11:44 18 Ağustos 2017
Ankara+ 29°C
İstanbul+ 28°C
Canlı Yayın
    Eksen

    Türkiye IŞİD roketleri karşısında çaresiz, Kilisliler isyanda

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 50 0 0

    Kilis'te ocaktan bu yana en az 18 kişi IŞİD mermileriyle hayatını yitirdi, onlarca yaralı var. Türkiye, şehre polis ve asker yığsa da sınırın Suriye tarafından atılan roketlere engel olamıyor. Kent halkı ise can güvenliğini koruyamadığı için hükümete sert eleştirilerde bulunuyor.

    Türkiye'nin güneyinde Gaziantep ve Hatay'a komşu olan Suriye sınırındaki Kilis, radikal dinci IŞİD militanlarının roket ateşi altında.

    Normalde nüfusu 93 bin olan kent, 127 bin Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Ocak ayında bu yana 18 kişi hayatını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Piyangonun kime çıkacağı belli değil. Kilis'in çarşısından bir esnaf durumu, "Biz ne olacağımızı bilmiyoruz. Sabah evden çıkarken çoluk çocukla helalleşiyoruz. Bugün roket toto nereye çıkacak, nereye düşecek" sözleriyle anlatıyor.

    Geçen haftasonunu Kilis'te geçirdim, tepelerine düşen roketler yüzünden hayatları kararan, canı yanan insanlarla konuştum. Kimi annesini yitirmiş, kimisinin çocuğu yaralanmış.

    Gökten her an tepelerine inecek roketler altında korku içinde yaşıyorlar. Türkiye hükümetine meseleye çözüm bulamadığı için öfkeliler. Kentte eğitim durmuş, ekonomi durmuş, göç başlamış durumda.

    ‘ERDOĞAN ÇADIR MI KURSUN'

    AKP'yi destekleyen ahalinin argümanları "Tayyip Erdoğan ne yapsın, şehrin üzerine çadır mı gersin" şeklinde. Ancak bu söylem herkesi teskin etmiyor. Özellikle de akrabalarını ve yakınlarını kör roket saldırılarında yitirenleri.

    Dört çocuklu Fatma Demir 43 yaşında evinin önüne düşen roketin kurbanı oldu. Oğlunun aracı cayır cayır yanarken, ailesinin diğer üyeleri kılpayı kurtuldu. Demir'in 27 yaşındaki oğlu Mehmet, "Acının tarifini anlatmak ne kadar kolay bilemem. Sadece yaşayan bilir. Şehit olanlara bakardım, yüreğim biraz acırdı. Bazen yeri geliyor iş isyan etmeye varırdı. Fakat sonra durdum düşündüm, benim başıma gelince takdir-i ilahi dedim" diyor.

    Mehmet roketleri atanlara lanet yağdırıyor.

    Mehmet'in 23 yaşındaki eşi Rabia Demir, olay sırasında evdeymiş, tepkisini "Kaynanam öldü, gözleri açık gitti. Benim kızım ‘anne babaanne gitti, bomba sesleri' diyor. Kilis'imiz dağıldı resmen. Nedir bu? Her gün bu korkuyla yaşıyoruz. Tek başıma bir yere gidemiyorum. Niye biz evimizden ayrılalım? Kilis'e bir şeyler yapmalarını istiyoruz biz artık" sözleriyle dile getiriyor.

    VALİYE TEPKİ BÜYÜK

    Kilis'te yoğun bir askeri ve polis varlığı var. Ancak gökten yağan roketlere karşı yapabilecekleri bir şey yok.

    Sabrı taşan şehir halkı 24 Nisan'da polisle çatışmaların yaşandığı gösteriler düzenlemişti. Taşlı sopalı, gazlı, tazyikli sulu olaylarda Vali'nin uzun namlulu silahlarla askerleri çağırmasına Kilisliler içerlemiş. Kimileri ‘terörist muamelesi' görmüş olmaktan yakınıyor.

    Mehmet, taş atmadığı halde altı saat gözaltında kaldığını ve kendisine iyi muamele edilmediğini anlatıyor:

    "Ben yürüyüşümü yapmak istedim. Amacım devletime saygısızlık değil, Sadece Kilis'in Türkiye'nin bir parçası olduğunu anlatmak için gelip buraya daha fazla özen göstermeleri, imkan sağlamaları için yürüyüş yaptık. Bu da tabii art niyete çevrildi. Bazı kendini bilmez insanlar polise küfür ettiler, taş attılar. Allah onların belasını versin."

    ‘DEVLET BİZİ KORUSUN'

    Demir ailesinin komşuları can kaybı yaşamamış ancak hasardan paylarına düşeni almışlar. Evlerinin camları inmiş, duvarları delik deşik olmuş, kimisinde çöküntüler var.

    34 yaşındaki Sebra Çürükoğlu'nun 8 yaşındaki kızı Gizem cam kırıklarıyla yaralanmış. Komşular infial halindeler, "Biz Suriyelileri nasıl koruduysak, devlet de bizi korusun" diyorlar.

    Fatma Demir'in komşusu Ayşe Topalbekir, hissiyatını, "Bu bombalar dursun başka bir şey istemiyoruz. Ağlıyoruz, namaz kılıyoruz, Allah'a yalvarıyoruz bizi korusun diye. Hükümet yok. Ancak seçim zamanı gelip, milletten oy istiyorlar" sözleriyle dile getiriyor.

    54 yaşındaki Fattum Fakıoğlu, sürekli ölüm korkusuyla yaşadıklarını anlatıyor:

    "Çocuklarımız okula gidemiyor. Yeter artık bittik usandık. Şuna bir dur desin büyükler. Canımızdan usandık. Doktora gittim, bana ‘Niye bu kadar üzülüyorsun' diye sordu. Benim duvarlarım yarılmış, evim çökmüş nasıl üzülmeyeyim. Odalarda korku içinde yatıyoruz. Her an öleceğiz diye bekliyoruz."

    66 yaşındaki Mevlucan Murtazaoğlu "Ölümü gördük geri geldik" derken, "Nedir bu milletimizin hali? Gül gibi kadın öldü gitti, çoluğu çocuğu kaldı meydanda" sözleriyle feryat ediyor.

    ‘ROKETLER KİLİS'E DEĞİL TÜRKİYE'YE DÜŞÜYOR'

    Kilis'in Yeni Beşevler semtinde 63 yaşındaki Hatice Evran, komşularıyla Kuran okuduktan sonra apartmanına girmek üzere yerinden kalktığında bahçede yakalanmış rokete. Düşen füzenin parçaları sırtına saplanmış. 38 yaşındaki oğlu Veysel Evran, isyanını bastırmaya çalışıyor:

    "IŞİD'in attığı bu füzeler Kilis'e düşmüyor, Türkiye Cumhuriyeti devletine düşüyor. Sizden tek ricam bunu vurgulayın. Bakın dün Bursa'da patlama oldu. İnsanlar halen bunu anlamış değil. Eğer biz bu topraklar içinde yaşıyorsak, ki sınırımız Türkiye Cumhuriyeti devleti, bizim istediğimiz devletimizden bu işe bir çözüm bulması. Biz vergimizi ödüyoruz, askerliğimizi yaptık. Burası Muz Cumhuriyeti mi? Bu işe bir çözüm bulunması lazım."

    Veysel Evran'ın eşi Dilek, ikinci kattan sarkarak sohbetimize müdahale ediyor: "Girme detaya. Kilis'i unutmuşlar. Bir başsağlığına değmedik biz. Boynu altında kalsın o baştakilerin. Annemin kanı kurumadı yerde. Bir başsağlığı değmedik, teferruata girmeyin. Lanet olsun onlara, hakkımızı helal etmiyoruz, içim yanıyor. Aynı acıyı yaşatsın hepsine. Bunu yazın, hakkımızı helal etmiyoruz."

    Eşi Veysel Evran, Kilis halkı olarak güvenlik güçleriyle sorunları olmadığını belirtirken, halkın artık sabrının tükenmekte olduğunu anlatıyor.

    ‘GERİ DÖNÜN ÇAĞRISI NEYE YARAR, KAFAMIZ YUKARIDA YAŞIYORUZ'

    Roketler yüzünden canından olmasa da ölümden dönüp evlerinde ağır hasar oluşanlar da var.

    73 yaşındaki Makbule Karataş'ın eşi ve çocuklarıyla oturduğu evin sundurmasına düşmüş roketler.

    "Bir kere baktım gümbür haşır camlar başıma döküldü. Şöyle döndüm ki karanlığın içinde bir tozun bir kokunun içinde kalakalmışım. Camları iterek kapıya ulaştım. Murat vardı küçük oğlum. ‘Kurban sende bir şey var mı' dedim. O da bana sordu. Şükür bizde bir şey yok, ama ev gitti. Baksana her taraf delik deşik. Oradan girmiş şuradan çıkmış" diye anlatıyor.

    Hükümetin zararlarını karşılamasını beklediklerini belirtirken, etraflarında oturan bütün komşularının teker teker şehri terk ettiklerini söylüyor. 27 yaşındaki torunu Mehmet Kurtaran, "Şimdi de belediye başkanı geri dönüş çağrısında bulunuyor. Millet nasıl dönsün? Can güvenlikleri yok ki, nasıl dönsünler. Kafamız yukarıda yaşıyoruz" diye tepkisini gösteriyor.

    ‘ABDESTLİ GEZİN DİYEREK DALGA GEÇİYORLAR'

    Kilisliler, Vali'nin ‘abdestli gezin' açıklamasına da bozulmuş. Çarşı esnafından 69 yaşındaki Mehmet Ağanmışgün, "Ne demek bu. ‘Her an ölebilirsiniz' demek. Abdestli olmak iyi bir şey ama bir valinin söyleyeceği söz değil" diyor.

    63 yaşındaki Yüksel Hanım ve kızı da "Çok komik yani. Dalga geçiyorlar. Bu ne demek? Ne yapalım, sokağa çıkıyoruz. ‘Tedbir alıyoruz' diyeceğine dalga geçer gibi konuşuyor" diyerek söyleniyor.

    Veysel Evran, protesto gösterilerinde Vali'nin tutumunu, "O askeri oraya dikmesi yanlıştı. Polis tamam da askerin gelmesi çok kötü. Uzun namlulu silahla geldi. Sanki Uganda Cumhuriyeti. Karşında sanki düşman var. O herkesin ağırına" sözleriyle eleştiriyor.

    Esnaf Mehmet Bey "Bakıyorsun bomba mahalleye düşmüş, birinin annesi ölmüş, babası yaralanmış. Herkes tedirgin. Fakat Reisicumhurumuz buraya gelmedi. Oy meselesi değil, buraya gelip en azından moral vermeliydi" vurgusu yapıyor.

    ‘TÜRK MEDYASI YAYINLAMIYOR'

    Kilis'te çarşı pazar boşalmış. Halk, evlerinden dışarıya çıkmaya korkuyor. Türk medyasının, bakanların ziyareti olmasa başlarına geleni aktarmamasından yakınıyorlar. Aktardığı zamanlarda da sözlerinin sansürleyerek yayınlamasından şikayetçiler.

    Kentte okullarda orta eğitim tümüyle durmuş. 7 Aralık Üniversitesi'nde yüzlerce öğrenci kaydını dondurmuş. Veysel Evran, "Korkumuzdan çocuklarımız okula gitmiyor. Devlet erkanımızın aileleri Valimizin hanımı, Garnizon Komutanı'nın hanımı hep Gaziantep'te. Keşke bu soruları onlara sorsanız" diyor.

    Devleti asli görevini yapmaya ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya çağırıyor. AKP tabanında da gelişmelerden rahatsızlık var ancak onlar fazla konuşmuyorlar.

    ‘SURİYELİLERE KARŞI BİLENİYORLAR'

    Başlarına gelenin faturasını ise daha çok Suriyeli sığınmacılara kesme eğilimi var. Esnaf Mehmet bey, daha baştan bu kadar Suriyeli sığınmacının kente sokulmasını eleştiriyor. Ekonominin kötü gittiğini de anlatırken, "Bir kere bizim yaşantımız ile onların yaşantısı farklı. Bizim mesela 3-4 çocuğumuz var ama onlarda 8-10 tane. Gelelim ekonomiye bunlar kaliteli almıyorlar. Bunların çocukları çok diye kaliteli bir şey almıyorlar. Ucuz olduğu için bizlere zararı oldu yani" diyor.

    Yüksel hanım, "Bu Suriyelileri devlet tıkt. Hırsız içimizde, canlı bomba içimizde. Çünkü kapıyı açtılar, kim girip çıkıyor belli değil" sözleriyle tepkisini dile getiriyor.

    Rabia ise, "Niye haksızlık yapıyorlar ki bize. Bizim eşlerimize neden haksızlık yapıyorlar? Bizim gençlerimiz niye işsiz kalıyor?" diyerek feryat ediyor.

    Dünürü Nurhayat Demir, "Devlet Suriyelilere bir şehir kursun, onlar da insan. Elhamdülillah biz de Müslümanız, onlar da… Onlara ayrı müdahale etsin. Ama burada insanların hakkını aldılar. Onlara özel okullar, hastaneler yapıldı. Özel yardımlar geliyor. Bizim kendi milletimiz aç, bizim kendi milletimiz işsiz. İş imkanı hep onlara veriliyor. Savaş bitince memleketlerine gidecekler. Ya bizimkiler nereye gitsin?" diyor.

    Ayşe Topalbekir ise Suriyelilerin de suçu olmadığını anımsatarak, "Suç kimin. Başbakanımızın Valimizin. Suriyeliler canını kurtarmak için geldi. Hiçbir suçları yok" vurgusu yapıyor.

    ‘KOMŞUDAKİ YANGINA BENZİNLE GİTTİK'

    Yaşananları AKP hükümetinin hatalı politikalarına bağlayanlar eksik değil. Kuyumcular çarşısının hemen aşağısında perdece dükkanı olan Bayram Memiler gibi.

    Atatürk'ün ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesini anımsatan Memiler, komşularla iyi geçinmek gerektiğini anımsatıp, "Şimdi komşuda bir yangın var. Yangının müsebbiblerinden biri biziz. Komşudaki yangına bizim suyla ve yangın söndürücüyle gitmemiz lazımdı. Biz ne yaptık benzinle, silahla gittik. Gönderdik silahları" tepkisini dile getiriyor.

    Memiler, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Katar'la birlikte Suriye'ye ‘demokrasi götürme' girişimiyle ise alay ediyor: "Biz ne yapıyoruz. Suudi Arabistan'la, Katar'la işbirliği yapmışız. Biri krallık, öbürü şeyhlik, Suriye'ye demokrasi getirecek. Gelir mi demokrasi. Demokrasi ayağa mı düştü?"

    İlgili konular:

    Kilis kent merkezine roketli saldırı: 2 ölü
    Kilis'e askeri sevkiyat yapıldı
    Suriye'den atılan roket mermisi yine Kilis'e düştü
    Davutoğlu'ndan Kilis açıklaması: Bedelini ödeyecekler
    Kilis’e beklenen Merkel, Gaziantep’e gidiyor
    IŞİD Kilis’i bugün de roketle vurdu: Bir evde yangın çıktı
    Etiketler:
    IŞİD, AK Parti, Recep Tayyip Erdoğan, Kilis, Suriye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın