CIA'nın da içinde bulunduğu senaryolar üretildi, hepimiz okuduk bunu. Müslümanlara yönelik şiddet eyleminin artırılması için zemin hazırlamak, Müslümanların orada var olma ve dinlerini yaşama haklarını gasp etme noktasında bir zemin hazırlama adına yapıldıysa, dış mihrakların, birtakım karanlık güçlerin tahrik ettiği bir saldırıysa eğer, olayın vahameti kat kat artar. Bunu ortaya çıkaracak olan Fransa polisi, Fransa adaletidir. Ben çok ciddi bir şekilde bu işin üzerine gidilmesi, faillerinin adalete çıkarılıp cezalandırılmasından yanayım. Suç kişiseldir, herhangi bir Müslüman orada kitlesel anlamda suçlanamaz. Bundan dolayı çok hassas bir nokta. Avrupa'nın hukuki çerçevede, demokratik ilkeler çerçevesinde bu meselenin üzerine gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama suçun kişiselleştirilerek birtakım azgın ve sapkın gruplar tarafından yapılacağı da gözönünde bulunduruup değerlendirilmeli ve suçlu mutlaka ortaya çıkarılmalı."

    "BU ATEŞTE SİZ DE YANARSINIZ"

    - Dünyada, dini gerekçeleri, İslam'ı kullanan terör örgütlerinin güçleri giderek artıyor. Örneğin İŞID Türkiye'nin hemen sınırında. Bu örgütlerin güçlenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz. Sözkonusu örgütler dünyada İslamofobinin artmasında da bir etken mi?

    "Elbette. Sonuç itibariyle İslami ilkeler adına, cihat adına kafa kesen, katliam yapan birtakım profiller ortaya çıktığında, siz bu resimleri ortaya koyduğunuzda, beraberinde Batı'da da bu algı oluşmaya başlayacaktır. Irak'ta baş kesen, Suriye'de kadınları katleden, ırzlarına geçen, canlı bomba halinde yüzlerce, binlerce kişiyi öldürmeye hazır insan kitleleri. Ama Müslüman bu değil. Batı bu noktada yanlış bir yerde duruyor. Çünkü dünya barışı her dine mensup insanların kendi dinlerini, sulh ve selamet içerisinde yaşabilmeleri ile mümkün olacaktır. Siz bunu körüklerseniz, bu ateşte siz de yanarsınız. Batı'nın terör olayları karşısındaki Müslüman tanımlaması çok yanlış. Bu ateş Batı'yı da yakar, doğru bir yaklaşım değil. Müslümanı elinden, dilinden, her türlü alanda zarar gelmeyecek şekilde bir kişi olarak tanırız. Karıncayı dahi incitmekten uzak duran bir kitle olarak tanımlanır. Komşusu açken tok yatmanın asla caiz olmadığı bir insan tiplemesi olarak tanımlanır. Sadece dininden dolayı bir başka kişiye saldırmanın asla ve katla haram olduğu algısına sahip olan bir dinden bahsediyoruz. Böyle profiller, böyle fotoğraflar Müslümanlara zarar veriyor. Sadece Müslümanlara zarar vermekle kalmıyor, bu fotoğrafları kendi iç siyasetlerine alet eden Batı'yı da bir şekilde vuruyor."

    "BATI SINIFTA KALDI"

    - Batı'nın bu algılayışında biraz da İslam ülkelerinin, Müslüman toplumun etkisi de yok mu? Kendilerini anlatamadılar mı ya da iyi örnekleri gösteremediler mi? İslam ülkelerinin yapması gereken şeyler de yok mu sizce?

    "Ben kendi tarafımdan baktığımda, evet bazı eksikliklerimiz, ortak birtakım sorunların tartışma zeminini bulma konusunda sorunlarımız olabilir. Ama ben Almanya'da 4 yıl yaşadım. Almanya kendisine gelen Müslüman Türk, özellikle de geçici işçi olarak baktığı kişileri anlamada sorun yaşadı. Osmanlı örneğine baktığımızda; Hıristiyan, Yahudi, Süryani, Ermeni gibi bütün diğer dinlerin mezhepleri de dahil olmak üzere herbiri barış içerisinde ve ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmeden yaşama kültürü olan bir tarihi geçmiş var. Maalesef Batı, kendisine bu sanayi ihtiyaçları, işçi, iş ihtiyaçları sonucu gelen Müslüman kitlelerin, kendi bünyesine adaptasyonunda, onları tanıma, anlama, onların ihtiyaçlarını giderme konusunda sınıfta kaldı. Bir ortak kültür, yaşama alanı geliştiremedi. Bunların tamamen geri gideceklerini düşündü ve onların ihtiyaçlarını anlama ve ihtiyaçlarını giderme konusunda bir çaba sarf etmedi, tam tersine asimile etmek için politika üretti. Ama Osmanlı'da bu böyle olmamıştı, İslam tarihinde asla böyle olmamıştı. Osmanlı tecrübesine baktığımızda asla herhangi bir Hrıstiyanı zoraki Müslümanlaştırma, İslamlaştırma ya da herhangi bir toplumu kendi dilinden uzaklaştırmak suretiyle sadece Türkçe'ye dayatma mecburiyeti göremezsiniz. Eğer öyle olsaydı bizim hakimiyetimizde olan Arap ülkelerinde, Arnavutluk'ta, Bosna Hersek'te, Sırbistan'da, Yunanistan'da, yani milyonlarca kilometrekare üzerinde Türkçe konuşulur hale gelirdi."

    "KUTSAL DEĞERLERDE FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ OLAMAZ"

    - Dünyada bir film çekiliyor ya da bir karikatür çiziliyor, Fransa'da olduğu gibi Hz. Muhammed'in karikatürünün çizilmesine bir anda Müslüman ülkelerden büyük tepkiler geliyor, protestolar oluyor. Bu biraz düşünce ve ifade özgürlüğü ile sanat çerçevesinde görülüp değerlendirilemez mi?

    "Bu zaten hep tartışma meselesi. Özgürlükler nerede başlar, nerede biter? Herhangi bir dine mensup olan insanın haleti ruhiyesini, inanç sahibi olmayan birisinin anlaması mümkün değil. Her birinin değeri vardır. Dinde değer olarak algılanan şeylere hakaret bana göre fikir özgürlüğünün içerisine girmez, o bir kutsaldır. Hz. İsa nasıl kutsalsa, Hz. Musa nasıl kutsalsa, Hz. İbrahim nasıl kutsalsa, Hz. Muhammed de aynı nitelikte kutsaliyete sahiptir. Kur'an bir değerdir, hakaret edemezsiniz, bunu özgürlük çerçevesinde değerlendiremezsiniz. Peygamber bizim değerimizdir, hakaret edilmesinin fikir özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesini asla kabul etmiyorum. Bizim hakaret olarak algıladığımız şeyler vardır. Peygamber efendimizin resmi şekledilemez, Peygamber efendimizin şekli karikatürize edilemez. Biz Müslüman olarak sadece saygı bekliyoruz, başka bir şey istemiyoruz."

    - Tabii ki tepkilerin de şiddetle gösterilmemesi gerekiyor…

    "Şiddeti tasvip etmiyorum. İslam ülkelerindeki yürüyüşleri, demokratik tepkileri kabul ediyorum, yapılması gerektiğine inanıyorum. Ama şiddet asla olmamalı. Fakat şiddete yatkın tiplemeler her dinde var. Bugün Mescid-i Aksa'da, Kudüs'te ve İsrail'deki şiddeti neyle izah edebilirsiniz? Bu bir Yahudi terörüdür. Oradaki mutaassıp bir dindar, olaya Yahudilerin terörü olarak bakabilir. Ama oraya Yahudi terörü denmiyor, İsrail terörü olarak bakılıyor. Diğer tarafta herhangi bir Müslüman yaptığında ona Müslüman terörü deniliyor, İslam terörü olarak alınıyor. Böyle bir benzeştirme, yaftalama, böyle bir etiketlenme çok yanlış sonuçları da beraberinde getirir. Hiçbir dinde kutsal değerlere hakaret edilmesi ifade özgürlüğü içerisine girmez, bunda bir oturup anlaşmamız lazım. Hangi dinin kutsalına hakaret edilirse hep birlikte tepki koymalıyız ve bu demokratik çerçevede olmalı. Şiddete asla meyil etmememiz gerekir. Eğer biz bunu oturup konuşamazsak, bunu karşılıklı kabullenemezsek, terör olaylarının önüne geçmemiz mümkün değil."

    İlgili konular:

    AK Partili Karaca: Paris katliamı, İslamofobi ve ırkçılık karşıtı eylemleri olumsuz etkiler
    "Özgürlüklere karşı terör tehdidi hep olacak"
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın