19:40 23 Kasım 2017
Ankara+ 1°C
İstanbul+ 13°C
Canlı Yayın
    ABD bayrağı

    'ABD çözüm değil, Türkiye'yi baskı altında tutmak istiyor'

    © Sputnik/ Stanislav Savelyev
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer
    0 153224

    Türkiye ve ABD'nin ardında pek çok soru işareti bırakan heyetler arası vize krizi görüşmesini yorumlayan uzmanlar, Türkiye'nin krizi çözme, ABD'ninse Türkiye'yi baskı altında tutma peşinde olduğuna işaret etti.

    Astana görüşmelerinin kilit rolüne bağlı olarak ABD'nin Ortadoğu denkleminde etkisiz bir aktör haline gelmesiyle birlikte bölgede karşıt taraflarda yer almaya başlayan ABD ve Türkiye'nin ilişkileri bir süredir geri döndürülemeyecek ölçüde kötüye gidiyor. Ankara'nın 15 Temmuz başarısız darbe girişiminde rolü olduğu gerekçesiyle iadesini talep ettiği Fethullah Gülen'in iade edilmemesi, Türkiye'nin Rusya'dan alacağı S-400 hava savunma sisteminin başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinde yarattığı endişe ve Türkiye'nin, eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla ve iş adamı Rıza Sarraf'ın ABD'de tutuklu olarak yargılandığı davaya ilişkin rahatsızlığı, ilişkilerin bu denli kötüye gitmesini tetikleyen en önemli hususlar. Bir kaç hafta önce vizeleri karşılıklı ve süresiz olarak askıya aldıklarını açıklayan Türkiye ve ABD, bir süredir uluslararası medyada ‘vize krizi içinde oldukları' yönünde haberlerle yer alsalar da, aslında kriz vize meselesinin bir hayli ötesinde. Buna rağmen, Çarşamba günü ABD'den Ankara'ya gelen bir heyetle, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri arasında ‘vize krizi' görüşüldü.

    Türk medyasında çıkan haberlere göre ABD heyeti, Ankara'nın 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu FETÖ'nün üyesi olduğu suçlamasıyla tutuklanan ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz'la ilgili acilen kanıt sunulması, çalışanlara yönelik soruşturma başlatılırken ABD'ye bilgi verilmesi, temasların ABD'nin isteğiyle uyumlu olup olmadığının göz önünde bulundurulması ve durum ABD'nin bilgisi ve isteği dahilindeyse herhangi bir çalışanının tutuklanmaması gibi şartlar sunarak ‘vize krizinin' çözümünü bu şartlara bağladı. Söz konusu görüşme ve akabinde Türk medyasına yansıyan haberler çeşitli soruları gündeme getirdi. Bunlardan ilki şüphesiz ki ‘Asıl kriz gerçekten vize mi?' sorusuydu. Bir diğer önemli soruysa ‘ABD tarafından özellikle 15 Temmuz'dan bu yana hiç bir talebi karşılanmayan, savunma sistemi olmamasına rağmen Rusya'dan alacağı S-400'ler yüzünden ABD'nin baskına maruz kalan ve üst düzey bir yetkilisinin tutuklu yargılandığı ‘Sarraf davası'na ilişkin hiç bir ikna edici bilgi alamayan Türkiye'nin masaya koyduğu hiçbir şart yok mu? Uzmanlar, buz dağının yalnızca görünen kısmından ibaret olan ‘vize' krizini ve iki ülkenin ilişkilerinin gidişatını Sputnik'e yorumladı.

    'ABD ERDOĞAN'A KARŞI KOZA SAHİP OLMAK VE TÜRKİYE'Yİ BASKI ALTINDA TUTMA PEŞİNDE'

    Konuyu Sputnik'e değerlendiren Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Türkiye uzmanı Timur Akhmetov'a göre Türkiye'nin şartları açıkça ortada olsa, görüşme bu taleplerin gerçekleştirilmesinden çok ABD'nin Türkiye yönetimini baskı altında tutmasını amaçlıyor.

    Türkiye'nin taleplerinin başında Gülen'in iadesinin ve Sarraf davasına ilişkin talepler olduğuna değinen Akhmetov "Sarraf davası konusunun hassasiyeti dolayısıyla açıkça pek fazla bir şey konuşulduğunu sanmıyorum. Gülen'in iadesiyse şimdilik ABD'deki bugünkü siyasi ortamı göz önüne tuttuğumuzda olası görünmüyor. Büyük ihtimalle ABD yönetimi ve geniş bürokrasisi Gülen'in iş birliğinde Erdoğan'a karşı bir takım somut siyasi kozlar bulmaya çalışıyorlar. ABD'nin amacı Türkiye yönetimine baskı aracı üretmek ki Ankara hem iç siyaset hem dış siyaset alanında ABD'nin çıkarları ile uyumlu bir biçimde hareket etmesi" ifadelerini kullandı.

    ‘TARTIŞMA HAKLILIK-HAKSIZLIK ÜZERİNDEN DEĞİL ABD'NİN GÜCÜ ÜZERİNDEN ŞEKİLLENİYOR'

    Sputnik'e konuşan Dış Politika Uzmanı Özdemir Akbal'a göre Türkiye'nin masaya hiç bir şart koymamasının arkasında iki ülkenin arasındaki ilişkinin, ‘büyük güç' ve ‘orta çaplı' güç ilişkisi olması yatıyor. Akbal "Çok hoşa giden bir söylem olmasa da ABD'nin küresel ölçekteki gücüyle, Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgesel ölçekli gücünün karşılaşmasına tanık oluyoruz şu anda. Bir tarafın daha fazla talepte bulunabildiği bir ilişki ortaya çıkarıyor bu güç ilişkisi. Tabii, haklılık-haksızlık tartışması ayrıca ele alınması gerekse de; bu güç ilişkisi haklılık-haksızlık tartışmasının çok da önemli sayılmadığı bir ortam söz konusu. Örneğin ABD, hiç bir ülkeyi işgal ederken haklı değildi. Ama onun haklılığı veya haksızlığının ötesinde politik güç uygulayabilmesi kabiliyeti varlığı veya yokluğu üzerinden tartışıldı. Türk-Amerikan ilişkileri güç analizine dayalı politik analiz, haklılık-haksızlık tartışmasından farklı bir çerçevede bulunmak durumunda" diyor.

    ‘ABD'YE NEDEN KANIT SUNULMASI GEREKTİĞİ BAŞLI BAŞINA SORGULANMALI'

    Türkiye'nin ABD ile karşı karşıya geldiği vize krizini biran önce çözme taraftarı bir tutum içerisinde olduğuna işaret eden Akbal "Biliyorsunuz, ABD bir heyet gönderdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da açıklamalarına da bakıldığında Türkiye'nin Ilımlı bir söylem içinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Türkiye sorunu bir an önce ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Başbakan Binali Yıldırım da ‘dik duracağız ama dik başlı olmayacağız' şeklindeki söylemleri de Türkiye'nin krizin ivedilikle çözülmesi yönündeki isteğine işaret ediyor" dedi.

    ABD'yi ikna etmek için kanıt sunmanın gereğinin başlı başına sorgulanması gereken bir husus olduğuna işaret eden Akbal "Amerikan yetkili, ‘Türkler hala bizi ikna edebilmiş veya gerekli delilleri sunmuş değil' diyor. Öncelikle ABD nasıl bir delil beklediğine dair daha açık bir tutum içerisinde olmalı. Zira Türkiye Cumhuriyeti'nin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir darbe girişimine hep beraber şahit olduk. Bunun neticesinde Türkiye Cumhuriyeti devleti organları koruma refleksiyle bazı önlemler alma çabası içine girdi ve çeşitli tutuklamalar gerçekleşti. Bunun delilinin ne olduğu ve neden ABD'ye ispat edilmesi gerektiği ayrı bir soru işareti. Zira bu şahıslar diplomatik dokunulmazlıktan azade, sadece orada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sıfatıyla görev yapan şahıslar. Bu Türkiye'nin iç hukuk yollarıyla alakalı ve ülkenin iç meselesi" ifadelerini kullandı.

    ‘ABD'NİN DE TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR'

    Bölgesel güç olması itibarıyla ABD'nin de Türkiye'ye ihtiyacı olduğuna işaret eden Akbal "ABD'nin hem Suriye hem Irak konularından Türkiye Cumhuriyeti'yle birlikte politika yürütme ihtiyacı var. Bu yüzden ilişkilerin tamamen kalkması ABD'nin de aleyhine olur" ifadelerini kullandı.

    Kuzey Irak'taki durumun değişkenlik göstereceğine ve ABD'nin sürece müdahil olmasının Türkiye'yle iş birliğinden geçtiğine değinen Akbal "Irak'ın kuzeyindeki de-facto (fiili) bir yapı var ve şu an 2013 sınırlarına çekilmiş durumda. Burada Türkiye'nin önemli çıkarları var. Bir müddet sonra politik dengelerin değişeceği göz önünde bulundurulduğunda, ABD'nin Türkiye olmadan sürece dahil olması, 2003 yılındaki müdahalesinden de çok daha zor. Zira orada eskisi gibi askeri varlığı yok. Kısacası, ABD'nin hem Suriye hem Irak'ta Türkiye'ye ihtiyacı var" dedi.

    Krizin çok uzun sürmeyeceği yönündeki öngörüsünü paylaşan Akbal "ABD ve Türkiye'nin askeri iş birliği anlaşmaları görünenin çok daha ötesinde bir derinliğe sahip. Türkiye'nin ABD karşısında güç gösteremeyişinin arkasında bu silah sanayi ve güvenlik anlaşmalarının varlığını yatıyor. Türkiye, kendine alternatifler üretebilen bir devlet görünümü çizse de, aslında ABD'yle ilişkilerini koparmak istemiyor. Tabii, ABD de Türkiye'yi elinden kaçırmak istemiyor" ifadelerini kullandı.

    İlgili konular:

    Schröder: ABD, zayıf bir Rusya istiyor
    Rusya: ABD'nin Rus basınına yönelik tehditlerine yanıt verebiliriz
    Dışişleri Bakanlığı kaynakları: ABD ile vize görüşmesi olumlu geçti
    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: ABD ile vize konusu kısa süre içinde çözülecek
    ABD Savcılığı'ndan Atilla’nın başvurusuna itiraz: Doğrudan ve bilerek çarkın içinde
    'ABD'den vize krizinin bitmesi için 4 şart'
    ‘ABD, Bağdat ve Erbil’i çatışmaya itiyor’
    Etiketler:
    kriz, vize, Türkiye-ABD ilişkileri, 15 Temmuz darbe girişimi, Darbe girişimi, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi (RIAC), Halkbank, Türkiye Dışişleri Bakanlığı, NATO, Binali Yıldırım, Mevlüt Çavuşoğlu, Özdemir Akbal, Timur Akhmetov, Metin Topuz, Fethullah Gülen, Mehmet Hakan Atilla, Washington, Ankara, Rusya, Ortadoğu, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın