19:43 27 Ocak 2020
Canlı Yayın

    AK Partili Yeneroğlu: Darbe sonrası işkence yapan olduysa cezasını çekecek

    Bi De Bunu Dinle
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), darbe girişiminin ardından gözaltına alınanlara işkence yapıldığının ileri sürüldüğü raporunu kamuoyuyla paylaştı. Konuya ilişkin RS FM'e konuşan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Mustafa Yeneroğlu, "İşkence yapan olduysa cezasını çekecek" dedi.

    TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Yavuz Oğhan'dan 'Bi de bunu dinle' programına katılarak İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch) raporunda da yer alan Türkiye'deki işkence iddialarını değerlendirdi. İddiaların darbe sonrası yaşanan ilk günlere ilişkin olduğunun altını çizen Yeneroğlu, "Her şeyin en ideal şekilde uygulanmış olduğunu iddia edemem, işkence iddiaları doğruysa gereken yapılır" dedi.

    Yeneroğlu şunları söyledi:

    "Şunu ifade etmek istiyorum. HRW'nin raporusadece gözaltı dönemiyle ilgili meseleleri içeriyor. Kendileri de böyle ifade ediyorlar. Bunun ötesinde de bir sorun yok. Bu iddialar darbe girişimi sonrası yaşanan ilk günlerle ilgilidir. Düşünün, kamu düzeninin tamamı ile tesis edilmesi noktasında daha ilk günlerde sarf edilen olağanüstü bir çaba var. O günleri bir hatırlayın, göz önünde bulundurun. Zaten ilk sabah 52 general yakalanıp tutuklanmıştı. 2 hafta sonra sayı 150'nin üzerine çıktı. Dolayısıyla oradaki ortam, oradaki gerginlik… Netice itibariyle her konunun arzu edilen en ideal manada uygulandığını  iddia edemem. Kimse bunu iddia edemez. Ama biz şunu söylüyoruz: Türkiye bir hukuk devletidir, bu konuyla ilgili ihlale sebebiyet vermiş kişiler varsa, bu iddiaların içerisinde bulunmuş kişiler varsa o kişiler kesinlikle yargılanacaklar. Bunun takibi yapılacak. Biz de bize ulaşan her iddianın takip edilmesi tahkik edilmesiyle ilgili savcılara suç duyurusunda bulunuyoruz."

    'NEREDE, NE ZAMAN, KİM İŞKENCEYE UĞRAMIŞ?'

    İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün yayımladığı raporunda yer verdiği örneklerden bir bölümü doğrulattığını da iddia ettiğinin hatırlatılması üzerine Yeneroğlu, şöyle konuştu:

    "Biz İnsan Hakları İzleme Komisyonu olarak bu konuda olağanüstü bir hassasiyet ortaya koyuyoruz. Dolayısyla kötü muamele olsun, işkence olsun bunlar insanlık suçudur. Bu iddialar o kadar vahim, o kadar ağır ki o yüzden iddiaların takdiminin de o ağırlığı ve ciddiyeti ortaya koyması gerekiyor. Yani iddia edilen olayın nerede, hangi zamanda olduğu ve mağdurunun da kim olduğunun belirtilmesi gerekiyor. Aksi takdir de kim nasıl inceleyerek bu iddiaların üzerine gidebilir ki. İnsan hakları komisyonundaki arkadaşlarımız gibi ben de bu meselelerle ilgili olağan üstü hassasiyete sahibim; ancak bu rapora baktığımız zaman bir kere başlığında problem var. 'Açık Çek' deniyor… Türkiye'de darbe girişimi sonrası işkenceye karşı koruma tedbirlerinin askıya alınması… Yani hükümetin bu noktada işkence yapanlara 'açık çek' verdiğini ima ediyor. Oysa bu başlı başına gerçek dışı bir bilgi, hatta yalan diyeceğim ama bunlar o kadar önemli konular ki siyasi polemik konusu yapmak istemediğim için daha net ifadeler kullanmıyorum. Öte yandan bu meselelerle ilgili ciddiyeti ortaya koymamız gerektiğini de ifade etmek istiyorum. Ben bugüne kadar, göreve geldiğim yani seçildiğim ilk hafta Türkiye'deki bütün büyük insan hakları kurumlarını ziyaret ettim. Kendilerinden de ellerine ulaşan ihlallerle ilgili özellikle doğrudan bizi bilgilendirmelerini istedim. Bilgilendirmeleri durumunda da bizim de üzerinize düşeni büyük bir sorumlulukla yerine getireceğimizi ifade ettim. Ama bakın bugüne kadar Human Rights Watch olsun, diğer insan hakları kurumları olsun kamuoyu önünde, gazetelerde çok rahat biçimde Türkiye'de sistematik olarak işkence olduğunu ifade ediyorlar amabugüne kadar İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na bir vaka dahi bildirilmiş değil. Aynı şekilde bunu Meclis İnsan Hakları İzleme Komisyonu'nda bulunan diğer parti mensupları da yapmıyor. Mesela CHP'li arkadaşlar darbe sonrası mağduriyetlerle ilgili bize 30 bin başvuru geldi diyorlar; ama onlardan bana gelen 50 başvuru bile yok. Bunlar arasında işkence iddialarıyla ilgili somut vaka var mı? Maalesef yok. 30 Eylül tarihi itibariyle CHP'li bir milletvekili arkadaşımızın işkenceyle ilgili somut bir iddiası bize ulaştı. Bize ulaştığı gün itibarıyla, aynı gün biz bunu savcılığa ileterek suç duyurusunda bulunduk. Tahkikat yapılması hususunda da Adalet Bakanlığı ile görüştük. Onun için HRW'nin de bu gibi iddiaları ortaya atarken meseleyi siyasi aktivist edasıyla genelleştirerek değil de gerçekten olayların vahametine ve ciddiyetine yakışır bir biçimde ele alıp takdim etmesi gerekir."

    'CEZAEVİ ZİYARETLERİNE ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA BAŞLAYACAĞIZ'

    İnsan hakları ve işkence iddialarına ilişkin gerek cezaevi müdürleri gerekse yetkili savcılarla sık sık görüştüğünü dile getiren Yeneroğlu, "Gidip bizzat yerinde görmek istemez miydiniz, gözle görmek daha iyi değil midir?" diye sorulunca şöyle söyledi:

    "Bunun iki boyutu var, birincisi o konuyla ilgili alt komisyonumuz önümüzdeki hafta itibariyle tekrar ve yoğun bir biçimde cezaevlerini ziyaret etmeye başlayacak. İkincisi de kamuoyu ile paylaşmamış olsam da zaten bizim de bazı yerleri gidip bizzat yerinde müşahede etme imkanımız olmuştur. Benim bunu kamuoyu ile paylaşmamamın sebebi de, burada muhalefetin ortaya koyduğu maksat gidip görelim bunu tespit edelim şeklinde olmayıp, tam aksi biçimde bunu siyasi polemik aracı olarak nasıl kullanalım yaklaşımında olmasıdır. CHP'li arkadaşlardan sistematik bir biçimde ülkede baştan sona işkence yapıldığı iddiaları geliyor. 'Nereden geliyor bana bir tane söyler misin' diyorum… Buna cevap verilmesi lazım. Ben bunu öyle kapalı kapılar ardında da söylemedim. TBMM İnsan Hakları İzleme Komisyonu'nun son iki toplantısında kamuoyu önünde ben bunları ifade ettim. Netice? Netice yok."

    'İDDİALARI TAKİP ETMEDİĞİMİZ SÖYLENEMEZ'

    "Bakın birileri bu işi siyasi polemiğe dönüştürüyor. Cezaevleri ile ilgili dile getirilen bu konuyu takip etmediğimizi kimse iddia edemez. Ben sadece birilerinin bu meseleleri siyasi polemik haline getirmemeleri konusunda bir hassasiyet ortaya koyuyorum ve şunu söylüyorum: Cezaevleri ile ilgili bize gelen tüm iddialar bire bir takip edilmektedir. Ben de özellikle bana ulaşan bu vakalarla ilgili hem cezaevleri müdürleriyle hem de ilgili savcılarla görüşerek meseleyi bizzat takip ediyorum. Adalat Bakanımızın da (Bekir Bozdağ) bu konuda olağanüstü bir hassasiyete sahip olduğunu görüyorum biliyorum ve bunu bizzat müşahede ediyorum."

    'KOMİSYONUN İLK ADRESİ ESKİŞEHİR OLACAK'

    TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na bağlı alt komisyonun cezaevi ziyaretlerine başlayacağını söyleyen Mustafa Yeneroğlu, ziyaretlere ilişkin programı da açıkladı. Buna göre ziyaretler önümüzdeki hafta itibariyle Eskişehir'den başlayacak.

    'ZİYARETLER FETÖ SORUŞTURMASI ÖZELİNDE YAPILAMAZ'

    Yeneroğlu, işkence iddialarına ilişkin cezaevlerini denetleyecek olan komisyonun FETÖ soruşturması kapsamında mağdur edildiğini iddia edenlere ağırlık verip vermeyeceği ile ilgili "Öyle bir şey olamaz. Şuraya özel buraya özel diye bir şey olamaz. Baştan beri şuna karşı çıkmışımdır ki; mesele sansasyonel, sesini duyurabilen, siyaset vs. geçmişi olan değil. Bu konuda sesini duyuramayan gariban insanlar da bizim muhatabımızdır. Kim bir mağduriyet iddia ediyorsa bunu takip etmek bizim görevimizdir. Biz de bu esasla hareket ediyoruz. Dolayısıyla bunun ölçüsü birilerinin arzu ettiği gibi en popüler insanların bulunduğu yerleri ziyaret etmek değil. Biz popüler olup olmadığına bakmayız. Hangi cezaevlerinden daha fazla ihbar geliyorsa, sistematik bir ihmal söz konusuysa özellikle bunların üzerine gidiyoruz" dedi.

    'İŞKENCEYE UĞRADILARSA KORKACAK BAŞKA NE VAR?'

    Mağdurların korktuğu için haklarını arayamadıkları ihtimaline karşın, "İşkenceden öte ne olabilir ki" diyen Yeneroğlu, soyut varsayımlar olarak değerlendirdiği iddialara ilişkin yarın görüşecekleri HRW yetkililerinden somut bilgiler isteyeceklerini belirtti:

    "Bir insan eğer işkence görmüş ise bunun ötesi ne ki, neden korkacak, bunun daha ötesi mi olabilir. Bu iddialar soyut varsayımlar. Bize şimdiye kadar 2 somut başvuru geldi. Bunlardan biri 21 Ağustos tarihinde HDP'li arkadaşımızdan geldi. Şırnak Cezaevi'ndeki PKK aktivistlerinin eylemleri neticesinde oluşan ortamla ilgiliydi. Bir de CHP'li bir arkadaşımızın Afyonkarahisar Cezaevi ile ilgili bir başvurusu geldi. Bunun ötesinde HRW'nin iddia ettiği hususla ilgili şimdiye kadar bizim elimize ne Human Right Watch'tan ne insan hakları kuruluşlarından ne de İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi olan milletvekillerinden herhangi bir başvuru, herhangi bir iddia ulaştırıldı. Dolayısıyla bu, bu işin ciddiyetine aykırı bir durum. Ben geçen hafta HRWtemsilcileriyle görüştüm. Kendilerini davet ettim, yarın gelecekler ve bu konuları görüşeceğiz. Kimin mağdur olduğu, ne zaman nerede ne olduğuyla ilgili bilgileri kendilerinden isteyeceğiz. Bunu bize verirlerse biz bunların üzerine gideceğiz. Tabii ki bunları takip edeceğiz ama; şuan koparılan yaygarada olduğu gibi somut bir bilgi vermeden, işte efendim korkuyorlar, endişe ediyorlar… Bunu her zaman iddia edebilirsiniz. Ben bu iddia karşısında bir şey yapamam ki. Bu iddiaların siyasi aktivizmin önüne geçebilmesi için somutlaştırılması gerekir."

    'BİR İNSAN HAKLARI KURUMUNUN BU YAKLAŞIMI SKANDALDIR'

    Yeneroğlu, HRW'nin, 'KHK'lar kapsamında görevini yerine getiren kişinin bu fiilleri nedeniyle cezai sorumluluktan korunması hükmü iptal edilsin' tavsiyesine ilişkin ise işkence suçlamasıyla karşı karşıya kalan bir güvenlik görevlisinin KHK tarafından korunması diye bir şeyin kesinlikle doğru olmadığınının altını çizdi:

    "Zaten garip olan hususlardan birisi de o. İşkence gibi hususlar hiçbir şekilde KHK'larla askıya alınamaz. Böyle bir şey olabilir mi? Bu zaten yasada, anayasada açıkça belirtiliyor. Bizim bilfiğimiz bu konuda şimdiye kadar mahkemelere yapılmış bir başvuru da yok. İkincisi Türkiye'de her halükarda yargıya başvurulabilir. İç hukuk yolları tüketildikten sonra AİHM'e başvurulabilir ki AİHM'in söz konusu 15. maddesi de bu meseleleri askıya almıyor ve hiçbir zaman askıya alamaz. Sonuç itibariyle bu özgürlükçü, demokratik temel düzenin olmazsa olmazıdır. Onun için bunlar sadece ilgili maddeleri değil, olağanüstü halle ilgili olan KHK'ların tamamının kaldırılmasını istiyorlar. Bir insan hakları kurumumun böyle bir yaklaşım içinde olması bile başlı başına skandal."

    Etiketler:
    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), FETÖ, AK Parti, TBMM, Mustafa Yeneroğlu
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın