05:28 25 Ocak 2021
Canlı Yayın
    Asya & Pasifik
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 01
    Abone ol

    TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden Doktor Gülriz Şen, yıllardır uygulanan yaptırımların kaldırılması ile Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) tam üye olmak için önemli bir fırsat yakalayan İran'ın Türkiye'nin de AB'ye alternatif olarak görmeye başlamasıyla bu örgüte olan ilgisinin daha çok kamçılanabileceğine işaret etti.

    İran'ın Şangay İşbirliği Örgütü'ne tam üye olarak kabul edilebileceğine ilişkin olumlu sinyaller var. Türkiye de ŞİÖ'ye göz kırparken, İran'ın üye olmasının etkileri neler olur?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Şanghay İşbirliği Örgütü'nü (ŞİÖ) Türkiye için bir alternatif olarak işaret ettiği dönemde, İran'ın tam üye olabilmesine olumlu ışık yakıldı. ŞİÖ'den yapılan açıklamanın yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Vladirmir Putin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından İran'ın ŞİÖ'ye üyelik başvurusunun olumlu değerlendirilmesi için hiçbir engelin kalmayacağını belirtti.

    İran'ın 2000'li yıllarından başından bu yana ilgilendiği ve 2005 yılında gözlemci statüsünü elde ettiği ŞİÖ'ye tam üye olması, örgütü Türkiye'nin bir alternatifi olarak işaret eden Ankara ile Tahran arasındaki ilişkilerde olumlu bir etki yaratır mı?

    ‘İKİ DEVLET DE ORTA ASYA'DA NÜFUZ PEŞİNDEYDİ'

    TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nden Doktor Gülriz Şen'e göre, ŞİÖ'ye üyelik iki ülke arasındaki krizde büyük bir değişim yaratmaz ancak Ankara ile Tahran'ın daha fazla işbirliği yapmasını sağlayabilir:

    "Türkiye —İran ilişkilerinde Arap Baharı sonrasındaki dönemde önemli gerilimler mevcut. Bunlar daha çok Suriye ve Irak üzerinden şekilleniyor. Şanghay İşbirliği Örgütü içinde olmalarının bu krizlerin çözümüne birebir çok büyük bir katkısı olmaz. İkili olarak daha fazla görüşmelerin katkısı olacağını düşünüyorum. Bu yönde son dönemde daha fazla görüşmelerin olduğunu gözlemliyoruz. Şöyle bir durum olabilir; Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne artan ilgisi, İran'ın da tam üyelik yönündeki ilgisini kamçılayabilir. Çünkü İran-Türkiye ilişkileri rekabet temelinde de şekilleniyor. Şanghay İşbirliği Örgütü'nün Orta Asya'da varlık gösterdiğini düşünürsek, aslında iki devlet de 1990'lardan itibaren Orta Asya'da daha fazla ekonomik, politik, kültürel nüfuz peşindeydi. O nedenle İran, Türkiye'nin yer aldığı bir Şangay İşbirliği Örgütü'nde mutlaka tam üye olarak yer almak isteyecektir."

    Gülriz Şen'e göre hem İran'ın hem Türkiye'nin ŞİÖ'ye tam üye olması durumunda iki ülke arasında daha fazla işbirliği imkanı doğabilir.

    ‘YAPTIRIMLARA KARŞI BAŞARI ŞİÖ YOLUNU AÇABİLİR'

    İran'ın ŞİÖ'ye yaptığı tam üyelik başvuruları 2008'de ve 2010'da olmak üzere iki kez reddedildi. İran'ın yaptırımlar konusunda elde ettiği diplomatik başarının ŞİÖ'ye üye olmasını sağlayabileceğini ifade eden Gülriz Şen, Rusya'nın da olumlu yaklaşımına dikkat çekti:

    "2010 yılında örgütün bir kararı var; Birleşmiş Milletler yaptırımlarına maruz kalan devletlerin, örgüte üyeliğini engelleme kararıydı. Bu nedenle İran 2010 yılında bu husus üzerinden örgüte tam üyelik hakkını yakalayamadı. Yeni döneme baktığımızda 2016 Ocak ayı itibarıyla İran, ‘kapsamlı ortak eylem planı' yani nükleer anlaşma olarak andığımız diplomatik başarıyla, BM yaptırımlarından kurtulmuş oldu. Bu da İran'ın Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyeliğinin yolunu açmış oldu. Bu noktada örgütün iki büyük gücü, Rusya ve Çin'in tavırlarına baktığımız zaman, Rusya'nın İran'ın örgüte tam üyeliğini desteklediğini görüyoruz. Haziran 2016'daki toplantı öncesinde bu yönde bir tavır sergiledi Rusya. Ancak Çin öncelikli olarak Hindistan ve Pakistan'ın örgüte üyeliğini desteklediği için İran'ın tam üyeliği aslında görüşmelerin gündeminde olsa da Haziran 2016'daki toplantıda gerçekleşemedi."

    DONALD TRUMP ETKİSİ

    Eski İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad döneminde ülkenin Batı'yla ilişkilerinin daha gergin olduğunu ve Tahran tarafından Doğu'nun denge unsuru olarak görüldüğünü aktaran Şen, mevcut başkan Hasan Ruhani döneminde eskiye kıyasla daha dengeli bir politika izlendiğini belirtti. Ancak Şen'e göre özellikle ABD'de Donald Trump'ın başkanlık koltuğuna oturması bu dengeyi değiştirerek İran'ın ŞİÖ'ye olan ilgisini artırabilir:

    "Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanlığı döneminde İran'ın Batı'yla gerilen ilişkileri olduğunu söyleyebiliriz. İran'ın Şangay İşbirliği Örgütü'yle ilgilenmesinin temel sebebi hem maruz kaldığı yaptırımları, Doğu'nun büyük ulusları olarak andığı Rusya, Çin ve Hindistan ile artan ilişkileriyle aşmak hem de Şanghay İşbirliği Örgütü'nü Batı'ya karşı bir denge unsuru olarak kullanmaktı. Bu Doğu'ya bakış politikası Ahmedinejad döneminin alametifarikasıydı esasen. Çünkü İran tam anlamıyla Batı'ya sırtını dönmüştü ve bu nedenle Doğu'ya bakış stratejisi kapsamında Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üyelikle ilgileniyordu.

    2016'nın Haziran'ında İran tam üyelik statüsüne kavuşamadı. Ancak bu tarihten sonra küresel siyasette de bazı önemli değişiklikler oldu. Bunlardan en önemlisi elbette Donald Trump'ın Amerika'da başkan seçilmesi. Şöyle bir projeksiyon olabilir; Trump'ın başkanlığı döneminde İran — ABD ilişkilerindeki gerilim artarsa Şanghay İşbirliği Örgütü'nün cazibesi İran için artacaktır ve tam üyelik hususunda daha fazla çabalayacaktır diye düşünüyorum."

    İlgili konular:

    Putin: İran'ın ŞİÖ üyeliği önünde engel kalmadı
    Etiketler:
    Arap Baharı, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), Gülriz Şen, Mahmud Ahmedinejad, Hasan Ruhani, Vladimir Putin, İran, Irak, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın