04:59 23 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Başkanlık değil, sınırsız güç rejimi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 0 0
    Abone ol

    Türkiye'de Amerikan ve Fransız başkanlık sistemlerinin ardından 'cumhurbaşkanı sistemi', 'partili cumhurbaşkanlığı' tartışılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 'başkanlığın gelenek olduğunu' iddia etti. Anayasa Hukuku Profösörü Sultan Uzeltürk ise başkanlık sisteminin 'kuvvetlerin ters ayrımına dayandığını', Osmanlı'da 'güçler birliği' olduğunu belirtti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasa ve başkanlık sistemine geçme ısrarı büyük tartışmalara yol açıyor. Amerikan tipi, Fransız tipi derken, 'Cumhurbaşkanı sistemi', 'partili cumhurbaşkanlığı' gibi mefhumlar ortaya atıldı. Ancak Türkiye'de önerilmekte olan sistemin içeriğinin ne olduğu meçhul görünüyor.

    'KÖR DÖĞÜŞÜ YAPIYORUZ'

    'Başkanlık sistemi' tartışmalarını, Anayasa Profesörü Sultan Uzeltürk'le konuştuk. Uzeltürk, "Ne Cumhurbaşkanlığı ne de iktidar partisi başkanlık rejiminin kriterlerini ortaya koymuyor. Birazcık kör döğüşü yapıyoruz" dedi. Başkanlık sisteminin kuvvetlerin ters ayrılığına dayandığını ve yürütme, yasamanın birbirine müdahale etmemesi gerektiğini belirten Uzeltürk, "Ama getirilen önerilerde biz yürütmenin yasamayı fes etme yetkisini görüyoruz. Cumhurbaşkanının ya da Başkanın kararname çıkardığını görüyoruz, ki bu bir yasama yetkisidir. Atama yetkilerinin sınırsız kullanıldığını görüyoruz. Bütün bunları dikkate aldığımızda bu başkanlık rejimi değildir" görüşünde.

    'BİZ NEYE GEÇECEĞİZ?'

    'Partili Cumhurbaşkanı' mefhumunun 1924 Anayasası'nda olduğunu ancak bunu çok partili siyasal yaşama geçmenin başında söz konusu edildiğini ve statü açısından farklar olduğunu anlatan Uzeltürk, "Türkiye bundan elli yıl önce sorunlu gördüğü için daha demokratik sisteme geçmek için vazgeçti. Bizde ilk kez 1961 yasasıyla anayasal olarak ‘tarafsız cumhurbaşkanı'na geçildi. Daha öncesinde Celal Bayar bile partiden ayrılmıştı. Taraflı Cumhurbaşkanının yaşayarak hatalarını gördü" vurgusu yaptı.

    ‘YARI BAŞKANLIĞIN SAKINCALARI'

    Siyasal rejimlerin öyle ha deyince çevrilecek modeller olmadığının altını çizen Prof. Uzeltürk, yarı başkanlık sistemi olarak Fransa örneğini verdi. Fransa'da yarı başkanlık rejimine ‘sömürgelerle ilgili güçlü devlet ihtiyacı ile' geçildiğini anlatan Uzeltürk, sakıncalarına şöyle dikkat çekti:

    "Bu büyük krizlere yol açabilme potansiyeli de taşıyan bir siyasal seçim. Mesela cumhurbaşkanının partisiyle parlamentonun çoğunluğu aynı partidense ne olur? Yani yasama ve yürütme tek bir siyasi partiyse ne olur? Güç yoğunlaşma olur. Bu nedenle bu demokratik sistemler fren mekanizmasıyla çalışan sistemlerdir. Riskli bir yürütmeyle işler ama tersi olduğunda parlamentonun çoğunluğuyla cumhurbaşkanının partisi farklılaştığında sıkıntı olur. Çünkü ikisi de aktif politikada, ikisi de meşru temellerden geliyor, halk tarafından seçiliyor. Bu kez kriz başlar. Fransa'da cumhurbaşkanının koşulsuz fesih yetkisi var, parlamentoyu dağıtıyor. Ciddi sorunları vardır çünkü halk tarafından seçilmiş parlamentoyu dışlıyorsunuz. Fransa'da model şöyle işledi. Cumhurbaşkanları geri adım attılar demokratik tecrübeyle işledi. Koalisyon dönemleri demokratik tecrübesiyle aşıldı. Ama Türkiye'de böyle bir uzlaşma tecrübesi olduğu kanaatinde değilim."

    'YARGI SINIRLANDIRMIYORSA SAĞLIKLI İŞLEMEZ'

    Uzeltürk'e göre demokratik tecrübeniz yoksa ve yargı iktidarı sınırlandırmıyorsa, hiçbir siyasal rejimin sağlıklı işlemesi mümkün değil: "İster başkanlık ister yarı başkanlık hiç fark etmez, yargı sağlıklı işlemiyorsa işlemez. Fren mekanizmalarına bakacaksınız. Ben Türkiye bakımında bir risk teşkil edeceği kanaatindeyim."

    'ANTİ DEMOKRATİK İKİ GÜÇLER BİRLİĞİ MODELİ: OSMANLI VE İTALYA'

    Anayasa Derneği olarak haziran ayı başında bu konuda bir kitapçık da çıkartacaklarını anlatan Prof. Uzeltürk, 'başkanlık sisteminin Türkiye'nin geleneklerinde olduğu' söylemine de itiraz etti. Uzeltürk, Türkiye'nin ilk kez anayasal sisteme 1876'da geçtiğini anlatırken, kuvvetlerin birleştiği iki modeli Montesque'dan hareketle izah etti:

    "Biri monarşiler için Osmanlıdır, bütün iktidar padişahta toplanmıştır; diğeri de Cumhuriyet olarak İtalya'yı gösterir. Orada da iktidar tek elde toplanmıştır. Bu o kadar nettir. Osmanlı'da hiçbir zaman kuvvetler ayrılığı 1876'ya kadar olmamıştı. Güçler birliği vardır. O yüzden de başkanlık rejimi yoktur. Çünkü başkanlık rejimi kuvvetlerin ters ayrımına, yasamanın yürütmeye müdahale etmemesine, onun seçimine katılmamasına, onun fonksiyonuna denetlenmemesine, üzerinde güç kullanılmamasına ilişkin bir modeldir. Bize uygundur dedikleri eğer Padişahın yasamayı yürütmeyi elinde topladığı modelse, bu kuvvetlerin ayrıldığı bir model değildir. Yürütmede kuvvetlerin birleştiği iki model var, biri geleneksel Osmanlı'da olduğu gibi diğeri de 20. ve 21. yy.'ın totaliter rejimleridir, o yüzden buradan demokrasi çıkmıyor. Bunu söylemek yanlıştır. Osmanlı'da hiç bir zaman başkanlık rejimi olmamıştır."

    'CUMHURİYET DEMOKRATİK TEMELLERDE KURULDU'

    Uzeltürk, Türkiye'de en demokratik modelin 1921'de istisnai ve kısa sürse de kuvvetlerin yasamada birleştiği meclis hükümeti sistemi olduğunu da aktarırken, "Cumhuriyet kurulurken demokrasi üzerine kurulmuştur. Yerel, bölgesel, ulusal kongreler üzerine, halkın bizzat katıldığı, kendini bizzat yönettiği bir model üzerine inşa edilmiştir. O yüzden demokratik zemini vardır. İkincisi hukuk üzerine inşa edilmiştir. Büyük krize rağmen 21 anayasası iktidarı yasama yürütme yargı yatay planda paylaştırmamıştır ama dikey planda merkez yerel yönetim ilişkileri arasında paylaştırmıştır. Biz buna dikey kuvvetler ayrılığı diyoruz, yerel yönetimlerle merkez yönetim arasında paylaştırılmasına" diey konuştu.

    'HÜKÜMET İSTİKRARSIZLIĞI DA YOK Kİ'

    Parlamenter sistemin en büyük eleştirisinin hükümetlerin istikrarsızlığı olduğunu da anımsatan Prof. Uzeltürk, "Bizde şu an o da yok. Niye biz bu rejimi değiştiriyoruz anlayabilmiş değilim. Elbette bir ülke demokratik olarak siyasal bir rejim değişikliğinin daha doğru olacağını düşünürse rejim değişikliğine gidilebilir. Ama bu öyle değil. Kişiye özgü rejim tartışıyoruz ama bu rejimin ne olduğunu bilmiyoruz. Bu rejimin sonucunda kimin seçileceğini de biliyoruz, kim partili başkan olacak onu da biliyoruz. Bunun çok sağlıklı bir tercih olduğu kanaatinde değilim" diye ekledi.

    İlgili konular:

    Kılıçdaroğlu'nun başkanlık sistemi açıklamasına soruşturma
    CHP Sözcüsü Böke: Başkanlık kesinlikle masaya gelmemeli
    CHP Sözcüsü Haluk Koç: Başkanlık ısrarı siyasi hendektir
    Kılıçdaroğlu: Ülke yangın yerine dönmüş, tek dertleri başkanlık
    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan, Fransa, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın