03:30 17 Aralık 2017
Ankara+ 3°C
İstanbul+ 14°C
Canlı Yayın
    Paris'te teröre karşı Cumhuriyet Yürüyüşü

    Köşe yazarlarının kaleminden Paris'teki tarihi yürüyüş

    © REUTERS/
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Charlie Hebdo dergisine saldırı (130)
    0 0 0

    Fransa'yı sarsan saldırıların ardından Paris'te toplanan 1,5 milyondan fazla kişi birlik mesajı verdi. Çok sayıda Müslüman'ın da katıldığı eylemde farklı dillerdeki pankartlarla saldırılar kınandı. Peki, bu tarihi yürüyüş köşe yazarlarının gündemine nasıl yansıdı?

    BENİM OĞLUM BİNA OKUR

    Hürriyet'ten Mehmet Y. Yılmaz: Dün Paris'te, düşünce özgürlüğüne yönelik terörist saldırıyı kınamak için büyük bir yürüyüş yapıldı, bugün gazetede ayrıntılarını okuyacaksınız. Bu teröristlere karşı büyük bir gövde gösterisi aslında.

    Yürüyüşe katılması için Fransa'ya davet edilen Başbakan Ahmet Davutoğlu, havaalanında gazetecilere şunu söyledi: "Bu saldırıyı Müslümanlara yönelik bir karşı kampanyaya çevirmek isteyenlere karşı oradaki mevcudiyetimiz de bir cevap olacaktır. Bu saldırıyı istismar ederek Müslümanlara karşı bir kampanya başlatılmasına karşı da orada olarak en güçlü cevabı vermiş olacağız."

    Başbakan'ın sözleri, İslam dünyasına egemen olan bir "ana akımın" fikirleriyle malul. İslamcı terörist militanların işlediği tekil ya da çoğul  cinayetleri, getirip "İslam  düşmanlığı"na, "İslamofobiye" bağlamak şeklinde ortaya çıkan bir sorun bu.

    "İnançlara saygı gösterilsin" gibi genel kabul görmesi gereken bir noktadan hareket ediyor ama vardığı yer gelip "bazı saygısızlar nedeniyle terörün kendine hayat ortamı bulduğuna" dayanıyor!

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN: http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/Mehmet-Y-Yilmaz_148/Benim-oglum-bina-okur_27946025

    PARİS'TE DURMAYALIM, ANKARA'DA DA YÜRÜYELİM SAYIN DAVUTOĞLU

    Radikal'den Murat Yetkin: Fransa dünyaya demokrasi dersi verdi. Davutoğlu Paris yürüyüşüne katılarak Türk hükümetinin hâlâ Batı sistemiyle davrandığını teyit etti; katılmasa kötü olacaktı, bir anlamda direkten döndü.

    Paris, 1789 devrimin neden başka yerde değil de Fransa'da yaşandığını gösterdi. Milyonlar Charlie Hebdo baskınında ve sonrasındaki takipte katledilenler için sokağa döküldü. Elli kadar devlet ve hükümet başkanı terörizme karşı Fransız halkıyla dayanışmalarını göstermek için oradaydı.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu da oradaydı. Gidiş kararı, henüz yazılı açıklama dışında bu terörist saldırı konusunda konuşmayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile (7 Ocak'taki saldırının üçüncü gününde) telefonda yaptığı taziye ardından açıklandı.

    Giderken sözlerine bir de İslamofobi'ye karşı duruş eklemesi yaptı. Gerçi Fransız Cumhurbaşkanı Hollande, örnek bir davranışla çatışmada öldürülen saldırganları "İslamcı terörist" değil, "Fransız terörist" diye adlandırmıştı ama Davutoğlu yine de bir savunma önlemi olarak bunu söylemek zorunda hissetti kendisini.

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN: http://www.radikal.com.tr/yazarlar/murat_yetkin/pariste_durmayalim_ankarada_da_yuruyelim_sayin_davutoglu-1270239

    AYNI KADERİ PAYLAŞIYORUZ

    Milliyet'ten Aslı Aydıntaşbaş:  Avrupa'da oradaydı, Orta Doğu da; Yahudi cemaati de yürüdü, Müslümanlar da… Terörü Netanyahu'da kınadı, Hizbullah lideri Nasrallah da…

    Dünya, zor anında Fransızları yalnız bırakmadı. Dün Paris'teki heybetli yürüyüşte, El Kaide ve IŞİD'in temsil ettiği radikal ve nihilist anlayışa karşı hepimiz tek yumruk olduk. Neden? Çünkü artık yavaş yavaş görüyoruz ki, hepimiz aynı gemideyiz.

    Bizler, demokrasiye inanan, barışçıl bir kamu düzeni içinde yaşamak isteyen, kimlikleri ve özgürlükleri önemseyen ve sisteme yönelik itirazlarımızı demokratik kanallar üzerinden örgütlenerek, yazarak, konuşarak ya da siyaset yaparak ifade eden insanlarız.

    Kuşkusuz dünyanın değişmesini, daha adil olmasını, daha hakça bir paylaşım olmasını istiyoruz. Farklı dillerimiz, dinlerimiz, hayatlarımız var. Yaşadığımız ülkelerin, daha demokratik olması için mücadele veriyoruz. Ama masayı devirip, sistemi dağıtıp, evi ateşe verip, insanları öldürüp, kafa keserek değil…

    Bu yüzden dün Paris'te milyonlar,   #JeSuisCharlie darken, aslında aynı zamanda "Biz biriz ve korkmuyoruz" demek için sokaklardaydı.

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN:  http://www.milliyet.com.tr/ayni-kaderi-paylasiyoruz/siyaset/ydetay/1997195/default.htm

    ÖZGÜRLÜK İÇİN AYAKTA

    Cumhuriyet'ten Utku Çakırözer:  Özgürlük, Eşitlik ve Adalet… Bu üç ilke özelde Fransa'nın, genelde ise tüm Avrupa'nın iki yüz yıldır baskılara karşı sürdürdüğü mücadeledeki kazanım ve ideallerinin simgesi.

    Bu simgelerin Avrupa için ne kadar kritik öneme sahip olduğunu son Paris katliamı çok daha iyi ortaya koydu. Fransa ve Avrupa halkları katliamdan bu yana ayakta. İnsanlığın en önemli kazanımları olarak gördükleri basın, düşünce ve ifade özgürlüğü silahla susturulmak istenince gece gündüz ‘Je suis Charlie' (He-pimiz Charlie'yiz) sloganıyla kendileri için bu değerlerin ne kadar vazgeçilemez ve uğrunda direnilmesi zorunlu olduğunu gösteriyorlar. Fransız Devrimi'nden 226 yıl sonra yüz binler tekrar ‘özgürlükleri' için meydanlarda.

    Avrupalıların düşünce özgürlüğünün, nefes almak, su içmek kadar hayati öneme sahip olduğunu ortaya koyan tepkileri, bu değerler üzerinde asıl düşünmesi gerekenlerin başında Türkiye'nin geldiği gerçeğini de bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Türkiye bu katliama, düşünce, ifade ve basın özgürlüklerinin önündeki baskı ve kısıtlamaların arttığı bir süreçte yakalandı.

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/182957/Ozgurluk_icin_Ayakta.html

    TARİHİN YENİ YAZIMI

    Vatan'dan Okay Gönensin: Paris'te bir yürüyüş oldu. Bir milyondan fazla insan, 50'ye yakın devlet ve hükümet başkanı, 1 kral, onlarca ülkenin dışişleri bakanları, diğer ülkeleri temsil eden büyükelçiler.

    Yürüyüşte bir pankart vardı: "Ben Yahudi'yim, ben Müslüman'ım, ben Hıristiyan'ım, ben Ate'yim, ben Charlie'yim…"

    Yürüyüşe katılan dünya liderleri arasında bütün bu dinlerden insanlar vardı. Bunlar arasında insan hakları karnesi kötü olanlar da vardı, ama onlar da gelmek zorunda kalmıştı.

    Türkiye'nin Başbakanı da yürüyenlerin arasındaydı, öndeydi, herkesin acısını paylaştı.

    Teröre karşı böyle bir dünya birliği oluşması, herhalde en karamsarlarda bile bir umut uyandırmıştır. Tarihin yeniden yazılabileceğine ilişkin bir umut.

    Şu anda tarihi hâlâ kanla, ölümlerle, cinayetlerle, insanların insanlara yaptığı zulümlerle, kötülüklerle yazıyoruz. Ama tarihin başka bir şekilde yazılabileceğine olan umut sönmüş değildir, Paris yürüyüşüyle dirilmiştir.

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN: http://www.gazetevatan.com/okay-gonensin-716133-yazar-yazisi-tarihin-yeni-yazimi/

    PARİS'TEKİ O FOTOĞRAF KARESİ BİZE NE ANLATIYOR!

    Yeni Şafak'tan İbrahim Karagül: Paris saldırıları sonrası dünya Fransa'nın yanında yer aldı. Yüzbinlerce kişinin katıldığı yürüyüşte, Başbakan Ahmet Davutoğlu dahil, bir çok ülke en üst düzeyde temsil edildi ve teröre karşı net tavrını gösterdi. Bu yürüyüş ve dünya genelinde izlenen tablo hakkında belki sayısız yazı yazılacak, televizyonlar günlerce yayın yapacak, teröre karşı insanlığın sağduyusuna atıflar yapılıp yorumlar, analizler yayınlanacak. Doğru olan da bu. Dünyadaki bu kadar güvensizliğe karşı oradaki yüzbinlerce insanın duyguları da bu yönde. Bu yüzden teröre karşı "Paris dayanışması"nı sorgulamaya kimse tenezzül etmeyecek bile.

    Ancak ortada sorgulamamız gereken bir konu var. Mesele teröre karşı tavır meselesi değil. Kullanılan siyasi dilde hiçbir sorun yok. Her ülke, tartışmasız bir şekilde bu tarz saldırılara karşı dayanışma içinde zaten. 11 Eylül'den bu yana, başta ABD olmak üzere Avrupa ülkelerinin güvenlik politikalarında da bir eksiklik yok. Bu ülkeler, teröre karşı çoğu zaman faşizan denecek ölçüde sert yasalar çıkardı, birimler kurdu, operasyonlar yaptı.

    TAMAMINI OKUMAK İÇİN: http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/ibrahimkaragul/paristeki-o-fotograf-karesi-bize-ne-anlatiyor-2007148

    Konu:
    Charlie Hebdo dergisine saldırı (130)
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın