03:36 22 Eylül 2017
Ankara+ 14°C
İstanbul+ 18°C
Canlı Yayın
    İngiltere

    True Publica: İngiltere, internet kablolarına girerek vatandaşlarını fotoğrafladı

    © AA/ Lefteris Pitarakis
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Elif Örnek
    0 48111

    Gazeteci Graham Vanbergen'in bağımsız medya araştırma kurumu True Publica'da yayımlanan ve Global Research'te de yer verilen makalesinde, İngiltere'deki devlet gözetlemesinin ürkütücü boyutları aktarılıyor.

    "İngiltere hükümeti internet kablolarına girerek, çocukları dahi evlerindeki çıplak halleriyle görüntülerken, bu yasa dışı sistemin finansmanını ise yine vergi mükelleflerinin cebinden çıkıyor. Üstelik temel hizmetler için 'kaynak ayrılamazken.' Ve son dönemde okullarda kurulan yeni bir sistem, fişlemenin kapılarını açıyor."

    Gazeteci Graham Vanbergen'in İngiltere merkezli True Publica'da yayımlanan ve Global Research'te de yer verilen makalesinde, İngiltere'deki devlet gözetlemesinin ürkütücü boyutları bu sözlerle anlatılıyor.

    Dünyanın her yerinde 'istihbarat örgütü' ile 'kötü ün' denilince akla ilk gelen CIA olmasına rağmen, Vanbergen politik bir tercih yaparak makalede Stasi'ye göndermede bulunuyor.

    'İNGİLTERE GÖZETLEME DEVLETİ, DEMOKRASİDEN DAHA ÇOK DİKTATÖRLÜĞE UYUYOR'

    Daha birkaç yıl önce, 2013'te Edward Snowden'in ifşaatları ortaya çıkana kadar, Britanya vatandaşları hedefi oldukları devlet gözetlemesinden habersizdi.
    Hükümet herhangi bir hukuki prosedür, tartışma ya da izin gözetmeksizin, komünikasyon kurumu GCHQ aracılığıyla ve vergi mükellefleri tarafından finanse edilen bir sistem kurdu.
    Hukuki denetimi yok denecek kadar az olan sistem, internet kablolarına girerek ülkedeki tüm erkek, kadın ve çocukların iletişiminin içeriklerine dair kapsamlı ve ayrıntılı bir veritabanından oluşuyordu.

    'TÜM TELEFON KONUŞMALARI KAYDEDİLİYOR'

    Kimlik sistemi geçerliliğini yitirdi, zira artık herhangi bir kimlik kartının içerebileceğinden çok daha fazla bilgiye sahipler.

    GCHQ'nun 360 derece tam spektrumlu toplu veri sistemi, Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu'nun 8. maddesine pişkince ve küstahça meydan okuyarak kuruldu.

    Diğer büyük ulusal altyapı projelerinin aksine, Britanya parlamentosu bu devasa projeyi ne tartışabildi ne de onayladı. Her telefon görüşmesi, hangi cihazdan yapılırsa yapılsın, kaydedilmekte. Görüntülenen her imge, ziyaret edilen her internet sitesi, tıbbi ve finansal olanlar dahil tüm kişisel detaylar, iletişim bilgileri… Özetle mahrem olan hiçbir şey kalmadı.

    'NÜFUSUN BEŞTE BİRİNİN KAYDEDİLEN GÖRÜNTÜLERİ MAHREM TÜRDEN'

    Düzinelerce gözetim programından sadece biri olan "Optik Sinir" adlı program, web kameraları üzerinden milyonlarca imajı, yasadışı olarak kaydetti ve sakladı. Tam olarak bilinmemekle birlikte nüfusun beşte birine dair imajların "doğası gereği mahrem" türden olduğu tahmin ediliyor. Bunlar arasında küçük çocukların evdeki çıplak hallerini ve yetişkin çiftlerin yakınlaşmalarını da içeren görüntüler de vardı. Hükümetin 17 yıldır yasadışı biçimde bunu sürdürdüğü ortaya çıktı. Bunlar açıkça suç teşkil etmesine rağmen kimse kovuşturmaya uğramadı. Hükümetin standart gerekçesi ise "ulusal güvenlik" oldu.

    Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısı
    © Fotoğraf: AA/Dursun Aydemir
    Unutmayalım ki, terörizm özünde politik kaynaklı bir problemdir. Britanya, her biri tamamen kaosa yuvarlanan ve terörün yuvası haline gelen Afganistan, Irak ve Libya'nın parçalanmasında ve Suriye'nin devam eden krizinde suç ortağı olmuştur. Kendi halkımız üzerindeki internet gözetimi ne boyutta olursa olsun, bu sorunu çözmeyecektir ve Britanya halkı, yapılanların bedelini birçok şekilde ödemektedir.

    'PROJE İÇİN 20 MİLYON STERLİN HARCANDIĞI TAHMİN EDİLİYOR'

    Her ne kadar kimse Birleşik Krallık'ın kendi halkı üzerinde tatbik ettiği devlet gözetim sisteminin maliyetini bilmese de, sadece bu verilerin depolanması için aylık 20 milyon sterlin harcandığı tahmin ediliyor. GCHQ'nun bütçesi gizli tutulmakla birlikte, esas olarak, toplam değeri 20 milyar sterlinin üzerinde olan (2015'te 18 milyar sterlindi) Tekil İstihbarat Bütçesi (Single Intelligence Account — SIA) tarafından fonlandığı biliniyor.

    Bu kemer sıkma koşullarında ulusal sağlık sistemi kaosa sürüklenmiş, itfaiye ve ambulans gibi acil servisler kuşa döndürülmüş ya da özelleştirilmişken, GCHQ bütçesinin katlanarak arttığını tahmin etmek güç değil. İnsanlar devletin kollarında ölüyor ve bize bu yaşamsal hizmetler için ayrılacak para olmadığını söylüyorlar. Öte yandan batık bankaların, ulusal güvenliği zerre kadar tehdit etmeyen uzak diyarlardaki savaşların ve otuz yıl öncesinin Doğu Alman Devlet Güvenlik Bakanlığı'nı (Stasi) utandıracak türden bir gözetim sisteminin masrafları vergi mükelleflerine ödetiliyor.

    'PROGRAM BÜTÜN OKUL BİLGİSAYARLARINA VE ÖĞRENCİLERİN CİHAZLARINA YÜKLENDİ'

    Hem İşçi Partisi hem Muhafazakar Parti hükümetlerinin, devlet gözetim sisteminin kapsamı konusunda ülkeyi bilgilendirmeye hiç niyeti olmadı ve hükümet, hukuku hiçe sayan yasadışı programları uygulamaya devam edecek çünkü bu meseleyi dert edenler ya gazeteciler ya da içerden bilgi sızdıran muhbirler oluyor. Bu ikincisini susturmak için ise şimdi yeni bir yasa çıkarılacak.

    Sivil özgürlükler gözlem örgütü Big Brother Watch'un raporuna göre, İngiltere ve Galler'deki pek çok lise, hem okul bilgisayarlarına hem de öğrencilerin kişisel cihazlarına "Sınıf Yönetim Programı" adlı yazılımı yükledi.

    Bu program, öğretmenlerin öğrencilerin internet faaliyetlerini sürekli olarak gözlemlemesine yarıyor. Çoğu okul gençlerin ailelerini çocuklarının izlendiği konusunda bilgilendirmedi ve dahası öğrencilerin rızası da sorulmadı.

    Dahası, bilgi edinme hakkı kapsamındaki dilekçelere verilen yanıtlara göre, 8.2 milyon öğrenciden 6 milyonunun, 4 yaşından itibaren o ya da bu türden bir biometrik veri tabanına kaydedilmiş olduğu tahmin ediliyor. Üstelik bu 10 yıl öncesine ait bir bilgi. Yüz tanıma ve diğer türden güncel teknolojiler hesaba katıldığında, günümüzde bu sayının yüzde 100'e ulaştığı tahmin edilebilir.

    'İNGİLTERE HİÇ BİR NEDEN YOKKEN HALKINA ŞÜPHEYLE YAKLAŞIYOR'

    Peki neden Britanya hükümeti kendi toplumuna böylesine kuşkuyla yaklaşıyor? Birleşik Krallık dünyadaki en düşük cinayet oranlarına sahip. Ülke terör eylemleri sonucu ölümler sıralamasında ilk üçte bulunsa da gerçek sayılar oldukça düşük. Aslında, kendi iç çamaşırınıza takılıp düşerek ölme ihtimaliniz manyak bir terörist tarafından öldürülme ihtimalinizden daha yüksek. Yıllık Barış Endeksi (Peace Index) verilerine göre, Britanya genel "sükunet" sıralamasında ilk üçte yer alıyor. Tüm bunlara rağmen Britanya'nın barışçıl halkına, kendi hükümeti tarafından sürekli şüpheyle yaklaşılıyor.

    Ancak Britanya, bazı suç türlerinde öne çıkıyor. Örneğin bankacılık sektörünü ele alalım. Tarihteki en büyük dolandırıcılıklardan biri Britanya'nın en büyük bankalarınca tertiplendi. Dünyanın en büyük uyuşturucu tacirlerinin, insan kaçakçılarının, modern köle pazarlamacılarının, silah kaçakçılarının ve diktatörlerinin para aklama faaliyetlerini bu bankalar yürüttü. Bunların çoğu kendi ülkelerinde yüzbinlerce insanın ölümünden sorumluydu. Devlet, Armani takımlarıyla ortalıkta dolaşıp cam kaplı plazalarda çalışan ve Londra'nın çatı katı süit dairelerinde oturan bu çetecilerin peşinden gitmedi.

    Her ikisi de Control Arms koalisyonu üyesi olan Uluslararası Af Örgütü ve Saferworld, gayet haklı olarak, Birleşik Krallık hükümetini ulusal ve uluslararası (AB dahil) yasa ve konvansiyonları çiğnemek suretiyle insan hakkı ihlalleri ve savaş suçları belgeyle sabit ülkelere silah sağlamakla suçladı. Elbette yine kimse tutuklanmadı.

    'HERKES SEYİRCİ KALIRKEN ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNANLAR DA VAR'

    İşte siz kanuna saygılı vergisini ödeyen vatandaşlara, siz temel haklarınızın gizleyecek çok şeyi olan paranoyak bir devlet tarafından lime lime edilmesine seyirci kalırken, sivil özgürlüklerinizi ve insan haklarınızı savunmaya çabalayan kimi isimlerin yorumları:

    Renate Samson, Big Brother Watch'un başkanı:

    "Bu yasaların (……) geçmesi bu ülkedeki gözetim faaliyetlerini kökünden değiştirdi. Artık internet görüşmelerimizin mahremiyeti ve daha önemlisi güvenliği garanti altında değil."

    Jim Killock, Open Rights Group İcra Direktörü:

    "Birleşik Krallık'ın gözetim yasası demokrasiden çok diktatörlüklere uyacak cinsten. Devlet, suç şüphesi olsun veya olmasın vatandaşlarının iletişim faaliyetlerini gözetleme ve analiz etme konusunda daha önce görülmemiş bir güce kavuştu."

    Rebecca Vincent, Sınır Tanımayan Gazeteciler Britanya Ofisi Başkanı:

    "Amber Rudd'ın yorumları, hükümetin ifade özgürlüğü, mahremiyet hakkı, ve diğer insan haklarını güvenlik gerekçesine kurban edişinin bir diğer örneği. Bu yorumlar, Birleşik Krallık'ta basın özgürlüğüne yönelik saldırıların son aylardaki artışına katkı koyuyor. Güvenli biçimde iletişim kurabilmek, araştırmacı gazeteciler ve bunların kaynakları için elzemdir. Şifreleme programlarını işlevsiz hale getirmek, genel anlamda basının sesinin kısılmasına neden olacak ve Birleşik Krallık'taki araştırmacı gazeteciliğe bir darbe daha vuracaktır."

    Thomas Hughes, Başkan, Article 19:

    "Güvenlik servislerinin iletişim bilgilerimize ulaşabilmesiyle ilgili tüm tartışmalar şeffaf olmalıdır. Düşünmeden verilen siyasi demeçler ve aceleye getirilmiş anlaşmalar, en iyi ihtimalle sivil özgürlüklerimizin korunmasına hiçbir katkı sunmayacaktır, en kötü ihtimalle ise bunlara yönelik bir tehdit oluşturacaktır. Hükümet, bir yandan özgürlüklerimizi korumaya yönelik niyetini ima ederken öte yandan onları riske atıyor."

    İngiltere Başbakanı Theresa May
    © REUTERS/ Stefan Wermuth
    David Anderson'un 2015 tarihli hükümet komisyon raporu, Birleşik Krallık'taki mevcut gözetleme yasasının "demokrasiye aykırı, lüzumsuz ve uzun vadede tahammül edilemez" olduğu sonucuna vardı ve yasanın daha kapsamlı, şeffaf, orantılı bir yenisiyle değiştirilmesini tavsiye etti. Elbette bunlar gerçekleşmedi. Gerçekten de, yalnızca iki yıl içinde Anderson'un en büyük korkuları gerçek oldu.

    Tüm bu sivil özgürlük ve insan hakları uzmanları ve aktivistleri, bunun 21. yüzyıl koşullarına uygun, çağdaş, ilerici ve dış dünyaya açık bir ulusu yönetmenin yolu olamayacağının farkında. Bu ülke, sürüsü kuzu kuzu etrafa bakındığı halde salyalarını akıtarak onları kontrol altında tutmaya uğraşan paranoyak kurtlarla dolu batan bir gemiyi andırıyor.

    'EĞER BUNLARI YAPIYORSANIZ BAŞINIZ BÜYÜK BELADA'

    Makaleyi okurken fark etmişsinizdir, siz de suç şüphesi altında olabilirsiniz. Eğer şimdi değilseniz de yakın zamanda olacağınız anlaşılıyor. Köpeğinizin başını okşamayın. Evsiz birine acıdığınız için sandviç vermeyin. Parktaki güvercini beslemeyin. Sokak sanatçısına para vermeyin ve sakın ha çocuğunuzu daha iyi bir okula transfer etsin diye yerel yöneticinin gözüne girmeye çalışmayın. Çevre duyarlılığınız nedeniyle Greenpeace türünden protesto gruplarına katılmayın. Bunları yaparsanız başınız büyük belada olacaktır, çünkü tüm bu "suçlar" aslında "ulusal güvenliği" tehdit ediyor, öyle değil mi? Bu soruyu kendinize sorun: Hükümet bana neden böyle davranıyor?

    Tarihe bakarsanız bazı rahatsız edici yanıtlar bulabilirsiniz.

    İlgili konular:

    AB'den İngiltere Başbakanı May'e: Kimse İngiltere'deki seçimi etkilemeye çalışmıyor
    İngiltere'deki yerel seçimlerde, iktidar partisi oylarını arttırdı
    Twitter, İngiltere polisi ve MI5’in tweet’lere erişimini engelledi
    Türk taraftarlar: FIFA 2018 iyi ki Ukrayna veya İngiltere'de değil, Rusya'da
    İngiltere'den Suriye yorumu: ABD'ye 'Hayır' demek çok zor olur
    AB, İngiltere'ye Brexit öncesi 2 milyar euro ceza kesebilir
    Etiketler:
    Fişleme, İngiltere, Güvenlik, İnsan hakları ihlalleri, Graham Vanbergen, İngiltere
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın