17:56 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Darbasiyah ABD YPG

    ABD'nin yeni Ortadoğu planı ne ve kime karşı?

    © AFP 2017/ DELIL SOULEIMAN
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    Elif Sudagezer, Hüseyin Hayatsever
    3115

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Suriye'de DSG'ye verdiği silah desteği sebebiyle yüklendiği ABD'nin hedefinde hangi ülke var? Uzmanlar, başta Suriye olmak üzere bölgesel gelişmeler ışığında, Washington'ın olası hamleleri ve amacını Sputnik'e yorumladı.

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad - Rossiya Segodnya röportajı
    Пресс-служба президента Сирии Башара Асада / Sputnik
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin PKK'nın Suriye kolu olarak gördüğü YPG'nin de içerisinde yer aldığı Demokratik Suriye Güçleri'ne (DSG) 3 bin TIR'ın üzerinde silah yardımı yaptığını vurguladığı ABD'yi sert sözlerle eleştirdi. Erdoğan "Türkiye'nin ABD'ye karşı bir planı yok ancak ABD'nin Türkiye'ye karşı bir planı olduğu açık. Bu silahlar bölgeye niye gelir? Kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, ya da sıkıysa Rusya" dedi. Erdoğan'ın bir hafta içerisinde ikinci kez altını çizdiği bu konu önemli. Ankara'nın PKK ile bağlantılı olduğunu söylediği YPG'yi kapsayan DSG'nin Suriye'nin kuzeyinde, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin deyimiyle "bir devletin 50 bin kişilik ordusuna yetecek miktarda" silahı elinde tutması itibarıyla özerklik ve bağımsızlık girişiminde bulunması ihtimali; ülke açısından Suriye krizinin başından bu yana "kırmızı çizgi" olarak ifade ediliyor. Zira, Türkiye DSG'yi ülkenin güvenliğine ve bekasına yönelik bir tehdit olarak görüyor. Üstelik de net sayısı tam olarak bilinmese de ABD'nin DSG'ye yönelik silah desteğini ne denli artırdığı ortada. DSG'ye giden silahların miktarına ilişkin farklı bilgilere rağmen kısa bir süre önce, ABD'nin DSG'ye, Türkiye'ye satmayı reddettiği FGM-148 Javelin anti-tank füzeleri de dahil olmak üzere çok sayıda ağır ve hafif silah sevkiyatı yaptığını yazan Türkiye'nin resmi haber ajansı AA, ABD'nin YPG'ye iki aydan az bir süre içerisinde 909 TIR silah sevkiyatı yaptığını yazmış; bir kaç hafta önceyse çeşitli yerel basın, bu yardım miktarının bir kaç hafta önce 3 bin TIR'ı geçtiğine işaret etmişti. Ayrıca, son aylarda silah sevkiyatındaki bu artış da Sputnik kaynaklarınca doğrulanmıştı.

    ‘ABD'NİN ASIL HEDEFİ İRAN'I KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK'

    Peki ABD, bu silahları gerçekten kime karşı kullanmayı hedefliyor? ABD'nin hedefi Ankara'nın endişe ettiği üzere Türkiye'nin toprak bütünlüğü mü, yoksa asıl hedef Ortadoğu'da İran'ın gücünü yok etmek mi? Sputnik'e konuşan Ortadoğu uzmanı Faik Bulut'a göre; hedef her iki ülke ancak Washington'ın görece uzak hedefi İran'ın zayıflaması yönünde:

    "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözünü ettiği plan kuşkusuz, yalnızca Türkiye'yle ilgili bir plan değil. Cumhurbaşkanı esas olarak ABD'yle psikolojik bir savaş yürütüyor; Beyaz Saray veya (ABD Başkanı Donald) Trump'ı ikna etmek için ABD'ye yönelik sözlü suçlamalarda bulunuyor. Ama ABD'nin planının bölgeye yönelik olduğunu düşünüyorum. ABD'nin asıl planının İsrail ve Suudi Arabistan'la birlikte İran'ı kuşatmak ve İran'a boyun eğdirmek olduğunu düşünüyorum. Bunun çeşitli boyutları var. ABD, enerji kaynaklarını denetime almak istiyor. Yani bir plandan bahsetmek gerekirse, bunun Rojava'yla ve Suriye'de Kürt bölgesi ve hareketiyle sıkıştırmak yerine daha geniş anlamda ABD'nin bölgede nüfuz ve müttefik arayışları olarak anlaşılması gerektiğine inanıyorum" dedi.

    ‘ABD'NİN ASIL HEDEFİ TÜRKİYE OLSA, YPG TÜRKİYE SINIRINA SALDIRIRDI'

    DSG'ye yönelik silah desteğinin, Washington'ın bölge dışında kalmamak için geçici bir çare arayışıyla ilgili olduğuna işaret eden Bulut "Trump'ı bilmem ama devlet olarak ABD'nin Rusya'dan çok da fazla hoşlandığını zannetmiyorum. Çünkü Rusya bölgede çok büyük müttefikler buldu ve başarılar elde etti. Bu başarılar sebebiyle ABD'nin desteklediği cephe paramparça oldu yine ABD'nin desteklediği muhalifler çok büyük ölçüde geriledi. Dolayısıyla ABD bölgede devre dışı kalmamak için kendine nüfuz alanı arayışı içerisine girdi. ABD'nin DSG ile askeri anlamda iş tutması bununla açıklanabilir. Ancak ABD'nin bu tutumu geçici. Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı arasında büyük bir görüş farklılığı var. Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'yi çok fazla uzaklaştırmamak ve Rusya'ya yaklaşmamak gibi bir kaygılar güttüğü için DSG'ye verilen yalnızca askeri destek" dedi.

    Bulut "Konuya küresel baktığımızda, ABD'nin Asya'da hedefleri olduğunu söyleyebiliriz. ABD'nin amacı İran'ı düşürürse Rusya'yı güneyden kuşatma altına alacaktır. Ancak ABD'nin bu uzun vadeli hedeflerinde kendisine ayak bağı olacağı İran'ın gücünü kırma çabası daha öncelikli. Bu da Suudi Arabistan ve İsrail'in İran karşıtı planlarıyla uyumlu. Eğer ABD'nin öncelikli hedefi Türkiye olsaydı, ABD, PYD'ye verdiği desteğe karşılık onları Türkiye'nin sınırlarına saldırmaya yönlendirirdi. Ancak şimdiye kadar böyle bir şey olmadı. Şimdiye kadar ne Kobani'den ne Rakka tarafından Türkiye'ye bir saldırı olmadı. O yüzden bu silah desteği hamlesi, jeopolitik oyunun bir parçası.ABD, Türkiye'ye yönelik doğrudan bir askeri harekat peşinde değil, Zarrab davası gibi çeşitli araçlarla ülkeyi sıkıştırma peşinde" ifadelerini kullandı.

    ABD'NİN PLANINI DEVREYE SOKMASI MÜMKÜN MÜ?

    Peki, ABD bu bölgesel hedeflerine ulaşabilir mi? Soruyu yanıtlayan Ortadoğu uzmanı Bulut'a göre, ABD'nin hedeflerine ulaşmasının önündeki en önemli engellerden ilki Rusya'nın gücü, ikincisiyse İsrail hariç ABD'nin dayanak olarak gördüğü hiç bir ülkenin vurucu bir askeri güce sahip olmaması:

    "ABD'nin dayanak olarak gördüğü ülkelere bakın. Suudi Arabistan deseniz, ne Yemen'de ne Katar'da başarıya ulaşmış bir ülke. Mısır deseniz, o da kendi içine kapanmış durumda. O yüzden ABD'nin tek askeri dayanağı DSG ki onların da ABD'nin tetikçisi olmak gibi bir istekleri yok; özerklik peşindeler. Rusya da, Kürtleri ABD'ye terk etmiş değil. Özellikle Putin, oradaki Kürtlerin ihmal edilemez olmadığının farkında ve amacı Suriye rejimi ve Kürtleri barıştırmak, Türkiye'yi ABD'den uzaklaştırmak ve El Nusra gibi örgütlerin Türkiye eliyle temizlenmesi itibarıyla Ankara ve Şam'ı barıştırmak" dedi.

    ABD'nin siyasi ve diplomatik açıdan başarı elde edebileceği çok fazla manevra alanı kalmadığına işaret eden Bulut "ABD'nin siyasi diplomatik olarak zayıfladı, uluslararası kuruluşlarda da kendi içine çekiliyor. ABD'nin böyle güçsüz olduğu bir dönemde karşısında üç önemli güç var: Rusya, Çin ve İran. Türkiye ise bu iki taraf arasında gidip geliyor. Türkiye ne birebir ABD'nin ne de Rusya ve Suriye'nin birebir safında yer alıyor. Nitekim, Türkiye'nin denetlediği topraklar Suriye toprağı ve bu Şam açısında büyük bir problem" diye ekledi.

    ABD, TÜRKİYE'NİN PKK İLE MASAYA OTURMASINI İSTİYOR'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'ye yönelik sözlerini Sputnik'e değerlendiren eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin oldu. Türkiye'nin ABD ile uzun yıllardır NATO müttefiki olmalarına karşın ABD'nin hem Kuzey Irak'ta hem de Kuzey Suriye'de Türkiye aleyhine oluşumları desteklediğini dile getiren Pekin "ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik planları, Türkiye'yi etkiliyor. Yapılan çalışmalara baktığımız zaman ABD'nin Türkiye'ye yönelik planları olduğu da görülüyor. ABD, şu anki hesabına göre Suriye'nin kuzeyinde Fırat nehrinden Deyr ez-Zor'a kadar bir federal bölge kurmayı planlıyor. Akabinde de PKK ile Türkiye'yi masaya oturtup, ki daha önce masaya oturduk, PKK'ya Türkiye'de barış ve anlaşma yoluyla bir şeyler verdirmek, çözümü siyasi hale getirmek istiyor. ABD, ısrarla Türkiye'yi PKK ile masaya oturtmaya çalışıyor, PKK'nın özerk bölge tesis etmesini istiyor, Suriye'nin kuzeyinde bir PYD bölgesi meydana getirmeye çalışıyor. Bütün bunları zorluyor. Bunları elde etmek için de Zarrab davasıyla, ekonomik krizle, PYD'ye silah vererek Türkiye'yi devamlı sıkıştırmaya çalışıyor" diye konuştu.

    "Erdoğan gitse yerine gelen isim milli olarak hareket etse yine aynı şey olacak. Olay Türkiye'nin, ABD'nin istediği şekilde hareket etmesini sağlamak" diyen Pekin, "ABD, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin kontrolünün azaltılmasını, Kıbrıs'tan Türk ordusunun çekilmesini, Türkiye'nin, Karadeniz'de ve Hazar bölgesinde Rusya'nın çevrelenmesine yardımcı olmasını istiyor. ABD, İran'ın da çevrelenmesi için Türkiye'nin yardımcı olmasını istiyor. Özetle, Türkiye-İran ve Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulmasını, Türkiye-Rusya-İran-Irak ve daha sonra olacak Suriye işbirliğinin olmamasını istiyor. ABD'nin Türkiye ile ilgili böyle bir planı var" diye konuştu.

    ‘ABD, PYD'Yİ TÜRKİYE VE İRAN'A KARŞI KULLANABİLİR YA DA RUSYA'YLA SAVAŞTIRMAYI DENEYEBİLİR'

    Erdoğan'ın aynı konuşmasında söylediği "Bu silahlar bölgeye niye gelir? Nerede kullanacak bunu Amerika? Kime karşı kullanacak? Ya İran, ya Türkiye, sıkıysa Rusya" sözlerini de yorumlayan Pekin, "ABD orada bir ordu meydana getiriyor. Bu ordu kime karşı kullanılabilir? Suriye'ye karşı kullanılabilir. Buradaki oluşumdan Türkiye de rahatsız, Türkiye'ye karşı da kullanılabilir. ABD, İran'ın da Akdeniz'e çıkışını kesmeye çalışıyor. İran'ın önünde bir PYD engeli meydana getirmeye, böylece İran'ın Akdeniz'e çıkışını kesmeye çalışıyor. Bu oluşum İran'a karşı kullanılabilir" dedi.

    Hem Türkiye hem İran hem de Rusya'nın Suriye'nin kuzeyinde federal bir oluşuma karşı çıktığını söyleyen Pekin, "Tabii Rusya Kürtler'le görüşüyor. Ama Rusya'nın düşündüğü, o bölgeye Araplar'ın da dönmesiyle birbirinden bağımsız, coğrafi bütünlüğü olmayan idari olarak özerk bölgelerin olması. Bu ihtimal çok zor tabii ama ABD, o bölgede PYD'yi Rusya'ya karşı savaştırmayı da deneyebilir" dedi.

    'ABD, TÜRKİYE'NİN RUSYA VE İRAN'LA İLİŞKİLERİNİ BOZMAYA ÇALIŞIYOR'

    Pekin, "ABD; İran, Rusya ve Türkiye'nin önüne üç büyük engel koyuyor. Birincisi, PKK/PYD'yi silahlandırıyor, diğer yandan IŞİD'i yeni baştan yeni görevlere uygun olarak toparlıyor. Üçüncüsü de Suudi Arabistan önderliğinde Sünni Arapları İran'a karşı kullanmak üzere Arap NATO'su kurmaya çalışıyor. Bütün bunları yaparken de Türkiye'yi kendi safına almaya çalışıyor. Yani Türkiye ve Rusya ile Türkiye ve İran'ın işbirliğini bozmaya çalışıyor" diye konuştu.

    İlgili konular:

    'Rusya, Türkiye ve İran'ın Suriye'deki işbirliği, krizlerin çözümü için iyi bir deneyim'
    Pentagon: Suriye'deki başarı Rusya değil koalisyona ait
    Putin: Suriye’nin neredeyse tümü teröristlerden özgürleştirildi
    Türkiye Afrin'de ‘ikinci bir Fırat Kalkanı Harekâtı' gerçekleştirir mi?
    Çavuşoğlu: Afrin'den tehdit gelirse ansızın girebiliriz
    Erdoğan: Rusya'yla dayanışmamız Afrin'i de kapsayacak
    Etiketler:
    Suriye Kürtleri, silah sevkiyatı, askeri operasyon, silah yardımı, özerklik, DSG, SDG, Beyaz Saray, YPG, PKK, IŞİD, NATO, Faik Bulut, Rıza Sarraf, Reza Zarrab, Donald Trump, İsmail Hakkı Pekin, Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Kuzey Suriye, Asya, Rojava, Suudi Arabistan, İran, İsrail, Ortadoğu, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın