10:40 24 Ocak 2018
Ankara+ 2°C
İstanbul+ 4°C
Canlı Yayın
    Burasi Türkiye

    'Türk medyası en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor'

    Burası Türkiye
    URL'yi kısaltın
    Murat Erdin
    0 10

    Gazeteci Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya'ya verilen 2'şer yıllık hapis cezasını değerlendiren İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Demir, "Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda 1945'ten beri en kötü dönem yaşanıyor" dedi.

    Fransız hiciv dergisi Charlie Hebdo'nun 12 çizerinin katledilmesi nedeniyle hazırladığı özel sayının kapağını dayanışma için Cumhuriyet gazetesindeki köşelerinde yayınlayan Ceyda Karan ile Hikmet Çetinkaya'ya 2'şer yıl hapis cezası verildi.

    Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Hikmet Çetinkaya, Sputnik'e yaptığı açıklamada ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlamasıyla haklarında verilen hapis kararının ardından can güvenliklerine ilişkin tehlikenin arttığına dikkat çekti.

    RS FM'de ‘Eksen' adlı programı hazırlayıp sunan gazeteci Ceyda Karan ise, davanın ve kararın siyasi olduğunu belirterek, "Siyasal İslam'da aslında düşünce ve ifade özgürlüğünün katiyen barınamayacağını ispatlayan bir karardır bu" dedi.

    ​Burası Türkiye programına katılarak Murat Erdin'in sorularını yanıtlayan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Demir, "Türkiye'de basın özgürlüğü konusunda 1945'ten beri en kötü dönem yaşanıyor" dedi.

    Halen 30'dan fazla gazetecinin tutuklu olduğunu yüzlercesinin yargılandığını hatırlatan Prof. Demir, "Türkiye artık basın özgürlüğünün demokrasinin, fikir ve ifade özgürlüğünün olmadığı ülkeler kategorisinde yer alıyor" diye konuştu.

    Demir şöyle devam etti:

    "ABD merkezli düşünce kuruluşu Freedom House 2015 yılı raporunda Türkiye'nin basın özgürlüğünde Avrupa ülkeleri arasında son sırada, dünyada ise 156. ülke olduğunu gösteriyor. 2011'de 116., 2012'de 121., 2013'de 125., 2014'te 134. sıradaydı Türkiye. Şimdi 22 sıra birden gerilediğimizi görüyoruz. Otoriter,  yani basın özgürlüğünün olmadığı ülkelerde gazeteciler, gazetecilik faaliyetinden dolayısıyla hapse atılıyor denilmez. Bahaneler üretilir ya da başka sebepler gösterilerek, suçlamalar yapılarak gazeteciler hapse atılır. Türkiye'de de böyle yapılıyor."

    'VATANDAŞLARIN SUSMALARI İSTENİYOR'

    Demir, gazeteciler Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya'ya 2'şer yıl hapis cezası verilmesini şöyle yorumladı:

    "Charlie Hebdo'yu benimsemek zorunda değilsiniz. Fakat gazeteciler, akademisyenler ya da diğer insanlar fikirlerinin ifade edebilirler hatta toplumun rahatsız olacağı fikirleri bile ifade edebilirler. İletişim ve ifade özgürlüğü bunu gerektirir. Bunu yaparken toplum ne der, siyasi iktidar ne der diye düşünmezsiniz. Sonuç itibariyle ifade özgürlüğünün amacı da budur zaten. Türkiye'de insanlar otosansür uyguluyor. Kendini sansürlüyor artık. Gazetecilerin yargılanmasının ya da hapse atılmasının sebebi de zaten bu. Birkaç gazeteciyi hapse atarak diğer gazetecilerin, akademisyenlerin ve vatandaşların susmaları isteniyor. Suskun bir toplum haline getirmek isteniyor."

    İlgili konular:

    Alman Yeşiller: Türkiye'deki basın özgürlüğü için açık tavır alalım
    'Türkiye'deki basın özgürlüğü sorunu yakın zamanda çözülecek gibi durmuyor'
    ABD’den basın özgürlüğüne saygı çağrısı
    Merkel: Basın özgürlüğünü Türkiye'den de talep edeceğiz
    CPJ, Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlallerini izleyecek
    Etiketler:
    Cumhuriyet gazetesi, Charlie Hebdo, Hikmet Çetinkaya, Ceyda Karan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın