16:09 21 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Kırmızı et

    Türkiye laboratuvarda 'temiz et' üretecek: 'Ete şarbon gibi mikropların bulaşması söz konusu olmayacak'

    © AA /
    Bilim
    URL'yi kısaltın
    0 42

    Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye'nin laboratuvarda 'temiz et' üreteceğini söyledi. Yıldırım, 'temiz et' üretimi için kurulan ilk şirket olan biftek.co'nun Ankara Üniversitesi Teknokent'te faaliyete başladığını ifade etti.

    Ali Ekber Yıldırım, "Türkiye, laboratuvarda 'temiz et' üretecek" başlığıyla yayımlanan yazısında "Kırmızı et; fiyatıyla,üretimiyle,ithalatıyla,hastalıklarıyla ve diğer bir çok yönüyle son 10 yılda Türkiye'nin hep gündeminde oldu. Bu kez çok farklı bir çalışma ile gündeme gelecek" ifadesini kullandı.

    "Bir süreden beri ABD, Hollanda ve İsrail'in öncülüğünü yaptığı laboratuvar ortamında 'temiz et' üretimi konusunda Türkiye'de de ilk çalışmalar başladı" diyen Yıldırım, şöyle devam etti:

    - 'Temiz et' üretimi için kurulan ilk şirket olan biftek.co, Ankara Üniversitesi Teknokent'te faaliyete başladı. 'Temiz et' üretimi için Türkiye'de Araştırma-Geliştirme(Ar-Ge) çalışmalarını Vehbi Koç Sağlık Ödülü,Novartis Bilim Ödülü,Gordon Araştırma Konferansı Ödülü sahibi olan Ankara Üniversitesi Kök Hücre Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Can Akçalı ile Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Erdem Erikçi tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Araştırmanın iş geliştirme ve finans konusundaki çalışmaları ise Kerem Erikçi ve Melih Akçalı yürütüyor.

    'YAŞANABİLİR ALANLARIN YARISI TARIMA AYRILMIŞ DURUMDA'

    Laboratuvar ortamında 'temiz et' üretimi konusunda Türkiye'de ilk çalışmaları başlatan biftek.co şirketinin kurucusu ve ortağı Dr. Erdem Erikçi, dünyada ve Türkiye'de bu konudaki gelişmeleri Ali Ekber Yıldırım'a değerlendirdi:

    — Tarım devrimi öncesi dünyada sadece 2.5 milyon insan yaşarken, kişi başına düşen arazi miktarı 61 kilometre kareydi. Bugün ise kişi başına 0.02 kilometrekera alan düşüyor. M.Ö 10.000 yıl öncesinde 61 kilometrekare içinde bulunabilecek,yenebilir ve besleyici niteliği olan her şeyi düşünürseniz,dünyanın insanları ve hayvanları beslemekte hiç zorlanmayacağını anlayabilirsiniz. Fakat bugün dünya zorlanıyor. Eğer yediklerimizin üretiliş şekli değişmezse yarın daha da zorlanacak.

    - Yaşanabilir alanların yarısı tarıma ayrılmış durumda. Bu alanların %77'si hayvanlara yem üretmek için gereken bitkisel üretimi, %23'ü de bizim yiyeceğimiz bitkisel üretimi sağlamak için kullanılıyor. Toplam arazinin yaklaşık 3'te 2'sinde hayvanları beslemek için gereken bitkisel üretim yapılıyor olsa da, protein ihtiyacımızın %33'ünü hayvansal ürünlerden karşılıyoruz. Geri kalanını bitkilerden alıyoruz. Demek ki; protein üretimi sırasında çok ciddi kayıplar gerçekleşiyor. Zira hayvanların protein verimliliğine, yani 100 gr protein içeren yeme karşılık kaç gram protein elde edilebildiğine baktığınız zaman, yumurtada %25, sütte %24, tavuk etinde yüzde 19.6, kırmızı ette ise yüzde 3.8 olduğunu görürsünüz.

    'SU KAYNAKLARININ YÜZDE 70'İ TARIMDA KULLANILIYOR'

    — Yukarıda bahsettiğimiz verilerin yanı sıra, tatlı su kaynaklarının %70'inin tarımda kullanıldığını ve tüm kara taşıtları, gemi ve uçaklar tarafından atmosfere salınan sera gazı miktarı kadar gazın hayvancılık aktivitelerine bağlı olarak salgılandığını unutmamak gerekir. Yani yaratılış olarak, dana veya tavukların verimli birer gıda aracı olarak tasarlanmadığını söyleyebiliriz. Fakat güzel bir gelecek istiyorsak daha verimli protein kaynaklarına ihtiyacımız var.

    'ETE ALTERNATİF İKİ ÜRÜN VAR'

    - Et yemeyi bırakmak çözüm olarak sunulabilir. Fakat et yemeyi seven kitlelerinin iradesine güvenerek, geleceğe dair kaygılar temelinde,insanların vegan veya vejetaryen olmalarını istemek gerçekçi olmayacaktır. Etin alternatifini sunmak daha güçlü bir yaklaşım olur. Günümüzde ete alternatif iki ürün önerisi var: İlkine "bitki temelli et" deniyor. Buğday ve patates gibi bitki karışımlarına çeşitli katkı malzemeleri ekleyerek koku, doku ve tat olarak ete çok benzer ürünler geliştiriliyor. Soya kıyması, tofu gibi ürünler uzun zamandır piyasada mevcut aslında, fakat bu ürünlerle hep vegan/vejetaryen pazarı hedefleniyor. "Beyond Meat", "Impossible Burger", "GoodCatch" gibi yeni oyuncular pazarlarını herkes için genişletti ve üretim yöntemlerine inovatif yaklaşımlar getirerek etten ayrılması zor ürünler piyasaya sürmeye başladılar. Perakendecilik sektöründe bitki temelli et, %20'lik bir oranla satışı en hızlı artan ürün olarak kabul ediliyor.

    'ETE ŞARBON GİBİ HERHANGİ BİR MİKROBUN BULAŞMASI SÖZ KONUSU OLMAYACAK'

    - İkinci yaklaşım ise hücre temelli et; yani hayvanın vücudunun içinde gerçekleşen olayın benzerini, laboratuvar ortamında gerçekleştirmek üzerine kurulu yepyeni bir yöntem. Hayvandan alınan küçük bir biyopsiden elde edilen hücrelerin bölünmesi ve kas hücrelerine özelleştirilmesiyle yüksek miktarda kas hücresi elde edilmesi, yani hayvan büyütmeden gerçek et elde edilmesi şeklinde özetlenebilecek bu yöntem birçok sorunu aynı anda çözebilir. Örneğin; bu şekilde et üretmek için hayvan öldürmeye gerek yok.Sadece doku örneği almak yeterli olacak. Ayrıca, hücre tabanlı et üretiminin geleneksel et üretme yöntemlerine göre %7-45 daha az enerji, %99 daha az arazi, %81-96 daha az suya ihtiyaç duyacağı ve %78-96 daha az sera gazı salınımına neden olacağı öngörülüyor. Dahası, geleneksel et üretiminde bolca kullanılan antibiyotik, temiz et üretiminde kullanılmayacak ve ete şarbon gibi herhangi bir mikrobun bulaşması da söz konusu olmayacak. Saydığımız bu faydalardan dolayı hücre tabanlı et için "temiz et" ifadesi de kullanılıyor.

    Etiketler:
    temiz et, Mikrop, kırmızı et, şarbon, Beyaz et, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Erdem Erikçi, Ali Ekber Yıldırım, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın