19:13 25 Kasım 2020
Canlı Yayın
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    0 64
    Abone ol

    Cuma gecesi yaşanan darbe girişiminin önceden planlanmış önlemler için fırsata dönüştürüldüğünü savunan DW Genel Yayın Yönetmeni Alexander Kudascheff, yaşananların Erdoğan'ın 'muhalifleri tasfiye etme' hedefine hizmet ettiğini söyledi.

    “Huzursuzluk artıyor, kuşku da aynı şekilde. Türkiye'de bir acemi darbe girişimi bastırıldı, Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan'ın düşman addettiği karşıtlarına yönelik hiddeti giderek daha azgın bir hal alıyor” diyen Kudascheff, Cumhurbaşkanı’nın ‘ne bir ölçütü ne de orta yolu bulma eğilimi kaldığını’ kaydetti.

    Darbe girişimi sonrasında başlatılan tutuklamaların süreceğini belirten DW Genel Yayın Yönetmeni, “Erdoğan yönetimindeki Türkiye, hâlihazırda parlamenter bir örtüye bürünmüş tek adam otokrasisine doğru giderek deforme oluyor. Buna sözde halkın iradesi olarak gösterilen idam cezası da dâhil. Erdoğan'ın meclise ihtiyacı yok, arkasında halk var. En azından buna inanıyor. Her halükarda imamların arkasında olduğu ortada. İşte bu yüzden de Atatürk'ün laik cumhuriyetinin Erdoğan'ın İslamcı diktatörlülüğüne dönüşebileceği ihtimali göz ardı edilemez. Böylece AB'de olası yeri tamamen ortadan kalkar NATO'daki yeriyse şüphe götürür” dedi.

    ‘TÜM BUNLAR İMKANSIZDAN ÖTE ŞEYLER’

    15 Temmuz gecesi yaşananları ‘maskaralık’ olarak tanımlayan Kudascheff, şunları söyledi:

    “Bu gerçek bir askeri darbeye hiç benziyor mu? Asla. Komplo teorilerine prim vermemeli ama ordunun içinde üst kademede —12 yıldan fazla bir süredir başbakan ve cumhurbaşkanlığı görevini yürüten —hiçbir Erdoğan ve AKP yanlısının bulunmadığını düşünmek mümkün mü? Ya da böyle bir kumpas girişiminin istihbarat servisinin haberi olmadan gerçekleşebileceği ihtimali var mı? Ve daha henüz darbenin sabahında Erdoğan'da görevden alınacak 3 bin kişilik bir hâkimler listesi nasıl oluyor da bulunabiliyor? Tüm bunlar aslında imkânsızdan da öte şeyler. Bu yüzden de darbeyi Erdoğan'ın kendisinin ayarlamadığı ortada. Ama darbeyi —karşıt görüşlü hâkim ve gazetecileri ve kuruluş ideali laik bir cumhuriyette birleşip ısrar eden herkesi- tasfiye etmek için, temizlik için kullandığı şüphesiz. Ve ülkesini "temizlerken" — Stalin'in 1930'lu yıllardaki temizlik hareketiyle karşılaştırıldığında- artık bir demokrat olmadığını, anayasanın gereklerine bağlı kalmaya niyetli olmadığını ortaya koyuyor. İdam cezasının yeniden gündeme gelmesi buna kesinlikle dâhil.

    ‘ERDOĞAN SADECE PUTİN’DEN KORKUYOR’

    Nereye gidiyorsun Türkiye? Şu an için Erdoğan yönetiminde İslamcı bir diktatörlük yolunda olunduğu aşikâr. Her şeye hükmetme sevdası sadece içeriye yönelik değil dışarıya da dönük. Müttefiklerine hatta ABD'ye bile meydan okuyor; İncirlik Üssü'nün ancak ezeli düşmanı sürgündeki Gülen'in ABD'den iadesi halinde IŞİD'le mücadele için kullanılmasına devam edilebileceğini söylüyor. Ortada Gülen'e yönelik iddiaları destekleyen hiçbir delil yok. Ama Erdoğan kendisini güçlü, çok güçlü, en güçlü olarak görüyor. Kimseden korkmuyor, belki sadece Putin'den, zira ondan özür dilemişti.

    İlgili konular:

    Erdoğan: Olağanüstü hal sıkıyönetim değildir
    Erdoğan'ın kaldığı otelin sahibi: Biz çok korktuk, Erdoğan sakindi
    Kremlin'den Putin–Erdoğan görüşmesi hakkında açıklama
    'Erdoğan darbe girişimini iktidarını güçlendirmek için planlamış olabilir'
    Etiketler:
    İslamcı, DW, Alexander Kudascheff, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın