13:43 18 Aralık 2017
Ankara+ 11°C
İstanbul+ 8°C
Canlı Yayın
    Dünya. Harita

    "Batı karşıtlığı', yayılmacı politikalar karşısında oluşmuş bir tepki"

    © Sputnik/
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Nida Dinçtürk
    0 0 0

    Paris'teki saldırıların ardından yükselen İslam karşıtlığının ardından, ‘Batı Karşıtlığı' tartışmaları başladı. Sabah Gazetesi'nden Fahrettin Altun, ‘Batı Karşıtlığı' olgusunu ve Türkiye'nin yaklaşımını, Radyo Sputnik'te değerlendirdi.

    AK Parti cephesinde ‘Batı karşıtlığı' tartışmaları yaşanıyor. Charlie Hebdo saldırısının ardından Batı'da yükselen İslam karşıtlığının ardından, Türkiye'nin Batı'yla ilişkilerini nasıl bir formata sokacağı merak konusu. AK Parti'ye yakınlığıyla bilinen entelektüeller arasında da bu konular tartışılıyor. Türkiye'nin Batı ve AB blokuyla tarihsel ilişkileri göz önüne alındığında, bugün gelinen noktada, Ankara'nın daha zorlu bir tercih aşamasına gelmiş olabileceği dillendiriliyor.

    ‘Batı karşıtlığı' tartışması, Sabah Gazetesi yazarı Fahrettin Altun'un geçtiğimiz Pazartesi günü yayınlanan ‘Batı Karşıtlığı niçin anlamlıdır?' başlıklı yazısıyla farklı bir boyut kazandı. Altun'un yazısındaki "Batı'nın tanımadığı, kendi dışında kalan sosyo-kültürel gerçekliklerle ilgili ürettiği imajlar derin bir Batı karşıtlığı üretmektedir" ifadeleri dikkat çekti.

    Peki, Türkiye'de yaklaşan 2015 seçimleri öncesi, AK Parti kadroları tekrar iktidara gelmeye hazırlanırken, halka hangi ideolojiyi önerecekler? AK Parti, bu dönem "Batı karşısında yükselen Türkiye" vurgusuyla hareket edebilir mi? Batı karşıtlığı, Türkiye toplumundan destek bulur mu?

    Aynı zamanda SETA Vakfı İstanbul Genel Koordinatörü olan Sabah gazetesi yazarı Fahrettin Altun, tüm bu sorulara Radyo Sputnik'te yanıt verdi.

    "BATI'DAKİ SALDIRILAR, ‘BATI KARŞITLIĞI' PSİKOLOJİSİNDEN BESLENİYOR"

    ‘Batı Karşıtlığı'nın Batı'nın 19'uncu yüzyıldan sonra fiili sömürgeci politikalarının yarattığı tahribat dolayısıyla doğan bir hissiyat olduğunu belirten Altun, bu politikaların bugün de çok somut bir şekilde karşılık bulduğunu söyledi.

    Avrupa'da son dönemde yaşanan saldırıların dolaylı yoldan bir "Batı Karşıtlığı" tepkisi olup olamayacağına da değinen Altun, "Bu saldırıların birkaç kaynağı var. Birincisi, uluslararası bir güç mücadelesi var. Bu mücadelenin arka planında, büyük şehirlerde saldırı düzenleyenlerin psikolojisine dönüp baktığımızda bir Batı karşıtlığı pozisyonunun olduğunu görüyoruz. Burada Batı, ötekileştirilen, şeytanlaştırılan bir unsur. Burada Batılı ülkelerin yayılmacı dış politikasının çok etkili olduğunu görüyoruz. Toplumda çok ciddi bir rahatsızlık uyandırıyor, karşıtlık doğuruyor. Bu psikolojiyi besleyen bir başka unsur, Batı'nın çifte standartlı olduğuna ilişkin bir yaklaşım. Bir taraftan eşitlik, özgürlük, hak temelli bir söylem kullanıp, bir taraftan bu söylemleri hiçbir şekilde dikkate almadan otoriter uygulamalarda bulunmak, silah kullanmak ve sivil ölümlerine sebep olmak gibi durumlar gündeme gelebiliyor. Bu çifte standart da aslında önemli bir psikolojik yarılma meydana getiriyor. Bundan hareketle de Batı karşıtlığı dediğimiz şey büyüyor. Bu psikoloji içinde sosyalleşen ve bir biçimde şiddeti çözüm aracı olarak gören bir dizi politik aktör ortaya çıkıyor" dedi.

    "TÜRKİYE, BATI KARŞITI BİR POZİSYONA SAHİP DEĞİL"

    Peki, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte sık sık ‘Yeni Türkiye' vurgusu yapan AK Parti, Haziran ayındaki seçimlerin ardından "Batı karşısında yükselen Türkiye" vurgusuyla hareket edebilir mi? Altun'un yanıtı şöyle: "Türkiye'nin 2000 yılı sonrasında izlediği dış politikaya bakacak olursak, bunun daha önce izlenilen dış politikadan şöyle ayrıştığını görebiliriz: Birincisi, artık özcü bir dış politikanın terk edildiğini söyleyebiliriz. Dostlar ve düşmanlar temelinde bir dış politika yürütmek yerine aslında siyasi, kültürel, toplumsal pragmalar esas alınarak yürütülen bir dış politika anlayışı var. Oldukça somut ve çıkar odaklı bir dış politika söz konusu. Fakat bu çıkar odaklı dış politikayı dengeleyen, bir de değer odaklı yaklaşım var. Burada bakıldığında, Türkiye'nin total bir Batı karşıtı pozisyona ya da herhangi bir ülkeye yakınlaşma pozisyonuna sahip olmadığını, bir ülkeyle bir meselede çatışma yaşansa da, başka bir konuda ilişkiye girilebileceğine tanıklık ediyoruz. AK Parti'nin dış politikasının, ne ‘Batı Karşıtı' olarak, ne de ‘Batıcı' olarak nitelenemeyeceğini söyleyebiliriz."

    İlgili konular:

    AB Bakanı Bozkır: Batı'nın yanlış algıları değişecek
    “Türkiye-Rusya işbirliği artarsa Batı endişelenir”
    "Batı, kredi derecelendirme kurumlarını manipüle ediyor"
    "2015, Batı-Rusya merkezli çarpışmaya sahne olacak"
    Rusya-Çin dostluğu Batı’nın planlarını bozdu
    Rusya'dan Batı'ya: Ukrayna üzerinden şantaj yapmayın
    "Esad, Batı için öncelik değil"
    “Putin istediği zaman NATO'yu ve Batı’nın tüm mali sistemini yıkabilir”
    Lavrov: Batı ve Ukrayna suçlamadan önce soruşturmalı
    Etiketler:
    AK Parti, Fahrettin Altun, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın