13:57 24 Haziran 2018
Canlı Yayın
    Bi De Bunu Dinle

    Laiklikle ilgili düzenleme Anayasa'da olmazsa ne olur?

    Bi De Bunu Dinle
    URL'yi kısaltın
    Yavuz Oğhan
    0 0 0

    Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın 'Dindar Anayasa' açıklamasının yankılar devam ediyor. Anayasa Profesörü Sultan Uzeltürk, resmi dinin Anayasa'ya girmesinin toplumun sosyal yaşantısını ve hukuk kurallarını etkileyeceğini söyledi. Anayasa'nın yapılış yöntemini de eleştiren Uzeltürk, yeni Anayasa'nın özgürlükçü ve katılımcı olmayacağı görüşünde.

    Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın 'Dindar Anayasa' söylemine muhalefet sert tepki verirken, AK Parti ise sahiplenmedi. Hürriyet'ten hükümete yakın bir isim olan Abdülkadir Selvi'ye göre, AK Parti'nin en çok korktuğu şey Meclis Başkanı tarafından dile getirildi. Ancak bu, planlı şekilde yapılmadı. Konuya ilişkin kulis bilgilerini de aktaran Selvi'nin, yeni Anayasa'nın Allah inancına vurgu yapılacağını yazması tartışmaları tekrar alevlendirdi. 

    RS FM'de Yavuz Oğhan'ın hazırlayıp sunduğu 'Bidebunudinle'de konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Profesörü Sultan Uzeltürk, böyle bir anayasanın herkesi kapsamayacağını söyledi. 

    ​Uzeltürk, "Anayasa tüm kesimleri bir arada tutan bir metin. İnananlar, inanmayanlar hatta tüm inançları tek tek yazan başka anayasalar da var. Bunu yapıyorsanız tamam. Sadece Müslümanların anayasası mı olacak bu? Diğer inançlar için farklı hukuk kuralları mı uygulanacak, çok hukukluluk mu olacak bunu tartışırsınız. Ancak, Avrupa hukuk sistemine göre hareket edecekseniz böyle bir şey yapamazsınız. Avrupa sistemi çok hukukluluğa aykırı. Bir inanç sisteminde suç olarak düzenlediğiniz şeyi diğerinde düzenlemezsiniz devletin farklı inançlara tarafsız olmasını ve kamu düzenini hukuk yoluyla sağlanması koşulunu kaldırmış olursunuz" diye konuştu.

    'AVRUPA LAİKLİK SORUNUNU ORTAÇAĞ'DA ÇÖZDÜ'

    Dindar Anayasa söyleminin teknik olarak hukukta yerinin olmadığını vurgulayan Uzeltürk, bununla devletin resmi dininin kastedildiğini düşünüyor. Türkiye'de resmi din ibaresi 1924 Anayasası'nda yer almış 10 Nisan 1928 tarihinde de kaldırılmıştı. Uzeltürk, peki bu ibare tekrar konulursa ne olur sorusunun cevabını da 1924 Anayasası ve resmi dini olan Avrupa ülkeleri ile karşılaştırma yaparak verdi: "Avrupa din ve devlet işlerini Ortaçağ'da birbirinden ayırdı ama İslam devletlerinde bu mücadele olmadı." 

    Laikliğin kaldırılmasının sonucunun ağır olacağını ifade eden Uzeltürk, şöyle devam etti:

    "Dindar Anayasa kavramı devlet sistemini nasıl oluşturduğunuzla ilgili bir meseledir. Devletin resmi bir dininin olmasıyla bağlantılı bir kavram bu. Avrupa'da örnekleri meşruti monarşilerde yani İngiltere gibi ülkelerde var. Bizde 1924 Anayasası'nda devletin dini İslam'dır deniyordu; ama gidişatı laiklik doğrultusundaydı ve sadece bir hüküm vardı. Padişah da şeriat hukukunun uygulanması yetkisini de Meclis'e vermişti. Geçiş dönemiydi, çok kısa yürürlükte kaldı. Avrupa'da da birçok yerde resmi din var. Ama bu resmi din sizin hem hukuk sisteminize hem de günlük hayatınıza yansımıyor. Bunlar dinsel anlamda reformlarını gerçekleştirmiş, devlet işlerini hem fiilen hem hukuken birbirinden ayırmış devletler. Ama İslam ülkelerine baktığınızda hem hukukta hem günlük yaşamda etkisini görüyorsunuz. Avrupa Ortaçağ'da bu meseleyi halletti. Sivil iktidarlar kilisenin yetkilerini Ortaçağ'da sınırladı. Bizde böyle bir mücadele olmadığı için İslam'ın siyasallaşmasını ağır biçimde hissederiz. Günlük hayatımız da etkilerini görürüz."

    'TÜRKİYE'DE SIKINTI ÇEKMEYEN Mİ KALDI?'

    Laiklik konusu şimdiden bir kutuplaşma yaratmış durumda. Türkiye'de dindarların büyük sıkıntı çektiklerini bunun sebebinin de laiklik maddesinin olduğunu savunanlar da var. Ancak Uzeltürk'ün bu konuya da itiraz var:

    "Türkiye'de sadece dindar kesim sıkıntı çekti demek haksızlık oldu. Türkiye'de sıkıntı çekmeyen mi kaldı? Mesele insan haklarıysa bunu sağlayacak mekanizmalar vardır."

    'ANAYASA KAPALI KAPILAR ARDINDA YAPILIYOR'

    Laikliğin yasayla açıklanmasının şart olmadığını söyleyen Sultan Uzeltürk, evrensel değerlere atıfta bulundu, yapılacak yeni anayasanın yapılı yöntemini eleştirdi ve geleceğe ilişkin kaygılarını paylaştı. Yapılması gereken asıl şeyin demokratik ve katılımcı anayasa sürecini başlatmak olduğunu söyleyen Uzeltürk şöyle konuştu:

    "Tarafsız bir devlet oluşturuyor musunuz mesele budur. Laikliğin açıklanmasına gerek yok, zaten evrensel değerler vardır. Devletin dinlere tarafsızlığının eşit mesafede olması, hukuk kurallarını din kurallarına uygun olmak zorunda bırakılmaması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması gibi. Anayasa'nın yöntemi de kabul edilebilir değil. Kapalı kapılar adından yapılıyor. Her gün iki maddesi gazeteciler vasıtasıyla açıklanıyorsa böyle bir anayasa süreci kabul edilebilir değil. 1982 Anayasası'nı iktidara çok fazla yer açması bakımından eleştirdik.  Görüyorum ki iktidar çok daha güçlenecek. Hürriyetçi bir anayasa olmayacak. Türkiye'nin anayasa sorunu bu anayasa ile de çözülemeyecek. Kimi dışlarsanız o anayasanın karşısında kalacak. Bu kadar temel hal ve özgürlük sorunu varken özgürlükçü anayasa hazırlanamaz."

    İlgili konular:

    CHP Sözcüsü Böke: Laiklik bizim için kırmızı çizgi
    AK Parti Sözcüsü: Biz militan laiklik anlayışının karşısındayız
    Burhan Kuzu'dan 'laiklik' açıklaması
    Bahçeli'den 'laiklik' açıklaması: Bu doğru bir düşünce olmamıştır
    Meclis önünde 'laiklik' arbedesi: Gözaltılar var
    TÜSİAD’dan Meclis Başkanı Kahraman’a laiklik tepkisi
    Etiketler:
    Laiklik, Anayasa, AK Parti, İsmail Kahraman, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın