02:56 13 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Rosatom

    ‘Bill Gates’in hayalleri, hayal olarak kalacak’: Rosatom, ABD’nin nükleer endüstrisini nasıl yıktı?

    © Sputnik /
    Analiz
    URL'yi kısaltın
    0 51
    Abone ol

    Beyaz Saray’a, ‘küresel ısınmaya karşı en ideal’ enerji kaynağı olduğunu söylediği atom enerjisine yüklenme çağrısı yapıp ABD’nin bu alanda lider olabileceğini söyleyen Microsoft kurucusu milyarder Bill Gates, RİA Novosti yazarı Maksim Rubçenko'ya göre boş bir hayalin peşinde. Zira ABD, bu alanda Rusya’yı geçebilmek için çok geç kalmış görünüyor.

    Microsoft kurucusu milyarder Bill Gates, yıl başından kısa bir süre önce kişisel blogunda kendisini heyecanlandıran problemlerle ilgili bir mektup yayınladı. Bu problemlerden biri de, küresel ısınma. Gates'e göre atom enerjisi, bu sorunun üstesinden gelebilir.

    Gates, mektubunda şu ifadelere yer verdi: "Nükleer teknoloji, iklim değişikliğiyle mücadeleye ideal bir şekilde uygun, çünkü günün her saati ulaşılabilecek son derece kapsamlı biricik enerji kaynağı, üstelik bu sırada sera gazlarının salınımına da neden olmuyor. Günümüzdeki reaktörlerin sorunlu yanları, bu kapsamda kaza tehlikesi de, yeni teknolojilerin yardımıyla bütünüyle ortadan kaldırılabilir."

    Gates'e göre ABD, ‘bilim insanları, girişimcileri ve dünya seviyesindeki yatırımcı sermayesi sayesinde' bu yönde önemli başarılar elde edebilir. Ancak Gates yanılıyor, zira Amerikan atom enerjisi üretimi son yirmi yılda son derece geriledi. Bunda en önemli rolü de Rusya'nın devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom oynadı.

    SSCB, 1980'LERİN SONUNDA SANTRİFÜJLERDE URANYUM ZENGİNLEŞTİRME TEKNOLOJİSİNDE LİDERDİ

    1980'li yılların sonunda SSCB, santrifüjlerde uranyum zenginleştirme teknolojisinde lider durumundaydı. ABD'de ise santrifüjler yerine nükleer yakıt üretimi için daha az etkin ve pahalı olan gaz difüzyonu kullanılıyordu. Bu teknoloji, santrifüjlerde uranyum zenginleştirmekle karşılaştırıldığında 50 kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyordu.

    Bu nedenle, Sovyetler Birliği'nin son yıllarında ABD, kendi nükleer santralleri için Rusya'da zenginleştirilmiş uranyum satın alma yoluna gitti. Bu, gaz difüzyonuna göre on iki kat daha ucuza geliyordu. Bu alışveriş 1987'de başladı ve yıldan yıla arttı.

    Ancak bu zenginleştirilmiş uranyum rezervleri hızla tükendi. Bunun üzerine nükleer silahların azaltılmasıyla ortaya çıkan uranyum fazlası, ABD'ye satılmaya başlandı. Ancak satışlarla birlikte rezervler tükenirken iki ülkenin bilim insanları, ABD'deki nükleer santraller için mevcut rezervi ‘seyreltme' yollarını araştırmaya giriştiler.

    RUSYA'DAN ABD'YE İLK URANYUM SEVKİYATI 1995'TE YAPILDI

    1994'te yeni bir anlaşma imzalanarak, Rusya'nın nükleer silahlardan temin edilen 500 ton zenginleştirilmiş uranyumu ABD'deki nükleer santrallere satması kararlaştırıldı. Böylece Mayıs 1995'te St. Petersburg limanından ABD'ye ilk 24 tonluk sevkiyat gerçekleştirildi. Bu sevkiyatla hem ‘yüksek zenginleştirilmiş' hem de ‘düşük zenginleştirilmiş' uranyum gönderiliyordu.

    ‘KAZANAN HER ŞEYİ ALIR'

    1994 anlaşmasıyla kararlaştırılan, nükleer silahlardan açığa çıkan 500 tonluk sevkiyat, 2013 kasım ayında yapılan 60 tonluk son partiyle sona erdi. Ama bu sırada, Rusya'daki tedarikçi firma (Rosatom bünyesine yer alan dış ticaret şirketi) Tehsnabeksport ile ABD'deki alıcı firma USEC (bugünkü adı Centrus), yeni bir uzun vadeli uranyum tedarik anlaşması imzalamış bulunuyorlardı.

    ABD'den Rusya'ya doğal uranyum tedariki halen yasak. Bu nedenle Amerikan firması, bu yasağı by-pass edecek bir formül geliştirdi. Böylece Rosatom, Washington'ın aktif desteğiyle, Kanadalı Uranium One firmasını satın aldı. Kanada ve ABD arasında böyle bir yasak söz konusu olmadığı için, doğal uranyum şimdi Rosatom'un sahibi olduğu Uranium One'a sevk edilebiliyordu.

    Ham uranyum temin eden Uranium One'ın bünyesinde, ABD, Avustralya, Kanada, Kazakistan, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Tanzanya'daki bir takım uranyum madenleri var. Böylelikle Rosatom, Amerikalılarla sözleşmenin gereklerini yerine getirme olanağına sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi ihtiyaçları için de en zengin uranyum yataklarına sahip oluyordu.

    Rosatom için bu ticaret özellikle 1990'ların ekonomik kaos ortamında Rusya'nın ayakta kalmasında etkili olan büyük bir gelir kaynağı teşkil etti. Böylece Rusya, uranyum zenginleştirme teknolojisindeki üstünlüğünü korudu, artırdı, insan kaynakları çoğaldı, barışçıl ve askeri atom teknolojisi alanında yeni yatırımlar finanse etti.

    ‘ABD'Lİ ŞİRKETLER ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM TEDARİKİNDE BÜTÜN REKABET İMKÂNLARINI FİİLEN KAYBETTİ'

    Bu yirmi yıllık ticaretin ABD tarafındaki etkisi ise aynı olmadı. Gerçi Amerikan nükleer enerji şirketleri Rus zenginleştirilmiş uranyumu almakla milyarlarca dolar tasarruf etmiş oldular. Öte yandan ise, Amerikan nükleer santrallerinde ihtiyaç duyulan zenginleştirilmiş uranyum tedarikinin aslan payı Tehsnabeksport tarafından karşılandığından, ABD'li şirketler fiilen bu alandaki bütün rekabet imkânlarını kaybetmiş oldular.

    Bunun sonucu olarak, Amerikan Centrus firmasının santrifüj tekniğiyle zenginleştirilmiş uranyum üretme girişimi fiyaskoyla sonuçlandı. Nitekim, 2016 yılı şubat ayında, bu projeyle ilgili çalışmaları tamamen durdurduklarına dair resmi bir açıklama yaptılar.

    ‘RUSYA; ABD'DEN ALTI, URENCO'DAN İKİ, FRANSA VE ÇİN'DEN DE ÜÇ KAT DAHA ÜSTÜN'

    Günümüzde ABD'de uranyum zenginleştirmesinin büyük bölümü, daha önce olduğu gibi, gaz difüzyonu yöntemiyle, Ohio eyaletine bağlı Piketon'da yapılıyor. Dünya Nükleer Birliği'nin rakamlarına göre ABD nükleer enerji ve uranyum zenginleştirme alanında dünyada beşinci sırada. Rusya ise tartışmasız birinci sırada: ABD'den altı, nükleer enerji konsorsiyumu Urenco'dan iki, Fransa ve Çin'den de üç kat daha üstün.

    Dahası, ABD'li şirketler, tamamen doğal uranyum ithalatına bağımlı durumda. ABD ‘Energy Information Administration' verilerine göre ABD'nin kendi kaynakları nükleer ihtiyaçlarının ancak yüzde 11'ini karşılıyor.

    Belli ki, Bill Gates'in nükleer teknoloji alanında ABD liderliği hayalleri, daha uzun süre hayal olarak kalacak.

    İlgili konular:

    Amaç enerjide dışa bağımlılığı azaltmak: Türkiye'den 25 öğrenci daha nükleer enerji eğitimi için Rusya'ya gönderiliyor
    ‘Akkuyu ve Sinop nükleer santralleri Türkiye’nin enerji açığı ve dışa bağımlılığı azaltmada önemli role sahip’
    Akkuyu Nükleer’in Genel Müdür Müşaviri: 25 Türk öğrenci Rusya’da nükleer enerji alanında yüksek lisans yapacak
    Rusya ile Hindistan 6 nükleer enerji santrali ünitesinin kurulması konusunda anlaştı
    Akkuyu NGS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dedusenko: İlk nükleer enerji 2023'de üretilecek
    Etiketler:
    Nükleer, Küresel ısınma, Nükleer enerji, Centrus, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu (Rosatom), Bill Gates, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın